(İZMİR) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir Büyükşehir Belediyesi toplu açılış töreninde, 'CHP'nin vizyonu nedir, AK Parti'nin vizyonu nedir? Eğer İzmir AK Parti'de olsaydı; Pasaport İskelesi Ensar Vakfı'na, Karşıyaka İskelesi TÜGVA'ya, Asansör Okçular Vakfı'na, Paraşüt Kulesi İlim Yayma Vakfı'na verilirdi. AK Parti kazansaydı bugün burada 14 açılış yapmak yerine 14 yeşil alanın imara açılışını yapacaklardı, sessiz sedasız. Bugün burada 14 hizmet binası temeli atmak yerine, 10 tane göktelen temeli atılıyor olacaktı yandaş müteahhitler tarafından. O yüzden bir şehri seviyorsanız, o şehri sevenlere emanet etmekle çok doğru yapıyorsunuz' dedi.

Özel, Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde düzenlenen İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin (İZBB) Toplu Açılış, Menemen Konutları Temel Atma ve Örnekköy Dördüncü Etap Anahtar Teslim Töreni'ne katıldı. Burada konuşan Özel, şunları kaydetti:

'Genel Başkan olarak İzmir'e geldiğimizde üzüldüğümüz, dertlendiğimiz günler oldu, zamanlar oldu. Geçmişi vardı, günün gerçekleri vardı, üzerimize düşenler vardı. Neydi o? Aslında büyük bir iyi niyet hikâyesi. 30 Ekim 2020'de İzmir'de yaşanan deprem. Kentsel dönüşüm konusunda, örneğin Ankara'da ve başka şehirlerde meseleye başka yaklaşanların İzmir'e üvey evlat yaklaşımı. Ve bu noktada, kentsel dönüşüm konusunda bir model arayışıyla İzmir, kooperatifçilik modeliyle bir kentsel dönüşüm hikâyesi yazmaya niyetlendi, bu konuda o dönem genel merkezimizin destekleriyle, yönlendirmeleriyle, o günkü Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer'in projelendirmesiyle birlikte. Bence çok doğru bir yöntemdi ama çok talihsiz bir süreçle karşılaştı. Öyle ki pandemi, ardından yaşanan ve hepimizin bildiği krizler, Türkiye'de yaşanan, 10 ilimizi vuran 6 Şubat depremi, inşaat maliyetlerindeki 10 kata kadar artışlar, kooperatife o günlerde verilen paranın maliyetin bile dörtte birini karşılamadığı bir zor noktaya bizi getirdi.

Bu noktada İZBETON devreye alındı, bir takım işler yapılmaya çalışıldı, ilerlendi, durdu derken bir süreçle karşılaştık ki İzmir'de iyi niyetle çıkılmış bir işte iki uç vardı.

Bir tarafta inşaatlar durmuş, mağduriyet oluşmuş ve İzmirliler bu konudan rahatsız. Bu sorun büyük bir sorun olarak karşımızda duruyor. Diğer taraftan da bu projeye emek vermiş insanlar, siyasetçiler, bürokrat arkadaşlarımız, hepsine birden operasyonlar, 'Kooperatifçilik yoluyla dolandırdınız, şu oldu, bu oldu.' Çok krizli bir süreci birlikte yaşadık. Kriz ortaya çıktığı anda ben de İzmir'deydim, hep birlikteydik. Bu süreçten sonra görevlendirmeler yaptık. Hem genel merkezden, genel başkan yardımcımız, hem önceki dönem bu işi yapmış, şimdiki Politika Kurulu Başkanımız, hem de genç milletvekili arkadaşlarımızdan oluşan ekipler geldiler, bu işin fotoğrafını çektiler.

