(TBMM) - TBMM'de Suça Sürüklenen Çocuklara Yönelik Araştırma Komisyonu'nda mağdur aileler dinlendi. İstanbul'da öldürülen 16 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın annesi Gülhan Ünlü, 'Gerçekten çok acı çekiyoruz. 30 yaşındaki katil de 15 yaşındaki katil de can alıyor, hiçbir farkı yok. Yasa çıkmış olsaydı belki farklı olacaktı' dedi. Kocaeli'de bıçaklanarak öldürülen 15 yaşındaki Kıvanç Uman'ın annesi Derya Uman ise, 'Biz artık yemek yiyemiyoruz, bizim soframızdan bir tabak eksildi. Ben bir şehit kardeşiyim. Ağabeyimi kaybettiğimizde 'vatan sağolsun' dedik. Benim on tane evladım olsa vatan için feda olsun ama bunun için feda olmasın' diyerek acısını ifade etti.
TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu AK Parti İstanbul Milletvekili Pervin Tuba Durgut başkanlığında toplandı. Komisyonun bugünkü toplantısında mağdur aileler dinlendi. Başkan Durgut, 'Yaşadığınız acıları burada yeniden anlatmak kolay değil, bunun için hepinize teşekkür ediyorum. Biz bu meseleyi yalnızca hukuki bir mesele olarak ele almıyoruz. Yaşananları bütün yönleriyle ele almayı amaçlıyoruz. Hiçbir düzenleme çocuklarınızı geri getiremez ancak devletin görevi benzer acıların tekrarını önlemektir' ifadelerini kullandı. Komisyonda ailelerin konuşması sırasında zaman zaman duygusal anlar yaşandı.
'Bunları düşünen yapan, birini nasıl çocuk diye yargılarız'
İstanbul'da öldürülen 16 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın annesi Gülhan Ünlü, 'Bu acı anlatılacak bir şey de değil ama herkesten bu acı kendi evladınızmış gibi düşünün. Ben de yaşamadan önce hep 'Allah korusun' diyordum. Atlas hep dikkat çeken bir çocuktu. O grupta geldiği andan itibaren Atlas'ı göz hapsine alıyorlar ve 'yan bakma' tartışması başlatıyorlar. Kapının önünde üç kez bıçaklanıyor, üçüncü de zaten kalbine geliyor. Bunların hepsi kardeşinin gözü önünde oluyor. O an beni arıyor, ben gittiğimde ambulans gelmemişti. Oğlumun yarasını gördüm. Orada üç kez kalbi durdu. Oğlumla orada vedalaştım. Diğer evladım da ben de ömrümüz boyunca bunu unutamayacağız. Doruk şu anda 'kardeşimi koruyamadım' diye düşünüyor. O grup o akşam kavga çıkartmak için gelmiş. Şimdi ben bunlara 'çocuk' diyemiyorum. Benim çocuğumu katleden, o planı yapana sen de çocuksun, senin de bir geleceğin olsun demek istemiyorum' ifadelerini kullandı.
Anne Ünlü, 'Bunları düşünen yapan, birini nasıl çocuk diye yargılarız. Gidiyorum bir mezar taşıyla konuşuyorum benim çocuğum genç olmadı. Birkaç yıl sonra çıkacak biz bununla nasıl yaşayacağız? 13 yıldan yargılanıyor, en üst sınırdan bile yargılanamıyor. Gerçekten çok acı çekiyoruz. 30 yaşındaki katil de 15 yaşındaki katil de can alıyor, hiçbir farkı yok. Yasa çıkmış olsaydı belki farklı olacaktı' dedi.
Atlas Çağlayan'ın ikiz kardeşi Doruk Çağlayan ise komisyona gönderdiği mektupta, 'Atlas benim ikizimdi hiçbir zaman ayrılacağımızı düşünmemiştim. Ben orada canımı kaybettim. Atlas can verirken nasıl canımın yandığını kelimelerle ifade edemem. Doktor 'Atlas'ı kaybettik' dedi, o an ben de öldüm. Artık Atlas yok ve ben şimdi 5-6 yıl sonra Atlas'ı öldüren katille bir sokakta karşılaşır mıyım bunu düşünüyorum' ifadelerini kullandı.
