Gündem

Özgür Özel'den Erdoğan'a: 'CHP'de bir tane dış mihrak varsa o da sensin'

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'CHP'nin kendi içindeki dış mihraklardan kurtulması hem Türkiye siyaseti adına hem Türkiye adına hayırlı olacaktır' açıklamasına tepki göstererek, 'Vallahi CHP'de bir tane dış mihrak varsa o da sensin. Senin parti üstünde yaptığın hesaplar. Dış mihrakların tercih ettiği birisi varsa o da memleketin başında tutmak için bin türlü plan yapıp bunu da açıktan söyleyen Amerika'dır, Trump'tır, sen Trump'ın hesabısın. Biz milletin hesabıyız' dedi.

Haber: Gülara SUBAŞI - Kamera: Dursun ALKAYA

(GAZİANTEP) - CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'CHP'nin kendi içindeki dış mihraklardan kurtulması hem Türkiye siyaseti adına hem Türkiye adına hayırlı olacaktır' açıklamasına tepki göstererek, 'Vallahi CHP'de bir tane dış mihrak varsa o da sensin. Senin parti üstünde yaptığın hesaplar. Dış mihrakların tercih ettiği birisi varsa o da memleketin başında tutmak için bin türlü plan yapıp bunu da açıktan söyleyen Amerika'dır, Trump'tır, sen Trump'ın hesabısın. Biz milletin hesabıyız' dedi.

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Gaziantep'te STK temsilcileriyle bir araya geldi. Özel, partisinde yaşanan süreçten bahsederek özetle şöyle konuştu:

'Biz kurultay salonuna girdik. Her şey kendi seyrinde akarken böyle yukarıdan, soldan, arkadan üç beş belki 10 gencin bir sloganını duyduk. Sonra hani böyle saman alevi nasıl yayılır birden, bütün salona yayıldı, gün boyu susmadı, oylar kullanılırken dışarıdan aynı sesler geliyordu. 'Delege, sokağın sesini dinle' diye bir slogan, onbinlerce kişinin bir anda sahiplendiği bir hale geldi. Hani Tayyip Bey de çok merak ediyor ya kurultaya, onu dedi, bunu dedi ya... Sonra içeriden birilerinin bir takım meczupları, yalanları bilmem neleriyle bir tane kanıt olmadan kurultaya laf söylediler ya, o kurultayın nasıl kazanıldığını, sokak sokak, asansör asansör, berber berber, manav manav, taksi taksi, adım adım nasıl kazanıldığını biz hepimiz biliyoruz. Ve o sokağın sesini dinleyen delege, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir kere bir şey yaptı. Bir partinin genel başkanını seçimle değiştirdi. Yok daha önce, örneği yok. Ve o gün işte bizim hikayemiz başladı.

'KURULDUĞU GÜNDEN BERİ AK PARTİ'Yİ İLK KEZ YENDİK'

Ne oldu biliyor musunuz? Geçmişlerde 60'lı yaş ortalamalarında, 55'li yaş ortalarında olan Parti Meclisi, 42 yaş ortalamasına geldi, MYK, 44'e geldi. Yarısı kadın, yarısı erkek oldu. O güne kadar partinin yüzde yarım bütçe ayırdığı ölçme değerlendirmeye yüzde 15 pay ayrıldı. Parti ne yapıyorsa, rakipleri nasıl yapıyorsa öyle yapmaya başladı. Salonda söz vermişti 'Bu partiyi ülkenin en iyi yönetilen kurumlarından biri haline getireceğiz' diye. Öyle yaptık. Beş ayda gençlere, kadınlara, bilime ve bilimsel çalışma yöntemlerine önem vererek bir büyük hikayeyi başlattık. Ve millet, seçmen partideki değişimi, öz eleştiriye saydı. Dedi ki 'Bunlar öz eleştirilerini yaptılar, değiştiler ve karşımızda bir değişim görüyoruz, buna şans veriyorum' dedi. İşte o gün biz, 47 yıl sonra ilk kez CHP'yi yeniden birinci parti yaptık. Biz, kurulduğu günden beri AK Parti'yi ilk kez yendik. Tayyip Erdoğan'a ilk kez mağlubiyeti yaşattık. İlk kez onları mağlubiyetle tanıştırdık. Biz, 50 yıl sonra galibiyetle tanışırken onlar 23 yıl sonra mağlubiyetle tanışırken kürsüye çıktık ve 'Bu seçimin kazananı bizsek kaybedeni yoktur' dedik. 'Kimseyi verdiği oya pişman etmeyeceğiz' dedik. Ve  'Bu bize verilmiş olan, tüketelim diye bir kredi değildir, tüketici kredisi değildir. Bu bir yatırımcı kredisidir. Seçmen, Türkiye'nin geleceğine yatırım yapmıştır. Günü gelince bakacaktır. İyi değerlendiriliyorsa yatırımını sürdürecek, arttıracak, kötüyse geri çağıracaklar' dedik.

