(İSTANBUL) - Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Genel Koordinatörü Bülent Tezcan, Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel'in gözaltına alınmasıyla ilgili yaptığı açıklamada, 'Aydın halkı, Kuşadası halkı nelerin döndüğünü ve hangi hesapların yapıldığını çok iyi biliyor. Kuşadası'nda, Kuşadası Belediyesi'nde bütün Kuşadası halkı bu kumpas operasyonuna karşı çok ciddi ve kararlı bir duruş içerisinde. Bunu da boşa çıkaracağız. Bugüne kadar olduğu gibi bunu da boşa çıkaracağız. Tutsak arkadaşlarımız Silivri zindanında direnirken, paçayı kaptırmama telaşıyla milletin iradesini pazarlık masasına satanların bugün kendilerince sürdükleri saltanatın bir gün sonu gelecektir. ' dedi.
Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, İmar ve Şehircilik Müdürü Ahmet Taşkan ve Yapı Kontrol Müdürü Mustafa Burak Gündeş'in de arasında bulunduğu 6 kişi gözaltına alındı. İstanbul'da Vatan Emniyet Müdürlüğü'ne götürülenlerin işlemleri devam ederken açıklama yapan Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Genel Koordinatörü Bülent Tezcan şunları kaydetti:
'Bugün yine bir kumpas soruşturmasının takibindeyiz. Ne yazık ki Türkiye, son dönemlerin yaygın ve yerleşik bir kötü uygulamasını bir kere daha yaşıyoruz. Bu sabah Kuşadası Belediye Başkanımız, aynı zamanda Aydın Büyükşehir Belediye Meclis Grup Başkan Vekilimiz olan Ömer Günel ile beraber Kuşadası Belediyesi'nin bürokratları gözaltına alındılar ve bir kumpas soruşturmasıyla belediye başkanımız Vatan Emniyeti'ne getirildi. Ardından belediye bürokratları ve diğer şüpheli kişiler, arkadaşlar da şu anda yoldalar. Vatan Emniyeti'ne getirilmek isteniyorlar. İddia edilen, anladığımız kadarıyla dosyada gizlilik kararı olmakla birlikte, suçun işlendiği yer Kuşadası. Yani Ceza Muhakemeleri Kanunu'na göre soruşturmanın yapılması gereken, yetkili yer Kuşadası. Şimdi soruyoruz: Neden İstanbul? Neden Vatan Emniyet? Bundan önceki örneklerinde gördüğümüz gibi İstanbul'da bir Türkiye Başsavcılığı mı ihdas edildi? Türkiye'de işinize gelen siyasi soruşturmaların, kafanıza göre oluşturduğunuz siyasi soruşturmaların tamamını İstanbul'da mı toplayacaksınız? Bir başka soru: Neden gizli soruşturma? Artık mutat hâle geldi. Gizli soruşturma, dosyada gizlilik kararı istisnai bir uygulamadır. Ama görüyoruz ki bu soruşturmada yine savunma hakkını kısıtlayacak derecede avukatların ve şüphelilerin dosyaya erişimi engelleniyor.
'Çerçioğlu'nun transfer bedellerinden birisi de Ömer Günel'in kellesini almakmış'
Bir diğer önemli soru: Niye gözaltı? Telefon ettiğinizde, çağırdığınızda gelecek belediye başkanları ve belediye bürokratları sabaha karşı evleri aranarak, sabaha karşı niye polis nezaretinde emniyete taşınırlar? Tabii bir başka önemli nokta şu: Ne dedik? Sayın Ömer Günel Kuşadası Belediye Başkanı. Kuşadası'nın sevdiği, Türkiye'de başarılı belediye başkanlarımızın içerisinde olan, bütün Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları gibi. Aynı zamanda Aydın Büyükşehir Belediye Başkan Vekili ve biliyoruz ki Ömer Günel'e yapılan bu kumpas soruşturması, bir süre önce topuklayarak AK Parti'ye kaçan, giden Çerçioğlu'nun transfer bedeli. Anlaşılan o ki AK Parti'ye topuklayan Çerçioğlu'nun transfer bedellerinden birisi de Ömer Günel'in kellesini almakmış. Bunun planı ve hesabı bugün burada görülüyor.
