(TBMM) - Demokratik Sol Parti Genel Başkanı Önder Aksakal, Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Liderler Zirvesi'ne ilişkin, 'Biz Demokratik Sol Parti olarak, bölgemizde yeni çatışma hatlarının çizilmesine, Karadeniz'in ya da Orta Doğu'nun kalıcı bir savaş arenasına dönüştürülmesine şiddetle karşıyız. Ankara'da ağırlayacağımız dünya liderlerine mesajımız nettir: Türkiye, küresel güçlerin ileri karakolu değil, egemen, bağımsız ve bölge barışını inşa eden kurucu bir iradedir' dedi. 

Yavuz Ağıralioğlu: 'Memleket şu anda bütün istatistiklerde fark ediliyor ki yönetilemiyor'
Yavuz Ağıralioğlu: 'Memleket şu anda bütün istatistiklerde fark ediliyor ki yönetilemiyor'
İçeriği Görüntüle

Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Önder Aksakal, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasına Madımak Katliamı'nda hayatını kaybedenleri anarak başlayan Önder Aksakal, bundan tam 33 yıl önce Sivas'ın ortasında Madımak Oteli'nin pencerelerinden yükselen dumanların sadece 35 canı koparmadığını, insanlığın ortak vicdanını, bu toprakların bir arada yaşama iradesini ve geleceği de ateşe verdiğini ifade etti.

Aksakal, 'Madımak'ın dumanı sadece o gün Sivas semalarını kaplamadı. Adaletin tecelli etmediği, katillerin ve arkasındaki karanlık odakların korunduğu, davaların zaman aşımı kıskacına itildiği her gün, o duman insanlığın nefesini kesti ve kesmeye de devam ediyor. Unutulmamalıdır ki, insanlığa karşı işlenen suçların zaman aşımı olmaz' dedi.

AKSAKAL'DAN NATO ZİRVESİ'NE TEPKİ

Aksakal, 7-8 Temmuz'da Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Liderler Zirvesi'nin, 2004 yılındaki İstanbul Zirvesi'nin ardından Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı ikinci tarihi zirve olduğunu dile getirdi.

DSP'nin dış politikada her zaman 'ulusal onuru' ve 'tam bağımsızlığı' rehber edindiğini vurgulayan Aksakal, müttefiklik ilişkisinin hiçbir zaman asimetrik bir bağımlılığa veya egemenlik haklarının gölgelenmesine zemin hazırlayamayacağını belirterek, şunları kaydetti:

'Ankara'da toplanacak zirvede, müttefiklerimizin Türkiye'nin güvenlik hassasiyetlerine tam bir saygı çerçevesinde ve adaletle yaklaşması şarttır. Zirvenin ana gündem maddelerinin birinin üye ülkelerin savunma harcamaları, Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'daki krizler olacağı aşikardır. Üye ülkelerin gayrisafi yurt içi hasıllarının ciddi bir oranını temel savunma harcamalarına ayırma yönündeki kararlılıkları bilinmektedir. Türkiye, ittifakın güney kanadını neredeyse tek başına koruyan, göç dalgalarını ve terör tehditlerini göğsünde eriten yegane ülkedir. Müttefiklerimiz savunma bütçelerini konuşurken, Türkiye'nin sırtındaki bu devasa jeopolitik ve ekonomik yükü görmezden gelemezler, gelmemelidirler. Biz Demokratik Sol Parti olarak, bölgemizde yeni çatışma hatlarının çizilmesine, Karadeniz'in ya da Orta Doğu'nun kalıcı bir savaş arenasına dönüştürülmesine şiddetle karşıyız. Ankara'da ağırlayacağımız dünya liderlerine mesajımız nettir: Türkiye, küresel güçlerin ileri karakolu değil, egemen, bağımsız ve bölge barışını inşa eden kurucu bir iradedir.' 

'TÜİK'İN ENFLASYONU DİZGİNLENMİŞ GİBİ GÖSTERME ÇABASI EMEKÇİNİN CEBİNDEN PARA ÇALMAKTIR'

Aksakal, 3 Temmuz'da açıklanacak olan Haziran ayı enflasyon verileri öncesinde emekçinin, emeklinin ve dar gelirlinin hakkını savunmak durumunda olduklarını vurgulayarak, çarşı-pazardaki yangının gerçek boyutlarının konuşulması gerektiğini söyledi. Bülent Ecevit'in 'Ne ezilen ne ezen, insanca hakça bir düzen' ilkesinin hayati bir zorunluluk olduğunu ifade eden Aksakal, şöyle konuştu:

'TÜİK makyajı gerçeği gizleyemez. Çarşıda, pazarda, kirada, elektrikte ve doğal gazda yaşanan reel artışlar üç haneli rakamlara ulaşmışken, TÜİK'in enflasyonu dizginlenmiş gibi gösterme çabası inandırıcılıktan uzaktır, esasen emekçinin cebinden para çalmaktır. Gerçek enflasyon oranları derhal bağımsız bilim kurullarının verileriyle yenilenmelidir. Refah payı bir lütuf değil, haktır. Memur ve emeklilere yapılacak zam oranları, sadece geçmiş ayların sahte kayıplarını karşılamaya yönelik bir enflasyon farkı ile geçiştirilemez. Ülkenin büyüme payından, üretilen zenginlikten işçiye ve emekliye mutlak bir refah payı aktarılması artık zorunludur.

Asgari ücret ve emekli aylıkları acilen güncellenmelidir. Açlık sınırının çok altında yaşamaya mahkûm edilen emeklilerimizin ve asgari ücretlilerimizin temmuz ayında ara zam almaması yönündeki her türlü dayatma, toplumsal barışa vurulmuş bir darbe olacaktır. Bakınız son yapılan açıklamalarda açlık sınırı 35 bin lirayı, yoksulluk sınırı da 120 bin lirayı geçmiş durumda, ama hala daha emekliye verilen maaş 20 bin lira asgari ücret 28 bin lira bu vicdani değildir.'

Kaynak: ANKA