Gündem

Özgür Çelik: Bu milletin önünden sandığı kaçırmaya hiç kimse cesaret edemez

 'Yerel Yönetimlerin Geleceği' toplantısında konuşan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, 'Sandığın milletin önünden kaçırabilirler mi? Çok büyük cümleler kurmak lazım. Bu milletin önünden sandığı kaçırmaya hiç kimse cesaret edemez. Cesaret ederse de bu millet buna asla izin vermez. Biz millete güveniyoruz' dedi.

Haber: Oktay YILDIRIM - Kamera: Umut Emre GÖKBULUT

(İSTANBUL)- 'Yerel Yönetimlerin Geleceği' toplantısında konuşan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, 'Sandığın milletin önünden kaçırabilirler mi? Çok büyük cümleler kurmak lazım. Bu milletin önünden sandığı kaçırmaya hiç kimse cesaret edemez. Cesaret ederse de bu millet buna asla izin vermez. Biz millete güveniyoruz' dedi.

 CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İstanbul'da düzenlenen 'Yerel Yönetimlerin Geleceği' toplantısına katıldı. Çelik, konuşmasına Prof. Dr Ahmet Özer'in 'Bütün iktidarlar iki yıl ile sınarlandırılmalıdır' sözlerine değinerek 'Ben konuşmama başlamadan önce Prof. Dr.  Ahmet Özer'le bir anlaşma yapmak istiyorum' diyerek başladı. AKP'nin 25 yıldır yarattığı yıkımın toparlanması için en az üç döneme ihtiyaç olduğunu belirten Çelik, şunları söyledi. 

'ÇOCUKLARI ONLARIN ARKASINDAN GİTMEYECEKLER'

'Türkiye çok tarihi bir eşiktedir. Türkiye bugün bir sessiz tarih yazılımının içerisindedir. Türkiye'de 20-30 yılda bir ortaya çıkan bir süreçle karşı karşıyayız. Türkiye'nin önemli kırılma noktaları vardır. Osmanlı döneminde de önemli kırılma noktaları vardır ama Cumhuriyet tarihine baktığımız zaman 1908 önemli bir kırılma anıdır. 1920'ler 23 çok önemli bir kırılma anı. Çok partili hayata geçiş önemli bir kırılma anı. Darbeler dönemi 2000'ler ve bugün Türkiye'nin en önemli kırılma noktalarından bir tanesinin içerisindeyiz. Burada Melda Hanım çok kıymetli bir yorum yaptı. Dedi ki onların çocukları onların arkasından gitmeyecekler ve o sürecin bir parçası olmayacaklar. Türkiye'de bugün özellikle gençler ve kadınlarda dipten gelen bir değişim talebi var.

'YURTTAŞLARIN ÖNEMLİ BÖLÜMÜ DEĞİŞİM İSTİYOR'

Türkiye'de 86 milyon yurttaşın çok önemli bir bölümünde bir değişim talebi var. Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir iktidar iddiası var ve bu iktidar iddiasını en güçlü şekilde dile getiren aslında 2023 sonrası bir değişim çağrısıyla bu değişim iddiasını dile getiren Ekrem İmamoğlu ve değişimle beraber partimizin Genel Başkanı Sayın Özgür Özel ve statükoyu korumak isteyen bir anlayış var. Dipten gelen değişim dalgasının sesi olma çabası içerisinde olan bir Cumhuriyet Halk Partisi ve bir toplumsal muhalefet ve bunun karşısında direnen bunun içerisinde bu arada bir kuşak çatışması da var. İster siyasi partiler açısından ister Türkiye'deki diğer siyasi yapılar açısından hem bir kuşak çatışmasının hem bir değişime direncin olduğu bir noktadayız.

'TÜRKİYE MUHTAÇLAŞTIRMA POLİTİKASIYLA YÖNETİLDİ'

Cumhuriyet Halk Partisi, 2023 seçimlerinde bir başarı elde edemedi. Büyük bir umutsuzluk dalgası oluştu. Bir değişim iddiası koydu ortaya Cumhuriyet Halk Partisi. Önce Ekrem İmamoğlu'nun çağrısı, sonra genel başkanımızın değişimin 100 yılın değişimi manifestosunun üzerine bir kurultay değişimi ve 31 Mart yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin 1. partisi oldu ve o gün bir karar verdiler. Çünkü şunu çok iyi biliyorlardı. 20 yılı aşkın zaman Türkiye'yi bir muhtaçlaştırma politikasıyla yönetmişlerdi. Zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapan bir düzen kurulmuştu. 

