Gündem

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu... Merkez Bankası Başkanı Karahan: Altın fiyatlarının daha dengeli bir patikaya oturmasıyla talebin sona erdiğini görüyoruz

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yaptığı sunumda; 'Jeopolitik gelişmeler sırasında hanehalkında döviz talebi oluşmadı. Mart ayının son haftasında altın fiyatlarında görülen hızlı gerileme hanehalkının altın talebinde bir yükselişe yol açtı. Ancak takip eden dönemde altın fiyatlarının daha dengeli bir patikaya oturmasıyla birlikte bu talebin sona erdiğini görüyoruz' dedi. 

(TBMM) - Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yaptığı sunumda; 'Jeopolitik gelişmeler sırasında hanehalkında döviz talebi oluşmadı. Mart ayının son haftasında altın fiyatlarında görülen hızlı gerileme hanehalkının altın talebinde bir yükselişe yol açtı. Ancak takip eden dönemde altın fiyatlarının daha dengeli bir patikaya oturmasıyla birlikte bu talebin sona erdiğini görüyoruz' dedi. 

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş Başkanlığında toplandı. Komisyon toplantısında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, milletvekillerine sunum yaptı. 

Küresel gelişmelerin yerel ekonomiye etkilerini değerlendiren Karahan, geçtiğimiz aylarda jeopolitik gelişmelerin temel belirleyici olduğunu ifade etti. Karahan, nisan ayı enflasyon verilerinde savaşın etkilerinin net bir şekilde görüldüğünü belirterek şunları söyledi:

'Başta enerji ve ulaştırma hizmet fiyatlarında olmak üzere savaşın etkilerini hissediyoruz. Nitekim nisan ayında da bu durumun enflasyon üzerindeki etkilerini net bir biçimde gördük. Enerji kaynaklı etkilerin kısa vadede devam edeceğini düşünüyoruz. Bu etkilerin orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki yansımaları ise para politikası duruşumuzla şekillenecek. Önümüzdeki dönem para politikası kararlarını alırken bu unsurları göz önüne alacağız.

Küresel ekonomik görünüme ilişkin hâlihazırda süregelen belirsizliğin, jeopolitik gelişmeler kaynaklı olarak belirgin şekilde yükseldiğini görüyoruz. Şubat ayı sonunda başlayan ABD-İsrail-İran Savaşı ile enerji fiyatları keskin bir şekilde arttı. Hürmüz Boğazı'nın kapatılması küresel enerji arzı açısından risk oluşturmakta. Öncü göstergeler küresel iktisadi faaliyette yavaşlama, girdi maliyetlerinde artış ve tedarik zincirlerinde aksamalara işaret ediyor. Mevcut durumda enerji fiyatları yüksek düzeyini koruyor. Gerek ham petrol gerekse doğal gaz fiyatları savaş öncesi düzeylerin oldukça üzerinde seyrediyor.'

Karahan, sadece enerjinin değil, endüstriyel metal ve tarımsal emtia fiyatlarının da arttığını vurgulayarak küresel ekonominin 'negatif bir arz şoku' ile karşı karşıya olduğunu, 2026 yılında küresel büyümenin ivme kaybedeceğini ifade etti.

Yurt içi makroekonomik gelişmeler ve talepte dengelenme

Yurt içi ekonomide sıkı para politikasının sonuçlarının alınmaya başlandığını kaydeden Karahan, talep kompozisyonundaki değişimi şu verilerle paylaştı:

'Sıkı para politikamızın hedeflenen bir sonucu olarak talep kompozisyonunda dengeli seyir devam etmekte. Nitekim 2025 yılında tüketimin büyümeye katkısının 2023 yılına kıyasla belirgin olarak gerilediğini, yatırımların katkısının ise devam ettiğini görüyoruz. Küresel ticareti sınırlayıcı tarife ve korumacı önlemlerin etkisiyle 2025 yılında net ihracatın katkısı negatife dönse de sıkılaştırma öncesine göre daha dengeli bir resim mevcut.

