(TBMM) - Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Adalet Bakanlığı'nın faili meçhul soruşturma dosyalarını incelemeye almasına ilişkin, 'Merak ediyoruz, bu 693 canın akıbetinin aydınlatılması için, o raflarda bekletilen klasörlerin indirilmesi için, illa bakanın mı değişmesi gerekiyordu? Düne kadar bu dosyalar neden raflarda bekletildi? Kimse kusura bakmasın. Adalet, iktidarın ihtiyaç duyduğu anda raftan indireceği bir araç değil. Peki faili meçhuller için gösterdiğiniz kararlılığı, 'siyasi cinayet davalarını' da raflardan indirerek gösterebilecek misiniz?' dedi.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeni Yol Partisi'nin haftalık grup toplantısında konuştu.
Arıkan, zor zamanlardan geçilen bir dönemde bulunulduğunu, birçok alanda önemli krizlerle karşı karşıya kalındığını belirterek, 'Bizler inanıyoruz ki ne kadar sorun yaşarsak yaşayalım milletimizin ferasetiyle yapılacak ilk seçimlerden sonra; 86 milyon insanımızın tamamına; Refah, adalet, huzur ve umut bu Meclis çatısı altında gelecektir' diye konuştu.
Arıkan'dan Von der Leyen'e: 'Türkiye'ye yer göstermeye kalkışmasın'
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen'in, 'Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmamız gerekiyor ki; Rus, Türk ya da Çin etkisi altına girmesin' şeklindeki açıklamalarını eleştiren Arıkan, şunları kaydetti:
'Avrupa'nın gözü bu aralar yine bizim ülkemizde. Geçtiğimiz hafta Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen'in küstah açıklamalarını gördük. Ülkemizi Rusya ve Çin ile birlikte 'Avrupa için' tehdit olarak görüyormuş. Türkiye'nin Avrupa için birçok konuda hayati bir önemde olduğunu bilmesine rağmen sarf ettiği sözler, bizden ziyade Avrupa'nın geleceği için düşündürücü ve üzücüdür. Ursula Von der Leyen şunu bilmelidir; Türkiye bu coğrafyada bin yıllık tarih boyunca, Avrupa'ya ihtiyaç duymadan, kendi gücü ve imkânları ile ayakta kalmıştır. Türkiye tarihinin her döneminde kefenin bir tarafında denge unsuru değil, bizzat terazinin kendisi olmuştur. Türkiye'nin nerede konumlandığını da, dış politikasını da ne ABD sefirleri ne de AB komiserleri belirleyemez, hadleri değildir. Bundan dolayı, Ne Ursula Von der Leyen ne de başka biri; Türkiye'ye yer göstermeye, ülkemize yön belirlemeye kalkışmasın. Görüyoruz ki Türkiye ne yaparsa yapsın Avrupa siyasetinin bize bakışlarındaki eski refleksler hiç değişmiyor.'
'Kıbrıs meselesi, Rum yönetimi ve Yunanistan'ın tek başına karar vereceği bir mesele değildir'
Mahmut Arıkan, Fransa'nın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile ilgili adımlarına ilişkin de konuştu. 'Fransa'nın, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile bir anlaşma yapmaya hazırlandığı, Rum kesiminde asker bulunduracağı'nın gündeme geldiğini aktaran Arıkan, şöyle devam etti:
'Hayrola Fransa, hayrola Macron? Kıbrıs'ta ne işiniz var, ne yapmaya bölgeye geliyorsunuz? Doğu Akdeniz'e barış aramak için gelmeyeceğinizi dünya alem biliyor. Şunu artık kabül edin: Kıbrıs meselesi, Rum yönetimi ve Yunanistan'ın tek başına karar vereceği bir mesele değildir. Hiç kimse Türk kesimini yok sayarak, Türkiye'nin garantörlük haklarını hiçe sayarak Doğu Akdeniz'e askerî yığınak yapamaz. Fransız'ların ve Rum'ların bu hamlesi; Kıbrıs meselesini çözüm masasından alıp, İsrail'e destek amacı güden askeri hesapların masasına koyma girişimidir. Bu olan biten karşısında iktidar ne yapıyor? Geçen hafta Antalya'da Tom Barrack'ın hadsizliği karşısında ne yapıyorsa Macron'un bu yaptığı karşısındada aynı şeyi yapıyor. Sessiz sessiz olan bitenleri izlemekle yetiniyor. İktidar yetkilileri, bu olay, sessizce beklenip, geçiştirilecek bir kriz değildir. Bu bir krizdir.'