'O GÜN EYVAH DEDİLER'

Yerel yönetimler üzerinden yaptıkları sosyal yardımlar, verdikleri sosyal destekler, küçük küçük sosyal desteklerle toplumla bir bağ kuruyorlardı. 31 Mart 2024 seçimlerinde o muhtaçlaştırma politikaları bir anlamıyla çökmüş oldu ve o gün eyvah dediler. Artık Türkiye'deki nüfusun büyük kısmının yaşadığı yerleri Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri yönetiyor zaten 2019'dan 24'e kadar önemli bir deneyim getirdiler. Bir model oluşturdular. Geçmişte Ahmet İsvan'ın yaptıklarını, Vedat Dolakay'ın yaptıklarını şimdi 2019'da günümüze göre çok daha etkili bir biçimde yapıyorlar yurtlar, kreşler, sütler, anne kartlar, kentlerin altyapısının yenilenmesi, yeşil alanların imara açılması değil, kent ormanlarına dönüştürülmesi gibi İstanbul'daki, Ankara'daki belediyecilik uygulamaları şimdi Türkiye'nin dört bir yanına yayılacak. Cumhuriyet Halk Partisi yerel yönetimleriyle toplumla bağ kuracak ve bizim muhtaçlaştırma politikası çöktü. Bir daha asla sandıkla bizim seçim kazanma şansımız kalmadı.

'BİR DÜĞMEYE BASARAK ÖNCE ESENYURT'LA BAŞLADILAR'

O zaman bir şeyi devreye sokmamız lazım. 31 Mart 2024 günü bunun kararını verdiler. Az önce arkadaşlar anlattı 2007'ye kadar 2010'a kadar başka bir Türkiye yaşadık. 2010'lardan sonra başka bir Türkiye yaşadık. Zaten 2010 referandumuyla yargıyı siyasallaştırmaya başlamışlardı. Ergenekon, Balyoz davalarıyla askeriyeyi zayıflatmışlardı. Özellikle 2017 Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle Ahmet Hocamız altını çizdi dünyada benzeri olmayan bir sistem bürokrasiyi partizanlaştırmışlardı. Gazeteci arkadaşlar anlattı. Medyanın çok önemli bir bölümü tahakküm altına almışlar ve bir düğmeye basarak önce Esenyurt'la başladılar. Arkasından Beşiktaş, Beykoz ve 19 Mart darbesiyle bir yandan yerel yönetimler, bir yandan da hani Sun Tzu'nun söylediği gibi savaş sanatında, kendi rakibini belirlemek önemlidir ve kendine göre rakip belirleme meselesi üzerinden 19 Mart'ta iki yönlü bir darbeyi gerçekleştirdiler.

'ÖNÜMÜZDEKİ 15 YILINI ETKİLEYECEK BİR DARBE MEKANİĞİ İLE KARŞI KARŞIYAYIZ'

Neden iki yönlü bir darbe? Bir, İstanbul ve Türkiye'de yurttaş oyuyla seçilmiş belediye başkanları bir şafak operasyonuyla gözaltına alınıp tutuklanıp cezaevine gönderiliyor yerine kayyumlar atanıyor. Meclis çoğunluğu ya da meclis üyelerine para, pul, mevki, makam teklif edilerek belediye yönetimi değiştiriliyor tıpkı Gazi Osmanpaşa'da, Bayrampaşa'da olduğu gibi veya transferlerle işte dün Beykoz'da, Aydın'da olduğu gibi, başka başka alanlarda olduğu gibi millet iradesine bir darbe vuruluyor. Hem seçilmiş belediye başkanlarına millet iradesine darbe yapılan hem de milletin takdiriyle seçilecek olan bir sonraki cumhurbaşkanına yapılmış bir darbe. Yani yerel yönetimler üzerinden başlayan ama aslında Türkiye'nin önümüzdeki 5 yılını, 10 yılını, 15 yılını etkileyecek bir darbe mekaniği ile karşı karşıyayız.

