Haber: Caner AKTAN
(TUNCELİ) - Tunceli'de son yıllarda gündeme gelen maden arama ve işletme projeleri, kentteki ekolojik tahribat tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Doğanın, canlı türlerinin, yaban hayatının ve ekolojik dengenin maden şirketleri açısından bir önemi bulunmadığını söyleyen Munzur Doğa Sporları ve Arama Kurtarma Derneği Genel Koordinatörü Mehmet Bidav, 'Tek düşündükleri ne kadar kazanç ve ne kadar rant elde edecekleridir. Bölgedeki maden projeleri de tam olarak bu anlayışa hizmet ediyor' dedi.
Türkiye'nin biyolojik çeşitlilik açısından en zengin bölgelerinden biri olarak kabul edilen Tunceli'de, son yıllarda farklı şirketlere verilen maden ruhsatları nedeniyle çok sayıda hukuki süreç, protesto eylemi ve çevre mücadelesi yürütülüyor. Özellikle Pülümür, Ovacık ve Geyiksuyu bölgelerinde planlanan ya da sürdürülen madencilik faaliyetleri kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.
Krom, altın, bakır ve polimetalik maden arama faaliyetlerinin yoğunlaştığı Tunceli'de, çevre örgütleri, meslek odaları ve yurttaşlar projelerin Munzur Havzası başta olmak üzere su kaynakları, mera alanları ve endemik türler üzerinde ciddi tehdit oluşturduğunu belirtiyor.
MADENLERE KARŞI HUKUKSAL SÜREÇLER DEVAM EDİYOR
Tepkilerin odağındaki projelerden biri, Pülümür ilçesine bağlı Karagöz Köyü ve çevresinde planlanan krom madeni projesi oldu. Dimin Madencilik tarafından yürütülmesi planlanan projenin, Karagöz'ün yanı sıra Dağbek, Çakırkaya, Kovuklu, Kaymaztepe, Mezra ve Kocatepe köylerini kapsayan geniş bir ruhsat sahasında hayata geçirilmek istendiği belirtiliyor. Pülümür ilçesindeki Hel Dağı mevkisinde yürütülen krom madenciliği faaliyetleriyle ilgili hukuki süreç de sürüyor. Tunceli Barosu tarafından açılan davada, faaliyetlerin gerekli çevresel süreçler tamamlanmadan başlatıldığı, bölgenin koruma altındaki canlı türlerinin yaşam alanı olduğu belirtiliyor. Ovacık ilçesine bağlı Cevizlidere Köyü de son yıllarda madencilik girişimlerinin gündeme geldiği bölgeler arasında yer alıyor. Munzur Koruma Kurulu tarafından düzenlenen toplantı ve etkinliklerde, projelerin tarım alanları ve su kaynakları üzerindeki olası etkilerine dikkat çekiliyor.
'DOĞANIN KENDİSİ ALTINDAN DA MADENDEN DE DAHA DEĞERLİDİR'
Munzur Doğa Sporları ve Arama Kurtarma Derneği (MUDAK) Genel Koordinatörü Mehmet Bidav, kentteki maden projelerine ilişkin değerlendirmede, madencilik faaliyetlerinin temelinde, doğayı ekonomik bir kaynak olarak gören anlayışın bulunduğuna dikkati çekti.
Bidav, şöyle devam etti:
'Bugün dünyada maden faaliyetleri, kapitalist sistemin değer olarak öne çıkardığı metal üretimine dayalı bir anlayışla yürütülüyor. Bu anlayış, doğayı ve coğrafyayı pervasızca talan eden bir üretim biçimini beraberinde getiriyor. Oysa asıl değerli olan altın ya da maden değil, doğanın kendisidir. Doğal yaşamın kendisidir. Uzun vadeli düşünüldüğünde doğanın insanlığa sağladığı kazanımların çok daha büyük olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Ancak kapitalist sistem, her şeyi mümkün olan en kısa sürede kara dönüştürmeyi hedefliyor. Bu nedenle doğanın, canlı türlerinin, yaban hayatının ve ekolojik dengenin onlar açısından bir önemi bulunmuyor. Tek düşündükleri ne kadar kazanç ve ne kadar rant elde edecekleridir. Bölgedeki maden projeleri de tam olarak bu anlayışa hizmet ediyor.'
'TUNCELİ ENDEMİK TÜRLER AÇISINDAN EŞSİZ BİR COĞRAFYA'
Tunceli'nin biyolojik çeşitliliğiyle dünyanın sayılı bölgeleri arasında yer aldığını vurgulayan Bidav, 'Dersim coğrafyası adeta doğal bir ada niteliğindedir. Etrafı büyük ölçüde su kaynaklarıyla çevrilidir ve karasal bağlantısı oldukça sınırlıdır. Bu nedenle yaban hayatının ve endemik türlerin en yoğun görüldüğü bölgelerden biridir. Bir taraftan Toroslar'ın, diğer taraftan Karadeniz ekosisteminin etkilerinin kesiştiği noktada bulunuyor. Bu durum bölgeyi son derece zengin bir biyolojik çeşitliliğe kavuşturuyor. Kurtlardan ayılara, çok sayıda yabani canlı türü burada yaşamını sürdürüyor. Bu doğal yaşam yalnızca burada yaşayan insanların değil, tüm insanlığın ortak değeridir. Çünkü doğadaki denge bozulduğunda bunun sonuçlarını yalnızca bir bölge değil, bütün dünya yaşıyor' diye konuştu.
'DOĞAYA YÖNELİK HER TAHRİBATA KARŞI ORTAK MÜCADELE VERİLMELİ'
Madencilik faaliyetlerinin ekolojik dengeyi bozduğunu ifade eden Bidav, doğa savunucularına dayanışma çağrısında bulunarak, şunları söyledi:
'Madencilik faaliyetleri doğanın dengesine müdahale ediyor. Doğayla oynandığında ortaya çıkan tahribatı herkes görüyor ve çok kısa sürede hissediyor. Bu nedenle doğayı koruma konusunda herkesin duyarlı olması gerekiyor. Bu yalnızca Dersim'in, Tunceli'nin ya da Munzur'un meselesi değildir. Karadeniz'de de Akdeniz'de de Ege'de de aynı duyarlılığa ihtiyaç vardır. Dünyanın neresinde doğaya yönelik bir tahribat yaşanıyorsa doğa savunucularının buna karşı kararlı bir duruş sergilemesi gerekir. Aksi halde doğayı yalnızca bir kazanç alanı olarak gören anlayış, yaşam alanlarını geri dönüşü olmayacak şekilde yok etmeye devam edecektir.'