Haber-Kamera: Hakan KAYA

(İSTANBUL) Haydarpaşa Numune Hastanesi önünde bir araya gelen sağlık emekçileri, özlük hakları ve iyi hekimlik değerlerini savunmak için Kadıköy İskele Meydanı'na yürüdü. Yapılan açıklamada sorunun kaynakların yetersizliği değil, siyasal iradenin tercihleri nedeniyle oluştuğunu ifade eden hekimler, 'Sağlık hizmeti piyasanın değil kamusal sorumluluğun konusu olmalıdır. Sağlık çalışanlarının ve toplumun ihtiyaçlarını değil, sermayenin çıkarlarını önceleyen Sağlıkta Dönüşüm Programı'ndan vazgeçilmelidir.' denildi.

Haydarpaşa Numune Hastanesi önünde bir araya gelen sağlık emekçileri, özlük hakları ve iyi hekimlik değerlerini savunmak için 'Büyük Hekim Yürüyüşü'nü başlattı.

Kadıköy İskele Meydanı'nda son bulan yürüyüşte, 'İyi hekimlik değerlerini savunmak için birlikte güçlüyüz', 'Eziyet yönetmeliğini istemiyoruz', 'Bakan istifa' yazılı pankartlar açan hekimler, 'Susmuyoruz, korkmuyoruz hiçbir yere gitmiyoruz', 'Yaşamak, yaşatmak istiyoruz', 'Savaşa hayır barış hemen şimdi' sloganları attı.

'Savaş, bir halk sağlığı olarak daha büyük yıkımlara neden oluyor'

Ahmet Davutoğlu: 'Medeniyetler İttifakı Şanlıurfa'da toplansın'
Ahmet Davutoğlu: 'Medeniyetler İttifakı Şanlıurfa'da toplansın'
İçeriği Görüntüle

İstanbul Tabip Odası Başkanı Osman Küçükosmanoğlu, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını anımsatarak, 'Bu emperyalistlerin savaşa harcadıkları bütçeyle bütün çocukların yaşamı sağlanabilirdi, bütün hastalar şifaya kavuşabilirdi. Ancak görüyoruz ki savaş, bir halk sağlığı sorunu olarak daha büyük yıkımlara neden oluyor. Biz hekimler sağlıkla ilgili kendi yaşadığımız sorunları dile getirirken aynı zamanda halkımızın yaşadıklarını ve dünya halklarının yaşadıklarına karşı kayıtsız kalamayız. Çünkü çevremizde yaşananlar bizi de ilgilendiriyor, tüm insanlığı ilgilendiriyor. Bu insanlığı yok etmeye niyetli görünen emperyalist, Siyonist saldırılara da bölge halkına dayanışmalarımı iletiyorum' dedi.

Basın açıklamasını alanda toplanan hekimler adına İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ertuğrul Oruç okudu. Açıklamada şöyle denildi:

'Bugün hekimler ve sağlık emekçileri olarak Haydarpaşa'dan Kadıköy'e geleneksel Büyük Hekim Yürüyüşümüzü gerçekleştirdik. Bu yürüyüş yalnızca mesleki taleplerimizi dile getirdiğimiz bir eylem değil, aynı zamanda sağlık hizmetinin kamusal niteliğini, iyi hekimlik değerlerini ve toplumun sağlık hakkını savunduğumuzu kamuoyuna bir kez daha hatırlattığımız bir eylemdir.

'Ciddi sorunların yaşandığı çöken bir sağlık sistemiyle karşı karşıyayız'

Sağlığın giderek daha fazla piyasa ilişkileri içinde şekillendiği, sağlık çalışanlarının artan iş yükü ve güvencesizlik koşulları altında çalışmak zorunda bırakıldığı, sağlık hizmetine erişimde ciddi sorunların yaşandığı çöken bir sağlık sistemiyle karşı karşıyayız.

'Sağlık sistemi performans baskısı, gelir hedefleri ve ticari mantıkla yönetilen bir alana dönüştürülmüştür'

Bu çöküşün temel nedeni Türkiye'de uzun yıllardır uygulanan Sağlıkta Dönüşüm Programı'dır. Toplumun ihtiyaçlarına göre planlanan kamusal bir hizmet olması gereken sağlık sistemi performans baskısı, gelir hedefleri ve ticari mantıkla yönetilen bir alana dönüştürülmüştür. Sağlık kurumları işletme mantığıyla yönetilir hale gelmiş, niteliğin yerini hız ve sayısal göstergeler almıştır.