Cemil Tugay bürokrasisi bu konuda açık davrandı ve katkıya açık oldular. Sahadaki arkadaşlarımızı ziyaret ettik; hem onların mücadelesine, mağduriyetlerine katkı sağladık hem de onlarla birlikte çözüm arayışlarına girdik ve bir yol haritası belirledik. Ve çıktım dedim ki İzmir'de, partinin kurumsal kimliği adına dedim, ekibe güvendiğim için söyledim. 'Bu mağduriyetleri bir şekilde çözeceğiz. Kimse CHP'nin iyi niyetle önüne düştüğü bir yolda çukura düşmeyecek, parasını kaybetmeyecek, ev sahibi olma umutları boşa gitmeyecek. Bunun garantörü biziz' dedik. Tabii aynı zamanda kooperatifçiliğin bir suç olmadığının da altını kalın kalın çizdik. Kooperatifçilik yoluyla dolandırıcılık iddialarında bir dolandırılan, bir dolandıran olur. Burada bir yanda iyi niyetle ev sahibi olmak isteyenler, bir yanda onları ev sahibi yapmak isteyenler, konulan paralar ama ilerlemeyen inşaatlar vardı. Buna bir model geliştirmek, çalışmak ve burada inisiyatif almak gerekiyordu. Bu noktada hem biraz önce de ifade edildiği gibi Süleyman Bey'in ekibinin emekleri çok kıymetlidir. Hem başkanın ortaya koyduğu vizyon önemlidir hem de önceki dönemde bu işlere başlamış olan arkadaşların, ailelerin ve bu işten mağdur olmuş bürokratlarımızın sabırları önemlidir. Onların gösterdiği dayanışma önemlidir. Ve geldiğimiz noktada İZBETON'da 5 etaplık, Egeşehir'de 2 etaplık durmuş olan projelerde şimdi bambaşka bir noktaya geldik.

MÜYORBİR'den, Müzik Sektöründe Yapay Zeka Etkisi Araştırması: Müzik yorumcularının yüzde 74'ü yapay zekadan endişe duyuyor
MÜYORBİR'den, Müzik Sektöründe Yapay Zeka Etkisi Araştırması: Müzik yorumcularının yüzde 74'ü yapay zekadan endişe duyuyor
İçeriği Görüntüle

'AK Parti'nin 'gel protestoya' dediği insanlar şimdi 'Allah razı olsun' diyerek CHP'den memnuniyetlerini ifade ediyorlar'

Ve bu işi siyasi operasyon amacıyla kullananlara da şunu söylemek gerekir: Örneğin Muğla'da 1 milyon ağaç kesilecekken, Kaz Dağları'nda milyonlarca ağaç kesilecekken, İzmir Çeşme'de çevre katliamları yapılacakken, Urla'da kente karşı suçlar bakanlık eliyle işlenmeye çalışılırken biz bunlarla mücadele ederken; bir gün bir pankartın ucundan tutmayanlar, bir gün bir ağaca sarılıp karşısındaki testereye direnmeyenler, bir gün bakanlıkta işini çözmüşlerin Yarımada'daki rant için sulanan iştahlarına karşı sivil toplumla verdiğimiz İzmir'i savunma mücadelesine destek olmayanlar; bugün mağdurların duygularını sömürüp, mahkeme salonlarının önünde onları nümayiş yapmaya, protesto yapmaya teşvik edecek kadar duyarlı oldular. Buradan kastettiğim, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin istismarcı siyaset anlayışından başka bir şey değildir. Mağdur olup da yola düşene hiçbir şey diyemeyiz. Hakkı olup da hakkını arayana kimse bir şey diyemez. Biz, demokrasinin tepki ve protesto rejimi olduğuna inananlarız. O yüzden de her protestocuyu dinledim. Her sesini yükseltene kulak verdik ve 'Bu sorunu çözeceğiz arkadaşlar' dedik. Şimdi bugün, ikinci yılda buradayız, karşınızdayız. Şöyle bir durumla karşı karşıyayız: Büyükşehir Belediyemizin İZBETON'daki 5 etaptan 4'ünün inşaatlarına başladığı, 1 etapta da önümüzdeki ay inşaata başlanacağının kesinleştiği bir evredeyiz. Bugün Örnekköy Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı 4'üncü etapta ev sahiplerine anahtarlarını teslim etmeye başlıyoruz. Yıl sonuna kadar bin 18 bağımsız birim teslim edilmiş olacak. Zaten gördünüz; inşaat bitmiş, ince işlerinin yapılma aşamasında. AK Parti'nin 'gel protestoya' dediği insanlar şimdi 'Allah razı olsun' diyerek başkanımızdan, ekibimizden, Cumhuriyet Halk Partisi'nden memnuniyetlerini ifade ediyorlar.