'BU OPERASYONLAR NEREYE KADAR DEVAM EDECEK'

Ne yaşadığımızı biliyoruz. Temel meselelerden bir tanesi şu. Peki ne olacak? Bu operasyonlar nereye kadar devam edecek? Cumhuriyet Halk Partisi bu operasyonları durdurmak için ne yapmalı? Burada iki güç arasında bir mücadele var. Bu iki gücü doğru tanımlamak lazım. İktidarını korumak isteyen bir kişi etrafında kümelenmiş bir grup oligark, o bir kişinin etrafında yargı camiasının içerisinde bir klik, partizanlaşmış bürokrasi, tahakküm altına alınmış medya, bu ülkenin kaynaklarını sömüren, çevresini, doğasını sömüren ve zenginleşmeye çalışan bir avuç iş insanı, onun karşısında da demokrasiden, adaletten, özgürlükten yana olan insanlar.

'YAŞANILIR BİR TÜRKİYE'Yİ KURMAK İSTİYORUZ DİYOR'

İki güç arasındaki bir mesele. Bir tanesi korkuluktan kalkmak istemiyor. Öbürü de bir iktidar iddiası ortaya koyarak biz yüzde 25'lik sınırları reddediyoruz diyor. Biz İstanbul'da 3-5 tane merkez ilçeyi, Ege kıyılarında bir bölüm belediyeyi, CHP'ye çizilen sınırları reddediyoruz ve iktidar olmak istiyoruz diyor. Türkiye'de Cumhuriyetin yeniden inşa sürecini, kurumsal inşa sürecini başlatmak istiyoruz. Demokrasiyi kuvvetlendirmek istiyoruz. Toplumsal barışı, huzuru sağlamak istiyoruz. Üreten bir Türkiye'yle refah içerisinde yaşanılır bir Türkiye'yi kurmak istiyoruz diyor.

'BİZ BİR KESİNTİSİZ DİRENİŞ SÜRECİNİN İÇERİSİNDEYİZ'

Biz bu ülkede cumhurbaşkanlığı seçimini kazanarak Türkiye'nin demokratikleşmesinin adımlarını başlatmak istiyoruz. E ne olacak? Bu operasyonlar durmuyor. Çok açık ve net olarak söylüyoruz arkadaşlar. Biz de yargılanıyoruz.  Üç tane il başkanı şu anda tutsak vaziyette belediye başkanlarımızla birlikte. Bugün Ankara, İzmir, Uşak il başkanları da cezaevinde. Söylüyorlar hiç tedirgin olmuyor musunuz? Sıra size gelirse falan. Sıra kime gelirse gidecek, nöbetini tutacak, dışarıda kalanlar bayrağı havada tutacak. Bu bir kesintisiz direniş sürecidir. Bu süreci doğru tanımlamak zorundayız. Biz bir kesintisiz direniş sürecinin içerisindeyiz.  Biz bir kesintisiz direniş mücadelesinin içerisinde bayrağı havada tutmak için mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz.

'HİÇ BİR ARKADAŞIMIZI GERİDE BIRAKMAYACAĞIZ'

Cumhuriyet Halk Partisi şimdi başlıyoruz her çarşamba bir ilçede yürüyüşler gerçekleştireceğiz. Her pazartesi günü salı günü Silivri'deyiz perşembe cuma sahada, sokakta, çarşıda, pazardayız ve mücadeleyi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Toplumla buluşmaya devam edeceğiz. Bir başka eleştiri şu. Efendim Cumhuriyet Halk Partisi Silivri, Adliye, Emniyet üçgenine sıkıştı mı? Toplumun sorunlarına yabancılaştı mı? Hayır. Bakın ben bu kitabı yanımdan hiç ayırmıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi'nin parti programı. Döne döne tekrar bakıyorum çünkü okuyorsunuz belli şeyleri unutuyorsunuz. Bir daha okumanız gerekir. Altını çize çize bakıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi şunu çok iyi biliyor. Bir kere bu değerlendirmeleri yaparken hiçbir arkadaşımızı geride bırakmayacağımızı herkesin bilmesi gerekir. 