'Belediye meclis grubumuza gözdağı verme hesabıyla ve planlamasıyla yapılmış'
Ne olmuştu? Hatırlayalım. Aziz İhsan Aktaş soruşturmasında verilen bir ifadede Zeydan Karalar'ı alıp apar topar İstanbul'a getirdiler. Haksız yere İstanbul'a getirdikleri o ifadenin içerisinde Özlem Çerçioğlu'yla da ilgili çok ciddi ithamlar vardı ve Özlem Çerçioğlu pazarlık masasına oturdu. Pazarlık masasında dedi ki, 'Beni hapse atmayın, ben AK Parti'ye geçeceğim.' Yani 'ya hapse atıl ya AK Parti'ye katıl' pazarlığında biz sadece bu transferin bedelinin Aziz İhsan Aktaş davasından, soruşturmasından kurtulma olduğunu düşünmüştük ama öyle değilmiş. Bu transferin bir bedeli, Aziz İhsan Aktaş soruşturmasından Özlem Çerçioğlu'nu çekip almakmış, kurtarmakmış. İkincisi, Çerçioğlu'nun devam eden davalarından onun beraat etmesini ya da kurtulmasını bir şekilde sağlamakmış. Geçtiğimiz günlerde Aydın'daki yıllarca devam eden soruşturma ve davalarından sırayla yavaş yavaş kurtulmaya başladığını gördük. Ve ne yazık ki üçüncü transfer bedeli de Ömer Günel'in kellesinin alınmasıymış. Kuşadası Belediye Başkanı'nın kellesinin alınmasıymış. Niye? Çünkü Aydın Büyükşehir Belediye Meclis grubu Cumhuriyet Halk Partisi ağırlığında. Meclis grubunda Cumhuriyet Halk Partisi çok etkili bir mücadele veriyor. Milletin Aydınlı'nın 330 bin oyunu pazarlık masasına sürüp AK Parti'ye kaçan Çerçioğlu'nun Aydın halkının kaynaklarını ve çıkarlarını kendi keyfine göre heba etmesini engellemek üzere kararlı ve ciddi bir mücadele yürütüyorlar. Oradaki belediye başkanlarımız, Büyükşehir Belediye Meclis üyelerimiz ve Büyükşehir Belediye Meclis Grup Başkan Vekilimiz Ömer Günel ile birlikte Aydın halkının delikli kuruşunun hesabını sormak ve peşkeş çektirmemek üzere kararlı bir mücadele veriyorlar. Belli ki bu mücadele de ciddi biçimde rahatsız etti ve bu siyasi kumpas operasyonu Aydın'da hem belediye meclis grubumuza gözdağı hem de Aydın'a gözdağı verme hesabıyla ve planlamasıyla yapılmış.
'Milletin iradesini pazarlık masasına satanların bugün kendilerince sürdükleri saltanatın bir gün sonu gelecektir'
Ama şunu kimse unutmasın. Bir kere şunu net söylüyorum: Böyle devlet yönetimi olmaz. Böyle devlet yönetilir mi? Böyle bir anlayış olur mu? Siz kalkıp kendi iktidarınızda transfer bedeli olarak görüp, bir başka hizmet eden belediye başkanının özgürlüğüyle, hürriyetiyle, hizmetiyle ve bir şehrin haysiyetiyle bu kadar keyfi oynayamazsınız. Aydın halkı, Kuşadası halkı nelerin döndüğünü ve hangi hesapların yapıldığını çok iyi biliyor. Kuşadası'nda, Kuşadası Belediyesi'nde bütün Kuşadası halkı bu kumpas operasyonuna karşı çok ciddi ve kararlı bir duruş içerisinde. Bunu da boşa çıkaracağız. Bugüne kadar olduğu gibi bunu da boşa çıkaracağız. Tutsak arkadaşlarımız Silivri zindanında direnirken, paçayı kaptırmama telaşıyla milletin iradesini pazarlık masasına satanların bugün kendilerince sürdükleri saltanatın bir gün sonu gelecektir. Bu memleket sahipsiz değil. Bu ülke sahipsiz değil. Biz arkadaşlarımıza güveniyoruz. Bizim alnımız ak, başımız dik. Biz genel başkanımızla, cumhurbaşkanı adayımızla ve bu konuda mücadele eden bütün kadrolarımızla iktidarın kumpaslarına teslim olmadık, teslim olmayacağız.'
