(TBMM) - CHP Grup Başkanı Özgür Özel, 'Fildişi kulelerden millete tepeden bakan, milleti karınca gibi gören, başını kaldıranı ezmeye kalkan salon siyasetçilerine sesleniyorum. Bizi yolda çevirip 'Geçinemiyoruz, kurtarın bizi' diyen insanların feryadı boşuna değil. Bunu siz görmediğiniz gibi artık millet de kurtuluşu sizde görmüyor. Milletin kurtuluşu gördüğü tek bir yer var. O da seçim sandığıdır. Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidara yürüyüşüdür. Seçilmiş Cumhuriyet Halk Partisi'dir' dedi.
Özel, TBMM'de partisinin haftalık grup toplantısında konuştu. Avrupa Parlamentosu'nun Kıbrıs Barış Harekatı'na ilişkin aldığı kararı eleştiren Özel, şunları söyledi:
'Avrupa Parlamentosu'nda Kıbrıs Barış Harekâtı'na ilişkin olarak alınan ve iğrenç ithamlarla, haksız demiyorum, iğrenç ithamlarla harekât ordumuzu lekelemeye çalışan kararı CHP olarak en sert biçimde kınıyoruz, reddediyoruz ve lanetliyoruz. Yıllarca ağır zulümlere uğrayan, soykırıma varan katliamlara maruz bırakılan, bütün çabalara rağmen barışın sağlanamadığı yerde Karaoğlan'ın, rahmetli Ecevit'in, o günkü Başbakan Yardımcısı rahmetli Erbakan'la birlikte ordumuzu Kıbrıs'a yollamasıyla Kıbrıs'ta hem hava indirme tugayının hem çıkartma filolarının başarılı operasyonlarıyla Kıbrıs'ı işgal etmek değil, barışı sağlayacak kadar ilerleyip duran, o gün Ecevit'in müjdelediği gibi adaya savaşa değil, barış için giden Türk tarafına da Rum tarafına da barışı getiren ve katıldıkları operasyonda görevlerini yapan, gerekirse can veren ama bugüne kadar en ufak savaş suçuna varacak bir ithamla dahi karşılaşmamış, asla ve asla yakın yere konulamayan, halen daha ölenlerine Allah'tan rahmet, dimdik ayakta duran o tertemiz, pırıl pırıl Kıbrıs gazilerimize atılmaya çalışılan bu iftiranın karşısında tüm gazilerimizi ve şehitlerimizin ailelerini CHP Grubu olarak minnetle kucaklıyoruz, ellerinden öpüyoruz' dedi.
Osmaniye'de 16 yaşındaki Yiğit Mehmet Kesme'nin MESEM projesi kapsamında çalıştığı iş yerinde yaşamını yitirmesine de değine Özel, 'Yiğit'e Allah'tan rahmet, ailesine sabır diliyoruz. Ancak Türkiye'de sadece bu yıl 34 çocuk çalışırken iş cinayetinde hayatını kaybetti. Bunlardan 21'i MESEM kapsamında çalışıyordu. Millî eğitimin başına atanan hadsiz, liyakatsiz, kifayetsiz Kurtuluş Savaşı'nın adını değiştirmekle meşgulken onun görev yerinde evlatlarımız canlarını kaybediyor. Bu MESEM projesinin mesleki eğitim, sahada eğitim Almanya'da 40 yıldır bir can almıyorken, bir uzuv kaybı yaşanmıyorken Türkiye'de MESEM projesinde 21 evladımızın hesabını o hadsizden sormayacağız da kimden soracağız? Eninde sonunda soracağız' diye konuştu.
