(ANKARA) - CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp, sosyal medyanın 15 yaş altına yasaklanmasını da içeren kanun teklifine ilişkin 'Hangi hesap nerede, ne şekilde artık devlet tarafından, kamu otoritesi tarafından bilinecek. Dediğim gibi, illa birileri için 'uslu çocuk', 'iyi vatandaş' olmasanız bile o hesabın artık kimin tarafından kullanıldığının biliniyor olması aslında bir dijital fişlemedir. İnsanların mahremiyetine yönelik bir kulak çevirme, bir göz atma halidir' ifadesini kullandı.
CHP Ankara Milletvekili ve TBMM Dijital Mecralar Komisyonu üyesi Okan Konuralp, TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu'nda görüşülen ve sosyal medyanın 15 yaş altına yasaklanmasını da içeren kanun teklifine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Konuralp, mevcut iktidarın kanun yapım anlayışını eleştirerek, farklı alanlara ilişkin düzenlemelerin tek bir teklif içinde birleştirilmesini doğru bulmadıklarını ifade etti. Çocukların üstün yararı vurgusunun önemine dikkat çeken Konuralp, bu tür düzenlemelerde ortak aklın işletilmesi gerektiğini söyledi.
Teklifte yer alan sosyal medya düzenlemesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Konuralp, 15 yaş sınırının hangi pedagojik ve sosyolojik gerekçelere dayandığının belirsiz olduğunu belirterek, düzenlemenin muğlak ve genel geçer gerekçelerle hazırlandığını savundu.
'Siyasi iktidar muhalefetin önerilerini dikkate almamayı tercih ediyor'
'Mevcut siyasi iktidarın kanun yapım anlayışının ne kadar problemli olduğunu dün komisyonda gördük' diyen Konuralp, şöyle konuştu:
'Kadınlara doğum izni süresini uzatan, aynı zamanda kimi sivil toplum örgütlerinin çalışma koşullarını düzenleyen bir kanun düzenlemesinin içine doğrudan dijital mecralar komisyonunu ilgilendiren bazı maddeler de konularak teklifin görüşmeleri gerçekleştirildi. Çeşitli nedenlerden dolayı Türkiye'nin birçok temel probleminin çözümüne yönelik olarak muhalefetle istişare etmemeyi tercih ediyor. Komisyon ya da genel kurul aşamalarında muhalefetin önerilerini dikkate almamayı tercih ediyor mevcut siyasi iktidar. Ama burada söz konusu olan çocuklar. Çocukların da üstün yararı. Çocukların üstün yararı olduğunda dahi ortak aklı çalıştırmayı, birlikte hareket etmeyi, çocuklar adına iktidarıyla muhalefetiyle en doğruyu bulmayı tercih etmesi gerekirken, bundan da uzak duran, bundan da kaçınan bir siyasi anlayışa dün bir kez daha şahit olduk. Bu mesele sadece ilgili maddelerin, çocuklara sosyal medya kullanımına çeşitli kısıtlamalar getiren ilgili maddelerin dijital mecralar komisyonunda neden konuşulmuyor oluşu değil temel mesele.
