(ANKARA) - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in ara seçim çağrısını, 'Cumhuriyet Halk Partisi'nin niye erken seçim çağrısı yaptığına değil, aslında Cumhuriyet Halk Partisi'nin maruz kaldığı baskılara ve zulüm politikalarına karşı çıkmamız gerekiyor. CHP, maruz kaldığı baskılardan dolayı aslında yeni bir yol açmaya çalışıyor. Bu talepten rahatsız değiliz. Bu Cumhuriyet Halk Partisi'nin maruz kaldığı baskılar karşısında aslında yapmış olduğu bir siyasi hamledir. İktidarın da 'niye erken seçim çağrısı yapıldı' tartışması yerine aslında adımlar atması gerekiyor. İlk adım da Cumhuriyet Halk Partisi Partisi üzerindeki bu haksızlığı, hukuksuzluğu bu torba yasalarla yargılamaları kaldırmalıdır' diye değerlendirdi.

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi'nin (SYKP) 6. Olağan Kongresine katıldı. Kongrede, Tuncer Bakırhan'a söz verildi.

Kongreye hayırlı olsun dilekleriyle konuşmasına başlayan Bakırhan, SYKP'nin arka planda hazırladığı yaşamını yitirenlerin isimlerinin yer aldığı slaytı işaret ederek 'SYKP'li arkadaşlar çok güzel öncülerimizi, devrimcilerimizi anan, isimleri de çok güzel sıralayan bir slayt koymuşlar. Aynı şeyi düşünmüşüz. Ben de İbni Haldun'dan Akan Tosun'a kadar demokrasi, özgürlük, devrim mücadelesinde emek vermiş, canlı vermiş bütün yoldaşları, bütün canları saygı ve minnetle anıyorum. Onların isimleri burada sadece bir anı olarak değil aynı zamanda omuzlarımıza da büyük görev ve sorumluluklar yüklüyor. Bize düşen hem değerlerimizi anmak hem de onlara layık bir mücadele yürütmektir. Aydınlığa karanlığa karşı aydınlık eşitlikçi ve adil bir düzen için yaşamına yaşamlarını yitirdiler. Yolları yolumuzdur. Onlara layık olmaya çalışacağız' dedi.

'Güçlü olanın kendisini dayattığı bir hukuku var ama ezilenlerin de bir ortak mücadelesi ve ortak direnişi var'

Kürt özgürlük hareketi ile Türkiye'deki devrimci sosyalist hareketin birlikte uzun yıllar vermiş olduğu mücadelenin çok kıymetlidir ve değerli olduğunu söyleyen Bakırhan, 'Hatta DEM Parti yani HDP ile başlayan paradigma ve oluşan bir nitelik de dünyada bir ilktir. 12-13 yıl aşkın bir süre bütün yönelimlere rağmen, bütün zulümlere ve baskılara rağmen bir arada durmak, mücadele etmek her partinin karı değil. Bu karı başaran bugüne kadar getiren, başta SYKP'li yoldaşlar olmak üzere bütün bileşenlerimize, ittifaklarımıza, emek veren çalışanlarımıza da selam saygılarım ve teşekkürlerimi iletiyorum' ifadelerini kullandı.

Bakırhan, dünyada değerlerin çöktüğü bir çağda yaşandığını belirterek, 'Güçlü olanın kendi hukukunu her yerde pervasızca dayattığı bir dönemde yaşıyoruz. Hem şanslı hem şansızlıklarımız da var. Suriye ile başlayan, Ukrayna ile Yemen'le devam eden ve dünyanın birçok yerinde ve Venezuela ile devam eden, şimdi de İran'da devam eden bu kuralsızlığın kendisini dayatmış olduğu bir saldırıyla dünya halkları, emekçiler, ezilenler karşı karşıya duruyor. Güçlü olanın kendisini dayattığı bir hukuku var ama ezilenlerin, emekçilerin de bir ortak mücadelesi, ortak duruşu ve ortak direnişi var. İçinde bulunduğumuz süreç, bu ikisinin kıyasıya mücadele ettiği bir gerçekliği ortaya koyuyor' dedi.

