(ANKARA) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Ankara'da görülen kurultay ceza davasına ilişkin olarak, 'Bu kazananıyla-kaybedeniyle bir onur kurultayıdır. O kurultayı lekelemeye, iradesini sakatlamaya kimsenin gücü yetmez. Ama son meczup dinlenene kadar ben sabırla o mahkemenin tüm iddiaları dinlemesini istiyorum. Çünkü her dinlenen bir yıldır ortaya atılan bunca yalanın ne kadar boş olduğunu ortaya koyuyor. Adem Soytekin de gelsin, ne duyduysa söylesin. İddiasının somut gerçeğe dayanmadığı ortaya çıksın ve hiçbir şüphe kalmasın' dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 1968 kuşağının devrimci gençlik önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ı anmak için gittiği Karşıyaka Mezarlığı'nda basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin butlan konusundaki, 'CHP, Cumhuriyet'in kurulduğu günden bu yana var. önemli bir siyasi kurumdur. Bu kurumun içinin karıştırılması, parçalanması, hukuki yönden zedelenmesi, farklı amaçlarla kullanılmasına müsaade edilmemesini temenni ederiz. CHP, milletle buluşmayı tercih etsin' sözlerinin sorulması üzerine şunları söyledi:
'Sayın Bahçeli'nin dün yaptığı açıklama kıymetli, önemli bir açıklama. Zaten olması gereken bir açıklama. Bir siyasi parti, diğer bir siyasi partiye yargı yoluyla yapılan usulsüz, haksız bir uygulamaya karşı çıkarak sadece bir centilmenlik göstermez, kendisinin de vücut bulduğu o zemini savunuyor olur. Biz neredeyse bir yıldır tek başına CHP'yi değil, siyasi partilerin güç aldığı sistemi savunuyoruz, demokrasiyi savunuyoruz. Erken kalkanın 10 kere reddedilen bir Asliye Hukuk Mahkemesi'ni, 11'incisinde bulup da oradan bir siyasi partinin il yönetimine kayyum atadığının, öbür erken kalkanın BAM'a bastırıp da bir siyasi partinin üç yıl önce yaptığı ve üstüne bütün bu haksızlıklarla mücadele için üç kere daha yaptığı, bütün delegelerin oy birliğiyle seçtiği, delegelerin mahalleden başlayıp yeniden seçildiği kurultayı iptal ettiği bir düzen, bugüne değil yarınlara da tehdittir. Bu düzenden medet umanlar, yarın aynı silahın kendilerine döndüğü gün ne hata yaptıklarını anlarlar. Yani Sayın Bahçeli'nin tutumu elbette doğru, kıymetli, saygıdeğer bir tutumdur. Aksine tutum takınanların içinde bulundukları durum akıl tutulmasıdır. Bir siyasi partiyle baş edemeyip de onu yenemeyip de ona sandıkta yenilip de yeni bir sandıkta yenileceğini bilip de yargıdaki militanından medet umanların durumunu millet görüyor ve değerlendiriyor.'
'CHP, Türkiye'yi hep birlikte güçlü kılmak için bulunması gereken yerde bulunuyor'
Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun butlan tartışmalarına ilişkin, 'Daha önce komisyon masasında yapılanı 'şantaj' olarak tarif etmiştim. Yine aynı şeyi görüyoruz. Bir çağrım olmuştu: 'O masa sizi kurtarmayacak. Türk milletiyle ittifak kurtaracak' demiştim. Hala bu sözlerimin arkasındayım. Kalktıklarında bizi yanlarında bulurlar' ifadelerini sorulması üzerine ise şöyle konuştu:
'Müsavat Bey'i bizzat dinlemedim. Ama aktardığınız kadarıyla bir değerlendirme yapmak gerekirse biz bulunduğumuz komisyona girerken de söyledik: 'Bizim olduğumuz değil, olmadığımız komisyondan korksun herkes.' Bütün süreç bitti. Komisyon başlarken de şehit aileleriyle, gazilerle beraberdik. Onların gözünün içine bakarak oturduk. Komisyon raporu yayınlanmadan bir gün önce de yayınlandıktan sonra da birlikteydik. CHP'ye şantaj yapılamaz. Şantaj, öyle tek taraflı bir eylem değildir. Bazı eylemler tek taraflıdır. Taşı alır, atarsınız. Ama şantajı yaparken o şantaja teslim olacak bir taraf lazım. Türkiye'nin savaş meydanlarında kurulmuş, kurucu iradesine şantaj sökmez. Sökseydi bugün burada olmazdık, bu durumda olmazdık, hep birlikte ayakta olmazdık ve bu kadar net meydan okuyor olmazdık. CHP tarihin doğru tarafında durmak için, annelerin gözünün yaşını dindirmek için, kardeş kanı akmasın diye, Deniz Gezmiş ve arkadaşları ölüme doğru giderken savundukları Türkler ile Kürtlerin kardeşliğinin ebedi olarak sarsılmadan devam etmesi, birlikte yaşamak, birbirimize güç vermek, güç almak ve bu zorlu koşullarda Türkiye'yi hep birlikte güçlü kılmak için bulunması gereken yerde bulunuyor, durması gereken yerde duruyor. Bunun için de bu alanı bir husumet, bir rekabet değil bir sorumluluk alanı olarak tarif etmiştik zaten.'
