(TBMM) - TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılımıyla milletvekillerine iftar verdi. İftara CHP ve İYİ Partililer katılmadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, iftar sonrası yaptığı konuşmada, 'Gazi Meclisimizin nihai raporda vücut ve anlam bulan uzlaşı ruhuna sahip çıkarak önümüzdeki dönemde ülkemizi bu sorundan tamamen kurtarmak için gerekli özgüveni cesareti ve iradeyi göstereceğine inanıyorum. Gerçek ki, dün olduğu gibi yarın da bu süreci hazmedemeyenler, Türkiye'ye girdiği bu yoldan geri döndürmek isteyenler, bu hayırlı süreci var güçleriyle engellemeye çalışanlar olacaktır. Biz bunlara aldırmayacağız. Doğru bildiğimiz yolda emin, kararlı ve cesur adımlarla ilerleyeceğiz. Bu fırsatı, bu imkanı heba etmeyecek, heba edilmesine izin vermeyeceğiz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak Meclis'teki diğer siyasi partilerimizin de müspet katkılarıyla sürecin menziline varması için sorumluluk duygusuyla hareket edeceğiz' diye konuştu.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip katılımıyla milletvekillerine iftar verdi. İftara CHP ve İYİ Partililer katılmazken DEM Partililer ve bakanlar, eski Meclis başkanları ile siyasiler ve milletvekilleri katıldı. 

İftarın ardından kürsüde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyada 'gazi' unvanına sahip tek Meclis'in TBMM olduğunu belirterek 'Bir milletin istiklal mücadelesini başlatıp başarıyla hitama erdiren tek parlamento olma şerefini taşıyan devletimiz, milletimiz ve vatanımız için kritik zamanlarda aldığı kararlarla tarihimize altın sayfalar armağan eden 15 Temmuz darbe ve işgal girişiminde yiğitçe direnerek defa Gazi unvanını hak eden Türkiye Büyük Millet Meclis'imizin değerli üyeleriyle siz değerli milletvekillerimizle bu manevi atmosferde bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum' dedi.

'Dünya en küçük kıvılcımda tutuşacak derecede ısınıyor, ısıtılıyor'

Halkın Kurtuluş Partisi, ABD ve İsrail'in İran saldırısını Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne taşıdı
Halkın Kurtuluş Partisi, ABD ve İsrail'in İran saldırısını Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne taşıdı
İçeriği Görüntüle

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:

'Milli Mücadelenin en sancılı günlerinde İstiklal Harbi'mizin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal'in Yüce Meclis'imizin kürsüsünden okuduğu 'Ölmez bu vatan farzı mahal, ölse de hata çekmez kürenin sırtı bu tabutu' mısralarında vücut bulan ya istiklal ya ölüm inancını müstevlilere meydan okuyan yiğitlerin mukaddes davasını bir kez daha kemali hürmetle selamlıyorum. Bu vatan ölmez. Ölmesi farz-ı muhaldir. O farz-ı muhal gerçekleşse de dahi tüm dünya bu ağırlığın altında kalıp çökecektir. Bunun için Türkiye Türkiye'den büyüktür. Cümlesi sıradan bir söz, hamasi bir söylem asla değildir. Bu ifade Gazi Meclisimizin isminde de zikredildiği gibi kendi varlığının, farkında olan bir milletin inancının, iradesinin, aşkının tespit ve tescilidir. Asil ve asıl olan milletin vekilleri olarak bugün o inancı sizler temsil ediyorsunuz. O aşkı sizler temsil ediyorsunuz. O iradeyi sizler temsil ediyorsunuz. Şahsım, ülkem ve milletim adına her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekillerimiz, istiklalimiz adına, Cumhuriyetimiz adına, milletçe yaşadığımız onurlu hayat adına minnettar olduğumuz Türkiye Büyük Millet Meclisimizin mensupları olarak sizler de çok iyi biliyorsunuz ki sadece bölgemiz değil Sadece içinde bulunduğumuz coğrafya değil, topyekün dünya kritik dönemlerden geçiyor. Uluslararası kurum ve kuruluşların etkisi Güç dengesinin giderek bozulduğu, uluslararası anlaşmaların yamalı bohçaya döndüğü, uluslararası hukukun büyük ölçüde rafa kaldırıldığı, geleneksel diplomasi anlayışının terk edildiği bir eksen kaymasını küresel düzeyde hep beraber tecrübe ediyoruz. II. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya sistemi tabiri caizse çatır çatır çatırdıyor. Temelinden sarsılıyor. Dünya en küçük kıvılcımda tutuşacak derecede ısınıyor, ısıtılıyor. Küresel adaletsizlik gittikçe daha da derinleşiyor, kronikleşiyor. Eski düzen yıkılırken yerine neyin konacağı henüz tam olarak bilinmiyor. Dünyamız hızla kabak kuvvetin ve güçlünün hukukunun işletildiği kaotik bir döneme doğru sürükleniyor. Komşumuz İran'a yönelik saldırılarla başlayan süreç bu vesileyle bunlara bir kez daha şahitlik ediyoruz.