'Caydırıcı olmayan bu sistemin kökten değişmesini istiyoruz'
Esenler'de binanın önünü kapattıkları ve kirlettikleri gerekçesiyle uyardığı gençlerle yaşanan kavgada hayatını kaybeden 26 yaşındaki Abdurrahman Balcı'nın annesi Zeynep Balcı, 'Bugün ben evladını toprağa vermiş bir anne olarak geldim. Benim çocuğum askerde ölmedi, kazada ölmedi. Kamu düzenini bozan kişiler tarafından kalbinden bıçaklandı. Ben çocuğumun kefiliyim. Çocuğum nasihat edip evine çıktı ancak bu üç katil intikam peşine düşerek apartmanımızın etrafını sarıyorlar. Benim oğlumu zorla aşağı indirdiler, hepimize hakaretler ettiler. Bu katiller kendilerini savunurken 'bıçağı savuruyorduk' diyorlar. 8 santimlik bıçak kalbe girerken nasıl savurulur' diyerek yaşadıkları olayı anlattı.
Bu süreçte çok sayıda tehdit aldıklarını belirten Balcı, '17 yaşında suça sürüklenen çocuk denilen çocuk 'gerekirse bir gençlik daha yakarız' diyor. Bugün Abdurrahman gitti, yarın Atlas gitti, başkaları da gidecek. Biz bunun önüne geçilmesini istiyoruz. Bu katliam önlenebilirdi, ben bu çocuğu yetiştirmek için çok emek verdim. Anne çocuğu doğurup da sokağa atmaz, biz sokağa atmadık. 6 çocuğum var hiçbirinin kavga etmişliği yok. Bu kişiler işledikleri suçların bedelini ödemek zorunda. Caydırıcı olmayan bu sistemin kökten değişmesini istiyoruz. Toprak altında yatan çocuklarımızın hakları ne olacak' dedi.
'Ben 27 yaşındayım, bir kere karakola gitmişliğim yok'
Bağcılar'da 18 yaşından küçük on kişinin darp ettiği çocuğu kurtarmak isterken saldırıya uğrayan Oğuzhan Çöpür, 'Burada canlı kalmış sadece ben varım. Çok büyük sıkıntılar çektim, altı yerimden bıçak darbesi aldım ve iç kanama geçirdim. İç kanama geçirdiğimde nabzım yoktu bunu duyan babam da kalp krizi geçirdi. Bana bunu yapan 10 suç kaydı olan 17 yaşındaki bir çocuk. Ben 27 yaşındayım, bir kere karakola gitmişliğim yok. Bir çocuk daha suça sürüklenen çocuk mağduru olmasın diye yaptım bunu, ben mağdur oldum' ifadelerini kullandı.
'Kardeşimin katili 5 sene sonra aramızda olacak'
Edirne'de geçen yıl okul bahçesinde 15 yaşındaki Gülden Coni, 15 yaşındaki E.A. tarafından 30 bıçak darbesi ile öldürülmüştü. Coni'nin ablasu Nurhan Alüzrek, 'O acıyı yaşamak, o kayıpla yaşamak bir taraftan da adalet mücadelesi vermek çok zor. Katil kardeşime saplantılı birisi. O gün de 'son defa görüşmek istiyorum, bir daha rahatsız etmeyeceğim' diyerek çağırıyor. Katil kardeşimi kimsenin görmediği bir alana götürerek katlediyor. Almış olduğu darbelere rağmen bıçağı tutmuş ve kendisini savunmuş bir kardeşim var. Biz 8 saat Edirne'yi sokak sokak aradık. Üç mahkeme gördük, katile en üstten 20 yıl ceza verildi. Üst mahkeme bunu cinayet planlı olmasına rağmen 'plansız cinayet' diyerek bozdu. Şu anda yatarı 8 sene. Kardeşimin katili 5 sene sonra aramızda olacak' diyerek tepki gösterdi.
'Yaşam hakkı elinden alınmış kardeşim değil de neden fail korunuyor'
Akranı tarafından bıçaklanarak öldürülen 15 yaşındaki Fatih Acacı'nın ablası Beyhan Acacı, 'Ben burada adaleti sağlanmayan bir abla olarak bulunuyorum. Olay olduğunda ben kısmi felç geçirdim. Doktorun kurduğu cümle şu; 'bu çocuğu kim bu hale getirmiş'. Babamı ilk defa böyle, ağlarken gördüm. Benim kardeşim bir böbreği eksik girdi mezara, kanaması o kadar fazlaydı ki hastanedeki bütün kan stoğunu kullandılar. Bıçağı getiren o, bunu araştıran, kamerasız bir yere götüren fail 'planlama yok' denilerek yargılanıyor. Yaşam hakkı elinden alınmış kardeşim değil de neden fail korunuyor mahkeme salonlarında? Neden ölen çocuğun hakkı korunmuyor' ifadelerini kullandı.
