(TBMM) - Ağrı'da yaşadığı evde cansız bedeni bulunan öğretmen Irmak Ayşe Koparan'ın ölümü TBMM Genel Kurulu'nda gündeme geldi. CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, olayın takipçisi olacaklarını belirterek, 'Sen öğretmenine servis aracı vermeyeceksin, lojman vermeyeceksin, gencecik hayatının baharında yaşamına son verecek ve cenazesine atadığı milli eğitim müdürü, vali ve kaymakam katılmayacak. Yaratılan sistem budur; bencil, gaddar, görmeyen, hissetmeyen, dokunmayan, anlamayan' dedi.

Dışişleri Bakanlığı: 'Soykırım uzmanı Netanyahu'nun, gerçeklerin üstünü örtmek için başvurduğu yalanlar, işlediği ağır suçların sorumluluğunu gizleyemez'
Dışişleri Bakanlığı: 'Soykırım uzmanı Netanyahu'nun, gerçeklerin üstünü örtmek için başvurduğu yalanlar, işlediği ağır suçların sorumluluğunu gizleyemez'
İçeriği Görüntüle

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Tekin Bingöl başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da alkolle ilgili düzenlemeler ile yapı kooperatiflerinin tarım arazileri üzerinde mülkiyet ve sınırlı ayni hak edinmelerinin yasaklanmasına ilişkin düzenlemeler içeren 'Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine devam edilecek.

Kanun teklifinin görüşmeleri öncesinde Bingöl, siyasi partilerin grup başkanvekillerine söz verdi.

ÖZDAĞ: 'FATOŞ PINAR TÜRKER'İN ANLATTIKLARI ÜRKÜTÜCÜ'

Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker'in maruz kaldığı çıplak aramayı gündeme getirdi. Özdağ, 'İBB davasında Fatoş Pınar Türker'in anlattıkları ürkütücü ve üzücü. Çıplak aramalardan başlayarak çocuklarıyla tehdit edilme ve işkence, mobbing iddiaları. Bakın, iddiaları diyorum ve buradan 'Alo Adalet' Bakanına da sesleniyorum: Sayın Bakan, bunu bu hanımefendi söylüyor, derhal ifadesi alınmalı ve gerekli kişiler hakkında da gerekli işlemler derhâl yapılmalıdır. Eğer bunlar yapılmazsa ne oluyor söyleyeyim sizlere: Türkiye gri listeye alınmıştı bütün bu olaylardan dolayı. Bir yandan bu tür işkenceler, mobbingler, çıplak aramalar, bir diğer yandan Türkiye'deki uyuşturucu ticaretinin, uyuşturucunun tamamen çocuklarımıza kadar, dokuz yaşındaki çocuklara kadar sirayet etmesi; baronların, mafyaların, sokaklarda çatışmaları neticesinde gri listeye almışlardı bizi, sonra çıkabilmek için de adeta göbeğimiz çatlamıştı ve tekrar çıkmıştık' ifadesini kullandı.

POYRAZ, DORUK MADENCİLİK İŞÇİLERİNİ GÜNDEME GETİRDİ: '300 BABA, 300 VATAN EVLADI'

İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, Doruk Madencilik bünyesinde çalışan Türk Maden-İş üyesi işçilerin, verilen sözlerin tutulmaması gerekçesiyle Ankara'ya yürüyüş başlattığını hatırlattı.

