(TBMM) - TBMM Genel Kurulu'nda konuşan AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, İstanbul'da Çekmeköy'de 17 yaşındaki öğrencisi tarafından sırtından bıçaklanarak yaşamını yitiren öğretmen Fatma Nur Çelik'e ilişkin 'Bu konuya dair anne-babanın da ben çok büyük bir ihmali olduğunu düşünüyorum. Ben buradan anne-babayla alakalı olarak da özellikle hukuki bir işlem yapılması gerektiğini de düşünüyorum' dedi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanı Tekin Bingöl başkanlığında 13 maddesi kabul edilen Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ni görüşmeleri için toplandı. Grup Başkanvekilleri Genel Kurul'da söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kaya: İsrail'in siyonist yayılmacı emellerini unutursak bu meseleleri sağlıklı bir şekilde değerlendirme imkanından yoksun oluruz'
Yeni Yol Grup Başkanvekili Bülent Kaya, 17 yaşındaki öğrencisi tarafından sırtından bıçaklanarak katledilen öğretmen Fatmanur Çelik'i anarak 'Allah'tan rahmet diliyorum, kederli ailesine başsağlığı diliyorum. Bu olay vesilesiyle de eğitim sistemimizdeki birçok sorunun aslında ele alınması gerekiyor. İkili eğitimden tutun da kalabalık dersliklere kadar, ücretli öğretmen sorunundan taşımalı eğitime kadar, öğrencilerimizin günlük gıdaya ulaşım konusundaki sıkıntılarına varıncaya kadar eğitimimizin birçok sorunu var ama maalesef üzülerek görüyoruz ki bir tarafın 'Kabe'de hacılar 'Hu' der, Allah' ilahisiyle coştu diğer tarafın 'Türkiye laiktir, laik kalacak' ezberiyle kutuplaşmanın, kamplaşmanın keyfini çıkarıp kitlelerini konsolide ettiği bir siyasal süreci yaşıyoruz' dedi.
Siyasetin birçok alanda maalesef semboller ve sloganlar üzerinden herkesin kendi kitlesini tahkim etmeye çalıştığı söyleyen Kaya, 'İçeriği değil sloganları konuştuğumuz bir dönemde maalesef siyaset kurumu sorun çözmekten ziyade birbirine laf yetiştirmeye ve birbirine slogan ve ezberler üzerinden cevap yetiştirmeye çalışmaktadır. Oysa milletimizin bizden beklediği siyaset kurumunun sorunların içeriğine eğilip bu soruların ne olduğuna dair hem esaslı itirazlar hem de çözümler getirmesi, iktidarın da önünde bu kadar kalabalık sorun alanları varken bu sorunlarla ilgilenmeyi tercih etmesini bir kez daha buradan tavsiye ediyoruz' diye konuştu.
Kaya, İran'daki saldırılara ilişkin 'Gazze'de aylardır süren soykırımın üstüne bir de İsrail'in Lübnan başta olmak üzere komşu coğrafyalarımıza yönelik saldırıları bölgenin güvenlik mimarisinin de bir çöküşün eşiğine geldiğini net bir şekilde ortaya koydu. Bu tabloda esas belirleyici etken İsrail'in kendi açık söylemiyle ve Amerikan Büyükelçisinin de söylemiyle Nil'den Fırat'a uzanan toprakları kuşatan arzımevut hedefidir ve bu hedef de Amerika'nın desteklediği bir stratejidir. Bunu unutursak, İsrail'in siyonist yayılmacı arzımevut emellerini unutursak ve Amerika Birleşik Devletleri'nin de bu coğrafyada İsrail'in bu emellerinin tetikçisi ve koruyucusu ve hamisi rolüne soyunduğunu unutursak bu meseleleri sağlıklı bir şekilde değerlendirme imkanından yoksun oluruz' ifadelerini kullandı.
