(TBMM) - CHP'nin Milli Eğitim Politikaları Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, 'Yusuf Tekin ve arkadaşlarının bu ülkeye verdiği zararları el birliğiyle aşacak ve kapatacağız. CHP iktidarında buradan söylüyorum; Yusuf Tekin, Recep Tayyip Erdoğan, bu akılda olanlar dernek, vakıf adı altında her ne nam adı altında olsun, cemaat ve tarikatların ve siyasi partilerin yaptığı protokolleri iptal edeceğiz. Bunları okullara sokmayacağız.  Tarikatları da, cemaatleri de, herhangi bir vakfı da, derneği de okullara sokmayacağız. Hepsini iptal edeceğiz. Tüm eğitim bileşenleri için öğretmen, öğrenci, veli, idareci inanç, ifade ve düşünce özgürlüğünü garanti altına alacağız. Anayasa'nın bize verdiği görev çerçevesinde. Okullarda eğitimci olmayan hiç kimseye eğitim öğretim faaliyeti yaptırmayacağız. Eğitimi piyasanın, ideolojik yapıların elinden kurtarıp yeniden kamusal, bilimsel, nitelikli, laik, eşit, kapsayıcı, bilimsel özüne döndürüyor olacağız' dedi.

CHP'nin Milli Eğitim Politikaları Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş ve kurul üyeleri, CHP Milli Eğitim, Kültür ve Spor Komisyonu Milletvekilleri, sendika, kurum, dernek temsilcileri ve akademisyenlerin katılımıyla 3 Mart Öğretim Birliği (Tevhid-i Tedrisat) Kanunu'nun kabul edilişinin 102'nci yıl dönümünü dolayısıyla TBMM'de düzenlenen toplantıda bir araya geldi.

Dışişleri Bakanı Fidan, Alman mevkidaşı Wadephul ile görüştü
Dışişleri Bakanı Fidan, Alman mevkidaşı Wadephul ile görüştü
İçeriği Görüntüle

Toplantının açılışında konuşan CHP Milli Eğitim Politikaları Kurul Başkanı Suat Özçağdaş, 3 Mart 1924'te kabul edilen Devrim Kanunları'nın Cumhuriyet'in temelini oluşturduğunu belirterek, Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitimde birliğin sağlandığını, çağdaş, laik ve bilimsel eğitimin temellerinin atıldığını söyledi.

'Karma eğitime, laik eğitime, bilimsel eğitime her gün saldırı ardına saldırı gelmekte'

'Bugün geldiğimiz noktada neredeyse 102 yıl öncesini yeniden canlandırmak isteyen bir iktidarla karşı karşıyayız' diyen Özçağdaş, şöyle konuştu:

'Tarihe dikkat çekmek isterim. 3 Mart 1924, Cumhuriyet'in kurulmasından neredeyse 6 ay sonra. Dolayısıyla Cumhuriyet'in temeli budur. Kökü budur. Yurttaşlar arasında ortak duygu, ülkü, kültür birliğinin olmaması o dönem için Osmanlı'nın yaşadığı, ülkenin yaşadığı en büyük sorunlardan birisi olarak görülmüştür. 102 yıl sonra buna benzer bir arayış bu iktidar tarafından çeyrek yüzyıldır sürdürülen uygulamalarda görülmektedir. Karma eğitime, laik eğitime, bilimsel eğitime her gün saldırı ardına saldırı gelmektedir. Bu iktidarla aramızda çok temel bir fark var. Biz Türkiye'nin küçük yurttaşlarının fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller olarak yetişmesini istiyoruz. Bu ülkeyi kim yönetiyorsa, geçmişte kim yönetmişse ve gelecek kim yönetecekse evde, işte, okulda, ülke yönetiminde eleştirilebilir olmasıdır. Sorgulanabilir olmasıdır. Yurttaşların haklarından yararlanabilir olmasıdır Cumhuriyet rejimi. Budur laik eğitim. Maalesef geride kalan yıllar boyunca bu alanda çok ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldık. Şu anda kimsesizlerin kimsesi olan Cumhuriyet maalesef eğitim alanında büyük sorunlarla karşı karşıya. Örneğin Milli Eğitim Temel Kanunu çerçevesinde ülkedeki bütün eğitim faaliyetlerinin kontrolü görevi verilmiş olan Milli Eğitim Bakanlığı'nın kontrol etmediği alanlar var. Diyanet İşleri Başkanlığı'na devrettiği alanlar var. Görmemezlikten geldiği belli tarikat ve cemaat yapılarına terk edilmiş medreseler, sıbyan mektepleri var. Ve sayıları 6 binin üzerine çıkmış. Konu Anayasa ve Milli Eğitim Kanunu çerçevesinde verilmiş görevlerin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hiçbir kontrole tabi tutulmayan tarikat ve cemaatlere devredilmiş olmasıdır. Mesele bundan ibaret.'