'Devlet Bey'in statü açıklamasını değerlendirme sırası, artık Erdoğan'dadır'
Özel, Bahçeli'nin PKK lideri Abdullah Öcalan'a ilişkin statü çağrısının sorulması üzerine, şunları kaydetti:
'Ben hemen o açıklamadan sonra yaptığım grup toplantısında, terörsüz ve demokratik Türkiye meselesine nasıl baktığımızı ve nerede durduğumuzu, bundan sonra da ne şekilde tutum takınacağımızı bir kez daha hatırlatmıştım. Sayın Devlet Bey'in açıklamasına, değerlendirmeleri dinleme sırası ya da bu sorunun yöneltilmesi sırası artık Sayın Erdoğan'dadır. Bu soruyu yanıtlayacak olanlar diğer liderlerdir. Biz pozisyonumuzu dün son derece sarih bir şekilde tarif ettik.'
'Kimi dinlemek icap ediyorsa dinlensin. CHP'nin kurultayı öyle lekelenebilecek bir kurultay değil'
Özel, CHP kurultay ceza davasında İBB Davası itirafçılarından Adem Soytekin'in dinlenme talebi ve kabulüyle davanın 1 Temmuz'a ertelenmesine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
'O dava bir ceza davası ve bir yandan görülüyor. O davada hiçbir şüphe kalmayana kadar kim dinlenmesi gerekiyorsa dinlenilsin. Geçen ismini anmak istemediğim bir meczup geldi, ifade verdi İstanbul'dan. 'Sen bunu böyle demişsin', 'Dedim.' 'Niye böyle dedin?' 'Öyle gördüm.' 'Gördün mü?' 'Görmedim, duydum.' 'Kimden duydun?' 'Başkasından duydum.' 'O duyduğunu söyle.' 'Ben onu da adını da unuttum.' Böyle şeyler söyleniyor. Ama kimi dinlemek icap ediyorsa mesela Adem Soytekin demiş ki 'Bir şey duydum birinden.' Gelsin anlatsın, kimden duyduysa ona da sorulsun. En ufak bir şüphe kalmayana kadar bu işleri sorsunlar, soruştursunlar. Çünkü bu iş leke kaldırmaz bir iş. CHP'nin kurultayı öyle lekelenebilecek bir kurultay değil. Aksine CHP'de o kurultayda sonuç böyle olmasaydı 104 yıllık Cumhuriyet'te hiçbir siyasi partinin genel başkanı yarışarak değişmemiş olacaktı hala daha. Bu kurultay, delegenin bir siyasi partinin genel başkanını demokratik bir yarışta ve centilmenlik içinde değiştirdiği bir kurultay olarak kazananına ve kaybedenine onur belgesi vermiş bir kurultaydır.
'O kurultay kazananıyla-kaybedeniyle bir onur kurultayıdır'
İsmet Paşa'nın nasıl 1950'de kaybettiğinde bunu kendisi için bir yenilgi ama demokrasi için bir kazanç saydıysa siyasi partiler tarihimizde de bu bir kazananıyla-kaybedeniyle onur kurultayıdır. Bunu böyle yorumlamak gerekiyor. Ayrıca o kurultayda çok konuşuluyordu, bugün konuşanlar da konuşuyordu. 'Asla bu kurultayda delege değişim yapmaz' diye. O kurultayın -saatlerce siz oradaydınız- hala daha o salonun duvarlarında yankılanan ses: 'Delege sokağın sesini dinle'ydi. Orada bir değişiklik olduysa, bir irade değişikliği olduysa delegeye sokağın sesini hatırlatan milyonlar sayesinde olmuştur. Oradan sonra da birkaç ay sonra CHP, 47 yıl sonra birinci parti olmuştur. O kurultayı lekelemeye, iradesini sakatlamaya kimsenin gücü yetmez. Ama son meczup dinlenene kadar ben sabırla o mahkemenin tüm iddiaları dinlemesini istiyorum. Çünkü her dinlenen bir yıldır ortaya atılan bunca yalanın ne kadar boş olduğunu ortaya koyuyor. Çok memnunum ben, her 'Duydum' diyenin çağrılıp 'Nereden duydun, kanıtını söyle, ispatını söyle' denmesini. Adem Soytekin de gelsin, ne duyduysa söylesin. İddiasının somut bir gerçeğe dayanmadığı ortaya çıksın ve hiçbir şüphe kalmasın. Ben bundan memnunum.'




