(TBMM) - TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu'nda, kadınların doğum iznini 16 haftadan 24 haftaya çıkaran ve 15 yaş altına sosyal medya yasağı getiren düzenlemeleri içeren kanun teklifinin görüşmelerinde söz alan CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, 'Teklifte imzası olan AK Partili milletvekili arkadaşlarımıza baktığımda Dijital Mecralar Komisyonu'nun üyesi sadece tek bir arkadaşın bu teklife imza vermiş olduğunu görüyorum. İlgili maddeleri Dijital Mecralar Komisyonu'nda görüşülmese bile komisyon üyesi arkadaşların imzaları alınarak teklife bir katkı vermeleri nezaketinin bile düşünülmemiş olması çok garip' dedi.
TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu, AK Parti Ankara Milletvekili Vedat Bilgin başkanlığında toplandı. Toplantıda, kadınların doğum izninin 16 haftadan 24 haftaya çıkarılması, sosyal medyanın 15 yaş altına yasaklanmasını da içeren 29 maddelik Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşülüyor.
Komisyonun 12 Mart'ta yapılan ilk toplantısında, teklifin ilk imza sahiplerinden AK Parti Düzce Milletvekili Ercan Öztürk'ün sunumunun ardından DEM Parti milletvekilleri, 'Anayasa'ya aykırılık' önergesi vermiş, önerge bir oy farkla reddedilmişti. Komisyon Başkanı Bilgin, 'Şu anda 10'a 9 ama bu hep böyle sürecek ve sorun yaşayacağız. Bu sorunun gün boyu devam edeceği anlaşılıyor' diyerek görüşmeleri Ramazan Bayramı sonrasına ertelemişti.
Komisyonda bugün, komisyon üyelerinin basın danışmanlarının toplantı salonuna alınmamasına ilişkin talep ve itirazları üzerine Komisyon Başkanı Bilgin, usul tartışması açtı.
Bozdağ: 'Bu konunun ilgili uzmanlar tarafından tartışılması gerekiyor'
DEM Parti Ağrı Milletvekili Heval Bozdağ, bazı konuların tam olarak anlaşılmadığını belirterek 'Şimdi bizim derdimiz neydi? Neden komisyon ertelenmek zorunda kaldı meselesinde bu konunun ilgili uzmanlar tarafından tartışılması gerektiği ile ilgili bir ibaremiz var. Yani alt komisyonlara gitmesini istemiştik. Tabii ki Dijital Mecralar Komisyonu, Çocuk Hakları Alt Komisyonu gibi fakat şimdi duyuyoruz ki mesela konu belli bir tartışma yürümüş. Anladığımız kadarıyla bir alt komisyona gidip usulen orada tartışılmadığı gibi ara bir tartışma süreci yaşanmış gibi duruyor ve burada konunun bilgisi dahilinde olmuyoruz. Açıkçası bunu kendimiz açısından veya komisyon işleyişi açısından çok uygun bir yaklaşım olarak da görmediğimizi belirtmek isteriz' dedi.
Komisyon Başkanı Bilgin, Bozdağ'ın sözleri üzerine araya girerek konuya ilişkin şöyle açıklama yaptı:
'Bir defa bütün alt komisyonların görüşleri alındı. Onların bazıları 'görüşmeye gerek yok. Bu yeterlidir' dedi ve bütün komisyonlara havale edildi daha doğrusu. Havale havale ettiğimiz alt komisyonlara verdiği cevaplar bunlar. Dolayısıyla bir sorun yok. Tabii biliyorsunuz bizim yetkimizde değil Meclis Başkanımızın yetkisinde, Meclis Başkanı havale etmiş. O komisyonlardan alınan görüşlere göre de bize gelmiş. Dolayısıyla ben 'hayır siz görüşmemişsiniz bu konuyu yeniden size gönderiyorum' diyemem. Bu usule uygun bir şekilde yapıldı. Ben Dijital Mecralar Komisyonu'nda görüşülsün diye gönderdim. Onu Meclis Başkanı göndermiş. Orası da bir karar vermiş. O iş için ben burada bir ara formülü burada, bizim komisyonumuzda önerdim. O önerinin üzerine de biz görüştük.'
