Özel Haber: Barış TÜYSÜZ - Kamera: Çençağa KARAFAZLI
(GİRESUN) - Giresun'da artan madencilik faaliyetlerine karşı Tirebolu ilçesinde düzenlenen 'Köylü Mitingi'ne, Doğankent ilçesine bağlı Çatalağaç Köyü'nden gelen Esma Aydın'ın konuşması damga vurdu. Aydın, 'Madenden geliyorlar iki kişi, bizim kapının önünde su akıyor. 'Teyze' dediler, 'su içebilir miyiz?' 'Tabii ki buyurun' dedim. Bir tanesi dedi ki, 'Ya bu su içiliyor mu?' Ben de dedim ki, 'Yukarıdan gönderdiğiniz zehir herhalde, içip içmeyeceğin kararını siz verin.' Yanındaki arkadaşı da dedi ki, 'Ya gidiyoruz zaten, Doğankent'ten alır içeriz hadi' dedi. İçemediler. Kapının önünde akan suyu da içemediler, bizi her gün içmeye mahkum ettiler' dedi.
Tirebolu'da dün düzenlenen mitingde, farklı köylerden gelen yurttaşlar maden arama ve işletme faaliyetlerine karşı tepkilerini dile getirdi. 'Bu mesele siyaset değil, yaşam meselesi' vurgusunun öne çıktığı mitingde en dikkati çeken konuşmalardan birini, Alagöz maden şirketinin faaliyetlerinden zarar gördüğünü söyleyen Çatalağaç Köyü Derindere mevkisi sakini Esma Aydın yaptı.
'Buradakiler korkuyla yaşıyor, ben yaşanmışı anlatıyorum'
Kürsüye çıktığında kendisini 'Çatalağaç Köyü, Derindere sakinlerinden, mağdurlarından Esma Aydın' sözleriyle tanıtan Aydın, Tirebolu ve çevresindeki köylülerin henüz yaşanmasından endişe ettiği tabloyu kendilerinin yıllardır yaşadıklarını ifade etti.
Aydın, 'Buradakiler yaşayacakları korkusuyla yaşıyor ama ben başımdan geçenleri anlatacağım. Bizim köyümüze geldi, maden şirketi çöktü. Bizim köyümüzde yollarımız yok, sularımız yok, balıklarımız yok. Biz de çok mağduruz' dedi.
Yaşadıkları çevresel tahribatı Erzincan İliç'te yaşanan felaketle kıyaslayan Aydın, önlem alınmaması halinde daha ağır sonuçlarla karşılaşılacağını savundu.
Aydın, 'Erzincan İliç'i biliyorsunuzdur. İliç'i aratmayacak bizim memleketimiz. 6 senedir bizim memlekette bunlar, 10 sene sonra İliç'ten kötü olacağız, bilmiş olun. Sakın bunları memleketinize koyuvermeyin' diye konuştu.
Aydın, maden faaliyetlerinin yalnızca doğayı değil, köy yaşamının bütününü tahrip ettiğini belirterek, köyde üretimin ve gündelik hayatın ağır biçimde etkilendiğini söyledi.
'Biz buranın vatandaşıyız, biz buranın köylüsüyüz, biz orada yaşayan bir vatandaşız. Bizim orada ineğimiz var, tavuğumuz var, kedimiz var, arımız var; hiçbirini rahatlıkla yaşatıp, yaşayamıyoruz' diyen Aydın, köylünün toprağına ve üretimine bağlı bir yaşam sürdüğünü vurguladı.
'Hayvanlarımız su içince ölüyor'
Köydeki su kaynaklarının kirlendiğini, bunun yalnızca kendi köylerini değil, daha geniş bir alanı etkilediğini anlatan Aydın, şunları söyledi:
'Bizim sularımızı kirletiyorlar. Doğankent'e kadar iniyor, Karadeniz'e, Giresun'a, Tirebolu'ya kadar gidiyor. Kokuyor. Kaçak havuzlar yaptılar. Havuz dolunca içindeki hafriyatı bizim su depolarımızın arkasına istiflediler. Biz sularımızı içemiyoruz. Bizim ineklerimiz, tavuklarımız, su içen ölüyor. Her gün yolumuzdan geçiyorlar, yol artık yok. İki tane değirmenimiz vardı, bir tanesi yok. Biz iki mısırımızı öğütemiyoruz. Biz çok mağduruz.'
Maden faaliyetleri nedeniyle yalnızca suyun değil, ulaşımın ve üretimin de zarar gördüğünü belirten Aydın, hafriyatın dere yataklarına doldurulduğunu, taşkınların köprüleri yıktığını söyledi.