Poyraz: Bu bir suça sürüklenen çocuk vakası değildir, bu suçu işlerken gözünü kırpmayan bir failin açık suç işleme eğilimi ve eylemidir
İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, eğitimci Fatma Nur Çelik'in 17 yaşında öğrencisi tarafından sırtından bıçaklanarak hayattan koparıldığını belirterek 'Fatma Nur Çelik Öğretmenimize de Allah'tan rahmet; başta ailesine, sevenlerine, meslektaşlarına, eğitim camiasına ve öğrencilerine başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Bu bir suça sürüklenen çocuk vakası değildir. Bu, suçu tercih eden, planlayan ve bu suçu işlerken gözünü kırpmayan bir failin açık suç işleme eğilimi ve eylemidir. Dolayısıyla, bizler bu çatı altında milletvekilleri olarak kurallara uyan, kanunlara uyan, vergisini ödeyen vatandaşların seçtikleri milletvekilleri olarak onların hayatlarını, onların geleceklerini, onların umutlarını, onların bugünlerini dizayn etmek ve buna ilişkin yasama görevimizi yerine getirmek zorundayız. Ancak bu çatı altında, maalesef her seferinde önümüze getirilen hususlar, suçu tercih eden ya da suça bulaşmış olanların infaz indirimi dâhil olmak üzere ya da terörü tercih etmiş, terör örgütü üyeliğini tercih etmiş olanların umuduna umut katma gibi konular gündemimize getirilmektedir. Dolayısıyla, aslında burada asli vazifelerimizin ne olduğunu bu ve benzeri olaylar bize bir kez daha acı bir şekilde hatırlatmaktadır' diye konuştu.
Akçay: Dün Suriye'yi parçalayanlar, bugün İran'ı istikrarsızlaştırmak için düğmeye basanlar yarın o namluları bize çevirmenin hesabını yapmaktadırlar
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, dünyanın fay hatlarının kırıldığı, küresel sistemin dikişlerinin patladığı, uluslararası hukukun enkaz altında kaldığı tarihi bir eşikten geçildiğine dikkat çekerek 'Gazze'de aylardır dünyanın gözü önünde devam eden katliam, Batı Şeria'daki işgal girişimleri, kuzeyimizde süren savaş, Afganistan-Pakistan savaşı ve komşumuz İran'a yönelik kanlı saldırılar ve akabinde İran'ın misillemeleri Türkiye'nin ne kadar kritik bir süreçten geçtiğini hepimize göstermektedir. Bir yanda sözde diplomatik barış müzakeresi yürütülürken diğer yanda devletlerin egemenlik haklarının ve hukukun hiçe sayıldığı, liderlerin ve masumların katledildiği bir vahşet sahnelenmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak tavrımız nettir. ABD'nin ve İsrail'in siyonizmin taşeronluğuna soyunarak İran'a saldırması gayrimeşrudur, gayrihukukidir. Bu haydutluğu ve bölgemizi kan gölüne çeviren saldırganlığı şiddetle kınıyoruz' dedi.
Ankara'dan bakıldığında görünen tabloda meselenin sadece Gazze, Lübnan veya İran olmadığını belirten Akçay, 'Vadedilmiş topraklar hezeyanıyla haritaları kanla yeniden çizmeyi hedefleyen siyonist emperyalistlerin nihai hedefinde, amaçlarında eninde sonunda Türkiye de vardır, bunu da açık açık söylemektedirler. Dün Irak'ı, Suriye'yi, Libya'yı parçalayanlar, bugün İran'ı istikrarsızlaştırmak için düğmeye basanlar yarın o namluları bize çevirmenin hesabını yapmaktadırlar' diye konuştu. Akçay, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin tarihi uyarıları olduğunu söyleyerek 'Biz aylardır 'iç cephe' derken, 'milli birlik ve kardeşlik' derken neyi kastettiğimizi umarım bugün sınırlarımızın hemen ötesinde patlayan bombalar, vahşi saldırılar olanı biteni herkese anlatmaktadır. Dışarıda fırtına koparken içerdeki safları sıklaştırmak bir tercih değil bir zorunluluktur' ifadelerini kullandı.
Kılıç Koçyiğit: Kürt halkının sözünün Meclis'e taşınmasını engellemek isteyenler daha büyük bir mücadelenin fitilini ateşlemiş oldular
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Türkiye'de demokrasi tarihinin en önemli kırılmalarından birini geride bırakıldığına işaret ederek şunları kaydetti:
'2 Mart 1994'te bu Meclis çatısı altında görev yapan Sayın Leyla Zana, Orhan Doğan, Hatip Dicle, Selim Sadak başta olmak üzere; Demokrasi Partisi (DEP) milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı ve Meclis kapısında gözaltına alındılar. O gün aslında Kürt halkının iradesine bir darbe yapılmıştı ve demokratik temsilin, özellikle de milletvekili dokunulmazlığının nasıl aslında araçsallaştığını, hiçe sayıldığını biz hepimiz bir kez daha görmüş olduk fakat Kürt halkı bu darbeye boyun eğmedi, iradesine sahip çıktı, örgütlendi, demokratik siyasette ısrar etti ve 2 Mart darbesini yapanlara da gereken cevabı daha büyük bir milletvekili temsilini, daha büyük bir yerel yönetim temsilini kazanarak da vermiş oldu yani onlar Meclis'ten yaka paça Kürt milletvekillerini gözaltına alıp tutuklayarak demokratik siyaset kanallarını kapatmak isteyenler; Kürt halkının sözünün, sesinin Meclis'e taşınmasını engellemek isteyenler, çok daha büyük bir mücadelenin de aslında fitilini ateşlemiş oldular. Şimdi, aradan otuz iki yıl geçti; Türkiye büyüdü, değişti, dönüştü ama zihinsel anlamda çok da bir mesafe katedemediğini iyi biliyoruz. Darbenin ardından bu ülkede siyasi darbeler halihazırda devam etti. O anlamıyla, 4 Kasım 2016 tarihinde HDP Eş Genel Başkanları ve milletvekillerinin de eş zamanlı olarak gözaltına alınıp tutuklanmasının bu darbe zihniyetinin güncel versiyonu olduğunu da ifade etmemiz gerekiyor. Peki, sadece 2016'da mı sınırlı kaldı? Hayır, daha sonrasında da bu Meclisin çatısı altında siyaset yapan Sayın Musa Farisoğulları, Sayın Leyla Güven, Sayın Semra Güzel'in de yine, Ömer Faruk Gergerlioğlu Vekilimizin milletvekilliği düşürülerek buradan cezaevine gönderildiklerinin altını çizmemiz gerekiyor.'
