(TBMM) - TBMM Genel Kurulu'nda, NATO Zirvesi, 'Terörsüz Türkiye' süreci ve emekli aylıkları tartışıldı. DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli ile İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz arasında 'Öcalan'a özgürlük' mitingi nedeniyle tartışma yaşandı. 

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Tekin Bingöl başkanlığında toplandı. Bingöl, siyasi partilerin grup başkan vekillerinin söz taleplerini yerine getirdi.

Yeni Yol Partisi adına söz isteyen Grup Başkan Vekili ve İstanbul Milletvekili Bülent Kaya, siyaset kurumunun her geçen gün etkisiz hale getirilmeye çalışıldığı bir süreçten geçtiğini belirterek, 'TBMM'nin, yasama organının, milletvekillerinin de her geçen gün karar süreçlerinin dışına çıkarılarak sadece şeklen burada yasama faaliyeti yapmalarını temin etmeye dönük bir kısım düzenlemelerle karşı karşıyayız' dedi.

'BİRİLERİ EMREDECEK, TBMM YAPACAK'

NATO Zirvesi'ne ilişkin eleştirilerini sıralayan Kaya, 'TBMM olarak biz, bu kadar önemli bir NATO zirvesinin olduğu hafta burada çalışmamayı tercih ettik, onu bir tarafa bırakıyorum. 'Bu NATO toplantısında neler konuşulacak, Türkiye olarak yaklaşımlarımız nedir?' şeklinde TBMM'yi bilgilendirmekten bile imtina eden bir yürütme organına bütün her şeyi teslim etmeyi, yine bir yasama faaliyeti olarak görüyoruz. Nerede denetim görevi? Savaşa dahi karar verecek olan Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu kadar kritik konularda NATO'yla ilgili kritik kararların alındığı bir süreçte bu işin neresinde TBMM? Bunu da soramadan geçemiyorum doğrusu. TBMM bugün neyi konuşmalıydı? Emeklilerin en düşük emekli aylığı ne kadar olacak, zam oranı ne kadar olacak şeklinde muhtemelen bir düzenleme yapılacak. Neyi bekliyor iktidar? 5 Temmuz'da enflasyon açıklanacak, ondan sonra otomat gibi TÜİK'in açıkladığı oranda en düşük emekli maaşını belirlemek üzere bir oran TBMM'ye tebliğ edilecek; biz de noktasına virgülüne dokunmadan, 1 lira dahi artırıp eksiltmeden o belirlenen en düşük emekli maaşını burada kabul etmiş olacağız ve kim bu yasayı yapmış olacak? Milletvekilleri. Birileri emredecek, TBMM yapacak hatta emretmeyi bırakın, birileri otomatiğe bağlayacak, Meclis de kendisine otomatik olarak belirlenen o oranın üzerine çıkacak bir iradeyi dahi ortaya koyamayacak; bunu kabul etmek mümkün değil' diye konuştu.

'TERÖR HÜKÜMLÜSÜNE ÖZGÜRLÜK MİTİNGİ NASIL YAPILABİLİR?'

İYİ Parti Grup Başkan Vekili ve Antalya Milletvekili Uğur Poyraz, partisinin haftasonu Ankara'da yaptığı mitinge katılan yurttaşlara teşekür etti.  DEM Parti tarafından yapılan mitinge yönelik eleştirilerini sıralayan Poyraz, şöyle konuştu:

'Tarih 25 Aralık 1991, yer Bakırköy İstanbul; size resimler okumak istiyorum. İnsan hafızasının en büyük kusuru unutkanlığı olduğu için bu isimleri hatırlatıyorum ve rahmetle anıyorum: Ahmet Çetinkaya, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kurucularından Sayın Necati Çetinkaya'nın yeğen, Hasan Dervişoğlu, Merve Gül Bakkal, 2 yaşındaki bir evladımız Sezer Bakkal, Merve Gül'ün annesi Hatice Çelik, Habibe Çelik, Zübeyde Nadir, Şadiye Nadir, Rezzan Seda Kızılkırmızı, Süheyla Kızılkırmızı, Yaver Ağabeyli, Şengül Aras. Bu saydığım isimlerin nereli oldukları, Türk mü, Kürt mü oldukları; Alevi mi, Sünni mi oldukları yani ne oldukları gözetilmeden hepsi katledildi. Bu katliamın sorumlusu PKK terör örgütü yöneticisi Çetin Arkaş geçtiğimiz sene, 2 Temmuz'da tahliye edildi. Önceki açılım sürecinde şu anki hâlâ devam eden terör hükümlüsü Abdullah Öcalan'ın sekretaryasında da görev aldı; bakın, her şey dejavu gibi. Ağır hasta olduğu iddiasıyla tahliyesine dair çağrılar yapılan Çetin Arkaş isimli cani hafta sonu yapılan Öcalan'a özgürlük mitinginde sahneye çıkıp konuştu: 'Dönüp dolaşıp pişmanlık yasasına gelecekseniz dönüp bize bakın, meydanındaki on binlere bakın, bizde pişman olmuş bir hal var mı?' dedi. 'Bu meydanda evladım pişman olarak gelsin, pişman olsun; onu evlat olarak kabul eden var mı?' diye sordu.

Şimdi, burası parlamento ve ben büyük Türk milletinin oylarıyla seçilmiş bir milletvekiliyim; buradan bu ülkenin seçilmiş Sayın Cumhurbaşkanı'na, Meclis Başkanı'na, İçişleri Bakanı'na soruyorum; Adalet Bakanı'na, Millî Savunma Bakanı'na, bu Meclis'teki Adalet Komisyonu, Millî Savunma Komisyonu, İçişleri Komisyonu Başkanlarına soruyorum; hadi bunlar siyasi, geçtim, kafalarını kuma gömebilirler; göreve başlarken ettikleri yemin aşkına Türk milleti adına, şehit silah arkadaşlarının aziz hatıraları adına Emniyet Genel Müdürü'ne soruyorum, Emniyet Genel Müdür Yardımcılarına soruyorum; İstihbarat, Terör, Özel Harekat İstihbarat Başkanlarına soruyorum; Genelkurmay Başkanı'na soruyorum, Kuvvet Komutanlarına soruyorum, kahraman polis teşkilatına, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne soruyorum; her halta, belki bu konuşmama bile soruşturma açacak savcılara soruyorum, bir insan evladı çıkıp da cevap versin bana: Şehit kanıyla sulanmış bu aziz vatanda, bu topraklarda Türkiye Cumhuriyeti devletini ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak için kurulmuş PKK terör örgütünü kuran, yöneten, hala yöneten ve infaz emirleri vermiş terör hükümlüsüne özgürlük mitingi nasıl yapılabilir? Birinci sorum bu. İki, bir katil, bir cani terör örgütü yöneticisi bu cümleleri nasıl sarf edebilir?

'ATIN ÜZERİNİZDEKİ ÖLÜ TOPRAĞINI'

Şimdi buradan sesleniyorum, milletvekilliğinin ardına sığınmadan, lafı eğip bükmeden, uzatmadan muhtaç olduğu kudret damarlarındaki asil kanda olan bir cumhuriyet yurttaşı sorumluluğuyla soruyorum ve sesleniyorum, isminin önünde Türkiye Cumhuriyeti devletinin cumhuriyet savcısı olan her bir meslektaşıma sesleniyorum: Atın üzerinizdeki ölü topraklarını. Peygamber postunda oturan Türk hakimlerine sesleniyorum: Mahkemeler kadıya mülk değil, ettikleri yeminlere sadık kalsınlar. Hepinizin mi yerini değiştirebilecekler, hepinizle mi ilgili soruşturma açacaklar? Sanki yer ve yetki teminatınız varmış gibi kafanızı kuma gömmeyin, bunun gereğini yapın; ettiğiniz yeminden ve vicdanlarınızdan başka hiç kimseden talimat almayın. Bu terörsüz Türkiye falan değil, bu bir devlet projesi falan da değil; bu ihanet, bu cüret ve bu gaflettir. Kürtleri kalkan yapmaktan utanmayan, Kürt'e değil teröriste hak talep edilen bu hainlere, bu haysiyetsiz, arsız katillere ya sizler oturduğunuz koltukların, kuşandığınız yetkilerin gereğini yapacaksınız ya da büyük Türk milleti meşru müdafaa hakkını kullanacaktır. Bu artık kontrolden çıkmış bir delilik hâlidir; devlete, millete zarar vermektedir ve cumhuriyetimizi ateşe atmaktadır'

