Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi (CVP) Parti Meclisi, kapsamlı değerlendirmelerin ardından partinin kapatılması yönünde Olağanüstü Büyük Kurultay çağrısı yapma kararı aldığını duyurdu.
Kararın, CVP Genel Başkanı Serkan Öz’ün Ankara’da gözaltına alınarak savcılık ifadesinin ardından serbest bırakılmasından birkaç gün sonra açıklanması dikkat çekti.
Öz, 31 Ekim 2026 akşamı Ankara’da Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince gözaltına alınmıştı. CVP Genel Merkezi, Öz’ün ailesine ait işletmede arama ve el koyma işlemi gerçekleştirildiğini ve Genel Başkan’ın emniyete götürüldüğünü açıklamıştı.
Parti, o tarihte yaptığı açıklamada Öz’ün “Erlik ile irtibatı olduğu” gerekçesiyle gözaltına alındığını belirtmişti. Kamuoyuna yansıyan haberlerde ise gözaltıya ilişkin ayrıntılı bir resmi suçlama açıklaması yer almadı.
Yaklaşık Bir Gün Gözaltında Kaldı
Serkan Öz, gözaltındaki işlemlerinin ardından 1 Kasım’da Ankara Adliyesi’ne sevk edildi. Savcılıkta ifade veren Öz, aynı gün serbest bırakıldı.
Böylece CVP Genel Başkanı, 31 Ekim akşamından 1 Kasım’a kadar yaklaşık bir gün gözaltında kalmış oldu.
Gözaltı sırasında CVP tarafından yapılan açıklamada işlemlere tepki gösterilmiş, gözaltının hukuki gerekçelerinin ve arama ile el koyma kararının dayanağının kamuoyuna açıklanması istenmişti.
Öz’ün serbest bırakılmasından birkaç gün sonra ise Parti Meclisi, bu kez partinin tüzel kişiliğinin sona erdirilmesi amacıyla Olağanüstü Büyük Kurultay çağrısı yapma kararı aldığını kamuoyuna duyurdu.
Partinin kapatılmasına ilişkin açıklamada Serkan Öz’ün gözaltına alınması, kararın gerekçeleri arasında açıkça gösterilmedi. Bu nedenle iki gelişme arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi bulunduğuna ilişkin kamuoyuna açıklanmış bir bilgi bulunmuyor. Ancak gözaltı ve ardından gelen kapatma yönündeki kurultay kararının kısa süre içinde art arda yaşanması dikkat çekti.
Mücadelenin Yöntemi Değişecek
CVP Parti Meclisi, aldığı kararın siyasi hedeflerinden vazgeçildiği anlamına gelmediğini vurguladı.
Partinin kamuoyu açıklamasında, “Cumhuriyetçi Vatansever” olarak nitelendirilen siyasi mücadelenin içeriğinin değişmeyeceği, ancak mücadele yönteminin değiştirilmesi gerektiği ifade edildi.
Kararın gerekçeleri arasında Türkiye’deki ekonomik ve toplumsal sorunlar, siyasal katılım alanlarının daralması, hukuk ve kurumlara yönelik güvenin aşınması ve yurttaşların örgütlü siyasi mücadeleye katılımında yaşanan güçlükler gösterildi.
Parti ayrıca Siyasi Partiler Kanunu’na yönelik eleştirilerini dile getirerek mevcut yasal ve siyasi şartların mücadelenin siyasi parti modeliyle sürdürülmesini zorlaştırdığını savundu.
Örgütsel Genişleme Sağlanamadı
CVP Parti Meclisi açıklamasında partinin kendi örgütsel durumuna ilişkin değerlendirmelere de yer verdi.
Parti, Kemalist Türk Devrimi ve Atatürk İlkeleri doğrultusunda ortaya koyduğu hedeflere ulaşabilmek için ihtiyaç duyduğu örgütsel genişlemeyi gerçekleştiremediğini, faaliyetlerinin etki alanı ile bilinirliğinin sınırlı kaldığını ifade etti.
Mevcut kadroların üzerinde biriken sorumluluklar ve maddi yüklerin de parti çalışmalarının aynı etkililik ve verimlilikle sürdürülmesini giderek güçleştirdiği belirtildi.
CVP yönetimi, yaşanan güçlükleri yalnızca Türkiye’deki siyasi ve toplumsal koşullara bağlamadığını; kendi örgütlenme anlayışını, çalışma yöntemlerini ve eksikliklerini de değerlendirmeye aldığını kaydetti.
Akbelen’den Çayırhan’a Mücadele Vurgusu
Parti, kamuoyu açıklamasında bugüne kadar gerçekleştirdiği faaliyetleri de hatırlattı.
İliç, Çal Baba ve Akbelen başta olmak üzere madencilik faaliyetlerine karşı yürütülen mücadelelerde bölge halkının yanında yer alındığı, emekçilerin hak arama mücadelelerine destek verildiği ifade edildi.
CVP ayrıca çeşitli hukuki girişimlerde bulunduğunu, Türkiye’nin farklı kentlerinde toplantılar ve söyleşiler düzenlediğini, 27 Aralık 2025’te gerçekleştirilen Büyük Anıtkabir Buluşması için çağrı yaptığını ve ardından kurulan Kızılcagün Platformu’nun çalışmalarına destek verdiğini belirtti.
Parti Yerine Siyasi Hareket
CVP’nin açıklamasında, partinin tüzel kişiliğinin sona ermesinin siyasi mücadelenin de sona ereceği anlamına gelmediği özellikle vurgulandı.
Parti yönetimi, önümüzdeki dönemde çalışmaların bir “siyasi hareket” çatısı altında sürdürüleceğini açıkladı.
Yeni örgütlenme modelinin daha sınırlı ancak sorumlulukları ve çalışma standartları daha açık şekilde belirlenmiş bir ana kadroya dayanacağı, bunun yanında daha geniş kesimlerin hareketin faaliyetlerine katılabilmesine imkan sağlanacağı belirtildi.
CVP Parti Meclisi, Türkiye’nin tam bağımsızlığı, ulusal egemenlik, doğal kaynakların korunması ve Cumhuriyet’in kurucu ilkelerinin yeniden hayata geçirilmesi yönündeki hedeflerinin devam edeceğini bildirdi.
Nihat Genç Vurgusu
Açıklamada, partinin Onursal Genel Başkanı olarak anılan merhum gazeteci-yazar Nihat Genç’e de geniş yer ayrıldı.
Parti yönetimi, Nihat Genç’in Cumhuriyet’e bağlılığını, tam bağımsızlık anlayışını ve siyasi mücadelesini örgütlü bir yapıya dönüştürme amacıyla hareket ettiklerini belirterek partinin tüzel kişiliğinin sona ermesinin bu siyasi çizgiden vazgeçilmesi anlamına gelmediğini ifade etti.
CVP, bugüne kadar oluşan arşivin, yayınların ve insan ilişkilerinin korunacağını; açılan davaların, devam eden hukuki süreçlerin ve diğer yükümlülüklerin de takip edileceğini duyurdu.
Parti Meclisi açıklamasının sonunda, siyasi mücadelenin yeni oluşturulacak hareket çatısı altında sürdürüleceği belirtilerek Cumhuriyet ve tam bağımsız Türkiye vurgusu yapıldı.