'Çatışma yerine müzakerenin, savaş yerine barışın tarafındayız'

Birleşmiş Milletler Sistemi'nin sembolize ettiği çok taraflılık, egemen eşitlik, anlaşmazlıkların diplomasiyle çözümü gibi prensipler bizzat bu sistemin kurucuları tarafından acıkınca yenilen putlara dönüştürülmüş durumda. Yıllardır bize hukuktan, insan hak ve hürriyetlerinden bahsedenlerin bizzat kendileri bugün bu değerleri yok sayıyor. Çiğnemekte hiçbir beis görmüyorlar. Kıymetli arkadaşlar, belirsizliğin, gerilimin, çatışmanın ve hukuksuzluğun norm haline geldiği böyle hassas bir konjonktürde Türkiye'nin tavrı bellidir. Biz bölgemizi ve insanlığı ilgilendiren meselelerde asla tarafsız değiliz ve komşularımızın huzurunu bozan hadiselerde tarafsız değiliz. Biz tüm dünyanın geleceğini tehdit eden konularda tarafsız değiliz. Tam tersine Türkiye olarak sulh sükûnun tarafındayız. Huzurun ve istikrarın tarafındayız. Dayanışmanın ve işbirliğinin tarafındayız. Evrensel değerlerin, adaletin ve kalkınmanın tarafındayız. Sorunların diyalog ve diplomasiyle çözülmesinin tarafındayız. Çatışma yerine müzakerenin, savaş yerine barışın tarafındayız. Öldürmenin, katletmenin, haydutluğun, soykırımın ve soykırımcıların değil, hakkın, hakikatin nerede olursa olsun insanı yaşatmanın tarafındayız. Mazlumların gözyaşını dindirmenin, zulmü engellemenin tarafındayız. İnşallah bu çizgimizi, bu duruşumuzu her daim koruyacağız. Nasıl bugünlere oyunları bozarak geldiysek, nasıl bize demokrasi ve insan hakları dersi verenler susarken Zulmün olduğu her yerde cesaretle hakkı haykırdıysak nasıl zalimlere hiçbir zaman boyun eğmediysek Allah'ın izni aziz milletimizin güçlü desteğiyle adaletsizlikler karşısında dik durmaya devam edeceğiz. Basiretli düşünmeye, soğukkanlı olmaya, sağduyulu davranmaya devam edeceğiz.