'2018'DEN BERİ BİTMEYEN BİR KRİZİN İÇİNDEYİZ'
Türkiye'deki en büyük ve en temel sorunun adaletsizlik olduğunu, adaletsizliğin sadece mahkemelerle sınırlı olmadığını söyleyen Özel, sözlerine şöyle devam etti:
'Adaletin terazisi bir bozulunca gelirde, vergideki büyük adaletsizlik vatandaşın en çok canını yakan konu hâline geliyor. Eskiden ekonomik krizler yaşanıyordu. 1994 krizi, 2001 krizi o yıl yaşanıyor ya bitiyor ya sonraki yıl yaraları sarılmaya başlanıyordu. Ama 2018'den beri bitmeyen bir krizin içindeyiz. Tek adam rejimine geçildiği günden beri çoklu krizler ortamındayız. Birbirini tetikleyen krizler, birbirini takip eden krizler, bitmeyen krizler ve sonuç olarak yüzde 32'lik enflasyon oranıyla Avrupa'da birinciyiz, dünyada beşinciyiz. Yüzde 35'lik gıda enflasyonuyla Avrupa'da birinciyiz, dünyada beşinciyiz. Yoksulluk, işsizlik, gelir adaletsizliği, vergi adaletsizliği kategorilerinde ayrı ayrı Avrupa'da birinciyiz. Bunların hepsi resmî veriler.
Ve Türkiye'de gelirin yüzde 65'i, zengin fakir ayırmayan dünyanın en adaletsiz vergi sistemi olan dolaylı vergiyle, yani Türkiye'nin en zengin adamıyla en fakir adamının alışverişte aynı vergiyi ödediği dolaylı vergilerden toplanıyor. Yüzde 24'lük kısım gelir vergisinden ki bunun tam yarısı maaşlarınızdan kesilen vergilerdir. Diğer kısım da bankadaki mevduattan elde edilen gelirler falan. Toplam 65'in üstüne bunu da koyunca yüzde 89. Türkiye'de vergi vermesi gereken, para kazanan, üreten, hizmet eden, kâr eden, elde ettiği kârdan vergi verenler toplam verginin yüzde 11'ini, ya çok daha az ya da hiç vergi vermemesi gerekenler toplam verginin yüzde 89'unu ödüyorlar. İşte Türkiye'ye 25 yılda dayatılan AK Parti'nin kara düzeni budur. İktidarımızın en temel hedefi, önce vergideki adaletsiz bu düzeni değiştirmek, AK Parti'nin kara düzenini yıkıp adaletli bir vergi düzeni getirmektir.
'İNSANLAR ÇALIŞTIKÇA YOKSULLAŞIYORLAR'
Açlık ve yoksulluk sınırlarından hep bahsediyorum. Açlık sınırı, 4 kişilik bir ailenin 1 ay boyunca sadece karnını doyurmaya yetecek olan mutfak harcamalarının toplamı. Bunu Türk-İş hesaplıyor. Yıllardır, on yıllardır, 50 yıldır hesaplıyor. Ve Türk-İş bunu her ay açıklıyor. Türk-İş'in açıkladığı açlık sınırı 35 bin 750 lira. Kaba bir hesapla bugün ülkede sabit aylık alan 29 milyon kişi var. Emekliler, işçiler, engelliler, dul ve eğitim maaşı alanlar. 12,5 milyon da hiç maaş almayan işsizler var. Toplam 41,5 milyon kişi. 41,5 milyon kişi dünyadaki 157 ülkenin nüfusundan daha yüksektir. Ve Türkiye'de 41,5 milyon kişi açlık sınırının altında yaşamaktadır. İşsizlerin zaten hâli perişan.