'Anayasaya aykırılık' ve 'alt komisyon kurulmasına' ilişkin önergeler reddedildi
Usul tartışmasının ardından DEM Parti milletvekilleri, yeniden 'Anayasa'ya aykırılık' önergesi verdi. Önerge 8'e 15 oyla reddedildi. CHP ise 'Alt komisyon kurulmasına' ilişkin önerge verdi. Önerge oy çokluğuyla reddedildi. Komisyon üyeleri, kanun teklifinin görüşülmesi sırasında birçok sivil toplum kuruluşunun görüşlerinin alınması gerektiği belirterek sivil toplum kuruluşlarının listesini istedi. Komisyon Başkanı Bilgin, talebi kabul ederek bir an önce listenin temin edileceğini söyledi.
CHP Aydın Milletvekili Aylin Yaman ise şöyle konuştu:
'Bu konuda Sayın Bakanım, daha önce de sizin de söylediğiniz gibi biz bu maddeleri konuşurken birtakım sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini dinleyecektik. Endüstriyel bir takım insanları dinleyecek miyiz? Pedagojik formasyonla alakalı bir şey dinleyecek miyiz? Çocuk psikologları, bunları dinleyecek miyiz? Yani konunun uzmanlarını dinleyerek biz özelleştirilmiş komisyonlar var ve mesela ben engelli komisyonunda, yenidoğan komisyonunda onlar ihtisaslaşmış özel araştırma komisyonları ama bizim burada bunları dinlemeden bu kararı almamızın doğru olmadığını düşünüyorum. Herhangi bir sivil toplum kuruluşu listesi göremedik. Katılımcı görüşlerini alacağımız kimse var mı? O görüşleri almadan yapacağımız bir şey gerçekten kadük kalacaktır. Mutlaka onların da görüşünü almamız gerekiyor. Ben sizden onu rica edeceğim.'
Bilgin: 'Sorunların hepsi Meclis'in eski sistemle yürütülmesiyle ilgili...'
Vedat Bilgin de bir komisyonda üç bakanlığın olduğunu belirterek 'Başkanlık sistemine geçildikten sonra hükümet meşru şekli düzenlendi fakat bizim komisyonların çalışmaları Meclis'in diğer grupsal yapısında yapısıyla ilgili bir ilişki var. Hatta siyasal sistemin diğer bütün boyutları eski parlamenter sisteme girmiştir. Meclis eski sistem ile gidiyor. Bu bahsettiğiniz sorunların hepsi onunla ilgili. Dolayısıyla Türkiye'nin aslında sistem değişimini bütünüyle yeniden kapsamlı bir şekilde ele alması lazım. Anayasa değişikliğinden zaman zaman söz ediyoruz ama bu daha çok politik 'şu yapılacak, bu yapılacak' falan diye şey yapılıyor. Bugün olmazsa 20 sene sonra, 30 sene sonra, 10 sene sonra hep sorun olacak ve büyüyecek sorunlar' dedi.
Gergerlioğlu: 'Aile Bakanı Mahinur Hanım bana diyor ki 'Ya onlar teröristlerin çocukları, Adalet Bakanlığı ilgilensin bana ne' diyor'
Kanun teklifinin geneli üzerinde söz alan DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, şunları söyledi:
'Aile Bakanlığı var. Aile Bakanlığı bu konuda başarılı mı? 2025 yılı 'Aile yılı'ydı. Gerçekten aile korundu mu? Yoksa 2026'da ailenin çöküşü ile mi karşı karşıya ve bu yüzden yeni yasa teklifleriyle mi karşı karşıyayız? Bunları sorgulamak gerektiğini düşünüyorum. Bir yasa teklifi karşımıza gelmiş. Evet ama gerçekten toplumun temel ilişki ile olan aile ile ilgili çok önemli sıkıntılar var. İnsanlar bekar veyahut da evli olabilir, tercihleridir. Herkes evlenmek zorunda değil fakat bakıyoruz ki çok önemli sayıda boşanma oranları var ve aile gerçekten kurum olarak sarsılıyor. Şimdi bu sarsıntı temelinde bence iktidarın uygulamaları var çünkü günümüzde artık bu kadar rahat bir şekilde gözaltı uygulamaları yapılıyor ki bakıyorsunuz bir ailenin evinin kapısı sabahleyin şiddetli bir şekilde polis tarafından çalınıyor. Hatta kırılıyor. İçeri giriliyor. Aile fertleri içeride işte yatak odasında gecelikleriyle falan yatarken içeriye hızla polisler giriyor ve ne oluyor falan derken aile fertlerini yere yatırıyorlar. Ters kelepçe, tekme, tokat. Bu arada çocuklar uyanıyor ve bekliyor. Çocuklar annelerin babalarının ağır bir şekilde darbedildiğini görüyor. Dehşet verici, hayat boyu unutamayacakları bir tablo gün yaşıyor. Günümüzde gazeteciler, siyasetçiler, sivil toplum temsilcileri bu günleri bir şekilde yaşıyor.