'693 maktul demek; 693 can, 693 hayat demek, 693 Anne, baba, kardeş, evlat demek'
SAADET Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Türkiye'de adalet konusundaki akıl almaz çelişkilerin başları döndürmeye devam ettiğini belirterek, Gülistan Doku soruşturmasında dosyanın yeniden açılmasını takdirle karşıladığını dile getirdi. Arıkan, şunları söyledi:
'Eğer bu dosyada ucu kime giderse gitsin, hakikat bütün yönleriyle ortaya çıkarılırsa, bu sadece Gülistan Doku'nun ailesi için değil, adalet bekleyen bütün aileler için yeni bir umut kapısı olacaktır. Bununla ilgili bir başka işaret de Adalet Bakanı tarafından verildi. Sayın Bakan, '75 ildeki 638 dosya ve 693 maktule ilişkin kapsamlı inceleme süreci' başlattıklarını duyurdu. Arkadaşlar sıradan bir istatistikten bahsetmiyoruz. 693 maktul demek, 693 can, 693 hayat demek, 693 anne, baba, kardeş, evlat demek. Merak ediyoruz, bu 693 canın akıbetinin aydınlatılması için, o raflarda bekletilen klasörlerin indirilmesi için illa bakanın mı değişmesi gerekiyordu? Düne kadar bu dosyalar neden raflarda bekletildi? Kimse kusura bakmasın. Adalet, iktidarın ihtiyaç duyduğu anda raftan indireceği bir araç değil. Peki faili meçhuller için gösterdiğiniz kararlılığı, 'siyasi cinayet davalarını' da raflardan indirerek gösterebilecek misiniz?
'Tahir Elçi dosyasını raftan indirip üzerine gidebilecek misiniz?'
Mesela hala soru işaretleri, tam anlamıyla aydınlatılamayan Muhsin Yazıcıoğlu dosyasını raftan indirebilecek misiniz? Diyarbakır'ın göbeğinde cinayete kurban giden Tahir Elçi dosyasını raftan indirip üzerine gidebilecek misiniz? Türkiye'nin hafızasında hala açık bir yara olarak duran, Uğur Mumcu suikastının üzerindeki sis perdesini kaldırmak için bu dosyayı yeniden ele alabilecek misiniz? Binlerce insanın mağdur olduğu Thodex dosyasında, 'bir kişi öldü, dosya kapandı' kolaycılığına sığınmadan, bu vurgunun arkasındaki bütün ilişkiler ağını ortaya çıkarabilecek misiniz? Mahkeme salonlarının PR ajansına, hukukun kişisel ajandalara dönüşmemesi için bir kez daha çağrıda bulunuyoruz, her koşulda, her yerde, her dosyada, herkes için adalet diyoruz.'
'Bu bozuk düzeni inşa edip hangi mantıkla en az üç çocuk dediniz'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'en az üç çocuk' politikasını ilk kez 2008'de dile getirdiğini hatırlatan Arıkan, 'O tarihte Türkiye'de doğum oranı 2,16'ydı, aradan tam 16 yıl geçti, bugün 1,48' dedi. Arıkan, bebek bakım maliyetleri ile doğum sayısı arasındaki ters orantıyı gösteren verilere dikkati çekerek, 'O yüzden iktidara soruyoruz. Gençlerin ekonomik tablodan dolayı evlenemediği, çocuk sahibi olamadığı bu bozuk düzeni inşa edip hangi mantıkla en az üç çocuk dediniz?' ifadesini kullandı.
'8 yılda emekli ikramiyesi 4 kat arttı, kurban bedeli ise 21 kat arttı'
Kurban Bayramı yaklaşırken emeklilerin durumuna işaret eden Mahmut Arıkan, 2018'de emekli ikramiyesinin bin lira, Diyanet'in yurt içi kurban bedelinin ise 850 lira olduğunu; bugün ikramiyenin 4 bin liraya çıkarken kurban bedelinin 18 bin liraya yükseldiğini belirtti. '8 yılda emekli ikramiyesi 4 kat arttı, kurban bedeli ise 21 kat arttı. Bugün 4 emekli bir araya gelse, bırakın kurban kesmeyi, bir hisseye bile giremiyor. İşte Türkiye'nin geldiği yer burasıdır' diyen Arıkan, Kurban Bayramı'nda emeklilere bir maaş ikramiye verilmesi için yeniden kanun teklifi sunacaklarını açıkladı.
Vatandaşların bankalara borcunun AK Parti iktidara geldiğinde sadece 6,5 milyar TL olduğunu, bu rakamın bugün ise 6 trilyonu aştığını söyleyen Arıkan, '23,5 yılda milletimizin bankalara olan borcu tam 929 kat artmış. Peki bu 23,5 yılda asgari ücret kaç kat artmış biliyor musunuz? sadece 150 kat. İşte bu tablodan dolayı AK Parti Türkiye'yi sefalet endeksinde dünya üçüncüsü yaptı' diye konuştu.
'Ne olursa olsun patron devletten büyük değildir'
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Doruk Madencilik işçilerinin özlük hakları ve yatırılmayan maaşları için başlattıkları direnişe de değinerek, şirket ile yapılan anlaşmayı memnuniyetle karşıladıklarını ancak 15 günlük sürenin yeni bir olumsuzluğa dönüşmesine asla izin verilmemesi gerektiğini söyledi. Arıkan, 'Ne olursa olsun patron devletten büyük değildir. Sermaye hukuktan üstün değildir. Hiçbir şirket, hiçbir holding, hiçbir çıkar grubu; bu milletin alın terinden, emeğinden, hakkından daha kıymetli değildir' dedi.