Diğer yanda Egeşehir'deki 2 etaplı proje var. Burada da çok büyük sorunlar ve sıkıntılar yaşandı. Ancak çok büyük mesafe aldık. 2 etapta da inşaatlara başlandı. Önümüzdeki yıl tamamı hak sahiplerine teslim edilecek. Egeşehir'deki 1 etapta ise bütün bu anlattıklarımızda olduğu gibi evi alacaklarla evi teslim edecekler arasında imzalar atıldı, mutabakata varıldı. Sadece bir yerde imza atılmadı. Onun da sebebi AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi'nden Belediye Meclis üyelerinin ret oyu vermiş olmasıdır. Önümüzdeki toplantıda AK Parti ve MHP de artık bu işten kendilerine siyasi rant çıkmayacağını görüp hemşehrileriyle dayanışma gösterirlerse bu imzalar da atılacak, sorun kökünden çözülmüş olacaktır. Ben partinin genel başkanı olarak bu işleri yakından, haftalık demeyeyim ama ayda birkaç kez sorarak, ilerlemeleri takip ederek son derece önemli görüyorum. Bu sene, gelecek sene ve seçime kadar bu evlerin tamamını teslim etmek suretiyle büyük bir krizi, çünkü inşaat maliyetlerinin 10 kata varmasıyla oluşan büyük bir krizi aşmış olacağız ve İzmir'e başımızı öne eğdirecek bir yanlış yapmamış olacağız. Bu bir anlayış meselesi, bir yaklaşım meselesi. Tepkiyi, protestoyu demokrasinin parçası görmek ve mağduriyeti sadece bireyin değil, kamunun da katkısıyla giderilecek bir durum olarak değerlendirmek gerekir.

'Esenyurt'ta 35 bin konut mağduriyeti var'

Niye söylüyorum? 2011'de Meclis'e gitmişim. 'Kapımı Manisa'dan ilk hangi muhtar, hangi arkadaşım çalacak?' derken, 2011'de kapımı Esenyurt konut mağdurları çaldı. 2004'ten 2019'a kadar Esenyurt'ta AK Parti'nin belediye başkanlığı vardı. O dönemde maketler üzerinden satışlar yapıldı. İnsanlara 18'inci kat diye satılan dairelerin bulunduğu binanın aslında 12 katlı olduğu, üstündeki katların imal edilmediği, 'yaparız' denilerek oyalandığı ortaya çıktı. Başka yerlerde mahkemelere takılan, kat irtifakı kurulmadan noterden satış yöntemiyle 3-4 kişiye birden satılan daireler, benim hatırladığım 30 bin, 35 bin civarında konut mağduriyeti var.