'Eğitimin sorunları büyük'

Eğitim sisteminin parçalı bir yapıya sürüklendiğini belirten Özçağdaş, kamu okullarında temizlik, güvenlik ve beslenme sorunları bulunduğun, her üç öğrenciden birinin okula aç gittiğini savundu. Okullarda güvenlik görevlisi bulunmamasına tepki gösteren Özçağdaş, yasa tekliflerinin reddedildiğini söyledi.

Özçağdaş, 'Devlet okullarına bir sabun koyamayan, çocuklara bir bardak temiz su, bir öğün sıcak yemek veremeyen, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli gibi hiçbir bilimsel karşılığı olmayan, kaynakçası olmayan, yazanı belli olmayan bir programla uygulamalar yürüten, ÇEDES ve benzeri projelerle Türkiye'nin Kurtuluş Savaşı'nda bile ihanet etmiş kişileri ziyaret ettiren, akla hayale gelmedik işler yapan, MESEM gibi projelerle çocuk işçiliğini, çocuk sömürüsünü meşrulaştırmaya çalışan bir Milli Eğitim Bakanlığı var. Yine bugün 100 yıl önceki gibi kabaca parası olanların eğitim hizmeti alabildikleri özel okullar, yabancı okullar, devletin okulları ve bir de İmam-Hatip okulları ve benzeri kontrol dışındaki devletin İmam-Hatip okulları var ve hiçbir kontrole tabi tutulmayan bir takım tarikatların, cemaatlerin eğitim yapıları var. Dolayısıyla eğitimin sorunları büyük' diye konuştu.

'Milli Eğitim Bakanı'nın yaratmış olduğu suni bir gündemi Türkiye tartışmaya itiliyor'

Özçağdaş, 'Fakat son günlerde Milli Eğitim Bakanı'nın yaratmış olduğu suni bir gündemi Türkiye tartışmaya itiliyor. 'Siz neden ramazanın okullarda hoş bir şekilde anılmasını istemiyorsunuz?' Şimdi zannedersiniz ki bu arkadaşlar iktidar olmasaymış mesela Recep Tayyip Erdoğan Rize Güneysu'da doğmamış, Yusuf Tekin doğmamış. Bu ülke ne Ramazan kutlayacakmış ne oruç tutacakmış ne namaz kılacakmış. İyi ki bu iktidar olmuş. Tabii buzdolabını bile ülkeye kendisinin getirdiğini zanneden bir iktidar olunca doğal olarak böyle bir yanılsama içerisinde. Bu ülkede insanlar ramazanlarını idrak ederler. Oruçlarını tutanlar da tutmayanlar da. Herkes birbirine saygılıdır bu ülkede. Okullara yansır. Çünkü hayatın içinde bir konudur bu. Kültürel bir konudur. Çünkü okullarda öğretmenlerin bir kısmı, öğrencilerin bir kısmı oruç tutmaktadır. Çocuklar şimdiki yöneticilerden daha fazla izan sahibi olduklarından ona saygı gösteren bir davranış içerisindedirler. Tutanlar, tutmayanlar. Buralarda bir sorun yok. Ama sorun şurada başlıyor. Siz laik eğitim olan bir ülkede eğer öğrencilere 2Sen evine gittiğin zaman ne yapıyorsun? Bana bir rapora bakalım. Şu ibadeti yaptın mı? Bu ibadeti yaptın mı? Bunu yaptın mı? Şunu yaptın mı?' diye sorarsanız bu laikliğe karşı bir adımdır. Anayasa'ya aykırılıktır. Anayasa'nın 24. maddesi, 25. maddesi, 42. maddesi, 1730 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu bunu söyler. Herkes vicdan, dini, inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir' ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı ve bakanların yemin metinlerini hatırlatan Özçağdaş, hukukun üstünlüğüne, laik Cumhuriyet ilkesine ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalınması gerektiğini belirterek, 'Ben herkesi büyük Türk milleti önünde etmiş olduğu yemine sadık kalmaya davet ediyorum. İnanmıyorsanız o yemini etmeyeceksiniz. İnanıyorsanız gereğini yerine getireceksiniz' dedi.