'Sağlık 5 dakikaya sığmaz'

Bir milyarı aşan yıllık doktora başvuru sayıları bu çöküşün en görünür sonuçlarından biridir. İktidar ise çözümü muayene sürelerini kısaltmakta, çalışma sürelerini uzatmakta aramaktadır. Hastaya ayrılan sürenin beş dakikaya, hatta daha kısa zamana indirildiği bir sistemde ne nitelikli bir sağlık hizmetinden ne de iyi hekimlikten söz edilebilir. Sağlık 5 dakikaya sığmaz!

'Aile hekimliği sistemi giderek artan bürokratik baskı, performans dayatmaları ve yaptırımlarla yönetilmektedir'

Birinci basamak sağlık hizmetlerini güçlendirmek yerine aile hekimlerini cezalandıran 'Eziyet Yönetmeliği' bu anlayışın son örneklerinden biridir. Aile hekimliği sistemi giderek artan bürokratik baskı, performans dayatmaları ve yaptırımlarla yönetilmektedir. Bizim ve pek çok sağlık örgütünün 'Eziyet Yönetmeliği' olarak adlandırdığı bu düzenleme, aile hekimlerini ve aile sağlığı emekçilerini mesleklerini yapamaz hale getiren yeni yükümlülükler dayatmaktadır. Bu anlayış kabul edilemez.

'Sağlık haktır, satılamaz'

Bu politikalar toplumun sağlık hakkını da görmezden gelmektedir. Koruyucu sağlık hizmetleri zayıflamış, sağlık hizmetine erişimde eşitsizlikler artmış, sağlık alanı giderek daha fazla ticarileşmiştir. Kamu kaynakları özel sağlık sektörünün büyümesi için kullanılmış, sağlık alanı sermaye için kârlı bir yatırım alanına dönüştürülmüştür. Sağlık haktır, satılamaz!

'Genç hekimler tükenmişlik yaşamakta ve yurt dışına göç giderek yaygınlaşmaktadır'

Bu süreçte sağlık çalışanları düşük ücret, güvencesizlik, ağır iş yükü ve artan şiddet ortamı altında çalışmaya mahkûm edilmiştir. Mesleki bağımsızlık daralmış, iyi hekimlik değerleri aşındırılmıştır. Serbest çalışma hakkımız sürekli değişen yeni yasa veya yönetmeliklerle daha da kısıtlanmakta,  serbest çalışan hekimlerin hastane patronlarına teslim olması dışında bir seçenek bırakılmamaktadır. Pek çok hekim, özellikle genç hekimler tükenmişlik yaşamakta ve yurt dışına göç giderek yaygınlaşmaktadır. Bu tablo yalnızca hekimler için değil toplumun geleceği açısından da ciddi bir uyarıdır.

'Sorun kaynakların yetersizliği değil, siyasal iradenin tercihleridir'

Bizler çok şey istemiyoruz. Nitelikli tıp eğitiminin sağlandığı, mesleki bağımsızlığın güvence altına alındığı, özlük haklarının iyileştirildiği, emeklilik döneminde insanca yaşam koşullarının güvence altına alındığı, vergide adaletin sağlandığı ve şiddetin olmadığı güvenli çalışma ortamlarının oluşturulduğu bir sağlık ortamı istiyoruz. Hekimlerin hastalarına yeterli zamanı ayırabildiği, bilimsel tıp uygulamalarının esas alındığı ve sağlık hizmetinin piyasa baskısından kurtarıldığı bir sistem talep ediyoruz.
Türkiye'nin sağlık alanındaki bilgi birikimi, yetişmiş insan gücü ve toplumsal olanakları böyle bir sistemi kurmaya fazlasıyla yeterlidir. Sorun kaynakların yetersizliği değil, siyasal iradenin tercihleridir.

'Sağlık hizmeti piyasanın değil, kamusal sorumluluğun konusu olmalıdır'

Bugün burada yürüyen biz hekimler bir kez daha ifade ediyoruz: Sağlık hizmeti piyasanın değil, kamusal sorumluluğun konusu olmalıdır. Sağlık çalışanlarının ve toplumun ihtiyaçlarını değil, sermayenin çıkarlarını önceleyen Sağlıkta Dönüşüm Programı'ndan vazgeçilmelidir. İstanbul Tabip Odası olarak meslektaşlarımızla birlikte iyi hekimlik değerlerini ve halkın sağlık hakkını savunmaya, hekimliğin değersizleştirilmesine, sağlığın piyasalaştırılmasına ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddete karşı mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Birlikte mücadele edersek kazanırız! Çünkü biliyoruz ki başka bir sağlık sistemi, başka bir hekimlik ortamı mümkün!'

Kaynak: ANKA