Bu insanlar 2011'de bana geldiler. 2015'te İzmir'den seçilen milletvekillerimize, Murat Bakan'a, Ednan Arslan'a gittiler. 2018'de yeni seçilen milletvekillerine gittiler. Hâlâ gelip gidiyorlar. Ve diyorlar ki, 'Allah razı olsun, hiç olmazsa dinlediniz.' AK Partililere gidince kapıdan kovuluyorlar. 'Bana ne kardeşim, almasaydın, görseydin, sorsaydın' deniliyor. Esenyurt'ta 35 bin konut mağduriyeti var. Bu mağduriyetin en önemli sebebi kötü niyetli müteahhitler ama onlarla iş birliği içindeki yerel yöneticiler ve belediye bürokrasisi. Bu insanlar Meclis'te şöyle dolaşır: CHP'liyse girer derdini anlatır, DEM Partili'ye anlatır, İYİ Partili'ye anlatır, Saadet Partili'ye anlatır. AK Partililere girmezler. Dinlemiyorlar. Çünkü 'bunları almayın' demişler. Konuşurken video çekiyorlar, bu videolar yayınlanıyor, partiye zararı oluyor diye kapılar kapalı onlara. İstanbul'da sadece Esenyurt konut mağduriyeti yok. İşte Fikirtepe yıllardır konuşulur. Nihayet bir miktar nisan ayı içinde konut teslim edilecek. Ama binlerce, on binlerce aile İstanbul'un dört bir yanında mağdur. Sadece o da değil; gecekondusunu müteahhite vermiş, müteahhit kazmış, kaçmış. Kazdığı çukurda çocuklar boğuluyor. 12 yıldır dönüp de 'ne oldu bu iş?' diye bakmayanlar, İzmir'de inşaat maliyetlerinin yarattığı küçük bir tökezlemeyi büyük bir siyasete dönüştürdüler. O yüzden Cumhuriyet Halk Partisi ile AK Parti'nin belediyecilik anlayışını da insana yaklaşımını da dosta gösteren, düşmanı da bu yüzden ürküten tüm kadrolarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Hepinizin emeğine sağlık.

'İzmir'in layık olduğu hizmeti tüm engellemelere rağmen büyük bir gururla hayata geçiriyoruz'

Bugün sadece anahtar teslimi de yapmayacağız. Çok önemli projelerin temellerini atıyoruz. Türkiye'de ilk olan bir projeye İzmir Büyükşehir Belediyemiz imza atıyor ve 3 bin 100 konutluk Egeşehir Menemen konutlarının temelini açacağız. 300 bin lira peşinatla bu projeye girilip, 10 yıl boyunca kiradan daha az ödeme yaparak konut sahibi olunacak. Bugün İzmir'de ortalama kira 30 bin lira civarında. Ortalama konut fiyatı da 6,2 milyon lira. Bu projeyle 1+1, 2+1 ve 3+1 daireler için 19 bin lira, 26 bin lira, 29 bin lira gibi ortalama kiranın altında ödemeler yapılacak. 10 yılın sonunda insanlar kendi evine sahip olacak ve bu 3 bin 100 konut önümüzdeki yıl teslim edilecek. Yani barınma sorununa son derece iddialı, herkesin hevesle ve heyecanla yaklaştığı bir proje ortaya koyuyoruz. Projenin yüzde 10'u belediyeye kalacak, kalan kısmı kiralık sosyal konut olarak değerlendirilecek. Bu da çok kıymetli bir iştir. İşin diğer kısmında ise öğleden sonra, akşamüstü Çeşme'de Sayın Murat Karayalçın ile birlikte olacağız. Türkiye'de kentsel dönüşümün öncüsü, bu alanda önemli projelere imza atmış bir isim olarak, onun önderliğinde ve ekip arkadaşlarımızın emeğiyle kiralık sosyal konutta yeni bir model ortaya koyacağız. Çeşme modeli, Türkiye'de iktidar olduğumuzda ülke genelinde uygulanacak bir model olacaktır. Ayrıntılarını orada anlatacağım.

Bugünkü program kapsamında ayrıca Dikili'de itfaiye hizmet binasının temelini atıyoruz. 455 milyon liralık Şemikler üst geçidinin temelini atıyoruz. Bu proje, ulaşımı ciddi şekilde kısaltacak; 5 kilometrelik yol 1 kilometreye düşecek, yarım saat süren ulaşım 5 dakikaya inecek. Yine Çiğli Köprüsü'nün temellerini, Dikili İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi'nin temelini, Aliağa Yenişakran İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi'nin temelini, Bornova Aktarma Merkezi'nin temelini, Bornova Aşık Veysel Kütüphanesi'nin temelini, Karşıyaka Örnekköy'deki Cemevi'nin temelini, Kemer Futbol Sahası'nın temelini birazdan hep birlikte atacağız. Ayrıca Karabağlar'da Yurtoğlu Engelli Merkezi'ni açıyoruz. 5 ilçede İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezlerini açıyoruz. Diyabet Farkındalık Merkezi'ni açıyoruz. Karşıyaka Otizm Etkinlik Merkezi'ni açıyoruz. Psikolojik Destek Birimimizi açıyoruz. Geriatri Merkezimizi açıyoruz. Kültürpark Stüdyo'yu açıyoruz. Hasan Ali Yücel Kütüphanesi'ni açıyoruz. 4 kap yemeğin 50 lira olacağı 6'ncı Kent Lokantamızı açıyoruz. İzmir Mutfak Müzesi'ni açıyoruz. Ayrıca bir bağlantı yolu, bir üst geçit, Sevgi Yolu düzenlemesi, sokak düzenlemeleri ve 154 araçlık bir otoparkı hizmete açıyoruz. Bunların tamamını İzmir'e, İzmir'in layık olduğu hizmeti sunmak ve bize verdikleri oya layık olabilmek için. Tüm engellemelere rağmen büyük bir gururla hayata geçiriyoruz.