'Biz artık yemek yiyemiyoruz, bizim soframızdan bir tabak eksildi'
Kocaeli'de 15 kişilik bir grup tarafından bıçaklanan 15 yaşındaki Kıvanç Uman'ın annesi Derya Uman, 'Kıvanç'ın kanı yerde kaldı. Azmettiriciler ceza almadı, katil 2 yıl yattı, çıktı. Atlas'ın kardeşinin bütün hisleri benim evladım da var. Bizim ailemiz yok oldu. En ağır şekilde cezaların artmasını ve faillerin ailelerinin de ceza almasını istiyoruz. Biz çok güzel anne babalık yaptık onların çocukları gece sokaktaydı ben bakkala bile gönderemedim. Tasarlayarak yapıldı ama mahkemede keşif yapılmadı. Ben en ağır şekilde müebbet istiyorum. Biz yasımızı yaşayamıyoruz, adalet arıyoruz. Biz artık yemek yiyemiyoruz, bizim soframızdan bir tabak eksildi. Ben bir şehit kardeşiyim. Ağabeyimi kaybettiğimizde 'vatan sağolsun' dedik. Benim on tane evladım olsa vatan için feda olsun ama bunun için feda olmasın' diyerek acısını ifade etti.
'Buradaki aileler içinde en şanslısı benim, istediğimde görüyorum'
Çanakkale'de sınıf arkadaşlarının saldırısına uğrayarak beyin kanaması geçiren ve tedavisi devam eden 14 yaşındaki Murat Duha Yıldız'ın annesi Çiğdem Yıldız, 'Oğlum bitkisel hayatta, ben doktorların ayağına kapandım. Doktorlar, 'Böyle kalacak' dediler. Buradaki aileler içinde en şanslısı benim, istediğimde görüyorum, kokluyorum yanında uyuyorum. Bunu yapanlar çocuk değil bunlar caniliktir. Çocuk ailenin aynasıdır. Ailelerin de ceza alması lazım. İki sene ceza verilmiş, evladı iki sene sonra mezardan çıkacak mı? Bir canın maliyeti iki yıl mı' dedi.
Bolu'da parkta çıkan kavgada 13 yaşındaki Alperen Ömer Toprak akranı tarafından yumruk ile hayatını kaybetti. Alperen'in ablası Nisa Toprak, 'Ailem çalışıyordu Alperen'i ben büyüttüm. Giderken en fazla ne olabilir ki, kavga etmiştir diye düşündüm. Ömer bir yumrukla öldü. Bir yumrukla her şey olabiliyor. Ben Ömer'in yanında gittiğimde orada kardeşim sadece uyuyor diye düşündüm. Evet öldüğünü biliyorum ama gelecek psikolojisiyle yaşıyorum. Bunu yapan kişi bana göre tatil yapıp çıkacak' ifadelerini kullandı.
'Oğlumun ölüm haberini aldığım gün nezarette kaldım'
Ankara'da annesi ve kız kardeşi ile eve giderken yaşadıkları sözlü taciz sırasında çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden Hakan Çakır'ın babası Şahin Çakır, 'Benim en çok içimi yakan polisin 40 dakikada gelmesi. Büyük oğlum hastanede ölüm kalım savaşı verirken bu failler polisin elinden hastaneden kaçıyorlar. Bizim başımızda da emniyet güçleri bekliyor. Beni sanık olarak aldılar, çıkarken oğlumun ölüm haberini alıyorum. O gece nezarette kaldım. Bize sayfalarca tehdit mesajı geldi, ölüm tehdidi geldi. Artık cezaların caydırıcı olmasını istiyoruz. 50 sene verin bakalım o bıçakları ellerine alabilecekler mi' dedi.
Gaziantep'te 17 yaşındaki Eyüp Arıcı ise bıçaklanarak hayatını kaybetti. Demirci'nin babası Ömer Arıcı, 'Ben gidip mermeri öpüyorum Eyüp'ün kokusunu almak için. İnsan öldürmenin yaşı olmaz' dedi.