Mustafa Bozbey'in tutuklanması... Gökan Zeybek: 'Böyle demokrasi anlayışı olmaz olsun'
Mustafa Bozbey'in tutuklanması... Gökan Zeybek: 'Böyle demokrasi anlayışı olmaz olsun'
İçeriği Görüntüle

'Ne emperyal saldırganlığın yanındayız, ne de yerli ve bölgesel zorbalığın yanındayız'

Bu dönem hiçbir dönemin olmadığı kadar kuralsızlığa, pervasızlığa, saldırılara karşı daha çok ittifak yapılması, ortaklaşılması ve birlikte mücadele edilmesi gerekilen bir sürecin içinde olunduğuna dikkat çeken Bakırhan, şu ifadelere yer verdi:

'Eğer burada isimleri yazılan ve yazılmayan bütün önderlerimize, öncülerimize ve yoldaşlarımıza layık olmak istiyorsak önümüzdeki görev açıktır. Umudu büyütmek, ittifakı büyütmek, ortaklıklarımızı büyüterek eşit ve adil bir düzen kurmaktır. SYKP, bunu layıkıyla yapıyor. En zor süreçlerimizde sahada, Meclis'te, yaşamın her alanında çok onurlu bir duruş ve direniş ortaya noktaya koyuyor. Bunu büyüteceğimize inanıyorum. Nerede durduğumuzu çok fazla açmayacağım ama ne emperyal saldırganlığın yanındayız, ne de yerli ve bölgesel zorbalığın yanındayız. İkisine de teslim olmayacağız. İran'da 'Jin, Jiyan, Azadi' diyenlerin yanındayız. Beluçların, Kürtlerin, Azerilerin, Türkmenlerin farklı yaşam biçimi olan ve onu özgürce yaşamak isteyenlerin yanındayız. Emin olun İran'da ne bu emperyal saldırganlık ne orada çürümüş rejim kazanmayacak, haklarının ortak mücadelesi ve direnişi kazanacaktır. İran'da bunu destekliyoruz.'

Bakırhan, Mahir Çayan ve dokuz kişinin katledilişinin 54'üncü yılında mezarları başında andıklarını belirterek 'Aslında biraz önce konuştuklarımı da tamamlayan Sayın Öcalan'ın bir belirlemesi vardı. Sayın Öcalan 'Ben Mahirlerin çizgisiyle başladım. Mahir'in çizgisi bana emanettir.' O zaman HDP'ye de 'Ben de sizlere emanet ediyorum' demişti. Bu çok önemlidir. Kürt özgürlük hareketi ile Türkiye devrimci hareketi arasındaki bağı en iyi belirleyen bir açıklamadır. Bizlere de düşen Mahir ile Mazlum arasında kurulan dayanışma, demokrasi ve özgürlük köprüsünü güçlendirmektir. Bu köprünün güçlenmesi ve büyünmesi için elimizden gelen bütün çabayı ortaya koymaktı. Ortak direniş kolay kurulmadı. Bu ortak direniş kolay da yıkılmayacak, kırılmayacaktı. Bu ortak direnişe sahip çıkmamız gerekiyor. Sahip çıkacağımıza inanıyorum. Sayın Öcalan demişken bu vesileyle 4 Nisan'da doğan güzel insana ve güzel insanların da doğum gününü kutluyorum' diye konuştu.

'Bu süreçte yaşamını yitiren layık bir ittifak, birlik ve mücadele içerisinde olacağımızı umuyorum'

Bütün bu gelişmeler içerisinde artık aslında Türkiye'ye önemli görev ve sorumlulukları olduğunu söyleyen Bakırhan, şöyle konuştu:

'Orta Doğu'daki bu savaş ve çatışma içerisinde Türkiye çok kolayca, basitçe, güvenli bir şekilde aslında kendisini bir yere taşıyabilir. Türkiye'ye nefes aldıracak adımlar bellidir. Kürt meselesinin demokratik yollarla çözümünü sağlayabilir. Barış ve demokrasi konusunda adımlar atabilir. Barış ve demokrasi demişken evet bir süreç yürüyor. Bu süreç sadece Kürtlerin süreci değil. Bu süreç sadece bir barış süreci değil. Demokrasi olmadan barış olmaz. Bu süreç barış ve demokrasi sürecidir ve barış ve demokrasi ile eş zamanlı yürüyecek bir meseledir. Birbirinden ayırt etmiyoruz. Sadece Kürtlerin demokrasiye, özgürlüklere ve hukuka ihtiyacı yok. Aslında Türkiye'de yaşayan bütün halkların, inançların, emekçilerin, ezilenlerin hukuk ve demokrasiye ihtiyacı var. Dolayısıyla bu süreci desteklemek herkesin ihtiyaç duyduğu demokrasi ve hukuk konusunda atılacak adımların da bir an önce atılmasını sağlamak da aynı zamanda bizim görevimizdir. Türkiye'de herkesin bir hukukla, bir güvenceye ihtiyacı var. Herkes öngörülebilir bir düzen istiyor. KHK'lilerle görüştüğümüzde aynı şeyi söylüyorlar. Kürtler, Aleviler, gençler, kadınlar aynı şeyi söylüyor. Bu hukuku kurmak da bizim temel görev ve sorumluluklarımızdan birisidir. Türkiye'nin geleceği ne Edirne Cezaevi'nde ne Kandıra Cezaevi'nde ne Sayın Çepni ile Deniz Başkan'ın bulunduğu cezaevlerinde ne de Silivri'deki mahkemelerde kurulmaz. Türkiye'nin geleceği demokraside, özgürlüklerinde demokratik müzakere yöntemiyle ancak kurulur.'

Tuncer Bakırhan, bütün siyasi partilere çağrı yaparak, 'Türkiye'nin temel meselelerinden birisi hukuktur, adalettir, demokrasidir. Bütün siyasi partiler gelin bunu birlikte müdafaa edelim, birlikte savunalım ve birlikte hayata geçmesi için mücadele edelim Bu kadar herkesin hukuka ihtiyaç duyduğu bir dönemde farklı durmamız, farklı konuşmamız Orta Doğu'nun dünyanın geleceği kaderi belirlenirken bir arada birlikte olmayışımız büyük bir öz eleştiridir yaşamını yitirenlere. Bu süreçte yaşamını yitiren layık bir ittifak, birlik ve mücadele içerisinde olacağımızı umuyorum' dedi.

'Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçim çağrısı yapması onun en doğal hakkıdır'

Konuşmasında CHP'nin erken seçim çağrısına ilişkin görüşlerini de açıklayan Bakırhan, şöyle devam etti:

'Erken seçim talebi bütün partilerin en doğal hakkıdır. Cumhuriyet Halk Partisi'nin de böyle bir çağrı yapması onun en doğal hakkıdır. Bütün partiler bunu yapabilir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin niye erken seçim çağrısı yaptığına değil, aslında Cumhuriyet Halk Partisi'nin maruz kaldığı baskılara ve zulüm politikalarına karşı çıkmamız gerekiyor. CHP, maruz kaldığı baskılardan dolayı aslında yeni bir yol açmaya çalışıyor. Bu talepten rahatsız değiliz. Hiç kimsenin rahatsız olmaması gerekiyor. Bu Cumhuriyet Halk Partisi'nin maruz kaldığı baskılar karşısında aslında yapmış olduğu bir siyasi hamledir. İktidarın da 'niye erken seçim çağrısı yapıldı' tartışması yerine aslında adımlar atması gerekiyor. İlk adım da Cumhuriyet Halk Partisi Partisi üzerindeki bu haksızlığı, hukuksuzluğu bu torba yasalarla yargılamaları kaldırmalıdır. İlk adım herkes için hukuk olmalıdır. Herkes için adalet olmalıdır. Bunu dile getirmek istedim. Biz zaten DEM Parti olarak sanıyorum Türkiye'de seçime en hazır parti biziz. Sokaktayız, fabrikalardayız, yaşamın her alanındayız. Her alanda direniş halindeyiz, mücadele halindeyiz. 7-24 saat örgütlenen ittifakını büyüten bir yerde durduğumuz için eğer Türkiye toplumu Türkiye hakları seçim istiyorsa biz de bu seçimi her zaman hazırlıklı olduğumuzu da daha önce söylemiştim.'

 

Kaynak: ANKA