(ANKARA) - Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, 11 Haziran tarihli toplantı özetinde mayıs ayı itibarıyla yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 32,61 seviyesine ulaştığını ve piyasa katılımcılarının 2026 yıl sonu enflasyon beklentisinin yüzde 28,9'a yükseldiğini bildirdi. Özette, enflasyon gelişmelerine ilişkin, 'Yılın ilk aylarındaki yükselişinin ardından enerji fiyatlarının da etkisiyle nisan ayında artan enflasyonun ana eğilimi, mayıs ayında bir miktar gerilemiştir. Enflasyonun ana eğilimindeki düşüşün haziran ayında da sürdüğüne işaret etmektedir' denildi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 11 Haziran tarihli Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetini yayımladı. Özet metinde küresel ekonomideki jeopolitik belirsizliklerin etkileri, parasal ve finansal koşullardaki son gelişmeler, iç talep ve üretim göstergeleri, enflasyon beklentileri ile para politikası kararlarına ilişkin değerlendirmelere yer verildi.
Küresel ekonomiye ilişkin jeopolitik gelişmelerin yarattığı belirsizliklerin enerji fiyatlarında oynaklığa neden olduğunu belirtilen özette, başta Orta Doğu ve Afrika ülkeleri olmak üzere birçok ekonomide 2026 yılı büyüme öngörülerinin aşağı yönlü güncellendiği aktarıldı. Türkiye'nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin yıllık bazda bir önceki PPK dönemine göre revize edildiği belirtilen özette, '2026 yılı için bir miktar aşağı, 2027 yılı için ise bir miktar yukarı yönde revize edilerek sırasıyla yüzde 1,7 ve yüzde 2,5 oranında artacağı tahmin edilmektedir' ifadesine yer verildi. Özette ayrıca, emtia fiyatlarındaki yükselişin küresel enflasyon risklerini artırdığı ve gelişmiş ülkelerde politika faizi fiyatlamalarının faiz artırımı beklentilerini güçlendirdiği kaydedildi.
BİREYSEL KREDİLERDE YAVAŞLAMA, TİCARİ KREDİLERDE GERİLEME
Parasal ve finansal koşullara ilişkin değerlendirmede, 24 Nisan-5 Haziran döneminde ihtiyaç ve konut kredilerindeki yavaşlamanın etkisiyle bireysel kredilerin 4 haftalık büyüme oranları ortalamasının yüzde 2,1 seviyesine düştüğü kaydedildi. Özette, TL ticari kredilerin 4 haftalık büyüme oranı ortalamasının yüzde 2,4 olduğu, kur etkisinden arındırılmış yabancı para ticari kredilerde bu oranın yüzde 0,4 seviyesine gerilediği ifade edildi.
Yayımlanan özette, 24 Nisan ile biten haftaya kıyasla 5 Haziran ile biten haftada Türk lirası mevduat faiz oranlarının 70 baz puanlık bir artış sergileyerek yüzde 47,7 seviyesinde gerçekleştiği bildirildi. Aynı dönemde, Kredili Mevduat Hesabı ve kredi kartı hariç tutulan Türk lirası ticari kredi faiz oranlarında ise 76 baz puanlık bir yükseliş yaşandığı ve bu oranların yüzde 50,5 seviyesinde oluştuğu açıklandı. Tüketici kredileri tarafındaki faiz hareketliliğine de yer verilen metinde, Kredili Mevduat Hesabı dışındaki ihtiyaç kredisi faiz oranlarının 189 baz puan artarak yüzde 64,1 seviyesine, konut kredisi faiz oranlarının ise 206 baz puanlık artışla yüzde 39,3 seviyesine ulaştığı aktarıldı. Raporda son olarak, piyasada oynak bir seyir izlediği not edilen taşıt kredisi faiz oranlarının ise ilgili dönemde 643 baz puan birden artış kaydederek yüzde 45,9 seviyesinde gerçekleştiği bilgisine yer verildi.
ZORUNLU KARŞILIKLARDA SIKILAŞTIRMA ADIMI
Özette, sıkı parasal duruşu desteklemek amacıyla 23 Mayıs tarihinde zorunlu karşılık uygulamasında sekiz haftalık dönemler itibarıyla uygulanan büyüme sınırlarını indirdiğini hatırlatılarak, yapılan değişikliklerle büyüme sınırlarının ihtiyaç ve taşıt kredilerinde yüzde 4'ten yüzde 3'e, KMH limitlerinde yüzde 2'den yüzde 1'e, KOBİ TL kredilerinde yüzde 5'ten yüzde 4,5'a, KOBİ dışı işletme TL kredilerinde ise yüzde 3'ten yüzde 2'ye düşürüldüğü belirtildi.