'PAZARDAKİ DOMATES VE KARPUZUN SİLİVRİ İLE ALAKASI VAR'

Cumhuriyet Halk Partisi cezaevi, emniyet adliye üçgenine mi sıkıştı? Adalet, özgürlük ve ekmek mücadelesi birbirinden ayrılamaz. Adaletin olmadığı yerde demokrasi olmaz. Demokrasinin olmadığı yerde ekonomik refah olmaz. Ekonomik refahın olmadığı yerde toplumsal barış olmaz, huzur olmaz. Dedi ya Melda Hanım, Çinlilerin bir bedduası var. Derler ki: 'Birine çok kızmışsa 'Tanrı seni belirsiz zamanlarda yaşatsın' Şimdi Türkiye'nin yaşadığı belirsizlik içerisinde yatırımcı yatırım yapmıyor. Yabancı yatırımcı Türkiye'ye gelmiyor. E yatırım olmadığı yerde istihdam sorunları ortaya çıkıyor. İstihdam sorunlarının olmadığı sorunların ortaya çıktığı yerde işsizlik, enflasyon, hayat pahalılığı bunların hepsi bir zincirin halkası gibi birbirini bağlıyor. Bakın pazardaki domatesin fiyatının Silivri ile alakası var, pazardaki karpuzun fiyatının Silivri ile alakası var. Bunlar birbirinden bağımsız meseleler değildir.

'ÜÇ TANE MAZBATAM VAR YSK'DAN ALINMIŞ'

Bu nedenle biz adaletin, özgürlüğün, demokrasinin mücadelesini verirken ekmeğin de mücadelesini veriyoruz. İşte tüm bu zorluklar içerisinde bir buçuk yıl içerisinde Burhanettin Bulut söyledi. Kaç tane kurultay yaptığımızı vallahi hatırlamıyorum. Çünkü yapıyoruz, beğenmiyorlar yapıyoruz, beğenmiyorlar. Aynı tartışmaları ısıtıp ısıtıp getiriyorlar. Kaç tane il kongresi yaptık? Ben hatırlamıyorum yani. Üç tane mazbatam var YSK'dan alınmış. Halen ortada bir acayip mesele falan. Tüm bu meselelerin içerisinde adliye, emniyet, cezaevi meselelerinin içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi parti programını yazdı. 

'BİZ O MAHKEMELERİN SEÇİLMİŞ OLDUĞUNU BİLİYORUZ'

Peki ne olacak bu mahkeme meseleleri? Soruyor gazeteciler de soruyor, vatandaş da soruyor. Ne bekliyorsunuz? Yaptığı telefon görüşmeleri üzerinden Ahmet Özer'e 6,5 yıl terör örgütü üyeliğinden ceza veren bir yargı düzeninden bizim beklediğimiz bir şey yok. Biz o mahkemelerin seçilmiş olduğunu biliyoruz, o heyetlerin seçilmiş olduğunu biliyoruz. Oralarda vicdan Adalete, hukuka uygun kararlar çıkmayacağını biliyoruz. 

'MİLLETİN ÖNÜNDEN SANDIĞI KAÇIRMAYA HİÇ KİMSE CESARET EDEMEZ'

Bir tarafta siyasallaşmış yargının kumpas mahkemeleri varsa bir de bu toplumun vicdan mahkemeleri var. Bu toplumun vicdan mahkemeleri ne zaman tecelli eder? Biz topluma gerçekleri anlatacağız bıkmadan usanmadan. Toplumun vicdan mahkemesi seçim günü, sandık günü geldiğinde o vicdan mahkemesi işte o gün devreye girecek. Çünkü yalanla, karalamayla, iftirayla, algı yönetimiyle seçimi elimizden almaya çalışacaklar. Başka bir endişe, efendim sandığın milletin önünden kaçırabilirler mi? Çok büyük cümleler kurmak lazım. Burada da tabii Anka canlı yayında, şunu ifade etmek isterim. Bu toprakların kıymetli arkadaşları 150 yıllık anayasa deneyimi var. Bu toprakların 103 yıllık cumhuriyet deneyimi var. Dolayısıyla hiç kimse kusura bakmasın. Bu milletin önünden sandığı kaçırmaya hiç kimse cesaret edemez. Cesaret ederse de bu millet buna asla izin vermez'