'Meclisimiz milli dertlere, milli reçeteler yazma konusunda maharetini farklı vesilelerle göstermiştir'

Bilhassa yakın çevremizde füzeler havada uçuşurken 86 milyonun tek bir ferdinin dahi kılına zarar gelmemesi için dikkatli, temkinli, sabırlı fakat haksızlıklar ve haydutluklar karşısında da bir o kadar dirayetli olmaya devam edeceğiz. Dünyanın fırtınalı sularda seyrettiği günümüzde altyapımızı, ekonomimizi, diplomasimizi ordumuzu ve savunma sanayimizi güçlendirerek, milli birliğimizi tahkim ederek hep beraber Türkiye yüzyılına hazırlanıyoruz. Burada şunu önemle ifade etmek istiyorum. 'Türkiye Yüzyılı' vizyonumuzun köşe taşlarından biri terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefiyle yürüttüğümüz çalışmalardır. Bakınız bundan 94 yıl önce yine bu yüce çatı altında Gazi Paşa'nın dile getirdiği şu önemli tespitler geçerliliğini aynen muhafaza etmektedir. 'Büyük milli dertler şimdiye kadar ancak Büyük Millet Meclisi'nde şifa buldu. Katiyen de yalnız orada kati tedbirlerini bulabilecektir. Evet, 23 Nisan 1920'den bugüne Meclis'imiz milli dertlere, milli reçeteler yazma konusunda maharetini farklı vesilelerle göstermiştir.

'Doğru bildiğimiz yolda emin, kararlı ve cesur adımlarla ilerleyeceğiz'

Bu Gazi Meclis ne kadar komplike olursa olsun ülkenin ve milletin canını yakan her türlü soruna çözüm üretecek kapasiteye, dirayete ve demokratik olgunluğa hamdolsun bugün de ziyadesiyle sahiptir. 5 Ağustos'ta Meclis'imiz bünyesinde kurulan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarihi misyonunu başarıyla yerine getirmiştir. Komisyon siyasi parti gruplarının mutabakatıyla nihai raporunu kabul etmiş Böylece süreci olan inancı güçlendirmiş, terörsüz Türkiye hedefine giden yolda ufuk açıcı bir rol üstlenmiştir. Başta Meclis Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş olmak üzere Komisyon'da görev alan tüm milletvekillerine kalpten teşekkür ediyorum. Hakkımızı Komisyon'da büyük bir başarıyla temsil eden arkadaşlarımızı ayrıca tebrik ediyorum. Gazi Meclis'imizin nihai raporda vücut ve anlam bulan uzlaşı ruhuna sahip çıkarak önümüzdeki dönemde ülkemizi bu sorundan tamamen kurtarmak için gerekli özgüveni cesareti ve iradeyi göstereceğine inanıyorum. Gerçek ki, dün olduğu gibi yarın da bu süreci hazmedemeyenler, Türkiye'ye girdiği bu yoldan geri döndürmek isteyenler, bu hayırlı süreci var güçleriyle engellemeye çalışanlar olacaktır. Biz bunlara aldırmayacağız. Doğru bildiğimiz yolda emin, kararlı ve cesur adımlarla ilerleyeceğiz.

Bu fırsatı, bu imkanı heba etmeyecek, heba edilmesine izin vermeyeceğiz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak Meclis'teki diğer siyasi partilerimizin de müspet katkılarıyla sürecin menziline varması için sorumluluk duygusuyla hareket edeceğiz. Yaklaşık yarım asırdır milletimizin ayağına bağ olan onbinlerce vatandaşımızın canını yakan nice annenin yüreğine ateşler düşüren, ülkemize ekonomik maliyeti 2 trilyon doları aşan bu musibetten Türkiye'yi inşallah kurtaracağız. Bunu da kardeşlik hukuku içinde, vatandaşlık hukuku içinde, şehitlerimizin ruhlarını muazzeb etmeden, gazilerimizi ve şehit yakınlarımızı tesir etmeden meşru ve makul bir zeminde gerçekleştireceğiz. Aynı hassasiyeti, aynı özgüvenli ve yapıcı yaklaşımı bu çatı altındaki her bir milletvekilinden, tüm siyasi partilerden beklediğimizi bir kez daha vurgulamak istiyorum. İnşallah Türkiye bu meseleyi kalıcı olarak geride bıraktığında çok farklı bir atmosfer yakalayacak, kapına sığmayacak, ağır yüklerinden kurtulmuş bir şekilde aydınlık yarılarına doğru koşar adım gidecektir. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum.'

 

Kaynak: ANKA