Ama bu ülkede çalışmak da yoksulluktan kurtulmaya yetmiyor. Bu ülkede insanlar çalıştıkça da yoksullaşıyorlar. Tarımda çalışıyorlar, ekiyorlar, biçiyorlar, geçtiğimiz yıla göre daha yoksullar. Sanayide çalışıyorlar, asgari ücret alıyorlar, geçtiğimiz yıla göre daha yoksullar. Türkiye, çalışanın yoksullaştığı çok nadir ülkelerden bir tanesi. Yine Türkiye, eğitimlinin daha çok işsiz kaldığı, dünyada bir başka örneği yok Türkiye gibi. Eğitim arttıkça işsizlik oranı artıyor. Her yere açılan üniversiteler, Devlet Planlama Teşkilatı'ndan mahrum bu ülkede plansızca açılan bölümler. Bir mühendise 40 ara eleman lazımken 40 mühendis yetiştirip onları işsiz bırakıp bir ara elemanı, o aranan elemanı yetiştiremeyen plansız, programsız, düzensiz eğitim sistemi. İşte bunların hepsi bu ülkeye bu çoklu krizleri getiriyor.
Yoksulluk sınırı 116 bin 500 lira. 4 kişilik bir ailede dördü de asgari ücretle geçinse aldıkları maaş 112 bin lira. 4 kişilik bir aile, dördü gece gündüz çalışacak fabrikada ama hâlen daha yoksulluk sınırının altında kalacaklar. Böyle bir düzenin içinde yaşıyoruz. En düşük emekli maaşı 20 bin lira, dünya tarihinin en büyük vefasızlığı. Yıllarca çalış, çabala, dirsek çürüt, ellerin nasırlansın, gözlükler büyüsün, kulaklar duymasın, 'sen geç, rahat et' dendiği gün 20 bin lira emekli maaşı. 'Düzeltelim' diyoruz. Sadece enflasyonun, o da TÜİK enflasyonunun bu yıl içindeki eridiği kısmı verip 23 bin 500 lirayla bundan sonraki 6 ay geçinsin. Bir yıl önce en düşük emekli maaşı alanların sayısı 4 milyon kişiydi. Bugün en düşük emekli maaşı alanların sayısı 5,1 milyon kişi. Yani öyle bir şeyle karşı karşıyayız ki bir yılda 1,1 milyon kişi en düşük emekli maaşı alanlara katıldı. Eskiden en düşük emekli maaşı, oran olarak söylüyorum, 20 bin lirayken ortalama emekli maaşı 29 bin lira olurdu. Şimdi o 20 bin lirayken 23'e düşmüştü. Şimdi 1 milyon 100 bin kişi daha oraya gelmiş. Yani bir kutu kolayı tepesinden tekmeleyerek bastırdığınızda küçültüldüğü gibi bu iktidar emeklinin tepesine vura vura vura ortalama emekli maaşını en düşük emekli maaşının yüzde 15 üstüne getirmiş. Düşünün, bütün emekliler en düşük emekli maaşının yüzde 15 üzerinde ancak emekli maaşı alıyorlar ortalama olarak. Bu yüzden de her geçen gün sefaleti yaşayanların sayısı biraz daha artıyor.
Fil dişi kulelerden millete tepeden bakan, milleti karınca gibi gören, başını kaldıranı ezmeye kalkan salon siyasetçilerine sesleniyorum. Bizi yolda çevirip 'Geçinemiyoruz, kurtarın bizi' diyen insanların feryadı boşuna değil. Bunu siz görmediğiniz gibi artık millet de kurtuluşu sizde görmüyor. Milletin kurtuluşu gördüğü tek bir yer var. O da seçim sandığıdır. Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidara yürüyüşüdür. Seçilmiş Cumhuriyet Halk Partisi'dir.
TAKSİTLE SEBZE SATIŞI
Bütün il ziyaretlerinde üzülerek şahit oluyoruz ki üretici kazanamamaktan değil, maliyetini bile kurtaramamaktan şikâyetçi. Gaziantep'te fıstık üreticisi bunu söylüyor. Kiraz bahçesine gittiğinizde Niğde'de kiraz üreticisi bunu söylüyor. Trabzon'da, Rize'de çay üreticisi bunu söylüyor. Giresun'da, Ordu'da fındık üreticisi bunu söylüyor. Ege'de ya da Adana'da pamuk üreticisi bunu söylüyor. Bütün Türkiye'de, Anadolu'da ve Trakya'da buğday üreticisi bunu söylüyor. Maliyet burada, taban fiyat burada, gerçek alım daha da altında. 21 liraya mal edilen, tüm maliyetler doğru katıldığında ziraat odalarının hesapladığı buğdaya 16,5 lira fiyat veriyorlar. Protein hesabı, bilmem ne hesabıyla 14 liraya, 13 liraya parayı basan zararın zararına buğdayı alıyor.
