Gündem

Suat Kılıç: 'Doktorlarımızı hastanelerde koruyamadığımız gibi öğretmenlerimizi de eğitim kurumlarında koruma konusunda sınıfta kalıyoruz'

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, İstanbul'da bir lisede saldırı sonucu öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik'e ilişkin, 'Doktorlarımızı hastanelerde koruyamadığımız gibi öğretmenlerimizi de maalesef eğitim kurumlarında koruma konusunda sınıfta kalıyoruz. İstanbul'da dün çok acı bir hadise yaşandı. İstanbul'un Çekmeköy ilçesinde Fatma Nur Çelik adında bir öğretmenimiz, okulun öğrencisi tarafından, emek verdiği, kanunlara göre çocuk kategorisinde olan bir birey tarafından bıçaklanarak katledildi. Acımız büyük' dedi.

(ANKARA) - Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, İstanbul'da bir lisede saldırı sonucu öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik'e ilişkin, 'Doktorlarımızı hastanelerde koruyamadığımız gibi öğretmenlerimizi de maalesef eğitim kurumlarında koruma konusunda sınıfta kalıyoruz. İstanbul'da dün çok acı bir hadise yaşandı. İstanbul'un Çekmeköy ilçesinde Fatma Nur Çelik adında bir öğretmenimiz, okulun öğrencisi tarafından, emek verdiği, kanunlara göre çocuk kategorisinde olan bir birey tarafından bıçaklanarak katledildi. Acımız büyük' dedi.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, parti genel merkezinde MYK toplantısı sonrasında basın açıklaması yaptı. Kılıç, İstanbul'un Çekmeköy ilçesinde bir lisede meydana gelen saldırıda öğretmen Fatma Nur Çelik'in hayatını kaybetmesine ilişkin şunları söyledi:

'Doktorlarımızı hastanelerde koruyamadığımız gibi öğretmenlerimizi de maalesef eğitim kurumlarında koruma konusunda sınıfta kalıyoruz. İstanbul'da dün çok acı bir hadise yaşandı. İstanbul'un Çekmeköy ilçesinde Fatma Nur Çelik adında bir öğretmenimiz, okulun öğrencisi tarafından, emek verdiği, kanunlara göre çocuk kategorisinde olan bir birey tarafından bıçaklanarak katledildi. Acımız büyük. Fatma Nur Çelik öğretmenimize öncelikle Allah'tan rahmet diliyoruz. Ama bu ilk değil. Ne oluyor bizim okullarımıza? Milli Eğitim sistemimiz, okullarımız nereye gidiyor? Bu konuya artık bir neşter atmanın zamanı gelmedi mi?

'Suça sürüklenen çocuklar meselesine şu ana kadar çözümcül anlamda el atan kimse yok'

Fatma Nur Çelik öğretmenimiz geçen yıl aynı okulda yaşanan bir olay sonrasında feryat ediyor. Bakın kendi cümlesi; 'Can güvenliğimiz yok. Sıradaki biz olabiliriz' diyor. Aynı okulda bir bıçaklama hadisesi yaşanıyor öğrenciler arasında ve Fatma Nur Çelik, merhume öğretmenimiz feryat ediyor. Okullarda güvenlik yok. Psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetleri ya hiç yok, ya da yok denecek kadar zayıf durumda. Suça sürüklenen çocuklar meselesine ise bütün çağrılarımıza, uyarı ve ikazlarımıza rağmen şu ana kadar çözümcül anlamda el atan kimse yok.

Adalet Bakanı, Milli Eğitim Bakanı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı acilen bir kriz masası oluşturmalı, bu konuyu masaya yatırmalı, suça sürüklenen çocuklardan okullardaki güvenlik sorununa, rehberlik ve psikolojik danışmanlık ihtiyacına kadar tüm konuları ele almalıdır. Bir kez daha merhume Fatma Nur Çelik öğretmenimize Allah'tan rahmet diliyorum. Ailesine, bütün yakınlarına ve Milli Eğitim camiamıza, öğretmenlerimize sabır ve metanet temenni ediyorum.'