'İş gücü piyasasında manşet işsizlik oranının sınırlı geriledi'

2025 yılının üçüncü çeyreğinde gerileyen sanayi üretiminin takip eden iki çeyrekte yatay bir seyir izlediğini, oynaklığı yüksek sektörler dışlandığında ise ilk çeyrekte sınırlı olarak gerilediğini görüyoruz. Bu dönemde ulaştırma ve konaklama gibi hanehalkı talebi ile daha yakından ilişkisi olan alt kalemlerde ise hizmet üretimi azaldı. Kapasite kullanım oranı yılın ilk çeyreğinde sınırlı olarak arttı. Nisan ayında ise yatay seyir izledi. Kapasite kullanım oranı tarihsel ortalamasının altındaki seyrini sürdürüyor. İş gücü piyasasında ilk çeyrekte manşet işsizlik oranının sınırlı gerilediğini görüyoruz.'

Altın ve enerji hariç ithalatta düşüş yaşandı

Karahan, perakende satışlar ve kart harcamalarındaki yavaşlamanın iç talepteki dengelenmeyi teyit ettiğini, nisan ayı dış ticaret verilerinde ise ihracatta artış, ithalatta ise azalış yaşandığını belirtti. Karahan, şu değerlendirmeyi yaptı:

'Çeyreklik olarak yatay seyreden kart harcamaları da talepteki yavaşlamayı teyit ediyor. İktisadi faaliyet kapsamında nisan ayı dış ticaret verilerinden de bahsetmek isterim. Küresel ticaret ve jeopolitik koşullardaki zorluklara rağmen nisan ayında ihracatta artış, ithalatta ise azalış gerçekleşti.

Orta Doğu ülkelerine yapılan ihracat kısmen toparlanırken Afrika, Avrupa Birliği ve Kuzey Amerika ülkelerine ihracat arttı. Yüksek fiyatlar nedeniyle enerji ithalatının artmasına karşın altın ve enerji hariç ithalatta düşüş gözlendi. Böylelikle dış ticaret açığı nisan ayında ilk çeyreğe kıyasla geriledi. Tüketim malı ithalatının da yılbaşından bu yana gerilemekte olduğunu görüyoruz.

Cari açık, milli gelire oran olarak tarihsel ortalamaların altında kaldı

Cari açık yılın ilk çeyreğinde dış ticaret ve hizmetler dengesindeki görünüme bağlı olarak artmakla birlikte milli gelire oran olarak tarihsel ortalamaların altında kalmayı sürdürdü. Savaşın enerji fiyatlarında tetiklediği hızlı yükseliş mart ayında enerji ithalatında belirgin artışa neden oldu. 2026 yılında cari açığın milli gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Bununla birlikte jeopolitik gelişmelerin seyri her iki yönde de belirsizlik içeriyor.

Enflasyon görünümü ve 'Eşel Mobil' vurgusu

Nisan ayı itibarıyla yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 32,4 seviyesinde gerçekleştiğini belirten Karahan, ana eğilimdeki yükselişe ve enerji fiyatlarının etkisine dikkati çekti. Karahan, 'Yıllık enflasyon geçmiş dönem artışlarını bünyesinde barındırdığından yakın dönem görünümü yeterince yansıtmayabiliyor. Göstergelerin son üç aylık ortalamaları enflasyonun ana eğiliminde bir miktar yükselişe işaret ediyor. Yurt içi enerji fiyatları, petrol ve doğal gaz fiyatları öncülüğünde hızlandı. Yavaşlama eğiliminde olan yıllık enerji enflasyonu son iki ayda 19 puan artış gösterdi' dedi.

Karahan, petrol fiyatlarındaki şokun enflasyona yansımasını engellemek için devreye alınan Eşel Mobil sistemi hakkında ise, 'Brent petrol fiyatının 85 dolara çıktığı bir senaryoda, Eşel Mobil'in olmadığı bir durumda bu şok 12 aylık bir dönem sonunda yıllık enflasyonu 4,5 puana kadar yükseltir. Eşel Mobil ile bu şokun enflasyon üzerindeki etkisi 1,3 puana geriliyor' diye konuştu. 