Hepimizin çocuğu var arkadaşlar. Hukuksuzluğa uğradığımızda hepimiz itiraz ederiz ama çocuğumuzun işkence gördüğümüz anda bizi seyrettiği anlar hepimizin gözünü yaşartır. Kendiniz için düşünün, empati yapın. Böyle bir yerde aile kalır mı? Anne, baba kalır mı? Şimdi bakın Türkiye'de mesela Tayfun Kahraman var değil mi? Herkes onun çocuğunu konuşuyor. Anayasa Mahkemesi kararı var. Kişi tutuklu. Hâlâ çıkamıyor. Koca Anayasa Mahkemesi kararı var ama ben eşiyle de konuştum. Perişan durumda aile...Çocuğu yıllardır cezaevi kapılarında ve bu aile perişan durumda. Bu tür aileler konuşuluyor mu veyahut da şu anda cezaevlerinde 891 bebek ve çocuğun annesi var. Bununla ilgili Aile Bakanı Mahinur Hanım'la görüşüyorum. Bana diyor ki 'Ya onlar teröristlerin çocukları, Adalet Bakanlığı ilgilensin bana ne' diyor. Aynen böyle. Kulaklarım duydu.'
Salıcı: 'Herhangi bir nedenden dolayı, herhangi bir konuda muhalefetin fikri alınmıyor'
CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, komisyon kanun teklifinin ilgili maddelerinin özellikle Dijital Mecralar Komisyonu'nda görüşülmediğine dikkat çekerek, 'Bir de teklifte imzası olan AK Partili milletvekili arkadaşlarımıza da baktığımda Dijital Mecralar Komisyonu'nun üyesi sadece tek bir arkadaşın bu teklifi imza vermiş olduğunu görüyorum. Bu bile bu haliyle aslında teklifin ilgili maddeleri Dijital Mecralar Komisyonu'nda görüşülmese bile komisyon üyesi arkadaşların imzaları alınarak teklife bir katkı vermeleri nezaketinin bile düşünülmemiş olması çok garip. Çünkü vurguladığınız gibi bu teklifi ikiye ayrılabilir. Bir dijital mecralar ilgili yapılan ya da yapılmak istenen bir düzenleme' diye konuştu.
Söz konusu düzenlemede AK Parti'nin Dijital Mecralar Komisyonu üyelerinden sadece birinin imzasının olmasının bile 'komisyonun kendisine haksızlık olduğunu' ileri süren Salıcı, şunları kaydetti:
'Bunu neden söylüyorum Sayın Bakan? Komisyonumuzun başkanlığını yapan Sayın Bilgin, Türkiye Günlüğü gibi son derece önemli bir düşünce kuruluşunun başkanlığını uzun süre yürütüyor. Komisyon o Türkiye Günlüğü'nün kendini tanıtım yazısına baktığınızda her fikre, her düşünceye açık bir düşünce platformu olduklarını vurgularlar ve tam da böyle yakında da bir eğitim semineri düzenleyecekler. Kurtuluş Karayalı Hoca, Kılıçbay Hoca bile oralarda fikirlerini paylaşma ihtiyacı paylaşacak. Komisyonun başkanını temsil ettiği iradeye bile ne ne olduğunu fark etmeyen, bilmeyen, düşünmeyen bir ruhla hazırlanmış bir kanun teklifini burada görüşmeye çalışıyoruz. Neden diyorum? İki hafta önce bu komisyonda çoğunluk sağlansaydı eğer umut ediyorum isteğimiz, arzumuz doğrultusunda birtakım değişiklikler yapılmıştı. Bu değişiklikler yapılmaksızın iki hafta önceki toplantıda geçecekti bu kanun. Herhangi bir nedenden dolayı, herhangi bir konuda muhalefetin fikri alınmıyor. Muhalefetin son derece yapıcı ve geliştiricileri, değerlendirmeleri alınmıyor ama burada çocuk var.'