'EMPERYALİSTLERİN JANDARMASI NATO ANKARA'YA GELİYOR'

DEM Parti Grup Başkan Vekili ve Muş Milletvekili Sezai Temelli de NATO Zirvesi kapsamında Ankara'da alınan önlemler ve tutuklamalar hakkında konuştu. Temelli, şunları kaydetti:

'İsrail'in Gazze saldırısından bu senenin başına kadar, hatta birkaç ay öncesine kadar bu Meclis'te en çok kullanılan sözcüklerden biri tutanaklara bakıldığında görülebilir, 'emperyalizm' sözcüsüydü. Antiemperyalist bir Meclis havamız vardı, neredeyse herkes emperyalizme karşı söz alıp konuşuyordu ve biz o kadar çok emperyalizme karşı söz kurmuşuz ki kapitalist sistemin, emperyalistlerin jandarması NATO Ankara'ya geliyor. Hem de ne gelmek, öyle böyle gelmiyor. Dolayısıyla da NATO geliyor, Meclis kapanıyor; NATO geliyor, neredeyse Ankara kapanıyor. NATO geliyor diye 12 milyar lira çevre düzenlemesine para aktarılıyor. NATO geliyor diye yollar yapılıyor, her şeye hazırlık, parklar kapanıyor ama 'Bu 12 milyar lirayı emekliye verelim' deseniz, burada 'Bütçe yok' diye sabah akşam ağlayanlar NATO'nun gözünü boyamak için adeta Şimşek'e yoksulluğun fotoğrafını çizdiriyorlar. Ne yapıyor Şimşek? 12 milyar lirayı harcıyor, yoksul mahallelerinin önünü kapatıp önüne manzaralar yerleştiriyor. Halkın kaynağını, parasını işte böyle harcıyorsunuz. Hem de kim için? Emperyalistler için, onun jandarma örgütü için harcıyorsunuz. Ne oldu, bir anda NATO'ya bu güzellemeler başladı. NATO bir manevra mı yaptı? Bir savaş örgütü olmaktan vaz mı geçti? Orta Doğu'ya barış getirmek için mi geliyor? NATO ne için geliyor? NATO yeni roller vermek için geliyor. Oysa kimsenin bize rol vermesine gerek yok. Biz kendi barışımızı, geleceğimizi hep birlikte burada var etmeliyiz ama biz bundan o kadar uzağız ki... On beş aydır bir süreç yürüyor, bu sürece kimsenin gerçek anlamda, samimi anlamda destek vermediğini görüyoruz; bırakın destek vermeyi, âdeta süreç yürümesin diye bir hamasetin, bir dilin, bir şiddet dilinin burada hâkim olduğunu görüyoruz. Oysa esas şiddet işte gelendedir, esas şiddet Orta Doğu'da halkları birbirine kırdırandadır, esas şiddet bu ülkeye bunu dayatandadır.