Sekü'de süren direnişe de değinen Aydın, Tirebolu'daki köylüleri mücadeleleri nedeniyle kutladı. 'Buradan Sekülileri tebrik ediyorum, helal olsun diyorum. Onların yaptığı mücadeleyi biz yapamadık' diyen Aydın, kendi köylerinde yerel düzeyde de yalnız bırakıldıklarını öne sürdü.
Aydın, 'Neden yapamadık? Bizim muhtarımız Alagöz'ün muhtarı oldu, bizim muhtarımız şirketin muhtarı oldu' diye konuştu.
'Biz ektiklerimizle yaşayan insanlarız'
Köyde yaşayan insanların büyük bölümünün kendi emeğiyle ayakta durduğunu vurgulayan Aydın, şunları söyledi:
'Kaldırıyla, kabağıyla, ısırganıyla, pancarıyla yaşıyoruz. Bizim köyümüzde bir bakkal bile yok. Köyümüzde biz ektiklerimizle, ürettiklerimizle barınan insanlarız. Bıraksınlar yakamızı, bıraksınlar çekilsinler köyümüzden. İstemiyoruz. Defolsunlar. Bizim köyümüzü zehirliyorlar. Biz nefes alamayacak hale geldik. Lütfen. Duymayanlar duysun, görmeyenler görsün.
Kurumlara ne kadar şikayet yapsak, gelip ceza yazıyorlar, 'gerekeni biz yaptık' diyorlar. Yalan. Biz haklı değil, mutlu olmak istiyoruz. Onun ceza yazmış yazmamış benim neyime? Onun cezası benim zehir yutmamı engelliyor mu? Onun cezası benim bu yaşadıklarımın bedelini ödeyecek mi? O cebini doldurup memleketine dönecek, biz nereye gideceğiz? Buradan değerli Cumhurbaşkanıma sesleniyorum. Ne olur bize yardımcı olsun, rica ediyorum. Bizi görmeyenler görsün. Biz haklı değil, mutlu olmak istiyoruz. Bizim köyümüzden gitsinler. Biz buraya piknik yapmaya gelmedik, gerçekten canımız yandığı için geldik, gerçekten mağdur olduğumuz için geldik.'
'Maden çalışanı bile bizim suyu içemedi'
Aydın, köylerinde yaşanan su kirliliğini örnekle anlatarak, maden şirketi çalışanlarının bile köydeki sudan içemediğini öne sürdü.
'Şu suyu biz içemiyoruz, Doğankent'ten taşıyoruz. Yazık değil mi bize? Gelsin kurumlar bizim deremizden şöyle bir bardak su içsin, ben daha bir şey demeyeceğim' diyen Aydın, şöyle devam etti:
'Madenden geliyorlar iki kişi, bizim kapının önünde su akıyor. 'Teyze' dediler, 'su içebilir miyiz?' 'Tabii ki buyurun' dedim. Bir tanesi dedi ki, 'Ya bu su içiliyor mu?' Ben de dedim ki, 'Yukarıdan gönderdiğiniz zehir herhalde, içip içmeyeceğin kararını siz verin.' Yanındaki arkadaşı da dedi ki, 'Ya gidiyoruz zaten, Doğankent'ten alır içeriz hadi' dedi. İçemediler. Kapının önünde akan suyu da içemediler. Bizi her gün içmeye mahkum ettiler.'
'Masa başında bizim zehir içmemize karar veriyorlar'
Konuşmasının sonunda Tirebolu'daki yurttaşlara dayanışmaları için teşekkür eden Aydın, benzer bir yıkımın başka köylerde yaşanmaması için çağrıda bulundu.
Aydın, 'Uzaktan yakından gelenlere teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun. Sakın köyünüze sokmayın, bizim gibi olmayın. 6 sene sonra, 10 sene sonra bizim köyümüzde hiçbir şey kalmaz. Canlı bir şey kalmaz. Ağaçlar, dereler... Gelsinler bir baksınlar bizim şikayet ettiğimiz yerlere. Masa başında oturarak, çaylarını kahvelerini içerek bizim kararımızı veriyorlar; zehir içmeye, yok olmaya mahkum ediyorlar' dedi.
Aydın'ın konuşması sırasında alandaki yurttaşlar sık sık 'Hükümet istifa' sloganı attı. Mitingde söz alan konuşmacılar da Tirebolu ve Giresun'un farklı noktalarında planlanan maden faaliyetlerine karşı mücadelenin süreceğini vurguladı.




