Gündem

THTM'den MEB önünde eylem: 'Kamusal alanın dinselleştirilmesi ve eğitimin piyasalaştırılması Cumhuriyet'in aydınlanmacı birikimini tasfiye etmiştir'

Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi (THTM), 3 Mart Devrim Yasaları'nın yıl dönümünde Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde 'Bugün, Cumhuriyet'in yalnızca adı korunurken özünün giderek daha da aşındırıldığı bir süreç yaşanmaktadır. Kamusal alanın dinselleştirilmesi, eğitimin piyasalaştırılması ve bilimsel içeriğin geriletilmesi; Cumhuriyet'in aydınlanmacı birikimini tasfiye etmiştir. Bu nedenle 3 Mart'ı anmak, yalnızca tarihsel bir hatırlama değil; devrimi savunma ve ilerletme sorumluluğudur' açıklamasını yaptı.

(ANKARA) - Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi (THTM), 3 Mart Devrim Yasaları'nın yıl dönümünde Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde 'Bugün, Cumhuriyet'in yalnızca adı korunurken özünün giderek daha da aşındırıldığı bir süreç yaşanmaktadır. Kamusal alanın dinselleştirilmesi, eğitimin piyasalaştırılması ve bilimsel içeriğin geriletilmesi; Cumhuriyet'in aydınlanmacı birikimini tasfiye etmiştir. Bu nedenle 3 Mart'ı anmak, yalnızca tarihsel bir hatırlama değil; devrimi savunma ve ilerletme sorumluluğudur' açıklamasını yaptı.

THTM üyeleri Devrim Yasaları'nın yürürlüğe girmesinin yıl dönümünde Milli Eğitim Bakanlığı önünde eylem yaptı. THTM adına konuşan Oğuz Oyan, THTM'nin son genel kurulunda karara bağlanan laiklik bildirisini okudu. Geçen yıl aynı yerde İsrail'in Filistin halkına yönelik soykırımına karşı toplandıklarını hatırlatan Oyan, bugün de benzer bir süreçten geçildiğini ifade etti. Oyan, Türkiye'nin ulusal varlığını Cumhuriyet devrimlerine ve laiklik temeline borçlu olduğunu belirterek güncel dış politikadaki emperyalist tehditlere dikkat çekti.

Mevcut siyasi iktidarın eğitim sistemini laik kimliğinden uzaklaştırarak çocukları ucuz iş gücü haline getirdiğini ve anayasal ilkeleri çiğnediğini savunan Oyan, öğretim birliği ve hilafetin kaldırılması gibi temel kanunları korumanın anayasal bir zorunluluk olduğunu dile getirdi. Oyan, gericiliğe karşı laik eğitimi yeniden tesis etme ve devrim yasalarını yaşatmaya kararlı olduklarını belirterek, mücadele çağrısında bulundu.

'Halifeliğin kaldırılması ve devletin laik karakterinin güçlendirilmesiyle Cumhuriyet'in özünü inşa etmiştir'

THTM Çankaya Temsilcisi Arzu Kayhan, 3 Mart 1924 tarihinin yalnızca idari bir düzenleme değil, uygarlık yönünü belirleyen tarihsel bir kırılma noktası olduğunu belirtti. Halifeliğin kaldırılmasıyla kutsallık zırhına bürünmüş siyasal otoriteye son verildiğini ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile bilimsel ve kamusal eğitim anlayışının egemen kılındığını ifade eden Kayhan, Cumhuriyet'in kurucu kadrolarının Türkiye'nin yönünü dogmadan akla, kulluktan yurttaşlığa çevirdiğini, bu mirasın bugün açık bir kuşatma altında olduğunu vurguladı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in uygulamalarını eleştiren Kayhan, ramazan ayı bahanesiyle okullara dayatılan gerici etkinliklerin eğitimin inanç temelli bir alan haline getirilmesi anlayışının son hamlesi olduğunu kaydetti. 

Kayhan, 3 Mart 1924'ün ülke tarihinde ve aydınlanma mücadelesindeki yerini şu sözlerle ifade etti:

'3 Mart 1924, Türkiye Cumhuriyeti'nin yalnızca bir idari düzenleme değil, uygarlık yönünü belirleyen tarihsel bir kırılma noktasıdır. O gün kabul edilen devrim yasaları; halifeliğin kaldırılması, eğitim birliğinin sağlanması ve devletin laik karakterinin güçlendirilmesiyle Cumhuriyet'in özünü inşa etmiştir. Bugün, Cumhuriyet'in yalnızca adı korunurken özünün giderek daha da aşındırıldığı bir süreç yaşanmaktadır. Kamusal alanın dinselleştirilmesi, eğitimin piyasalaştırılması ve bilimsel içeriğin geriletilmesi; Cumhuriyet'in aydınlanmacı birikimini tasfiye etmiştir. Bu nedenle 3 Mart'ı anmak, yalnızca tarihsel bir hatırlama değil; devrimi savunma ve ilerletme sorumluluğudur.'

Öğretmenlerin can güvenliği sorununa da değinen Kayhan, İstanbul Çekmeköy'de bir meslek lisesinde öğrencisi tarafından bıçaklanarak yaşamını yitiren öğretmen Fatma Nur Çelik'i hatırlattı. Okullarda güvenliğin sağlanamamasının eğitim emekçilerini korumasız bıraktığını belirten Kayhan, okulların güvenliğinin kamusal bir sorumluluk olduğunun altını çizdi.