'İki haydut birlikte, uydu devletlerin de hava sahası ve üs desteğiyle günlerdir İran'ı bombalıyor'

Kılıç, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarına ilişkin, şu değerlendirmelerde bulundu:

'Ülkece bütün dünyanın yaptığı gibi adeta bir aksiyon filmi seyreder gibi Amerika ve İsrail'in İran'a yönelik bombardımanını izliyoruz. İran konusu hem Türkiye'nin hem de dünyanın en önemli gündem konusu. Bir hayduttan daha tehlikelisi iki haydutun birlikte olmasıdır. İki haydut birlikte, uydu devletlerin de hava sahası ve üs desteğiyle günlerdir İran'ı bombalıyor. Haydut devletler İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'dir. Bölgede üslerini bu saldırılar için kullandıran ülkeler de saldırıların ve işlenen savaş suçlarının birinci dereceden ortağıdır.

Bu savaş her türlü uluslararası hukuk dayanağından yoksundur. Önleyici savaş doktrini olarak seslendirilen kavram tam bir hukuksuzluk halidir. Suça, katliamlara kılıf uydurmaktır. Amerikan istihbarat yetkilileri de artık itiraf ediyor ki İran'ın Amerika Birleşik Devletleri'ne yönelik bir saldırı hazırlığı yoktu. Olmadığı halde önleyici savaş doktrini kavramı hukuksuz bir şekilde uygulanmış, haydut iki devlet tarafından İran yerle bir edilmeye başlanmıştır. 

'İran'da savaş suçu işleniyor'

Siviller hedef alınıyor. Okullar hedef alınıyor. Tahran'da vurulan bir okulda 150'den fazla küçük yaşta kız çocuğu öğretmenleriyle birlikte katledildi. Dünyanın kılı kıpırdamıyor. Birleşmiş Milletler harekete geçmiyor. İran'da savaş suçu işleniyor. İlan edilmemiş dayanaksız bir savaş zorbalıkla yürütülüyor. Bu zorbalık, bu haydutluk, bu ahlaksızlık karşısında daha fazla sessiz kalınamaz. İran'ın parçalanması Türkiye'nin yararına değildir. İran'ın parçalanması bölgenin yararına da değildir. İran'ı parçalamak demek, bölgeyi daha da fazla istikrarsızlaştırmak, iç savaşlar ve mezhep çatışmaları dönemini başlatmaktır. İran'ın parçalanmasından beslenecek tek ülke vardır, o da siyonist İsrail rejimidir. İran, İsrail için parçalanmak istenmektedir. 

İçimizdeki aydın kılıklılara da buradan sesleniyorum. İran'da hedeflenen Molla rejimini değiştirmek değildir. Siyasal hedef budur ama amaç rejimi değiştirerek İran halkını rahatlatmak değildir. Amaç, İran'ı etkisizleştirmek, rehin almak bir kukla yönetici tarafından parçalanmış İran'ı İsrail'in emrine sunmaktır. İran'da bir rejim değişikliği olacaksa, bir yönetim değişikliği olacaksa bunun kararını verecek olan İsrail değil, İran halkıdır. Eğer bir rejim değişikliği yaşanacaksa öncelikle değişmesi gereken İran rejimi değil, İsrail rejimidir. Eğer bir rejim değişikliği yaşanacaksa öncelikle değişmesi gereken rejim Epstein dosyalarıyla İsrail'in adeta rehin aldığı Amerika Birleşik Devletleri rejimidir. Bu saldırılar, sivillere yönelik katliamlar ve hukuksuz savaşlar nedeniyle İsrail ve ABD'yi lanetlemekle kalmıyor, iyice kişiliksizleşen Birleşmiş Milletleri de en sert şekilde kınıyoruz.'