'Çocuklar bahane edilerek bütün toplumu kontrol etmeyi amaçlayan bir anlayış'
Çocuklara hangi gerekçeyle 15 yaşın altına yasak getiriyorsunuz? Hangi pedagojik formasyonun ve sosyolojik gerçekliğin bir sonucu olarak ya da neden 15 yaş? Neden 14 değil? Neden 13 değil? Ya da bu çocuklara bu yasağı getiriyorsunuz da hangi gerekçelerle bu yasağı uygulayacaksınız? Son derece muğlak, son derece genel geçer gerekçelerle, işin uzmanlarına doğrudan atıf yapmayan, hatta Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenliğin kayıtsız, şartsız milletin olduğunun ifadesi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin tarihsel birikimine, son 10-15 yıldır üretmiş olduğu raporlara, ilgili komisyonları mı, alt komisyonların ürettiği raporlara da atıf yapmayan, onlardan da referans almayan bir anlayışla 15 yaşın altına bir sosyal medya, internet yasağı, oyun süresi yasağı getirmeyi amaçlayan bir adım atıldı. Hiçbir akademik anlamlı gerekçeleri olmaksızın Avustralya'da bu işi halletmeye çalışıyor. Beceremiyor. Fransa bir şeyin üstesinden gelmeyi beceriyor. Avrupa Birliği'nin üye ülkelerinde farklı eğilimler var. Danimarka 13 yaş diyor. Avusturya 14 yaş diyor. Bazı ülkeler bunu sadece ailenin iznine bırakıyor. Evet 13 yaş, evet 14 yaş ama aile şartına bağlı olarak. Ama burada bir dijital fişleme mantığıyla, aslında çocuklar bahane edilerek bütün toplumu kontrol etmeyi amaçlayan bir anlayışla ilerlediklerini, dünkü son adımlarıyla da elbette bunlar kulislere yansıyordu. e-Devlet üzerinden bir doğrulamayla sosyal medya hesaplarını açmanın ve sosyal medya hesaplarını kullanmanın şartına bağladılar. e-Devlet üzerinden bir yaş doğrulamasıyla. Burada da çocukları bahane ediyorlar. Ama e-Devlet üzerinden bir yaş doğrulaması yapmak ve bireyin 15 yaşından büyük olup olmadığını anlamak, tespit etmeye çalışmak, bireyin kimliğini saklama hakkını gasp eden bir uygulama.
'Çocukları koruyoruz bahanesiyle...'
Elbette troll anlayışlara, troll hesaplara, sistematik olarak dezenformasyon üreten sosyal medya hesaplarına, itibar suikasti yapan sosyal medya hesaplarına karşı kayıtsız şartsız mücadele edilmelidir. Çünkü bu hesaplar, bu anlayışlar hakikati bozan, hakikati büken hesaplardır. Gerçekliği ortadan kaldıran hesaplardır. Fakat hem çocukları koruyoruz bahanesiyle hem de troll hesaplarla mücadele ediyoruz gerekçesiyle Türkiye'deki bütün sosyal medya kullanıcılarının ve bundan sonra da kullanmak isteyeceklerin, kullanabileceklerin kimlik bilgilerine sahip olmak bir 'Big Brother' uygulaması. Çünkü sadece trollük ya da dezenformasyon üretmek ya da sert muhalefet etmek ya da muhalif kimlikler pozisyonunda kalmak ve muhalif olduğun için başına bir şey gelebilecek olanlardan korktuğun için insanlar kimliklerini saklama gereği duymazlar. Çeşitli nedenlerden dolayı. Sanatsal, akademik özgürlükler nedeniyle de ya da sadece kimliğini ifşa etmeksizin sosyal medyada neler oluyor, bitiyor bunları takip etmek için de insanlar kimliklerinin birileri tarafından bilinmesini istemeksizin sosyal medyanın kullanıcısı olurlar.
'İnsanlar sürekli izlendiği duygusunu artık pekiştirecekler'
Sosyal medya sağlayıcılarına, sosyal medya uygulamalarını yürütenlere, 'bireye 15 yaşından büyük olup olmadığını sor, bunu da e-Devlet üzerinden kanıtlayarak kendisine ulaşmasını sağla' diyor. Dolayısıyla artık herkes, hangi hesabı kullanıyor olursa olsun, devletin bildiği bir hesaba dönüşecek. Bu yanıyla, dediğim gibi, Avrupa Konseyi tarafından da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarınca da içtihat haline gelmiş olan internette sonucu iyi niyetli olarak kimliklerini saklama hakkını gasp eden bir durum. Bu şu demek: insanlar sürekli izlendiği duygusunu artık pekiştirecekler. İlla yaptığı herhangi bir beğeninin, yaptığı herhangi bir retweet'in, yeni gönderimin ya da herhangi bir nedenden dolayı yaptığı herhangi bir paylaşımın birileri tarafından izlendiğini biliyor olmak, dediğim gibi büyük bir toplumsal baskı aslında. Bu insanların her türlü refleksini, fikirsel, düşünsel, sanatsal özgürlüklerini baskılayan bir sonuca dönüşür. Umarım bir yol bulunur. Ama çocukları bahane ederek ve aynı zamanda troll hesapları bahane ederek insanların kimliklerini saklama hakkını gasp etmemek lazım. Onları elinden almamak lazım. Ve çocukların sosyal medya kullanımında getirilebilecek birtakım kısıtlamaların da mutlaka uluslararası düzeyde pedagojik formasyona ve sosyolojik gerçekliğe uygun olarak bu adımların atılması lazım. Öncelikle çocukların hakkını da gasp etmeyecek bir yaklaşımla meseleye bakmak gerekir.
