(İSTANBUL) - EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, 12 gündür eylemlerini sürdüren Çapa Tıp Fakültesi taşeron yemekhane işçilerini ziyaret etti. Aslan, 'Bu işin tek çözümü vardır: Burada atılan bütün işçi arkadaşlarımız, bütün haklarıyla beraber yeniden işe alınmalıdır. Taşeronluk sistemine son verilmelidir' dedi.
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinde, yemekhane hizmetini yürüten Efsane Kadro Yemekçilik şirketinin sözleşmesinin sona ermesi ve ihalenin başka bir şirkete verilmesinin ardından 100 yemekhane işçisi, 9 Temmuz'da işsiz kalmasının ardından eylem başlatmıştı. Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, işçilerin eylemlerinin 12. gününde işçilere destek ziyaretinde bulundu.
'İşimizi geri istiyoruz. Güvenceli çalışma hakkımız. Kıdem tazminatımızı gasp ettirmeyiz' yazılı pankartın ardında toplanan işçiler, 'Taşerona hayır, güvenceli iş istiyoruz', 'Maaş promosyonlarımızı istiyoruz', 'Artık yeter! Geçinemiyoruz! Gelirde, vergide, ülkede adalet istiyoruz!' ve 'Taşeron yemekhanelerinde işçi kıyımına son' yazılı dövizler taşıyarak, 'Belediyeye teslim olmayacağız', 'Sefalete teslim olmayacağız', 'Emeğe uzanan eller kırılsın' ve 'İş, emek, özgürlük' sloganları attı.
Burada konuşan Seyit Aslan, EMEP olarak işçilerin yanlarında olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
'8 yıldır, 10 yıldır, 15 yıldır, 20 yıldır bu hastanede çalışanlara; hastalara, güvenlikçisine, temizlikçisine, bu hastaneye gelip geçen herkese hizmet eden arkadaşlarımız bir gecede kapının önüne kondu. Bu adaletsizliktir, keyfiliktir. Taşeron sisteminin işçi sınıfına gördüğü revadır, bunu asla kabul etmiyoruz. 20 yıl çalışıp hala taşeron olarak burada hizmet vermek bu ülkenin ayıbıdır. Taşeronluk sistemi özellikle AK Parti döneminde yüzde 80'lere ulaştı. Türkiye'nin en çok nam salmış, Türkiye'nin sayılı sağlık hizmeti sunan Çapa'da çalışıyorlar. Buranın dekanı, buranın rektörü bu işçilerin çalışma koşullarından haberi var mı? 14 gündür burada, kapıda taleplerini dile getiriyorlar, sloganlarla taleplerini haykırıyorlar.
Çalışma Bakanı bu işçileri duymuyor mu? Sağlık Bakanı bu işçileri duymuyor mu? Biz biliyoruz ki bu ülkede saray, patronların sermayeli sarayı olmuş. Çalışma Bakanı da Sağlık Bakanı da sermayenin ve patronların bakanları olmuş. Ne yazık ki rektörler de, dekanlar da bu sürece ayak uydurarak, esas olarak halkın, buradaki çalışanların, hemşirelerin, doktorların, sağlık bakıcılarının, temizlikçilerinin ve hastanede yemekhanede çalışan işçilerin yanında olacaklarına, onların rektörü, onların dekanı olacaklarına, onlar da sermayenin ve şirketlerin dekanları, rektörleri olmuş durumdalar. Bu ülke bu ayıpları kaldırmaz. Bu işçiler bu ayıbı kaldırmaz. Hastanelerde sağlık bir bütündür. Herkesin kadrolu çalışması gerekir. Herkesin güvenceli bir biçimde çalışması gerekir. Söz konusu olan bilimdir, sağlıktır. Ayda 20 bin lira, 30 bin lira ücretle çalışan temizlikçinin, aşçının, güvenlikçinin, sağlık çalışanının kafasında bin bir soruyla, bin bir endişeyle sağlık hizmetini ve hizmetleri vermesi mümkün değildir.
Bu yeni ihale alan şirket ya da ondan önce ihale alan şirketler büyük karlar elde ediyorlar. Çok büyük paralar kazanıyorlar ama burada çalışan 110 işçinin emeğine çöküyorlar. Onların alın terine, onların emeğine, kıdem tazminatlarına, yıllık izinlerine çöküyorlar. İşçiler diyor ki, 'Bayram demeden, seyran demeden çalışıyoruz.' Onlara çok ağır koşullar dayatıyorlar ama işçilerin haklarını vermeye gelince, ne yazık ki işçilerin haklarına çöken bir sistem var. Bu işin tek çözümü vardır: Burada atılan bütün işçi arkadaşlarımız, bütün haklarıyla beraber yeniden işe alınmalıdır. Burada kadrolu, güvenceli bir şekilde istihdam sağlanmalıdır. Taşeronluk sistemine son verilmelidir. Bu kölelik sistemine son verilmelidir.'
İşçiler, alanda eylemlerini sürdürüyor.