Brüt uluslararası rezervlerinin 24 Nisan'dan 5 Haziran'a kadar 11,6 milyar ABD doları azalarak 159,4 milyar ABD dolarına gerilediği ifade edilen özette, Türkiye'nin 5 yıllık kredi risk priminin (CDS) 10 Haziran itibarıyla 241 baz puan seviyesine geldiği kaydedildi. Özette portföy hareketlerine ilişkin, 'Önceki PPK toplantı haftasından 5 Haziran'a kadar Devlet İç Borçlanma Senetleri piyasasından 0,7 milyar ABD doları çıkış, hisse senedi piyasasından ise 1,2 milyar ABD doları çıkış olmak üzere toplam 1,9 milyar ABD doları net portföy çıkışı gerçekleşmiştir' denildi.
İKTİSADİ FAALİYETTE VE İÇ TALEPTE ZAYIF ZEYİR
Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) 2026 yılının ilk çeyreğinde yıllık yüzde 2,5, çeyreklik bazda ise yüzde 0,1 oranında arttığı açıklanan özette, yıllık büyümenin temel belirleyicisinin hizmetler sektörü olduğu aktarılırken, ilk çeyrek verilerinin iktisadi faaliyetin yavaşlamaya devam ettiğini gösterdiği vurgulandı.
Özette, mart ayında perakende satış hacim endeksinin aylık yüzde 2,6, çeyreklik yüzde 5,4 arttığı, altın hariç perakende satışların ise aylık yüzde 0,9 ve çeyreklik yüzde 3,1 ile daha düşük bir artış kaydettiği belirtildi. İkinci çeyrek öncü verilerinin iç talepteki zayıf seyrin sürdüğüne işaret ettiği ifade edilerek, 'Kartla yapılan harcamalar mayıs ayı itibarıyla ikinci çeyrekte önceki çeyreğe kıyasla daha zayıf seyretmektedir. Otomobil satışları ise mayıs ayı itibarıyla yılın ikinci çeyreğinde, bir önceki çeyredeki gerilemesini sürdürmüştür' denildi.
Sanayi üretim endeksinin mart ayında aylık bazda yüzde 0,8, yıllık bazda yüzde 1,1 azaldığı ve ana eğiliminin halen zayıf seyrettiği aktarılan özette, istihdam tarafında ise nisan ayında mevsimsellikten arındırılmış istihdamın 32,2 milyon kişi düzeyinde gerçekleşerek bir önceki çeyrek ortalamasına göre yüzde 0,4 azaldığı, işsizlik oranının ise çeyreklik bazda yüzde 8,2 seviyesinde yatay seyrettiği belirtildi.
'JEOPOLİTİK GELİŞMELERİN ETKİSİ CARİ AÇIK ÜZERİNDE ETKİSİ SÜREBİLİR'
Özette, cari işlemler dengesinin mart ayında aylık bazda 9,7 milyar ABD doları açık verdiği, 12 aylık birikimli cari açığın ise 39,7 milyar ABD doları olduğu kaydedildi. Seyahat gelirlerinin aylık 2,9 milyar ABD doları, 12 aylık birikimli olarak da 60,4 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleştiği bildirilen özette, cari işlemler dengesine ilişkin şu değerlendirme yapıldı:
'Mayıs ayında, mevsimsellikten arındırılmış olarak ihracat ve ithalat artış kaydetmiştir. İhracattaki aylık artış, çalışma günü sayısında Kurban Bayramı ve bununla bağlantılı idari izin kaynaklı azalışa ve savaşın devam eden etkilerine rağmen güçlü olmuştur. İhracatta son dönemde gözlenen görece güçlü görünümde, jeopolitik gelişmelerin ve artan lojistik maliyetlerinin talebi arızi olarak Türkiye'ye kaydırmasının da rol oynadığı değerlendirilmektedir. Bu gelişmeler doğrultusunda, 12 aylık birikimli dış ticaret açığı bir önceki aya göre gerilemiştir. Mayıs ayında altın ithalatı bir miktar azalmış, 12 aylık birikimli altın ithalatı 21,1 milyar ABD doları olmuştur.
Mevcut veriler ışığında, 12 aylık birikimli cari açığın nisan ve mayıs aylarında azalacağı öngörülmektedir. Yakın dönemde gerçekleşen jeopolitik gelişmelerin cari açık üzerindeki olumsuz etkilerinin yılın ikinci yarısında sürebileceği, söz konusu etkilerin boyutunun ise gelişmelerin süresine ve şiddetine göre farklılaşacağı değerlendirilmektedir.'
