(TBMM) - TBMM'de Suça Sürüklenen Çocuklara Yönelik Araştırma Komisyonu'nda, suça sürüklenen çocuklara ilişkin araştırma sonuçları paylaşıldı. Sonuçlar, eğitimden kopuş, aile içi şiddet ve akran etkisinin çocuğun suça sürüklenmesindeki belirleyici rolünü ortaya koydu. Verilere göre çocukların yüzde 47,9'u okula gitmezken, yüzde 80'i ev içi şiddete maruz kaldı; uzmanlar güçlü rehabilitasyonla önemli bir kısmın yeniden suça yönelmeyebileceğine dikkati çekti.
TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu AK Parti İstanbul Milletvekili Pervin Tuba Durgut başkanlığında toplandı. Komisyonun bugünkü toplantısında cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü suça sürüklenen çocuklarla yapılan profil araştırması anket sonuçları değerlendirildi. Komisyon Başkanı Durgut çalışmaya ilişkin şunları söyledi:
'Araştırmanın kapsamına baktığımızda, çocukların yalnızca işledikleri suçlar değil, aynı zamanda sosyodemografik özelliklerinden aile yapısına, eğitim durumlarından madde kullanımına, psikolojik durumlarından sosyal çevre ilişkilerine kadar çok boyutlu bir analiz ortaya konulduğunu görüyoruz. Bu yönüyle çalışma, suça sürüklenme meselesini tek bir nedene indirgemeyen, aksine çok katmanlı ve bütüncül bir perspektifle ele alan son derece kıymetli bir veri seti sunmaktadır. Ayrıca metodolojik açıdan da güçlü bir çalışmayla karşı karşıyayız. Türkiye genelinde farklı kurumları kapsayan yetmiş kurumdan elde edilen geniş bir veri havuzu içerisinden bilimsel örnekleme yöntemleriyle seçilen yüzlerce çocuk üzerinden analiz yapılması, bu çalışmanın güvenilirliğini ve temsil gücünü artırmaktadır.'
'Çocukların yüzde 47,9'u okula gitmiyor'
Sağlık Bilimleri Üniversitesi'nden Prof. Dr. Toker Ergüder, çocukları suça iten sebeplerin araştırıldığı çalışmaya ilişkin detayları paylaştı. Ergüder, 12- 17 yaş arasındaki çocuklarla yapılan araştırmada 26 kurumdan 610 çocuğun örneklem olarak seçildiğini ifade etti. Ergüder, 'Çocukların yüzde 47,9'u okula gitmeyen çocuklardan oluşuyor. Okul başarısı ile disiplin cezası arasında istatistiki olarak anlamlı farklılıklar bulduk. Suça sürüklenen çocuklarda sigara içme ve tütün kullanım oranı yüzde 83. Bu yaş grubunda diğer çocuklarda en fazla yüzde 10-15 arasında. Uyuşturucu kullanımı yüzde 52. Bu çocuklar arasında sigara kullananlardan yüzde 90'ı suçu işlemeden önce sigaraya başlamış' dedi.
Çalışmaya ilişkin veriler paylaşan Ergüder, 'Çevresinde suç işleyen kişi varlığı varsa bu çocuklar yüzde 60,6'ya çıkmış. Aile ve sosyal çevrelerinde alkol kullanımı yüzde 25. Bu çocukların yüzde 37'si daha önce evden kaçmış çocuklar. Bunların yüzde 20'si kuruma gelmeden psikolojik ve duygusal sorunlar yaşayan veya tedavi gören çocuklar. Yüzde 80'i ev içi şiddete maruz kalmış çocuklar. Çocukların yüzde 50'ye yakını vakitlerini terk edilmiş evlerde internet veya sanal ortamlarda geçiren çocuklar' ifadelerini kullandı.
AK Parti Elazığ Milletvekili Erol Keleş, çalışmanın kontrol grubu da olması gerektiği eleştirisinde bulundu. Keleş, 'Toplumdaki suç işlemeyen çocuklarla, aynı yaş grubunda çocuklarla sigara içmenin suça etkisini anlamak için kontrol grubu gerekir' dedi.
'Okuldan kaçma ile evden kaçma arasında ilişki var'
Aralarında anlamlı ilişki bulunan verilere ilişkin değerlendirmede bulunan Ergüder, 'Evden kaçma oranları ile suç arasında anlamlı bir ilişki var. Suç türü ile ailede suçlu bulunması istatistikleri arasında ilişki var. Ailede şiddet ile kendine zarar verme arasında ve ailede ve sosyal çevrede madde kullanımı ile arasında istatistiki bir ilişki var. Okuldan kaçma ile evden kaçma arasında ilişki var. Yine okul başarısı ile okuldan kaçma arasında ilişkinin olduğunu da görmüş olduk' dedi.