'DEDİLER Kİ 'BU YÜRÜYÜŞÜ DURDURUN''

Bu yaklaşımımızla 'Korna basmayın, havai fişek atmayın. Rakiplerinizin önünde davul zurna çalmayın.' Rahmetli Süleyman Seba'nın kazanan şampiyon Beşiktaşına verdiği öğütteki gibi: 'Yanda da şampiyonluğu sizin kadar hak eden, kahrolan birileri var. Sizin sevinciniz onları üzmesin' dediğini hatırlatıp 'Haydi şimdi, yarın iktidar yürüyüşünü başlatmak için galibiyeti, kendi zaferimizi kimsenin üzüntüsüne çevirmeyelim.' Sonrasında da Türkiye'yi olması gerektiği gibi bir olgunlukta, hizmette yarışarak ve iktidara yürürken neler yapacağını anlatarak bir etkili ana muhalefet partisi ama yarının iktidar partisi olarak konumlandıracak şekilde çalışmaya başladık. Bir yıl olmamıştı, memnuniyet anketlerinde biz yüzde 59 ölçtük, AK Parti bizi yüzde 61 ölçtü. O güne kadar biz siyaseti en olması gerektiği gibi yani sorunları anlatan, çözümleri söyleyen, tematik mitingler yapan; Rize'de çay üreticisi ile burada fıstık üreticisiyle buluşan, atanmayan öğretmenin sorununu dile getiren, Kocaeli'de emekçinin hakkını arayan, Ankara'da emeklinin hakkını arayan tematik mitinglerle polemiksiz ama iktidara yürüyen bir çizgide devam ettik. İşte ne olduysa orada oldu. Dediler ki 'Bu yürüyüşü durdurun.'

'VERDİĞİMİZ MÜCADELE BİR PARTİ MÜCADELESİ DEĞİL'

Onun üzerine CHP'mizin belediye başkanlarına, önce 2 milyon diye yola çıkıp 15,5 milyon oyla seçtiğimiz cumhurbaşkanı adayımıza, kurumumuza, partimize, partimizin yönetimine 'Bundan sonra bu iktidar yürüyüşünü durdurmak için ne yapılacaksa yapın' diye yetkilendirilmiş birileri ellerindeki yargı gücünü kötüye kullanarak yani darbeyi asker kamuflajıyla değil, savcı cübbeleri ile başlatarak saldırıya başladılar. Ne yaşanıyorsa o günden bugüne; CHP'nin belediyesinde ne yaşanıyorsa, CHP'nin içinde ne yaşanıyorsa bu CHP'nin içiyle ilgili de değildir, belediye başkanıyla ilgili de değildir. Bu bizim içimizdeki bir mesele değildir. Bu mesele milletin iktidarı değiştirme kararıyla bu karara direnenlerin, demokrasi ile gelip otokrasiye yönelenlerin, millete 'Beni seçersen baş tacısın, beni seçmezsen artık benim seninle işim yok. Senin iradeni milli irade olarak görmüyorum, senin iradeni kirli bir irade olarak görüyorum. Senin tercihini saymıyorum. Beni değil onu seçtiysen ben artık senin demokrasi ile getirdiğin ama götüremeyeceğin bir noktaya geldim' diyenlerin milletle kavgasıdır.

Biz CHP olarak verdiğimiz mücadeleyi bir partinin mücadelesi olarak değil; bırakın bir partinin iç mücadelesi, bir partinin dışarıya mücadelesi de değil; Cumhuriyet'i Cumhuriyet yapan en önemli şey olan sandığı koruma mücadelesi olarak görüyoruz. Birileri eğer sandığa varma umudunu, sandığa girecek adayı, sandığa gidecek partiyi, sandığa gidecek partinin genel başkanını yargı kararlarıyla değiştirebiliyorsa orada yapılan seçimin göstermelik bir seçime dönüşmesine karşı bir mücadele veriyoruz.'