'Türkiye'de akaryakıt üzerindeki ÖTV ve KDV yükü zaten oldukça fazla'

ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları nedeniyle Türkiye'de akaryakıta zam geleceğini söyleyen Kılıç, şöyle konuştu:

'Savaşın insani boyutu var, hukuki boyutu var, bir de hepimizi ilgilendiren bir ekonomik boyutu var. Bu gece yarısından geçerli olmak üzere Türkiye'de akaryakıta zam yapılması bekleniyor. Benzin için öngörülen 2,10 lira, dizel, mazot için öngörülen 5,60 lira zam. Bu aşağı yukarı dizelde yüzde 10'a yakın bir fiyat artışı demek. Benzinde de görece daha yeni yapılan zamlarla birlikte yüzde 5'in üzerinde bir fiyat artışı demek. Elbette ki hükümet yetkilileri şunu söyleyecektir, 'İran saldırıları başladıktan sonra batı Avrupa'da doğal gaz fiyatında yüzde 48'e varan artışlar yaşandı'. Batı Avrupa'da yaşanabilir. Ama Türkiye'de akaryakıt üzerindeki ÖTV ve KDV yükü zaten oldukça fazla.'

'Çiftçimizin traktörünün deposunu dolduracak gücü kalmayacak'

Konuya ilişkin iktidara seslenen Kılıç, 'Hükümetimizi acilen tedbir almaya, küresel krizden kaynaklanan ham petrol fiyat artışlarındaki değişimleri iç piyasaya yansıtmamaya davet ediyoruz. 5,60 lira zamla birlikte bir litre mazot, 68 lirayı bulduğunda köylümüzün, çiftçimizin traktörünün deposunu dolduracak, tarlasını sürecek, tohumunu atacak, hasadını yapacak gücü kalmayacaktır. Bu kadar açık, bu kadar net olan bu gerçeği buradan haykırıyoruz. Tarımsal üretimin durmaması için devlet tedbir almalı, ÖTV'den feragat etmeli, bu gece açıklanması düşünülen akaryakıt zammı iptal edilmelidir. Ve hatta tarım kesimi için ayrıca subvansiyonlar düşünülmeli, bir litre akaryakıtın fiyatı köylülerimiz, çiftçilerimiz için 50 liranın da altına çekilmelidir' dedi.

'TÜİK tam manasıyla Enflasyon Ayarlama Enstitüsü olarak çalışmaya devam ediyor'

TÜİK'in bugün açıkladığı şubat ayı enflasyon verilerini eleştiren Kılıç, şunları kaydetti:

'Türkiye İstatistik Kurumu bugün şubat ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Ne hikmetse kasımda enflasyon 0,87, aralıkta enflasyon 0,83, ocakta 5, şubatta 3'e yakın. Yani TÜİK tam manasıyla Enflasyon Ayarlama Enstitüsü olarak çalışmaya devam ediyor. TÜİK'in 2,96 olarak açıkladığı, milimetrik bir ayarla açıkladığı şubat ayı enflasyonunu, bağımsız enflasyon araştırma grubu ENAG 4,01, İstanbul Ticaret Odası 3,85 olarak açıkladı. TÜİK'e göre yıllık enflasyon 31,53, ENAG'a göre 54,14,  İTO'ya göre 37,88. Elbette ki TÜİK'in enflasyon rakamlarını gerçekçi ve inandırıcı bulmuyoruz. TÜİK'in enflasyon rakamlarını piyasa ve faiz manipülasyonuna yönelik iyileştirmeler olarak değerlendiriyoruz.

TÜİK, hükümeti memnun etmeye yönelik bir ayarlama enstitüsü olarak çalışmaya devam ediyor ama hayatın gerçeklerini değiştiremiyor. İnsanlar mübarek ramazan gününde ete, süte, peynire, yumurtaya ulaşmakta güçlük çekiyor. İnsanlar mübarek ramazan günlerinde bile akşam pazarının arkasından, kalıntılar arasından sağlam sebzeyi, meyveyi toplayarak hayatını idame ettirmeye devam ediyor. Bu çarpıklık içerisinde TÜİK'i gerçekçi olmaya, gerçek verilerle halkımızı buluşturmaya bir kere daha davet ediyorum.'