'BUGÜN BARIŞA KAVUŞMA GÜNÜDÜR'

Oysa biz hala geçmişin bilançolarıyla, geçmişin vakalarıyla bu siyaseti burada var etmeye çalışıyoruz. Hayır, biz barışmalıyız, barışa ihtiyacımız var. Biz barışamadığımız için NATO geliyor, biz barışamadığımız için bize bu gömleği biçiyorlar. Biz bu barışı var etmeye çalışıyoruz. O yüzden, Sayın Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025'te atmış olduğu adım çok kıymetli bir adımdır, emperyalizme karşı bir adımdır, halkların barışı için atılmış bir adımdır, bir hukuk devletini var edelim diye, demokrasiyi var edelim diye atılmış bir adımdır. Hep birlikte yapalım diye ortak vatanda bir demokratik cumhuriyetin arayışıdır. Şimdi, siz buna karşı çıkacaksınız, şimdi hala geçmişin acıları üzerinden siyaseti var etmeye çalışacaksınız, sonra da hukukçu olarak hakimlere, savcılara talimat vereceksiniz; yok öyle bir şey. Hukukçuysanız hukuk devletini savunursunuz, hukukçuysanız barışı savunursunuz. Gereğini işte tam da siyaset olarak burada yaparsınız, müzakereyle yaparsınız. Müzakereyi ortadan kaldırarak, insanları suçlayarak, geçmişin acılarını yeniden yeniden kanırtarak hiçbir yere varamayız. Bugün, gerçekten barışa kavuşma ve barışma günüdür, gereğini yapma günüdür çünkü burası hepimizin ortak vatanıdır ve burada o huzuru, barışı hep birlikte inşa etmeliyiz.'

Depremde yıkılan Ebrar Sitesi K Blok davası, aylardır beklenen Adli Tıp raporu gelmediği için yine ertelendi
Depremde yıkılan Ebrar Sitesi K Blok davası, aylardır beklenen Adli Tıp raporu gelmediği için yine ertelendi
İçeriği Görüntüle

TEMELLİ VE POYRAZ ARASINDA GERGİNLİK

Temelli'nin konuşmasının ardından söz alan İYİ Partili Poyraz, 'Hemen konuşmasının içerisinde de emperyalizme olan duruşunu ifade etti. Şimdi, 'emperyalizme olan duruş' deyince aklıma benim şey geliyor, yani yanlışsam beni düzeltsinler. PKK terör örgütü, PYD, YPG, SDG neyse; bu 3 harfli bütün terör örgütlerinin silahını, ekipmanını temin eden Amerika Birleşik Devletleri. Sanıyorum onların da kutsadıkları, her konuşmalarında referans aldıkları, İmralı'da şu an terör hükümlüsü olan Abdullah Öcalan'ın kurduğu örgüt PKK dolayısıyla bunun alt kolları bu diğerleri; bunların silahını, parasını, her şeyini tedarik eden bu emperyal güçler. Şimdi, bu emperyal güçler bunların, bu terör örgütlerinin silahını, parasını, lojistiğini sağlayacaklar; bu terör örgütlerine terör değil, 'özgürlük savaşçısı' deme cüretini gösteren, bu örgütü kuran, yöneten, infaz emri veren caniyi de o terör hükümlüsünü de referans verenler kalkacaklar, burada emperyalizme laf edecekler. Şimdi, bu çelişki bir. İkincisi, ben zaten bu süreçlerin hepsine bir hukukçu olarak bakıyorum. Bu beyanların tamamı Türk Ceza Kanunu 301'e göre Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti devletini aşağılama suçudur, bir meydan okumadır. Türkiye Cumhuriyeti devleti de Türk milleti de bunun karşılığını yapmak mecburiyetindedir' ifadesini kullandı.

Temelli ise Poyraz'a, 'Buna odaklanmamız gerekirken burada hala kalkıp kısır polemikler içinden siyaset yapma çabalarını da anlıyoruz. Bu çünkü siyasetin sefaletinden başka bir şey değildir' diye yanıt verdi.

DEM Parti ve İYİ Parti milletvekilleri arasında karşılıklı atışmanın sürmesi üzerine Bingöl, birleşime 10 dakika ara verdi.

Kaynak: ANKA