(ANKARA) - Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, TÜİK tarafından açıklanan mart ayı enflasyon verilerine ilişkin olarak yaptığı değerlendirmede, memur ve emeklilerin derin bir ekonomik daralma ile karşı karşıya olduğunu belirterek, 'Memurlara derhal ek zam yapılmalıdır. Maaş artışlarında eşelmobil sistemine geçilmeli ve gerçekleşen enflasyon, gecikmeksizin doğrudan memur ve emekli maaşlarına yansıtılmalıdır. Yetkililerden beklentimiz, maaşları enflasyon karşısında sürekli eriyen kamu çalışanları ve emekliler için adil ve kalıcı bir düzenlemenin vakit kaybedilmeksizin hayata geçirilmesidir' dedi.
Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, TÜİK tarafından açıklanan Mart ayı enflasyonunu değerlendirdi.
Kahveci, mart ayında mal ve hizmet fiyatlarının ortalama yüzde 1,94 oranında arttığına dikkati çekerek, üç aylık toplam enflasyonun yüzde 10,04 seviyesine ulaşarak 2026 yılı için öngörülen yüzde 16'lık hedefin büyük bölümüne şimdiden yaklaştığını ifade etti. Küresel gelişmelerin maliyetlere henüz tam yansımadığını belirten Kahveci, şunları kaydetti:
'ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları sonrasında artan akaryakıt ve doğalgaz fiyatlarının mart ayı itibarıyla henüz tam anlamıyla maliyetlere yansımadığı dikkate alındığında, önümüzdeki süreçte enflasyonist baskının daha da artacağı açıktır. Bu tablo, belirlenen hedeflerin gerçekleşme ihtimalinin giderek zayıfladığını ve uygulanan ekonomik politikaların dar ve sabit gelirli kesimleri korumakta yetersiz kaldığını açık biçimde ortaya koymaktadır.
Bilindiği üzere ocak ayında memur ve emeklilere altı aylık dönem için yüzde 11 oranında maaş artışı yapılmış, buna ek olarak brüt bin lira seyyanen ödeme gerçekleştirilmiştir. Ancak yılın ilk üç ayında gerçekleşen yüzde 10,04'lük enflasyon, söz konusu artışın neredeyse tamamını daha başlangıç aşamasında ortadan kaldırmıştır. Maaşlar daha çalışanların eline geçmeden değer kaybetmiş, yapılan artış çok kısa sürede etkisini yitirmiştir.
'Yüksek enflasyon, milyonlarca kamu çalışanı ve emekli açısından giderek ağırlaşan geçim şartı demektir'
Yılın ilk aylarında yaşanan bu yüksek enflasyon, milyonlarca kamu çalışanı ve emekli açısından küçülen hane bütçeleri, artan borç yükü ve giderek ağırlaşan geçim şartları anlamına gelmektedir. Aileleriyle birlikte yaklaşık 25 milyonluk geniş bir kesimin alım gücünün sürekli gerilemesi, sadece ekonomik değil aynı zamanda sosyal denge açısından da ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Hayat pahalılığı bu denli artarken gelirlerin aynı hızla korunamaması kabul edilebilir değildir.
Yıl başında yaptığımız değerlendirmelerde de açıkça ifade ettiğimiz üzere; memur ve emekli maaşlarının ekonomik gerçeklikler dikkate alınarak yeniden düzenlenmemesi hâlinde adil ve sürdürülebilir bir ücret politikasının mümkün olmayacağı ortadadır. Nitekim bugün gelinen noktada, henüz yılın ilk çeyreğinde gerçekleşen enflasyonun, altı aylık dönem için yapılan maaş artışının büyük bölümünü silip süpürmesi ve enflasyon hedeflerini ulaşılabilir olmaktan çıkarması, kamu çalışanlarının gelir politikasında acil bir düzenleme yapılmasının zorunluluğunu ortaya koymaktadır.
'Memur ve emekliler, enflasyon yükseldiğinde de ilk kaybeden kesim olmaya devam ediyor'
Enflasyonla mücadele adı altında dar ve sabit gelirli kesimlerin alım gücünün aşındırılması ne sosyal adalet ilkesiyle ne de hakkaniyet anlayışıyla bağdaşmaktadır. Ekonomik büyümeden hak ettiği payı alamayan memur ve emekliler, enflasyon yükseldiğinde de ilk kaybeden kesim olmaya devam etmektedir. Oysa Türkiye Kamu-Sen'e göre adalet; refah dönemlerinde gelirin, zor dönemlerde ise yükün adil biçimde paylaşılmasını gerektirir.
Bu doğrultuda, memurlara derhal ek zam yapılmalıdır. Bu artış mutlaka refah payı ile desteklenmelidir. Maaş artışlarında eşelmobil sistemine geçilmeli ve gerçekleşen enflasyon, gecikmeksizin doğrudan memur ve emekli maaşlarına yansıtılmalıdır. Aksi halde 2026 yılı, memur ve emekliler açısından ekonomik anlamda son derece zorlayıcı ve yıpratıcı bir yıl olarak tarihe geçecektir. Yetkililerden beklentimiz; maaşları enflasyon karşısında sürekli eriyen kamu çalışanları ve emekliler için adil ve kalıcı bir düzenlemenin vakit kaybedilmeksizin hayata geçirilmesidir. Türkiye Kamu-Sen olarak, kamu görevlilerinin hakkını savunmaya, emeğin itibarını korumaya ve adalet talebimizi güçlü bir şekilde dile getirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.'





