Haber: Ahmet ÜN, Mehmet Mucahit CEYLAN
(DİYARBAKIR) - CHP Diyarbakır İl Başkanlığı, İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde açıklama yaptı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, 'Yusuf Tekin istifa etmelidir. Dünyanın bütün demokratik ülkelerinde böyle bir şiddetle, böyle bir ölüm olayıyla karşı karşıya kalan milli eğitim bakanları görevde kalmazlar. Yüzleri kızarır ve istifa ederler. Çekilirler bir kenara, 'acaba nerede yanlış yaptım?' derler' ifadesini kullandı.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ile CHP Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Berk, il ve ilçe teşkilatlarıyla birlikte Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı.
Tanrıkulu, açıklamasına 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutlayarak başladı ve Türkiye'de şiddetin yaygınlığına dikkat çekti. Tanrıkulu, şunları söyledi:
'Tabi hayatın her alanda şiddet var. İşçiye şiddet, hayvana şiddet, yürüyene şiddet, biz siyasetçilere şiddet ve tabii ki çocuklara şiddet. Türkiye'nin günlük yaşamının bir parçası haline geldi. Sayın Erdoğan şunu ifade ediyor, Maraş'taki saldırıyla ilgili olarak, ilk defa karşılaştığımız bir olayla yüz yüzeyiz, o yüzden bu olay istismar edilmesin. Eğer Sayın Erdoğan geçen yıl 3 yıl önce iktidara gelseydi belki bu söyleminde haklı olabilirdi. Ama çeyrek 100 yıldır yani 25 yıla yakın bir süredir Adalet ve Kalkınma Partisi Türkiye'yi yönetiyor. Dolayısıyla yaşadığımız her şiddetten, her yoksulluktan, her yoksulluktan kendi iktidarı mesuldür. Bundan kaçamaz.
'Çocuklar suçla daha fazla ilişkilendiriliyor'
Çocuklara ilişkin verileri paylaşan Tanrıkulu, tabloya dikkat çekerek şöyle konuştu:
'Bakın sadece geçen yıl 94 çocuk işçi yaşamını yitirdi. Çocuk işçi 64 çocuk erkekler tarafından katledildi. Adli istatistiklere göre geçen yıl 330 binden fazla çocuk soruşturulmuş. Yani çocukların bu kadar çok suçla ilişkili hale geldiği başka bir dönem de olmamıştır. En az 300'e yakın çocuk cumhurbaşkanına hakaretten veya halkı kin ve düşmanlığa tahrikten gözaltına alınmış, bir kısmı mahkum edilmiş bu ortam içerisinde. Ve çocuk haklarını ölçen çocuk hakları endeksine göre Türkiye 196 ülke arasında 106. sırada. Bu haklar bakımından OECD ülkelerinin tümünün gerisinde Avrupa Birliği ülkelerinin gerisinde tümünün gerisinde ve aynı ekonomik koşullara sahip olduğumuz ülkelerin en dibindeyiz çocuklar bakımından.
'Çocuklar aç, eğitimde eşitlik yok'
Eğitim sistemine yönelik eleştirilerini sürdüren Tanrıkulu, şunları kaydetti:
'Çocuklar eğitimsiz, yoksul, iyi barınamıyorlar ve açlar. Milli eğitim çocuklara bir öğün yemeği bile veremiyor. Eğitimin herkese ücretsiz olması lazım ve eşit olması lazım. Bu kadar çok özel okulun olduğu başka bir dönem var mıydı Türkiye'de? Hepimiz devlet okullarında okuduk ve başarılı olduk. Ama şimdi çocuklarımıza bakalım. Acaba hangi özel okula göndereceğiz diye çaba içerisinde aileler. Bu hale geldi. Yani eğitimde de bir eşitlik yok.'
'Yusuf Tekin istifa etmelidir'
Tanrıkulu, Milli Eğitim Bakanı'na istifa çağrısında bulunarak şu ifadeleri kullandı:
'Bunların mesulü Adalet ve Kalkınma Partisidir. 25 yıldır Türkiye'yi yönetiyorlar ama yönetemiyorlar. Bu dönemin sorumlusu da Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'dir. Buradan Diyarbakır Milli Eğitim Müdürlüğü önünden sesleniyoruz. Yusuf Tekin istifa etmelidir. Dünyanın bütün demokratik ülkelerinde böyle bir şiddetle, böyle bir ölüm olayıyla karşı karşıya kalan Milli Eğitim Bakanları görevde kalmazlar. Yüzleri kızarır ve istifa ederler. Çekilirler bir kenara, 'acaba nerede yanlış yaptım?' derler.'