Dün gece İstanbul Zeytinburnu'nda Fatma Nur Çelik ve kızının cansız bedenleri bulunduğunu söyleyen Kılıç Koçyiğit, 'Kendi kızını istismar etmekle suçlanan Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler'in kuvvetli delillere rağmen tutuklanmaması üzerine adalet nöbetine başlayan ve kendisi de çocuk yaştayken istismar edilen anne Fatma Nur Çelik ve kızının cansız bedenleri bulundu. Bu, aslında kamuoyuna yansıyan bir olaydı. Fatma Nur Çelik kendi çocukluğunda yaşadığı istismarın yaralarını taşırken ve kendisini istismar eden kişiyle zorla evlendirilmişken ne yazık ki dünyaya getirdiği kız çocuğu da aynı istismarcı tarafından istismar edildi ama kuvvetli suç şüphesine rağmen, kadının feryadına rağmen, 'Çocuğumu korumak istiyorum' demesine rağmen hiç kimse harekete geçmedi' dedi.
Kılıç Koçyiğit, Fatma Nur Çelik'in daha önceki açıklamalarında 'Eğer bir gün benim öldüğümü duyarsanız asla intihar olduğunu düşünmeyin' sözlerini hatırlatarak 'Yani intihar etmek istemediğini, böyle bir düşüncesi olmadığını kamuoyuna söylemişti fakat buna rağmen 'intihar' adı altında, intihar süsü verilerek katledildiğini düşünüyoruz. Şimdi, buradan sormak istiyoruz, gerçekten devletin görevi çocukları ve kadınları korumak değil mi? Cezasızlık, ihmaller, karartmalar bu ülkedeki çocukları ve kadınları hayattan koparıyor. Peki, iktidar ne yapıyor? Aile Bakanlığı ne yapıyor? İçişleri Bakanlığı ne yapıyor? Kolluk ne yapıyor?' diye sordu.
Başarır: Söz konusu irtikap iddiası 528 çocuğa, Bolu'nun çocuğuna verilen burs
'Dün bu ülkede demokrasi, hukuk adına bir rezaleti daha yaşadık' diyerek sözlerine başlayan CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ise Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın tutuklanmasını Meclis gündemine getirdi ve şöyle konuştu:
'Bu sefer de Bolu Belediye Başkanımız tamamen düzmece, uydurma delillerle tutuklandı. Dün tutuklandı, Bolu'dan bugün Sincan'a, Ankara'ya sürüldü. Bakın, sadece tutuklamıyorlar, yıllar öncesine gidiyoruz, insanlar sürülüyor. Neden Bolu Belediye Başkanını bir gün içerisinde Sincan'a yolladınız? Bu bir eziyet, bu bir işkence, bu bir utanmazlık. Şimdi, kolay kolay buradan yargıçların da görev yerlerini söylemem ama o Bolu Başsavcısına buradan sormak isterim. Sen Bolu'da görev yapıyorsun, sen milletin haklarını savunmak durumundasın. Kartalkaya'da 78 insanımız öldü, yanarak öldü, bir tek Bakanlık bürokratını sabah altı buçukta aldırmadın ama tamamen sahte delillerle benim Belediye Başkanımı altı buçukta gözaltına aldın. Bakın, söz konusu irtikap iddiası 528 çocuğa, Bolu'nun çocuğuna verilen burs. Üç market ifadesini değiştirerek savcının baskısıyla şikayetçi oluyor ve açıkça da şunu söylüyor: 'Biz bağış yapmak istemedik yalnız belediye billboardları verirse bu vakfa bağışta bulunacağız.' Bolu Belediye Başkanı da kendi resimlerini değil bu marketlere bu billboardları veriyor, o market de bu vakfa bağışta bulunuyor. Asla irtikap suçu yok. Şimdi gelinen nokta utanç verici bir nokta. Ankara, İstanbul, Bolu, Adıyaman, Adana Belediye Başkanlarımız büyük bir baskı altında; demokrasi yok edildi. Artık maalesef ki yerel demokrasi bir formaliteden ibaret. Kaybettikleri yerlere bir savcı atıyorlar, bu savcılar maalesef ki sandığa el koyuyor. Neden? Tek bir eylem, sadece üç mağdur ifadesi var, hiçbir delil yok ama tüm Bolu'ya bakan AK Parti'nin, MHP'nin, CHP'nin mütevelli heyetinde olduğu bir vakıftan dolayı tutuklanıyor.
