Mustafa Usta
(SİNOP) - Türkiye İşçi Partisi (TİP) Ayancık İlçe Başkanı Nurhan Çaylı; Fatma Nur Çelik ile kızı Hifa İkra Şengüler'in şüpheli ölümüne ilişkin, ''Başıma bir şey gelirse intihar demeyin' diyen kadının, bugün yaşamını yitirmiş olması yalnızca bireysel bir ölüm değil, cezasızlık politikalarının, tarikat ve cemaatlerle kurulan siyasi ilişkilerin ve çocukları kurumakta yetersiz bırakılan sistemin sonucudur' dedi.
TİP'li kadınlar, Fatma Nur Çelik ile kızı Hifa İkra Şengüler'in şüpheli ölümüne ilişkin ve Sinop'un Türkeli ilçesinde komşusu tarafından, çocukluğundan itibaren istismara uğrayan engelli genç kadın için Sinop Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı.
TİP Ayancık İlçe Başkanı Çaylı, yaptığı açıklamada şunları söyledi:
'Kur'an'a Hizmet Vakfı yöneticisi olduğu belirtilen Ayhan Şengüler kendi öz kızına 3 yaşından itibaren cinsel istismarda bulunmuş olup, çocuğun annesi Fatma Nur Çelik de 14 yaşından itibaren cinsel istismara maruz bırakılmış bir kadındı. Sesini duyuramadı, 'Başıma bir şey gelirse intihar demeyin' diyen kadının, bugün yaşamını yitirmiş olması yalnızca bireysel bir ölüm değil, cezasızlık politikalarının tarikat ve cemaatlerle kurulan siyasi ilişkilerin ve çocukları kurumakta yetersiz bırakılan sistemin sonucudur. Bu dava benzer mağduriyetleri yaşayan ancak korku, yoksulluk ve toplumsal baskı nedeniyle sessiz kalmak zorunda bırakılan tüm çocuklar ve kadınlar için bir umut kaynağı olmalıdır. Etkin, şeffaf ve kararlı bir yargılama süreci, cezasızlık algısını ortadan kaldıracak, mağdurların adalete erişimini ve güvenini sağlayacaktır.
'Kadına ve çocuğa yönelik suçlarda etkin soruşturma yürütülmemesi yeni suçların önünü açmakta'
Sinop'ta yoksul bir ailenin engelli kız çocuğuna yönelik gerçekleştirilen cinsel istismar davası için adliye önünden sesleniyoruz. 12 yaşından bu yana 8 yıldır sistematik olarak istismara uğrayan genç kadın zihinsel engellidir. Bu açıklamayı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü arifesinde yapıyor olmamız, meselenin taşıdığı anlamı daha da derinleştirmektedir. Bugün kadınların ve kız çocuklarının yaşam hakkı, eşitlik ve şiddetten arınmış bir hayat mücadelesinin simgesidir. Bu dava göstermektedir ki özellikle zihinsel engelli kız çocukları hem cinsiyetleri hem de engellilik durumları nedeniyle çok katmanlı bir kırılganlık içinde bulunmaktadır. Saray rejimi altında adalet mekanizması, güçlüleri koruyan, yoksulları, kadınları ve çocukları ise kaderine terk eden bir yapıya dönüşmüştür. Kadına ve çocuğa yönelik suçlarda etkin soruşturma yürütülmemesi, delillerin gereği gibi toplanmaması, faillere uygulanan indirimler ve iyi hal politikaları, cezasızlık algısını büyütmekte ve yeni suçların önünü açmaktadır.'