Tanrıkulu, açıklamasını 'Ama yurttaşlarımız hiç endişe etmesinler. Seçim yakındır, erkendir. Sandık mutlaka gelecek ve bu iktidarı değiştireceğiz. Halkın iktidarını kuracağız. Herkese eşit koşullarda eğitim sunacağız' sözleriyle tamamladı.
'Milli egemenlik ağır bir vesayet altında'
CHP Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Berk de 'milli egemenlik' kavramının iktidarın eliyle ağır bir vesayet altına alındığını savunarak şu ifadeleri kullandı:
'Bugün, sadece bir bayramı kutlamıyor; tam bağımsızlık inancımızı ve halkın kendi kaderini tayin etme iradesini selamlıyoruz. Ancak ne yazık ki, 23 Nisan 2026 Türkiye'sinde 'Milli Egemenlik' kavramı, iktidarın eliyle ağır bir vesayet altına alınmış durumdadır.
Cumhurbaşkanı adayımızın, halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarımızın, yol arkadaşlarımızın siyasi yargı operasyonlarıyla gözaltına alınmaları, hapsedilmeleri ve görevden uzaklaştırılmaları, seçmen iradesini ve Cumhuriyetimizin temel taşı olan 'ulusal egemenlik' ilkesini hedef alan bir darbedir. Demokrasi, sadece sandık konulması değil; aynı zamanda sandıktan çıkan iradenin korunması ve bu iradeye saygı duyulması anlamına gelir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, halkın tercihine saygı duyulmayan bu düzeni mutlaka değiştireceğiz.
Cumhuriyetimizin kurucusu ve kurtarıcımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu özel günü, 23 Nisan'ı çocuklarımıza armağan ederken, yalnızca bir bayram vermedi; bu ülkenin geleceğini, umudunu ve yarınlarını çocuklara emanet etti. Ve o gün çocuklara şu sözü verdi: Güvende olacaksınız. Eşit olacaksınız. Özgür olacaksınız.'
'Çocuklar ne evde ne okulda güvende'
Okullardaki saldırılara dikkat çeken ve çocukların yaşam koşullarına ilişkin veriler paylaşan Berk, şunları söyledi:
'Bugün ise çocuklarımız eşit değil; özgür değil ve en önemlisi ne evde ne sokakta ne de okulda güvende. Sadece 1 yılda bin 538 çocuğumuzu dışsal yaralanma ve zehirlenme nedeniyle kaybettik. 2025 yılında en az 94, son 10 yılda 836 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti. Maalesef okullarımız da benzer bir durumda.
Sadece geçtiğimiz hafta, bir gün arayla iki okulumuza saldırı düzenlendi. 14 Nisan'da Şanlıurfa'da okula düzenlenen saldırıda 16 kişi yaralandı. Kahramanmaraş'ta 15 Nisan'da yaşanan saldırıda 1 öğretmenimiz ve 9 öğrencimiz hayatını kaybetti, 13 çocuğumuz yaralandı. 18 Nisan'da, Diyarbakır'da bir cumartesi günü okul bahçesinde bulunan iki çocuğumuz paratoner olmaması nedeniyle hayatını kaybetti; biri ağır yaralandı.
Hayatını kaybeden öğretmenimize, öğrencilerimize ve tüm yurttaşlarımıza Allah'tan rahmet; yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Ailelerinin, yakınlarının ve eğitim camiamızın başı sağ olsun.
Eylül 2023'ten, bugüne kadar okullarda 47 şiddet ve saldırı olayı gerçekleşti. Bu sürede; 6 öğretmenimiz, 14 öğrencimiz, 2 okul çalışanımız ve 1 velimiz olmak üzere toplam 23 kişi okul güvenliği ve teknik eleman eksikliği nedeniyle yaşamını yitirirken; çocuk sömürü aracı haline gelen MESEM'lerde 18 çocuğumuz hayatını kaybetti.
Buna göre: Yusuf Tekin'in Bakanlığı döneminde okullarda ve MESEM'lerde toplam 41 kişi hayatını kaybetti. Okullarımızda çocuklar maalesef güvende değil. Tüm uyarılarımıza, yasa, araştırma ve bütçe tekliflerimize, basın açıklamaları ve politika önerilerimize kulaklarını tıkayan, Meclis'te düzenli olarak reddeden iktidar yaşanan bu acı kayıpların temel sorumlusudur. Bu yaşananlar münferit olaylar değil. Bu yaşananlar, yıllardır süren ihmalin ve yanlış politikaların sonucudur.'