'Aylardır, yıllardır uyarmamıza rağmen okulların kapısına bir tane güvenlik görevlisi koyamamış'

Özçağdaş, her okula bir güvenlik görevlisi ve okul sağlığı hemşiresi görevlendirilmesini, 100 bin temizlik görevlisi istihdam edilmesini ve ücretli öğretmenliğin kaldırılarak kadrolu atama yapılmasını önerdiklerini söyledi. Özçağdaş, 'Bir öğretmenimizi kaybettik. Allah'tan rahmet diliyorum. Aylardır, yıllardır uyarmamıza rağmen okulların kapısına bir tane güvenlik görevlisi koyamamış. Kendi bakanlığının kapısına koymuş. Cumhurbaşkanlığı'nın kapısına koymuş. Ama en çok korunması gereken yurttaşları olan çocukların ve öğretmenlerin kapısına bir güvenlik görevlisi koyamamış. Facia geliyorum demiş. Yaşanmış, ölenler olmuş, öldürülenler olmuş. Eğitim Bakanı bunu umursamamış. Yasa teklifi vermişiz, reddetmiş. Plan ve Bütçe Komisyonunda teklif vermişiz, reddetmiş. Hiç utanmak, sıkılmak kalmamış' diye konuştu.

'Okullarda eğitimci olmayan hiç kimseye eğitim öğretim faaliyeti yaptırmayacağız'

'Yusuf Tekin ve arkadaşlarının bu ülkeye verdiği zararları el birliğiyle aşacak ve kapatacağız. Bunun için her mücadeleyi yapmaya devam edeceğiz' diyen Özçağdaş, partisinin eğitim programının detaylarını salonda bulunan eğitim paydaşlarına anlattı. Özçağdaş, şöyle konuştu:

'Örneğin her okulda bir güvenlik görevlisi olması. Okullara 100 bin temizlik görevlisi istihdam edilmesi. 100 bin ücretli öğretmenin kaldırılması ve kadrolu Cumhuriyet öğretmeninin atanmasının yapılması. Her okula bir okul sağlığı hemşiresinin konulması. Örneğin dünkü olayda bir okul sağlığı görevlisi olsa öğretmenimize belki çok daha çabuk müdahale edilecek okulun içerisinde. Dolayısıyla bunlarla ilgili çalışmalarımızı sürdürüyoruz. CHP iktidarında buradan söylüyorum; Yusuf Tekin, Recep Tayyip Erdoğan, bu akılda olanlar dernek, vakıf adı altında her ne nam adı altında olsun, cemaat ve tarikatların ve siyasi partilerin yaptığı protokolleri iptal edeceğiz. Bunları okullara sokmayacağız.  Tarikatları da, cemaatleri de, herhangi bir vakfı da, derneği de okullara sokmayacağız. Hepsini iptal edeceğiz. Tüm eğitim bileşenleri için öğretmen, öğrenci, veli, idareci inanç, ifade ve düşünce özgürlüğünü garanti altına alacağız. Anayasa'nın bize verdiği görev çerçevesinde. Okullarda eğitimci olmayan hiç kimseye eğitim öğretim faaliyeti yaptırmayacağız. Eğitimi piyasanın, ideolojik yapıların elinden kurtarıp yeniden kamusal, bilimsel, nitelikli, laik, eşit, kapsayıcı, bilimsel özüne döndürüyor olacağız. CHP olarak bu Türkiye'ye sözümüz. Buradan iktidarı destekleyen ama aynı zamanda Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e bağlı olduğunu da iddia edenlere sesleniyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu ülkenin kurucu önderidir. Bu ülkenin dününün, bugünün ve yarının kurucusudur. Onun ilkeleriyle ilerleyecekseniz gereğini yapacaksınız. Bir yandan böyle güzel laflar edip diğer yandan onun daha Cumhuriyet kurulduktan 6 ay sonra getirmiş olduğu temel ilkeleri çiğnemeyeceksiniz.' 

Kaynak: ANKA