'İnternet bağımlılığına karşı topyekün bir eğitim seferberliğini başlatmak gerekiyor'
Hangi hesap nerede, ne şekilde artık devlet tarafından, kamu otoritesi tarafından bilinecek. Dediğim gibi, illa birileri için 'uslu çocuk', 'iyi vatandaş' olmasanız bile o hesabın artık kimin tarafından kullanıldığının biliniyor olması aslında bir dijital fişlemedir. İnsanların mahremiyetine yönelik bir kulak çevirme, bir göz atma halidir. Bu yanıyla şüphesiz bir dijital fişlemeye doğru kalıcı olarak evrilir. Bakın, öncelikle çocukları bu noktaya aslında biz getirdik. Ebeveynler getirdi. Bakın, dün çok ilginç bir veri paylaşıldı. Çeşitli platformlardan cep telefonlarına ya da iPad'lere oyun indirenlerin büyük bir kısmı ev kadınlarından oluşuyor. Ve muhtemel ki ev kadınları, çocukları için cep telefonlarına ya da iPad'lerine indirmiş oldukları oyunları çocukların eline vererek, çocukların kendi kimlikleri üzerinden o oyunlara ulaşmasını zaten sağlıyorlar.
'Avustralya'da bulunduğu düşünülen bir yöntem neredeyse bir yıl içerisinde kadük haline geldi'
Dolayısıyla öncelikli olarak bir sosyal medya, internet okuryazarlığı: Yani meseleyi kökten halletmek lazım. Meseleyi önce, neredeyse ilkokul seviyesinin altında, bir internet bağımlılığına karşı topyekün bir eğitim seferberliğini başlatmak, öncelikle bir bilinç yüklemesini, bir bilinç artırımı gerekli kılıyor. Elbette çocuklar çeşitli nedenlerden dolayı sosyal medyadan ya da oyundan uzak tutulmaları gerekir. Ama bunu yaparken sadece meseleyi çocuk alanında ve çocukların da hakkını göz ardı etmeyecek şekilde tutmak lazım. Ama siz bunu çocuk bahanesiyle bütün 80 milyon vatandaşa, bireye dağıttığınızda bu sefer başka anlamları da beraberinde getiriyorsunuz. Teknoloji kendisini sürekli yeniliyor. Bugün, dediğim gibi, Avustralya'da bulunduğu düşünülen bir yöntem neredeyse bir yıl içerisinde kadük haline geldi. Fransa daha yaşama geçirmedi doğru dürüst kanunu, kanunun uygulamasını. Şimdi orada başka tartışmalar var. Hele bu yapay zeka ile beraber mesele iyice kontrolden çıkıyor. Dolayısıyla bizim önce ivedi olarak bir toplumsal bilinci, aileler düzeyinde bilinci inşa edecek bir yaklaşımla, yani güvenlikçi bir bakış açısıyla değil, son derece özgürlükçü bir bakış açısıyla, kimseyi fişlemeden, kimseyi birtakım kişisel tercihleri nedeniyle ötekileştirmeden ama çocukları da öncelikle aileyi bilinçlendirerek ve bu bilinci çocuklara da aktarmasını sağlayacak bir iklim oluşturarak hareket etmemiz lazım.'