'GAZİANTEP'E DAR GELEN GÖMLEĞİ DEĞİŞTİRMEK LAZIM'

Özel, Gaziantep'in gönlünde çok ayrı bir yeri olduğunu belirterek, ''Genel Başkan olup da yapacağım' deyip yapamadığım işlerden birisi ayda bir değilse de iki ayda bir şu Gaziantep'e gelip; bir gün çalışıp, bir gece bu şehirde kalıp, öyle ayrılmaktı' dedi. Gaziantep'in sorunlarını dile getiren Özel, şöyle devam etti:

'Gaziantep'te artık işin şeklini değiştirmek lazım. Gaziantep'e dar gelen gömleği değiştirmek lazım. Artık yol, tasarım, inovasyon, markalaşma ile büyümenin tercih edilmesi ve hızla hayata geçirilmesi lazım.

Antep fıstığı ile ilgili sıkıntılar, bütün şehri etkiliyor. Dünyada üçüncü sıradayız. İran ve Amerika Birleşik Devletleri, şimdi yeni barış yapan ikinci ülke, bizim önümüzdeki iki ülke fıstık üretiminde. Onlar fıstığı ovada üretiyorlar. Sulu tarımla yüksek verim alıyorlar. Bizim üretim kıraçta olduğu için ve bir yıl var yılı, bir yıl yok yılı olduğu için büyük sıkıntı çekiyoruz, rekabet edemiyoruz. İktidar sulama sorununu bir türlü çözemedi. Sulama sorunu çözülmedikçe de bizim bu rekabette var olmamız mümkün değil. Son olarak bir de üstüne üstlük Erdoğan Amerika'ya giderken Trump'ın oğluyla Dolmabahçe'de oturdu. 'Baban randevu verirse şunu yapacağım, bunu yapacağım, bunu yapacağım.' Biliyorsunuz orada bir tanesi '300 tane uçak alacağım' dedi. 250 tanesinin gitti siparişini verdi. Kıymetli mineralleri, metalleri söz verdi. Nadir toprak elementleri. Gitti onun gereğini orada yaptı. 'Pahalı olsun, sizden alacağım LNG'yi' dedi, gitti onun sözünü verdi. Bu sözünden başka da gitmeden önce bunun eline bir liste verdiler. Dediler ki 'Amerika'nın şu, şu, şu ürünlerine talebi var. 'Sen bu ürünlerde vergileri azaltacaksın. Kiminde sıfırlayacaksın.' O arada fıstık ithalatına gümrük vergisi de gümbürtüye gitti. Buradaki üreticiyi koruyacak, dışarıdan fıstık ithalatını zorlaştıracak o vergi kaldırıldı. En zor zamanda fıstık üreticisi ağır bir darbe daha aldı. Bugün yaşananların tamamı bu bütünsellik içinde değerlendirilmelidir. Bu tercih üreticinin belini daha da büktü ve fıstıktaki sorunların bir an önce çözülmesi, fıstık üreticisinin yalnız bırakılmaması, kentin bu önemli darboğazdan bir an önce çıkarılması lazım.

'GEÇİŞ GARANTİSİ DEĞİL GEÇİM GARANTİSİ VAAT EDECEĞİZ'

AK Parti iktidarında bu ülke garanti ödemeleri ile tanıştı. Yani sen git Londra'daki bankerlerden hesabını kitabını yap. Finansmanını ayarla. Buraya getir, yol yap. Biz sana yolun 30, 25 yıllık gelirini taahhüt ediyoruz. Hem de onların enflasyonunu da katarak. 'Arabalar geçecek ya geçmezse?' Geçiş garantisi. Köprüyü kullanacaklar ya kullanmazsa? Geçiş garantisi. Tünele geçiş garantisi. Havaalanı yaptırdım. Uçuş garantisi. Hastane yaptırdım. Hasta garantisi. Öyle bir hesap ki her şartta kazanıyor birileri. Hasta gelse de kazanıyor, kazanmasa da devlet veriyor, kazanıyor. Peki devlet nereden veriyor? Hepimizin cebinden veriyor. CHP iktidarında bu verilen garantilerin ve üç, dört yıllık gelirle karşılanırken maliyetler, üstüne 20 yıl verilen o garantilerin tamamını konuşacağız, tartışacağız, kaldıracağız. Ama garanti uygulamasını başka bir taraftan sürdüreceğiz. Nedir? Çiftçi üretirken doğru ürüne yönlendirip doğru bir planlamayla ne üreteceğini, kaça maal edeceğini, günü gelince kime satacağını bilecek. Biz, çiftçiye Türkiye'deki bütün üreticilere, hayvancılıkla uğraşanlara ve üretim yapanlara bundan sonra böyle geçiş garantisi değil, geçim garantisi vaat edeceğiz. Söz veriyoruz buna.

