(İZMİR) - Türk Sağlık-Sen İzmir 1 Nolu Şube, trafik cezalarına ilişkin yeni düzenlemeyle 112 Acil Sağlık Hizmetleri personelinin kırmızı ışık ihlali sonrası cezai yaptırımlarla karşı karşıya kaldığını belirterek 'Unutulmamalıdır ki, 112 Acil Sağlık Hizmetleri hepimizin hayatında en az bir kez ihtiyaç duyabileceği hayati bir hizmettir. Bu nedenle, ilgili mevzuat düzenlemelerinde acil sağlık hizmetlerinin kendine özgü koşulları dikkate alınmalı; görev esnasında meydana gelen olaylarda çalışanlarımızı koruyacak özel düzenlemeler ivedilikle hayata geçirilmelidir' açıklamasını yaptı.
İzmir'de Türk Sağlık-Sen İzmir 1 Nolu Şube, 112 Acil Sağlık Hizmetleri personelinin karşılaştığı sorunlara ilişkin basın toplantısı düzenledi. Şube Başkanı Hüseyin Bozdoğan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nda 27 Şubat 2026 itibarıyla yapılan değişikliklerin acil sağlık hizmetleri sürücülerini ciddi şekilde etkilediğini belirtti.
Bozdoğan, 'Bu değişiklikler arasında, toplumumuz açısından büyük önem arz eden hususlardan biri de kanunun 47. maddesinde yer alan düzenlemedir. Söz konusu düzenleme ile; kırmızı ışık ihlali sonrası trafik kazasına sebebiyet verdiği tespit edilen sürücülerin ehliyetlerine 60 gün süreyle el konulması öngörülmektedir. Ancak bu düzenleme, başta ambulanslar olmak üzere acil sağlık araçları, itfaiye, polis ve jandarma gibi zamanla değil, saniyelerle yarışan kamu hizmeti sunucularını doğrudan etkilemektedir.
'Ehliyet kaybı ve cezai yaptırım riski de ortaya çıktı'
Bozdoğan açıklamasına şu şekilde devam etti:
'Toplumun en zor anında hayat kurtarmak için görev yapan bu fedakâr ekipler, her ne kadar geçiş üstünlüğüne sahip olsa da, olası bir kaza durumunda yürüttükleri kamu hizmetinin niteliği göz ardı edilmekte ve diğer sürücülerle aynı hukuki değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Bu durum, özellikle 112 Acil Sağlık Hizmetleri bünyesinde görev yapan sürücüler açısından ciddi mağduriyetlere yol açmaktadır. Mevcut uygulamalarda, kazaya bağlı oluşan zararların personele rücu edilmesi gibi ciddi bir yük zaten çalışanlarımızın omuzlarındayken; şimdi buna ek olarak ehliyet kaybı ve cezai yaptırım riski de ortaya çıkmıştır. Paramedik, ATT ve diğer sağlık personelinden oluşan sürücü arkadaşlarımız; vicdani sorumlulukları ile kişisel riskler arasında sıkışmış durumdadır.
Bu süreç, çalışanlarda görevden kaçınma eğilimini artırmakta, aynı zamanda olası gecikmeler nedeniyle vatandaş kaynaklı şiddet vakalarının artabileceği endişesini de beraberinde getirmektedir. Öte yandan; 112 Acil Sağlık Hizmetleri çalışanlarının 'beyaz reform' sürecinde yeterince gözetilmemesi, ücretlerinin emsallerine göre düşük kalması, fiziki altyapı ve istasyon standartlarının halen istenilen seviyeye ulaşamaması, mobbing ve angarya iş yükünün artması, iş tanımlarının net ve yeterli olmaması gibi kronik sorunlar da bu tabloyu daha ağır hale getirmektedir. Bu şartlar altında, yıllar içinde yetişmiş ve ilk müdahale konusunda yüksek deneyime sahip sağlık çalışanlarının farklı kurumlara yönelmesi kaçınılmaz hale gelmektedir. Unutulmamalıdır ki, 112 Acil Sağlık Hizmetleri hepimizin hayatında en az bir kez ihtiyaç duyabileceği hayati bir hizmettir. Mutlu çalışan, güçlü sağlık sistemi; güçlü sağlık sistemi ise güvenli bir toplum demektir. Bu nedenle, ilgili mevzuat düzenlemelerinde acil sağlık hizmetlerinin kendine özgü koşulları dikkate alınmalı; görev esnasında meydana gelen olaylarda çalışanlarımızı koruyacak özel düzenlemeler ivedilikle hayata geçirilmelidir.'