(ANKARA) - COP31 Başkanlığı tarafından hazırlanan 'The Yörüks-Yörükler' belgeselinde, Toroslar'da yaşayan Sarıkeçili Yörüklerin doğayla iç içe yaşamı ve kültürel değerleri anlatıldı. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da belgeseli, 'COP31 yolunda en yalın gerçeği bir kez daha hatırlatıyor: Ortak evimiz dünya:' mesajıyla sosyal medya hesabından paylaştı.

SPK'den 67 kişi hakkında suç duyurusu; Trive Yatırım'ın faaliyetleri geçici olarak durduruldu
SPK'den 67 kişi hakkında suç duyurusu; Trive Yatırım'ın faaliyetleri geçici olarak durduruldu
İçeriği Görüntüle

COP31 Başkanlığı'nın resmi hesaplarından yayımlanan 'The Yörüks-Yörükler' belgeseli ile insanın doğayla olan bağı Yörük ailelerinin hikayeleriyle anlatıldı. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da belgeseli, 'Mutluluk neredeyse ev orasıdır.' Yörüklerin dünyasında ev, dört duvardan ibaret değildir; gökyüzünün altı, yıldızların hizası, ormanın kucağıdır. Torosların zirvesindeki bu yaşam, COP31 yolunda en yalın gerçeği bir kez daha hatırlatıyor: Ortak evimiz dünya:' mesajıyla paylaştı.

SARIKEÇİLİ YÖRÜKLERİN HAYATI

Belgesel Orta Asya'dan Balkanlar'a kadar 'yürüyen' Yörükleri, 45 günlük çekimlerin özetiyle aktarıyor. Belgeselde yer alan 6 çocuklu Ramazan'ın eşi, Yörük kültürünü şu sözlerle anlatıyor:

'Yörük olunmaz Yörük doğulur: Çünkü Yörükler, doğanın içinde doğuyor, büyüyor ve yaşamlarını doğanın koşullarına uyum sağlayarak sürdürüyor. Onlar için dağın, taşın, suyun, ağacın ve keçinin ifade ettiği anlam, günlük yaşamın çok ötesinde. Doğa, yalnızca içinde yaşadıkları bir çevre değil, yol gösteren bir bütünü, ortak bir evi temsil ediyor. Bizim için huzur bulduğumuz yer; kara çadır:  Eşinle çocuklarınla yaşadığın yer yuva: Mutluluk nerdeyse ev orasıdır, kara çadır veya duvar olmuş hiç fark etmez. Yörük kadını israf kültürünü de çok net reddediyor: Konar göçer Yörükleriz biz. Eşyaları taşımak zor oluyor onun için tencerede pişirip kapağında yemek bize daha makbul oluyor... Fazla eşya ile işimiz olmaz bizim. Yörükler israfı sevmeyiz. Elimizin ayarı vardır. Kişiye göre yemek ayarlar israf etmezler.'

'KERPİÇ EVE GİRERSEK MEZARA GİRERİZ'

Ramazan ise Yörük kelimesinin kökünü şöyle açıklıyor:

'Bir gün rahmetli babama dedim ki; 'Ya baba biz hep böyle yürüyecek miyiz?' O da döndü dedi ki; 'Oğul yürümekle yol mu biter? Bizim babamız da yürüdü. Babamın babası da yürüdü, onun babası da yürüdü:  Ta Orta Asya'dan yürüyerek geldi. Biz hep böyle yürüyeceğiz: Adımızın da Yörük olmasının sebebi 'yörü'memizden' geliyor: 4 mevsimi de yaşıyoruz biz; şehirdeki insan bunu yaşayamaz. Yörük çocuklardan birine 'evini göster' desen sana kara çadırı gösterir. Çünkü evi bu: Orta Asya'dan beri çadırın içindeyiz. Geçmişimiz çadırın içinde bugünümüz çadırın içinde. Biz kerpiç eve girersek biz kapalı bir mezara gireriz. Biz yıldızı görmezsek, ayı görmezsek, güneşin doğuşunu görmezsek zaten yaşayamayız. Sen bu insanı kapalı bir odaya kat; al işte sana mezar. 

'İNSANA DEĞER VEREN, SAYGI VEREN YÖRÜK'TÜR'

Belgeselde yer alan Kuş Ali ise hikayesini şu sözlerle paylaşıyor:

'Kar da yağmaz oldu, sular da olmaz oldu. Müsait yer olmadığı için bugün konar; yarın kalkar gideriz: Kuş Ali'nin ormana duyduğu minnet belgeselin ana fikrini de özetliyor: Canımdan ilerdedir benim ormanım. Orman olmazsa benim hiçbir varlığım olmaz. Yediğimiz içtiğimiz bu ormandır. Orman kendimden değerlidir benim yanımda. Ormana zarar geldi mi benim içim sızlıyor: Benim evim, bağımdır, bahçemdir her varlığım ormandır. Türkiye'nin dip temeli Yörük'tür. Namıyla, adıyla anılan Yörük. Bizim hayat da bu dağda. Bu dağı gördüm mü güllerim açılır. Bazısı gelir derki  'Bu dağ başında yaşanır mı?' Ama bu dağın başında yaşan Yörük insan değerini de bilir, yaban hayvanının değerini de bilir, güttüğü malın değerini de bilir: İnsana değer veren, saygı veren Yörük'tür. Sarıkeçili Yörüğüdür:'

KEÇİ SABİŞ'İ BAŞININ ÜSTÜNDE TAŞIYAN NAZIM'IN HİKAYESİ

Belgeselin dikkati çeken bölümlerinden birinde, eşi ve çocuğuyla mağarada yaşayan Nazım'ın yavru keçisi Sabiş'e duyduğu bağlılık anlatılıyor. Sabiş'i kaybettiğinde büyük üzüntü yaşayan Nazım, yavru keçiyi yamaçta ayağı kırılmış halde bulunca başının üzerinde taşıyarak ağıla götürüyor. Nazım'ın eşi ise zorlu yaşam koşullarını, 'Zor da olsa bize zor gelmiyor. Yaşam şartları bu diyoruz. Yaşamaya uğraşıyoruz.' sözleriyle anlatıyor.

BALKAN YÖRÜKLERİ DE UNUTULMADI

Belgeselin final bölümünde ise Makedonya'da yaşayan Yörüklerin hikayesine yer veriliyor. Tarımla uğraşan Hasan ve ailesi, Türkçeyi özenle kullanarak geride bıraktıkları yolları ve ulaştıkları yaşamı anlatıyor. Hasan'ın çiftçilikle geçen hayatı, 'Güneşi bekleyiş, suyu bekleyiş ve hasadı bekleyiş' sözleriyle özetleniyor.

Belgeselin tamamına https://www.youtube.com/watch?v=sDkR8d8lYX4 adresinden ulaşılabiliyor. 

Kaynak: ANKA