'İzmir'in tarihi yapılarına el koymaya çalışıyor'

Bir yandan belediyelerimiz bu hizmetleri verirken, diğer yandan birileri İzmir'in tarihi yapılarına el koymaya çalışıyor. Şunu açıkça söyleyelim: Meslek Fabrikası'na, Egemenlik Evi'ne, Namazgâh Hamamı ve gasilhaneye, Büyükşehir'den Vakıflar Genel Müdürlüğü eliyle el konulmak isteniyor. Oysa buralar ticari değil; eğitim, kültür ve kamu hizmeti amacıyla kullanılıyordu. Bu yerleri alıp başka amaçlarla kullanmak istiyorlar. İşin kökünü söyleyeyim. Peki neden yapıyorlar? Esas mesele Galata Kulesi önemli bir tarihi eser. İnanılmaz ziyaretçi alıyor. Mahir Polat'ın emekleriyle yapılan restorasyonlarla da çok güzel bir hâle geldi. Yerebatan Sarnıcı'nda da ne yapılıyorsa, buralar inanılmaz ziyaretçi alıyor. Özellikle yerli ve yabancı turistten çok ciddi gelir elde ediliyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin hizmetlerini aksatmak için belediye başkanını, cumhurbaşkanı adayımızı tutukladılar. Belediye başkanlarımızı tutukladılar. Beyoğlu'nun da Şişli'nin de Beşiktaş'ın da Büyükşehir'in de belediye başkanları tutuklu. Belediyenin bütün imkânlarına el koydular; hacizler yaptılar. Yetmedi, 'Buradan gelir geliyor, buraya da el koyalım' dediler. Yerebatan Sarnıcı'na el koymaya çalıştılar. Mahkeme 'koyamazsın' dedi. Geçen ay kanun çıkardılar arkadaşlar. Bir yapının tarihinde bir çivi kadar vakıf izi varsa ve o vakıf şu anda yoksa, bunu Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne aktaracaksınız diyorlar. Oysa bu yapılar yıllardır İzmir'de, her partiden belediye başkanları tarafından korunmuş, halkın hizmetinde tutulmuş yerlerdir. Namazgâh Hamamı, Egemenlik Evi, Meslek Fabrikası: Şimdi bunları Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne alacaklar, sonra da bildikleri gibi kullanacaklar.

Ben yerel seçimler öncesinde İzmir'de konuşurken de söylemiştim: CHP'nin vizyonu nedir, AK Parti'nin vizyonu nedir? İstanbul'da Adalar Vapur İskelesi'nin üst katını düşünün. Dünyanın en güzel manzaralarından birine bakıyor. Orayı kiraya versen en yüksek geliri elde edersin ya da belediye restoranı yapsan, insanların çok yüksek fiyatlar ödeyeceği bir yerde uygun fiyatla yemek yemesini sağlarsın. Ya da oraya resim atölyesi açsan gencecik ressamlar dünyanın en güzel resimlerini çizerler. Peki ne yapmış AK Parti oraya? 25 yıllığına TÜGVA'ya verilmiş.