Komisyonda 'dövme' tartışması
Suça sürüklenen çocuklarda dövme olması oranlarına ilişkin soruya tepki gösteren CHP Trabzon Milletvekilli Sibel Suiçmez, 'Bilimsel olarak böyle bir soru sormak sizi rahatsız etmedi mi? Kılık kıyafete gidene kadar bir açılım olacak. Dövmeyi neden bir odak noktası olarak alıyoruz' diye sordu.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden Prof. Dr. Betül Ulukol ise, 'İnsan hakları olarak tamamen katılıyorum size. Çocukları damgalamamak adına da böyle bir şey kullanmamak lazım. Fakat cezaevi kültüründe dövmenin farklı bir yeri var. Dövmeli olmak bir çete üyeliğinin parçası haline gelmek de olabilir. Dövmeler arasında annesinin ölüm tarihi olan var, kendi doğum tarihi olan, öylesine yaptıran var. Bana ilginç gelen şey sıklıkla anneye ilişkin birtakım şeylerin dövme olarak yapılması oldu. Bunu da şöyle yorumluyoruz; kişinin eksikliğini çektiği şeyi vücudunda taşımak istemesi' dedi.
Suiçmez, 'Dövme ile suça sürüklenen çocuk ile ilinti kurmak bile beni çok rahatsız etti' sözlerine Komisyon Başkanı Durgut'un müdahalesi tansiyonu yükseltti. Başkan Durgut, Suiçmez'e, 'Burada bilimsel çalışmanın odağını kaydırıyorsunuz' diyerek tepki gösterdi.
'Çocukların yüzde 27'si uygun bir rehabilitasyonla cezaevine dönmeyecek'
Araştırmada 'hayatında ne olsaydı bu suçu işlemezdin' şeklindeki açık uçlu soruya verilen yanıtları paylaşan Prof. Dr. Betül Ulukol, şunları söyledi:
'Verilen bin 15 ifadeyi gruplara ayırdık. Beni etkileyen asıl şey şu oldu. Çocukların bir kısmı 'annem, babam ölmeseydi', 'annem başka biriyle evlenmeseydi', 'evlendiği kişi beni dövmeseydi' suça karışmazdım diyor. Bir başkası 'okula gitseydim ya da okulda başarılı olsaydım bu suçu işlemezdim' diyor. 'Arkadaş çevrem farklı olsaydı bu suçu işlemezdim' diyenler var. Yüzde 1,6 kadarı 'ne olursa olsun ben bu suçu işlerdim' diyor. Bu kadar çocuk içinde düşük bir oran. Çocukların bir kısmı bunu zenginliğe, ailesine bağlıyor ama çocukların 27,8'i yani dörtte biri tamamen sorunu içselleştirmiş ve diyor ki 'ben o çocuklarla arkadaş olmasaydım burada olmazdım' diyor. 'Annemin, babamın sözünü dinleseydim burada olmazdım' diyor. Buradan çıkan sonuç; eğer çocuk sorumluluğun kendinde olduğunu biliyorsa ve bunu ben hallederim diyorsa o çocuk bunu gerçekten hallediyor. Yani bu 169 çocuk burada eğer uygun bir rehabilitasyon görürse bir daha çıktığında büyük olasılıkla cezaevine dönmeyecek.'
Araştırma sonuçlarına göre Ulukol, 'En güçlü faktör akran etkisi gibi duruyor. Aile işlevselliği de öne çıkan temel faktörlerden biri' değerlendirmesinde bulundu.
'Bu bize devletin önleyici ve koruyucu mekanizmalarının çalışmadığını gösteriyor'
DEM Parti Mardin Milletvekili Beritan Güneş, 'Veriler bize mevcut tabloyu da bir kez daha gösterdi. Çocukların yüzde 75,8'inin tutuklu olması yani davasının hala devam ediyor olması çocuk adalet sisteminde tutuklamanın çocuklar için en son seçenek olduğu gerçeğinin kağıt üzerinde kaldığını gösteriyor. Verilerin içinde çocukların yüzde 60'ı 'alacağımız cezayı bilmiş olsaydık biz bu suçu işlemezdik' diyor. Aynı zamanda çocukların 1,6'sı da ne olursa olsun bu suçu işleyeceklerini söylemişler. Yani örneklem içerisinde pişman olmayan çocuk sayısı düşük. Biz ise bu komisyonda çoğu zaman pişman değiller dedik. Bu bize devletin önleyici ve koruyucu mekanizmalarının çalışmadığını gösteriyor' dedi.