Şimdi, ikinci sorum o Başsavcıya: Sen bu milletin savcısıysan TÜRGEV'i, TÜGVA'yı, Amerika'da milyon dolarlık binalar yapan TURKEN'İ sorgulayabildin mi? Milyarlarca dolarlık o bütçeyi, alınan bağışları sorgulayabildiniz mi? Gücünüz Bolu'nun yetim çocuklarına burs veren, ekmek veren BOLSEV Vakfına mı yetti! Gerçekten gelinen nokta utanç verici bir nokta. Üçüncü sorum: Yahu, 'Menzil' denilen tarikatın 20 milyara yakın mal varlığı olduğu söyleniyor, miras paylaşılamıyor, holdingleşmiş. Bunu niye sorgulamıyorsunuz! Neden bunu sorgulamıyorsunuz savcılar! var? Siz cumhuriyet savcılarısınız, 86 milyonun savcılarısınız. Sizin göreviniz demokrasiye müdahale etmek değil, hukuku askıya almak değil. Bu savcıların Bolu'da yaptığı suç anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçudur. Anayasa net. Yerel seçimleri bir ay erkene almak için Anayasa'yı değiştirmek zorundasın. Bu kadar anayasal çerçevede görev yapan belediye başkanlarına, seçilmiş insanlara, bunlara bu kadar kolay darbe yapılıyorsa günün birinde hukuk çerçevesinde, yasa çerçevesinde, Anayasa çerçevesinde bu kararları verenler yargılanacaktır, hesap verecektir, bu hesap sorulacaktır.'
Zengin: Anne-babayla alakalı olarak özellikle hukuki bir işlem yapılması gerektiğini düşünüyorum
AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin de İstanbul'da Çekmeköy'de öğretmen Fatma Nur Çelik'in sınıfında ders anlatırken vefat ettiğine dikkat çekerek 'Sınıfında öldürüldü bir öğrenci tarafından. Üstelik de hiç kendisiyle alakası olmayan bir konu, öğrencinin onunla hiçbir teması yok, öğrencinin öğretmeni değil, o an içerisinde seçilerek katledilen bir öğretmenimiz var. Bugün de bütün sendikalarımız eylem yapıyorlar. Tabii, bu konuda hukuken soruşturma devam ediyor, aynı zamanda idari soruşturma devam ediyor. Hepimizin vazifesidir bu konuyu takip etmek, ne olduğunu, ne bittiğini anlamak. Anne-babanın da ben çok büyük bir ihmali olduğunu düşünüyorum bu konuya dair. Ben de buradan anne-babayla alakalı olarak da özellikle hukuki bir işlem yapılması gerektiğini de düşünüyorum aynı zamanda' ifadelerini kullandı.
Bu konuyla ilgili zaten Meclis'te bir araştırma komisyonu olduğunu belirten Zengin, ''Bu kadar erken yaşta neden suç işleniyor?' Bununla alakalı komisyonumuz faaliyetini tamamladığında, Meclisi'mize düşen bu konuyla alakalı muhakkak hukuki düzenleme yapmamız lazım. Belki yaş meselesi de dahil olmak üzere, ceza ehliyeti de dahil olmak üzere tüm bu konuları dikkatle bir kez daha gözden geçirmemiz lazım, bunları değerlendirmemiz lazım. Bu konunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Tekrar Allah'tan rahmet diliyorum öğretmenimize, ailesine başsağlığı diliyorum ve en önemlisi öğretmen camiasına başsağlığı diliyorum. Bu konunun da yakın takipçisi olacağımızı ifade etmek istiyorum' dedi.