Tabii ki İzmirliler meselenin farkında ve onlara vermedi, vermeyecek ama eğer İzmir AK Parti'de olsaydı Pasaport İskelesi Ensar Vakfı'na, Karşıyaka İskelesi TÜGVA'ya, Asansör Okçular Vakfı'na, Paraşüt Kulesi İlim Yayma Vakfı'na verilirdi. AK Parti kazansaydı bugün burada 14 açılış yapmak yerine 14 yeşil alanın imara açılışını yapacaklardı, sessiz sedasız. Bugün burada 14 hizmet binası temeli atmak yerine, 10 tane göktelen temeli atılıyor olacaktı yandaş müteahhitler tarafından. O yüzden bir şehri seviyorsanız, o şehri sevenlere emanet etmekle çok doğru yapıyorsunuz.

'AK Parti döneminin 4,6 katı sosyal yardımla sosyal belediyecilikte tarih yazıyoruz'

Son sözüm şu; tüm zorlamalara, tüm silkelemelere, tüm hukuki saldırılara rağmen, tüm alçaklıklara rağmen dimdik ayaktayız. İki yıl önce hedefler koyduk. Dedik ki, bin kreş, yani çocuk etkinlik merkezi, 100 öğrenci yurdu. Neden? Çünkü İstanbul'u aldığımızda ikisi de yoktu. Niye? 'Kreşe ne gerek var? Kadının işi çocuğu doğurmak, çocuğa bakmak, varsa yaşlıya engelliye bakmak. Kreş neyin nesi? Otursun evinde.' Yurt lazımsa onu verecek bir kurt bulunur. O çocuğu alıp da o çocuğun beynini yıkayacak, zihnini yıkayacak, birtakım tarikatların, cemaatlerin yurtları bulunur. Ne gerek var devletin yurt işine girmesine? Bin tane öğrenci çocuk etkinlik merkezi 100 tane de öğrenci yurdu demiştik. İkinci yılın sonunda Cumhuriyet Halk Partisi gururla sunar. Geldiğimiz noktada 801 kreş, 77 öğrenci yurdu açıldı. Kreş hedefinin yüzde 80'ine, yurt hedefinin yüzde 77'sine ulaştık. 172 kent lokantasıyla dar gelirlinin sofrasındayız. Aşevi hizmetleriyle ihtiyaç sahiplerinin yanındayız. 173 halk market, halk mandıra ve halk ekmekle vatandaşa daha uygun fiyatlı gıda ulaştırıyoruz. Bu zor şartlarda insanların yaşam mücadelesine destek olmanın onurunu yaşıyoruz.

Cumhur İttifakı'ndan belediyeleri devralmadan önce şöyle propaganda yapılıyordu. 'CHP gelirse yardımlar kesilir.' Ama gerçekler ortada. Şimdi size net rakamı söylüyorum: AK Parti döneminin 4,6 katı sosyal yardımla sosyal belediyecilikte tarih yazıyoruz. Bu nedenle saldırılar, kötü niyetli engellemeler ve çelme çabalarına rağmen, bilhassa İzmir'de dünya siyaset tarihinin en büyük algı operasyonlarına, 'CHP şunu yapamıyor, bunu yapamıyor' söylemlerine rağmen çok önemli işleri, çok zor şartlar altında gerçekleştiriyoruz. Hem geçmişten gelen zorlukları ve eksiklikleri kapatarak hem geleceğe güçlü adımlar atarak hem de hangi kente hizmet ettiğimizin bilinciyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İzmir'de olmaktan, böyle bir ekiple çalışıyor olmaktan ve bu güzel kentin insanlarına hitap etmekten büyük memnuniyet duyuyorum. İyi ki İzmir var. İyi ki Cumhuriyet Halk Partisi'nin amiral gemisi, sancak gemisi bu güzel şehir var. Hepinizi ayrı ayrı kucaklıyorum. İyi ki varsınız. Türkiye çok daha güzel günleri sizin sayenizde görecek.'

Konuşmanın ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, sembolik olarak 5 hak sahibine anahtarlarını teslim etti.

(SON)

Kaynak: ANKA