Haber: Caner AKTAN
(TUNCELİ) - Tunceli'de 1 Mayıs emek ve Dayanışma Günü mitinginde konuşan DİSK'e bağlı Genel İş Sendikası temsilcisi Zuhal Akgül, 'Evde, işte, sokakta şiddetle ve ayrımcılıkla karşı karşıya bırakılıyoruz. Biz kadınlar hem çalışma yaşamında hem de ev içinde görünmeyen emeğin taşıyıcısıyız. Karşılaştığımız tüm ayrımcılık ve eşitsizliklere karşı mücadeleyi birlikte büyüteceğiz' dedi.
Tunceli'de Dersim Emek ve Demokrasi Platformu'nun çağrısıyla 1 Mayıs mitingi düzenlendi. Geniş güvenlik önlemleri altında Sanat Sokağı'ndan başlayan yürüyüş Kışla Meydanı'nda son buldu. Sendikalar, siyasi partiler ve demokratik kitle örgütlerinin katıldığı yürüyüşte uzun kortejler oluşturuldu. Yürüyüşe Tunceli Belediyesi'nden çıkarılan ve 486 gündür işe dönmeyi bekleyen eski belediye çalılşanları da katıldı.
DİSK'e bağlı Genel İş Sendikası temsilcisi Zuhal Akgül yaptığı açıklamada, şunları söyledi:
'Evde, işte, sokakta şiddetle ve ayrımcılıkla karşı karşıya bırakılıyoruz. Biz kadınlar hem çalışma yaşamında hem de ev içinde görünmeyen emeğin taşıyıcısıyız. Karşılaştığımız tüm ayrımcılık ve eşitsizliklere karşı mücadeleyi birlikte büyüteceğiz. 1 Mayıs'ta emeğimiz, bedenimiz ve hayatımız üzerindeki tüm baskılara karşı sesimizi yükseltmek için alanlardayız. Biliyoruz ki bu düzeni değiştirecek olan biziz. Biz kadınlar eşit işe eşit ücret için, güvenceli çalışma hakkı için, bakım yükünü kadınların üzerine yıkan kamusal sosyal politikalara karşı, İstanbul Sözleşmesi'ne sahip çıkmak için, 6284 sayılı Kanun'un etkin bir biçimde uygulanması için, ILO'nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi'nin Türkiye tarafından onaylanması ve uygulanması için, eşit, özgür, şiddetsiz bir yaşam için 1 Mayıs'ta alanlarda taleplerimizi kız kardeşlerimizle haykırıyoruz. Emeğimiz, haklarımız ve hayatlarımız için birlikte yürüyoruz. Tüm kadınları 1 Mayıs'ta DİSK kortejinde bu mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.'
Türk İş Tunceli Temsilcisi Ali Bedri Kırmızıtoprak da 'Tüm dünyada işçiler ve ezilen halklar, 1 Mayıs'ı emperyalist saldırganlığın arttığı, savaşların yayıldığı ve sömürünün en vahşi biçimlerinin devreye sokulduğu bir dönemde karşılıyor. Bugün buradayız, çünkü geçinmek her geçen gün zorlaşıyor. İğneden ipliğe tüm temel tüketim maddelerine yapılan zamların ardı arkası kesilmezken, ücret ve maaşlar eriyor, alım gücü sürekli düşüyor. Mart ayı itibarıyla açlık sınırı 36 bin lirayı, yoksulluk sınırı 107 bin lirayı bulmuş durumda. İşçi ve emekçilerin büyük çoğunluğu açlık sınırında ücret alırken, çalışanların yüzde 97'si yoksulluk sınırının altında yaşamaya çalışıyor. 20 bin lira alan emeklilerin durumu ise sözün bittiği yerdedir.' dedi.