'CHP'DE BİR TANE DIŞ MİHRAK VARSA O DA SENSİN'

Biz bir yandan bunları yapmak için uğraşırken, bir yandan bizimle uğraşan Erdoğan bugün de döndü ve CHP için diyor ki 'Efendim içlerinde bir şey var, biz hiçbir yerinde yokuz.' Yemin ederim neresinde biliyor musunuz? Tam göbeğinde. Senin işin ne? Biz burada yapmışız partimizde kurultayımızda. Ardından ihtiyaç duyulmuş olağanüstü kurultayda geçerli oyların tamamını almışız. Sürekli bizimle uğraşan, davalar açtıran, davaları o adalet celladına yakından takip ettiren ve en sonunda da daha karar açıklanmadan hemen önce 'İnşallah memleketimiz çok yakında hak ettiği gibi bir muhalefete kavuşacak' deyip CHP'nin kurultayını iptal ettiren, diyor ki 'Hiçbir yerinde yokum.' Bugün de çıkmış 'İnşallah CHP dış mihraklar tarafından içine sokulanlardan kurtulacak' diyor. Vallahi CHP'de bir tane dış mihrak varsa o da sensin. Senin parti üstünde yaptığın hesaplar. 'Dış mihrakların tercih ettiği yönetici' dediği memlekete Amerika'nın büyükelçisi geliyor, diyor ki 'Vallahi Trump, çok akıllı adam' diyor. 'Erdoğan'la anlaşacak' diyor. 'Onda olmayanı verecek, onda olanların hepsini alacak' diyor. 'Onda olanların hepsi' dediği nadir toprak elementlerini diyor. Bizim buradaki işte Ordu'nun, Giresun'un yüzde 80'i madenlere açılmış, madenleri maden ruhsatlarını diyor. Altınları diyor, Kaz Dağı'nın altındaki altınları diyor. Diyor ki 'Erdoğan'dan her şeyi alacak.' 'Uçak siparişini' diyor, 250 tane. Ucuzu varken Amerika'dan pahalıya doğalgaz almayı söylüyor. Her şeyi alacak diyor 'Ona olmayanı verecek' diyor. Ne olmayan? Olmayan meşruiyet. Buradan, 'Dış mihrakların tercih ettiği CHP'deki kişiler' diyene diyorum ki: Dış mihrakların tercih ettiği birisi varsa o da memleketin başında tutmak için bin türlü plan yapıp bunu da açıktan söyleyen Amerika'dır, Trump'tır, sen Trump'ın hesabısın. Biz milletin hesabıyız.

'YA BİR YOL BULACAĞIZ YA YENİ BİR YOL AÇACAĞIZ'

Biz binadan çıktık, millete sığındık. Bugün geldik Gaziantep'in vicdanına sığındık. Milletle birlikte yürümeye devam edeceğiz. Hem partililerimizi hem vatandaşlarımızı bir konuda bir kez daha uyarmak, hatırlatmak isterim. Bugün CHP'de bir iç çekişme, bir iç tartışma yoktur. Bugün AK Parti'nin yargı kolları eliyle CHP'de hukuksuz bir işgali vardır. Bizimle yarışmaktan korkanlar partimize butlan atayarak, kayyım atayarak partimizi adaysızlaştırmanın, kurumsuzlaştırmanın, lidersizleştirmenin hesabı içindedirler. Bu yüzden biz bundan sonra meseleyi bir kez daha ifade ederim ki Erdoğan'la milletin iktidarı değiştirme umudu arasında görüp partimizde tüm hukuki süreçleri sonuna kadar işletip Gazi'nin kurduğu, emanet ettiği partiye sonuna kadar sahip çıkıp ama Erdoğan'ın hesabı, birilerinin hesabıyla uyuşacaksa ve bu parti baş aşağı çakılmak üzere bir kötü planın parçası yapılmaya çalışılacaksa hele hele bu partinin önümüzdeki dönem Erdoğan'ın iktidarının bir dönem daha sürmesi planının parçası halinde bu parti üzerinde bir takım oyunlar oynanacaksa söylüyorum: 'Biz bu oyunu bozacağız.' Biz bu oyunu bozacağız. And olsun ki biz bu oyunu bozacağız. Bu oyunu Gazi'nin adını taşıyan Gaziantep'ten ilan ediyorum, bu milletle birlikte bu oyunu bozacağız. Ya bir yol bulacağız ya yeni bir yol açacağız ama eninde sonunda bu iktidarı değiştirip Gazi'nin partisini tekrar iktidar yapacağız. Söz veriyorum.'