Haber: Halil YATAR - Kameraman: Yasin KABADAYI
(ANKARA) - Eski İstanbul Barosu Başkanı Avukat Turgut Kazan, Ankara 36. Bölge Adliye Mahkemesi'nin CHP 38. Kurultayı'na yönelik verdiği iptal ve tedbir kararını değerlendirirken, 'Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi kurultay kararı verse kim bunu durduracaktır yani? O yüzden bir kere kurultay kararını verebilmesi gerekir, vermesi gerekir. Artı kurultay kararını veremiyorsan, 'tedbir var' diyorsan, insanları ancak kalıcı bir yönetimin yapabileceği işleri yaparak, disipline sevk etmek, partiden ihraç etmek olabilecek bir şey değildir. Ben Kılıçdaroğlu'nu insanların umudunu söndüren bu girişimden vazgeçmesini, bu girişimi bırakmasını, eğer bu girişim sürdürürse bir çeşit Türkiye'de kalıcı bir baskı rejiminin süreklilik kazanacağını hatırlatıyorum' dedi.
Eski İstanbul Barosu Başkanı Avukat Turgut Kazan, İYİ Parti'nin 'İyilik için Adalet' sloganıyla düzenlediğ 'Türk Hukuk Çalıştayı'na katıldı. Kazan, burada ANKA Haber Ajansı'na açıklamalarda bulundu. İYİ Parti'nin düzenlediği Hukuk Çalıştayı'nı ilişkin Kazan, şöyle değerlendirdi:
'Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu'nun yaptığı konuşma harika bir konuşmaydı. Yani Türkiye'nin hukuk devletine geçebilmesi ve bugünkü işte inanılmaz rejimden kurtulup, yargı bağımsızlığının gerçekleştirebilmesi ve parlamentonun da parlamento olarak işletilebilecek değişikliklerin başarılabilmesi için çok derlitoplu, çok iyi vurgulu bir konuşmaydı. Gerçekten hayranlıkla izledim.
'TÜRKİYE'DE HUKUKUN ZERRESİ KALMAMIŞTIR'
Adalet Bakanı hemen her gün 'Türkiye bir hukuk devletidir, yargı bağımsızdır' diyorsa da Türkiye, Adalet Bakanı'nın ya da bir başsavcının ya da başsavcı vekilinin 'Türkiye hukuk devletidir', işte 'yargı bağımsızdır' türküleriyle hukuk devleti olmaz. Yargı da bağımsız olmaz. 'Yargı bağımsızdır' diyebilmek için Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun bir kere bağımsızlığını sağlayabilecek bir yapıya kavuşturulmalıdır. O yoksa zaten hepsini tek adam rejiminde, tek adam belirlemektedir. Nasıl ki üniversitenin bir gece ansızın kapatılıp iki gün sonra tekrar açılması bir hukuk devletiyle bağdaşmazsa, nasıl ki yüzlerce taşınmazın yine bir gece ansızın acele kamulaştırma kararıyla insanların elinden alındığı bir rejimde yaşıyorsak... Ben örneğin kendimi bir hukukçu olarak, hukukçu sıfatıyla; denizi olmayan bir ülkede deniz kuvvetleri komutanı olmak gibi bir şey sayıyorum. Yani Türkiye'de hukukun zerresi kalmamıştır. Ve gittikçe çok kötü, çok daha baskıcı bir rejime doğru sürükleniyoruz. Ama tabii ki bu mücadeleler sonunda mutsuz yaşanmaz. Hukuk devletine kavuşmayı sağlayabilmemiz gerekir.'
'TEDBİR KURULTAYA ENGEL DEĞİL'
Kazan, Ankara 36. Bölge Adliye Mahkemesi'nin CHP 38. Kurultayı'na yönelik verdiği iptal ve tedbir kararını değerlendirirken, şunları kaydetti:
'Şimdi bu işin mantığına bakıyorsak böyle bir butlan kararını varsayalım ki mahkeme vermiştir. O zaman bu yeniden yani kurultayın iptali nedeniyle sonraki her şeyi siz süpürdünüz. Peki de siz artık kalıcı bir yönetim olarak o kurultayı yani sağlıklı yapılmadığı iddia edilen o kurultayı bir an önce gerçekleştirmekle görevlisiniz. Tedbir-medbir bunlar engel değildir. Yani Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi kurultay kararı verse kim bunu durduracaktır yani? O yüzden bir kere kurultay kararını verebilmesi gerekir, vermesi gerekir. Artı kurultay kararını veremiyorsan, 'tedbir var' diyorsan, insanları ancak kalıcı bir yönetimin yapabileceği işleri yaparak, disipline sevk etmek, partiden ihraç etmek olabilecek bir şey değildir.
Ben Kılıçdaroğlu'nu insanların umudunu söndüren bu girişimden vazgeçmesini, bu girişimi bırakmasını, eğer bu girişim sürdürürse bir çeşit Türkiye'de kalıcı bir baskı rejiminin süreklilik kazanacağını hatırlatıyorum. Ve bu kurultayı yapınız. Demokrasinin ve hukuk devletinin önünü açınız. İnsanların bu rejimi değiştirebilecek bir çoğunlukla iktidara gelebilecekleri umudunu öldürmeyiniz diyorum.'