'HİZMET ENFLASYONU MALLARA GÖRE YÜKSEK SEYRETMEKTE'
Tüketici fiyatlarının mayıs ayında yüzde 1,71 arttığı ve yıllık enflasyonun yüzde 32,61 seviyesine yükseldiği hatırlatılan özette, yıllık mal enflasyonunun yüzde 28, hizmet enflasyonunun ise yüzde 41 civarında seyrettiği belirtildi. Hizmet sektöründeki fiyatlama davranışlarına dikkati çekilen özette, şöyle denildi:
'TCMB bünyesinde takip edilen göstergeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, enflasyonun ana eğiliminin, yaşanan jeopolitik şokun etkisiyle nisan ayında kaydetmiş olduğu artış sonrasında, mayıs ayında gerilediği takip edilmiştir. Göstergeler üç aylık ortalamalar bazında ise belirgin bir değişim göstermemiştir. Mayıs ayı itibarıyla üç aylık ortalamalar bazında mevsim etkilerinden arındırılmış enflasyon bir önceki aya kıyasla hizmet sektöründe sınırlı oranda gerilerken temel mallarda bir miktar yükselmiştir. Hizmet sektöründe hakim olan fiyatlama davranışı önemli bir atalete ve şokların enflasyon üzerindeki etkilerinin uzun bir zamana yayılmasına neden olmakta ve hizmet enflasyonu mallara göre yüksek seyretmektedir.'
ENFLASYON BEKLENTİLERİ YÜKSELDİ
Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre, enflasyon beklentilerinde yükseliş gözlendiği belirtilen özette, bu konuda şu ifadelere yer verildi:
'Mayıs ayında piyasa katılımcılarının enflasyon beklentilerinde yükseliş gözlenmiştir. Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre, 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi 1,4 puan yükselerek yüzde 28,9 seviyesinde; 2027 yıl sonu enflasyon beklentisi 1,0 puan artışla yüzde 21,1 düzeyinde gerçekleşmiştir. On iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 0,4 puan yukarı yönlü güncelleme ile yüzde 23,8 olurken, yirmi dört ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 0,4 puan artışla yüzde 18,4 oranında ölçülmüştür. 5 yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi yüzde 11,9 düzeyinde yatay seyretmiştir. Reel sektör beklentilerine bakıldığında, firmaların on iki ay sonrasına ilişkin yıllık enflasyon beklentisi, mayıs ayında 0,6 puan azalarak yüzde 33,1 seviyesinde ölçülmüştür. Aynı dönemde hane halkının on iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 2,1 puan düşüşle yüzde 49,5 seviyesine gerilemiştir. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir.
Öncü veriler, enflasyonun ana eğilimindeki düşüşün haziran ayında da sürdüğüne işaret etmektedir. Göstergeler mevsimsel etkilerden arındırıldığında, aylık hizmet enflasyonunun yavaşlayacağını, temel mallar enflasyonunun ise görece yatay bir seyir izleyeceğini ima etmektedir. İşlenmemiş gıda fiyatlarında sebze fiyatları kaynaklı düşüş gözlenirken, işlenmiş gıda fiyatlarının artış oranında yavaşlama öngörülmektedir. Haziran ayında yurt içi enerji fiyatlarının görece yatay bir seyir izleyeceği tahmin edilmektedir. Söz konusu gelişmede, elektrik ve doğal gaz fiyatlarındaki artışa karşın, uluslararası Brent petrol fiyatlarındaki gerilemeye istinaden akaryakıt fiyatlarındaki düşüş etkili olmaktadır. Hizmet grubunda, yakın dönemde yüksek artışlar kaydeden ulaştırma hizmetlerinin akaryakıt fiyatlarındaki son dönem gerilemeler ve ortadan kalkan bayram kaynaklı etkiler ile birlikte haziran ayında ılımlı seyredeceği, kiralarda ise yavaşlama eğiliminin süreceği öngörülmektedir. Temel mal grubunda, son iki ayda yeni sezona geçişin kuvvetli etkilerinin izlendiği giyim ve ayakkabı tarafında indirim sezonuna geçiş ayı olan hazirandaa fiyatların düşük bir artış göstermesi öngörülmektedir. Dayanıklı tüketim mallarında aylık enflasyonun ılımlı seyretmesi beklenmektedir. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir.'
POLİTİKA FAİZİ YÜZDE 38'DE SABİT TUTULDU
Para Politikası Kurulu'nun özetinde, politika faizinin yüzde 37'de sabit tutulduğu anımsatılarak, fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunun talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendireceği vurgulandı. Enflasyon görünümünde 'belirgin' ve 'kalıcı' bozulma sonucunda para politikası duruşunun sıkılaşacağı yinelenen özette, kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizmasının ilave makroihtiyati adımlarla destekleneceği, likidite yönetim araçlarının etkili şekilde kullanılacağı ve kararların orta vadede yüzde 5 enflasyon hedefine ulaşacak şekilde veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alınacağı bildirildi.




