(ANKARA) - Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Üyesi Tuncay Keser, 'Anayasa Mahkemesi, yayın yasaklarına dayanak yapılan Basın Kanunu'nun 3'üncü maddesinin, 'yayın yasağı uygulanmasıyla ilgili olarak hiçbir düzenleme ihtiva etmediği' saptamasını yapmış, bu yönüyle de hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ölçütlerinin sağlanamadığını ortaya koymuştur. Bu çerçevede, haber verme sınırlarını koruyacak bir düzenlemenin yapılması zorunludur' dedi.
RTÜK Üyesi Tuncay Keser, yayın yasağı kararlarında hiçbir ölçüt bulunmamasının, basın özgürlüğüne ölçüsüz müdahalenin önünü açtığını ifade ederek, yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
'Mahkemeler, Basın Kanunu'nun 3'üncü maddesi kapsamında yayın yasağı kararı alırken hiçbir ölçüt belirlememekte, her mecrada her türlü haber, görüntü, röportaj ve eleştiri yasaklanmaktadır. Olayların haberleştirilmesine ölçüsüz şekilde getirilen bu kısıtlamanın, halkın haber alma hakkına, basının da haber verme hakkına engel oluşturduğu açıktır. Bu durum, Anayasanın 28'inci maddesindeki 'Basın hürdür, sansür edilemez' hükmüne de aykırıdır.
Kamuyu ilgilendiren her konuda, editoryal sorumluluk ve etik ilkeler çerçevesinde, haber, bilgi ve fikirleri kamuoyuna aktarmak, gazetecilerin temel görevidir. Gazetecilerin bu görevlerini yerine getirmesi engellenemez. Bu nedenle de yayın yasağı ile haber verme sınırlarının korunması arasında bir dengenin gözetilmesi gerektiği açıktır. Yayın yasağı kararlarında bir ölçüt olmadığı için, denetim aşamasında da basın ve ifade özgürlüğünün sınırları belirsizleşmekte ve çifte standartlı yaklaşımlar ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca 6112 sayılı Yasa'nın, yayın yasakları ile ilgili yaptırım hükmü de medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar için ciddi bir risk taşımaktadır.
'Sınırları belirli olmayan ve 'her türlü haber'i yasaklayan kararlarla, özgürlüklerin korunması mümkün değildir'
Anayasa Mahkemesi (AYM) sınırları belirli olmayan yayın yasağı kararlarının, basın ve ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini hüküm altına almıştır. AİHM'in de benzer kararları vardır. AYM ve AİHM kararlarında vurgulanan nokta; yayın yasağından beklenen yarar ile basının haber verme, halkın haber alma hakkı arasında bir dengenin sağlanması ve özgürlüklere keyfi müdahalelere karşı hukuki güvence gerekliliğidir. Bu hukuki güvence şu anda yoktur. Sınırları belirli olmayan ve 'her türlü haber'i yasaklayan kararlarla, özgürlüklerin korunması mümkün değildir.
Anayasa Mahkemesi, yayın yasaklarına dayanak yapılan Basın Kanunu'nun 3'üncü maddesinin, 'yayın yasağı uygulanmasıyla ilgili olarak hiçbir düzenleme ihtiva etmediği' saptamasını yapmış, bu yönüyle de hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ölçütlerinin sağlanamadığını ortaya koymuştur. Bu çerçevede, haber verme sınırlarını koruyacak bir düzenlemenin yapılması zorunludur.'