Hizmet enflasyonundaki ataletin kırılmaya başladığını ifade eden Karahan, 'Kira tarafında gerek mevsim etkilerinden arındırılmış yakın dönem kira verileri gerekse yeni yayımlamaya başladığımız yeni kiracı kira endeksi, enflasyon eğiliminin aşağı yönlü olduğuna işaret ediyor. Eğitim tarafında ise fiyat ayarlamalarına dair düzenlemelerde geçmiş 24 ayın enflasyonu yerine 12 ayın etkisini yansıtacak şekilde değişikliğe gidilmesini önemli buluyoruz' ifadelerini kullandı.

Para politikası kararları ve likidite yönetimi

2026 yılı başındaki faiz indiriminden sonra savaş nedeniyle alınan tedbirleri detaylandıran Karahan, süreçteki değişimleri şöyle özetledi:

'2026 yılı ocak ayında politika faizini yüzde 37 seviyesine getirmiştik. Ancak şubat sonundaki gerilim kaynaklı belirsizlikler nedeniyle zamanlı tedbirler aldık. 2 Mart itibarıyla bir hafta vadeli repo ihalelerine ara vererek ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin yüzde 40'ta oluşmasını sağladık. Mart ve nisan aylarında ise politika faizini sabit tuttuk. TL mevduat payını artırmayı hedefleyen düzenlemeleri finansal koşullara göre revize ederek uyguluyoruz. KKM hesaplarında ise çok sınırlı bir bakiye kaldı.

Kredi büyümesi son dönem gelişmeler sonrasında olduğu gibi aktif likidite yönetimi politikamız ile parasal aktarım mekanizmasını güçlendiriyoruz. 2025 yılının ikinci yarısından itibaren politika faizinde yapılan indirimler şubat ayı sonundaki jeopolitik gelişmelere kadar olan dönemde mevduat ve kredi fiyatlamalarına beklentilerimiz ölçüsünde yansıdı.

Mevduat tercihleri ve rezervlerdeki rekor artış

Vatandaşların Türk lirasına olan güveninin sürdüğünü ve jeopolitik risklere rağmen döviz talebi oluşmadığını belirten Karahan, sözlerini şöyle sürdürdü:

'2023 yılının ağustos ayında yüzde 30 seviyelerinde olan Türk lirası payı uyguladığımız politika çerçevesinin etkisiyle 2024 yılının sonunda yüzde 60 seviyelerine yükseldi. 2025 yılından itibaren ise kıymetli maden fiyatlarındaki hızlı yükseliş ve artan jeopolitik riskler sonucunda TL payı zaman zaman dalgalanmakla birlikte sıkı para politikası duruşumuz yurt içi yerleşiklerin TL mevduat tercihinin korunmasında rol oynadı. Nitekim Türk lirası mevduatın payı yüzde 59 ile tarihsel ortalamasına yakın seviyede kalmaya devam ediyor. Yatırım fonlarını da dâhil ettiğimizde bu görünüm değişmiyor.

Yaşanan jeopolitik gelişmeler sırasında hanehalkında döviz talebi oluşmadı. Mart ayının son haftasında altın fiyatlarında görülen hızlı gerileme hanehalkının altın talebinde bir yükselişe yol açtı. Ancak takip eden dönemde altın fiyatlarının daha dengeli bir patikaya oturmasıyla birlikte bu talebin sona erdiğini görüyoruz. Döviz tarafında ise satış devam ediyor.

Brüt rezervler 171 milyar dolara ulaştı

Toplam kredi büyümesinde 2025 yılının aralık ayından itibaren bir miktar artış görüldü. Bu gelişmede bankaların bilanço dönemleri gibi bazı mevsimsel faktörlerin de etkisi bulunuyor. 2025 yılı son çeyreğinden itibaren TL ticari krediler önceki ayların üzerinde bir performans sergileyerek aylık ortalama yüzde 3'ün üzerinde büyüdü. YP ticari kredilerde dönemsel kullanımların da etkisiyle benzer şekilde büyüme oranı önceki dönemlerin üzerinde gerçekleşti. 

Jeopolitik gelişmeler sonucu 27 Mart'ta 155 milyar dolara gerileyen brüt rezervler, takip eden dönemde 16 milyar dolar artış göstererek 24 Nisan'da 171 milyar dolara ulaştı. Swap hariç net rezervler ise 17 milyar dolar artışla 36 milyar dolara yükseldi.'