Bu yüzden bu büyük adaletsizlik üretici açısından dururken, bu ürünleri tüketenler ise alamamaktan şikâyet ediyorlar. İlk kez böylesini gördüm. Muğla'da Datça Pazarı'ndan 'Kredi kartına 5 taksit sebze meyve' diye yazmış. Şu çeyrek karpuzu anlatırlardı, inanmazdık değil mi? Derlerdi ki bizim memleketimiz bolluk bereket, kendi kendine yeten 7 ülkeden biri. Bu, 1980'lerde, 1990'larda ders kitaplarında yazan, öğretmenlerin anlatıp bizim inanmadığımız 'Öyle ülkeler var, yarım karpuz satılıyormuş. Yarım karpuz.' İnanılır gibi değil. Diğer taraftan şimdi gördük; kendi memleketimizde bu bolluğun, bereketin memleketinde çeyrek karpuzları görüyoruz. Kredi kartına 5 taksitle sebze meyve satanları görüyoruz.
Bakın, ağacında elma 18 liradan toplanıyor, satılıyor. Marketteki fiyatı 150 lira. Ağacında kiraz, gözümle gördüm, izleyen tüm Türkiye kulağıyla duydu. Niğde'de kiraz bahçesinde, '60 liraya alıyorlar' diyor. Peki, yevmiye kaç para toplayanın? 2 bin lira diyor. Kaç kilo topluyor diyorsun? En çok 40 kilo diyor. Bölüyorsun, 50 lira çıkıyor toplama maliyeti. Yemeği, yol parası 60 lira diyor. 60 liraya kirazını satıyor. Marketten almaya gidiyorsun 200 lira. Çilek 43 liraya alınıyor, 250 liraya satılıyor. Kayısı 20 lira ağacında, 110 lira markette. Karpuz tarlada 8 lira, markette 30 lira. İşte AK Parti'nin kara düzeni. İşte AK Parti'yi iktidarda tutmanın bu millete ağır maliyeti.
DAHA ÖNCE ERİŞİM ENGELİ GETİRİLEN SİTEYİ YİNE TANITTI: 'AKPDEN.NET'
Diğer taraftan, devam edeceğimizi söylemiştik. Eskiden 'akpden.com' vardı. Birinci site sultancılarda, ikinci site butlancılarda kaldı, kullanmıyorlar. Biz de 'akpden.net' yapmıştık. 'akpden.net'te bu sefer bir cep telefonu faturası var. En ucuz tarife. 9 GB internet asla gençlere yetmez. 750 dakika konuşma, 500 SMS, fiyatı 310 lira. Ama 'akpden.net'te sepete eklediğinde bak, karşına neler çıkıyor. İlk tesis özel iletişim vergisi 58,33 lira. Özel iletişim vergisi 31 lira. Katma değer vergisi 68 lira. Telsiz kullanım ücreti 26,98 lira, damga vergisi 4,74 lira. Toplam vergi 190 lira. Paket 310 lira, vergi 190 lira, fatura 500 lira. İşte Adalet ve Kalkınma Partisi'ni iktidarda tutmanın millete ağır maliyeti. 'akpden.net' önceki haftalarda duyurduğumuz oyun konsolu, cep telefonu, bilgisayar, motosiklet hesaplarıyla birlikte milletimizin incelemesine ve sandık başına gittiğinde değerlendirmesine arz olunur.
(Sürecek)