Maden işçilerinin polis barikatında olduğunu sözlerine ekleyen Poyraz, 'Şu an oradaki Doruk Madencilik mağduru olan işçiler, bunlar zaten işçi, yeraltında, santralde elleri, yüzleri, her tarafları simsiyah olmuş işçiler, ekmeklerini o kömürden, yerin altından çıkaran insanlar; bu insanlar şu an polis barikatında. Türk polisiyle bu mağdurları karşı karşıya getiren bir zihniyet bugün ülkeyi yönetiyor. Şimdi, neydi bu zihniyet? Bundan birkaç ay öncesinde Doruk Madencilik mağdurları bu konuyu dile getirdiklerinde sayın bakanlar devreye girdiler, ilgili firmanın sahibini aradılar ve firmanın sahibini aradıktan sonra da 'Bu konu çözüldü.' deyip ekibi dağıttılar. Biz buna sokak ağzıyla 'aspirin vermek' diyoruz. Ya, aspirin verdiğiniz adamlar ya da 'İşiniz halloluyor, merak etmeyin, hadi gidin, dağılın' dediğiniz adamlar evlatlarının kahramanı, evlatlarının kahramanı bu adamlar. Bu adamlara, koca koca adamlara bu ülkeyi yönetenler aspirin veremez' diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül'e seslenen Poyraz, 'Bunlar 300 vatan evladı, 300 baba yani tıpkı, siz eve gittiğinizde evlatlarınızın size sarıldığı gibi onlara da evlatları sarılıyor; bunlar 300 baba. Bu konuyla ilgili, bu konuda devreye girdiğini iddia edip ama biraz önce söylediğim gibi hiçbir sonuç elde edememiş bakanları da bu anlamda kamuoyunda mahcup duruma düşüren bu Doruk Madencilik'le ilgili sizin hem adalet duygunuzun, kişisel adalet duygunuzun hem de vicdanınızın devreye gireceğini ve bugün buradan Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili olarak sözlerinizle değil ama eylemlerinizle sözlerinizi güçlendireceğimize inanıyorum' dedi.

KILIÇ: ÇİFTÇİ, HASATTAN KAZANDIĞINI ELEKTRİK FATURASINA YATIRIR HALE GELMİŞ'

MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç ise Nevşehir'deki üretilerin çok acil çözüm bekleyen sorunları olduğunu söyleyerek, sulama maliyetlerine dikkati çekti. Kılıç, 'Bugün Nevşehirli çiftçimizin en büyük feryatlarından biri sulama maliyetleridir. Yer altı suları çekildikçe su çok daha derinlerden çıkarılıyor, dev su motorları gece gündüz demeden çalışıyor. Ay sonu gelen kabarık elektrik faturaları da hâliyle üreticinin belini büküyor. Çiftçimiz neredeyse hasattan kazandığını götürüp doğrudan elektrik faturasına yatırır hale gelmiştir' ifadesini kullandı.

KOÇYİĞİT, YAŞAMINI YİTİREN ÖĞRETMENİ GÜNDEME GETİRDİ

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ise Ağrı'da görev yapan 24 yaşındaki sözleşmeli öğretmen Irmak Ayşe Koparan'ın evinde şüpheli şekilde ölü bulunmasını gündeme getirdi. Koçyiğit, Koparan'ın ulaşım imkansızlığı yaşadığını ve ciddi bir ekonomik çıkmaza girdiğini ileri sürerek şunları kaydetti:

'Her gün onlarca kilometre yolu kendi imkanlarıyla gidip gelmek zorunda kalıyor ve 'Taksi ücreti maaşımı aşıyor' diye de aslında bunu ifade ediyor fakat çözüm bulunuyor mu? Maalesef, her zamanki gibi çalışanın, kadının, emekçinin sesi duyulmuyor, duyulamıyor ve bu duyulmama hâlini de sadece münferit, geçici bir durum olarak değil aslında sistemsel bir sorun olarak, idari bir eksiklik olarak ifade etmek sanırım yanlış olmayacaktır. En önemlisi de kaldığı lojmanın güvenli olmadığını söylüyor fakat bu talebine de bir karşılık bulamıyor. O köyde kalmak istemediğini, başka bir yere tayin olmak istediğini söylüyor ve bütün bunların karşılığında bugün ne yazık ki aramızda yok. Bütün bunların üzerine aslında görev yaptığı okul açısından da duruma bakmak gerekiyor. Bu okulda mobbinge maruz kalıyor, hakarete maruz kalıyor ve hatta fiziksel şiddete maruz kalıyor. Tutanaklara göre, okul müdürü tarafından kendisine yönelik olarak 'Çingene, sende aşağılık psikolojisi var, çocukluğunda ne yaşadın sen acaba? Sıkıntılı bir insansın' gibi ifadelerle hakaret ediliyor. Yetmiyor, fiziksel şiddete uğruyor ama bu fiziksel şiddete uğrayan öğretmenin hakkı korunmak yerine ne yazık ki onun idari olarak görev yerinin değiştirilmesi gibi bir başvurunun yapıldığını görüyoruz. Aslında burada şiddeti önlemek, şiddete maruz kalan mağduru korumak, bir kadını, bir eğitim emekçisini korumak yerine sistem her zamanki gibi güçlüyü koruyor, mevkiyi koruyor, iktidarı koruyor, koltuğu koruyor yani yerleşik olarak ne varsa o düzenden yana tutum aldığını görüyoruz.'

BAŞARIR: 'OLAYIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ'

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır da öğretmen Koparan'ın şüpheli ölümüne ilişkin konuştu. Olayın takipçisi olacaklarını söyleyen Başarır, 'İntihar mı, cinayet mi, bu olayı takip edeceğiz, gerçekler ortaya çıkmalı ama maalesef ki büyük ideallerle okuyan, büyük ideallerle o ilçeye gidip öğretmenlik yapan, görev yapan çok kıymetli hocamızın yaşadıkları aslında Türkiye'yi anlatıyor, eğitimi anlatıyor, öğretmenlerin sorunlarını anlatıyor, bir iktidarın öğrencisini de öğretmenini de nasıl gördüğünü tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor' dedi.

Öğretmen Koparan'ın Hamur İlçe Eğitim Müdürlüğü'ne verdiği bir dilekçeyi hatırlatan Başarır, şunları söyledi:

''Benim yaşadığım, görev yaptığım köyle merkez arası 100 kilometre. Servis yok, taksiyle gitmek zorunda kalıyorum, param yetmiyor' diyor. Dilekçede bir şeyi daha belirtiyor, 'Lojman olarak görülen yerde yaşayabilmem imkansız. Bir öğretmen daha kalıyor, bir erkek ile bir kadının aynı lojmanda kalması hayatın olağan akışına uygun değil' diyor ve dilekçesine cevap verilmiyor. Belki de umutları, hayalleri, idealleri köreldiği için intihar etti. Yazık, Milli Eğitim Müdürü, Vali, Kaymakam, İlçe Milli Eğitim Müdürü bir açıklama yapmıyor ama dün arkadaşları ve oradaki birkaç insan onu İzmir Torbalı'ya ailesinin yanına defin için yolluyor, cenazesinde vali yok, kaymakam yok, milli eğitim müdürü yok, bürokrat yok. Biz ne hale geldik? Biz nasıl bu hale geldik? Ağrı'da görev yapan gencecik bir öğretmen son yolculuğuna uğurlanıyor. Devletin valisi, kaymakamı, il, ilçe millî eğitim müdürü gelmiyor, cenaze programını açıklamıyor; koskoca Türkiye Cumhuriyeti'nin bürokratlarının hali bu. Peki, bir milletvekili, bir bakan gelse o vali, o kaymakam, o millî eğitim müdürü, mal müdürü, tapu müdürü sıraya geçer, sıraya. Yazıklar olsun. Sen öğretmenine servis aracı vermeyeceksin, lojman vermeyeceksin, gencecik hayatının baharında yaşamına son verecek ve cenazesine atadığı milli eğitim müdürü, vali ve kaymakam katılmayacak. Yaratılan sistem budur; bencil, gaddar, görmeyen, hissetmeyen, dokunmayan, anlamayan' şeklinde konuştu.

Kaynak: ANKA