Yurt

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konsey Üyesi Kanatlı: 'Sağlıkta dönüşüm programı dedikleri ucube sistem sonucunda Türkiye'de sağlık sistemi çökmüştür'

Türk Tabipleri Birliği ve tabip odalarının düzenlediği 'Beyaz Yürüyüş' kapsamında Osmaniye'de hekimler ve sağlık emekçileri bir araya geldi. 14 Mart'ta Ankara'da yapılacak 'Beyaz Buluşma' öncesi yapılan açıklamada, sağlıkta ticarileşmeye, şiddete ve özlük hakları kayıplarına karşı mücadele vurgusu yapıldı.

Haber: Erhan ÖZMEN

(OSMANİYE) - Türk Tabipleri Birliği ve tabip odalarının düzenlediği 'Beyaz Yürüyüş' kapsamında Osmaniye'de hekimler ve sağlık emekçileri bir araya geldi. 14 Mart'ta Ankara'da yapılacak 'Beyaz Buluşma' öncesi yapılan açıklamada, sağlıkta ticarileşmeye, şiddete ve özlük hakları kayıplarına karşı mücadele vurgusu yapıldı.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve tabip odalarının düzenlediği 'Beyaz Yürüyüş' kapsamında Osmaniye'de hekimler ve sağlık emekçileri bir araya geldi. 14 Mart'ta Ankara'da yapılacak 'Beyaz Buluşma' öncesi yapılan açıklamada, sağlıkta ticarileşmeye, şiddete ve özlük hakları kayıplarına karşı mücadele vurgusu yapıldı. TTB Merkez Konsey üyesi Dr. Ali Kanatlı, açıklamada şunları kaydetti: 

'Adını sağlıkta dönüşüm programı dedikleri ucube bir sistem sonucunda Türkiye'de sağlık sistemi çökmüştür. Özellikle deprem bölgesinde bu çöküşün ağır sonuçlarını yaşamaktayız. Sağlıkla dönüşüm programının sonucunda hekim emeği ucuzlatılmış hekim değersizleştirilmiş hasta müşteri olarak görülmüştür. Sağlık bir insan hakkı olmaktan çıkarılmış bir metaya çevrilmiştir.

'Öncelik sermayedir insan sağlığı değildir'

TBMM bütçe görüşmelerinde Sağlık Bakanı deprem bölgesine 2025 yılında 40,1 milyar TL'lik para harcandığını söylemektedir. Övünerek söylemektedir. 109 tesis yaptığını söylemektedir. Tabii bu tesislerin içinde depremden önce başlayıp daha sonra bitirilen hastaneler de var. 2026 Ocak ayında Aydın'da bir şehir hastanesi açıldı. 60 milyar lira para harcandığı söyleniyor. Deprem bölgesinde hepsine harcanan paranın bir buçuk katını Aydın'daki şehir hastanesine harcamışlardır. Bu da sağlıkta dönüşüm programının topluma değil, sermayeye yönelik olduğunu, toplumun değil sermayenin, piyasanın öncelendiğini gösteriyor. Deprem bölgesinde 400'ü aşkın aile hekimi 21 metrekarelik aile sağlık merkezlerinde hizmet vermeye devam etmektedir. Bebek aşıları, yaşlı bakımları, gebe izlenimleri, kronik hastalıkları 21 metrekarenin içinde elektrik kesintilerine internet kesintilerine rağmen soğukta, yazın sıcakta vermeye devam etmektedir. Dışarıda bekleyen milyonlarca hastamız yazın sıcakta, tozda, güneşin altında kışın yağmurun altında, soğukta, çamurda beklemektedir. Aile sağlık merkezi yapmak o kadar basit ki arkadaşlar 3 ayda yapılabilir. Deprem bölgesinin tüm aile sağlık merkezleri ve bu üç ay içinde Aydın'daki hastaneye ödenen paranın sadece 3-4 milyar TL'si ile yapılabilir. Ama yapılamadı, yapılmadı. Çünkü öncelik sermayedir insan sağlığı değildir.

'Deprem bölgelerinde yeterince hasta yatağı yok'

Gelelim 2. ve 3. basamak sağlık kurullarına; halen deprem bölgesinde yeterli sayıda hasta yatağına ulaşılamamıştır. Yoğun bakım yataklarında ciddi azalma vardır. Depremden öncesine rağmen bunlar tamamlanmamıştır. 8 saati geçmemesi gerekiyor yoğun bakım hastasının acilde bekleyiş süresi fakat 24 saati geçen süreleri görmekteyiz. Bu yüzden hastalarımızın sakatlık ve ölüm riski çok artmaktadır. Hastalarımızı kaybetmekteyiz. Deprem bölgesine hiçbir teşvik yapılmadığı için, sağlık sistemi düzeltilmediği için, yan dal uzmanlarımız, branş uzmanlarımız burayı tercih etmemektedir. Halen tüm deprem bölgesinde birçok branşta eksiklikler görmekteyiz. Buraya devlet hizmet yükümlülüğü ile gelen hekimlerimiz ya geldikleri an istifa ediyorlar ya da hizmet yükümlülüğü sonucunu bekleyip gitmek zorunda kalıyorlar. Tıp eğitimi de aynı zamanda bu şekilde yeterli değil, nokta akademisyenlerimiz yeterli değil. Buradan yetiştirdiğimiz meslektaşlarımız yeterince eğitim görmemektedir. Biz Sağlık Bakanlığı'na şunu söylüyoruz; bir kez daha söylüyoruz, 3 yıldır söylüyoruz deprem bölgesine yüzünüzü dönün. Bürokratlarınız o sıcak odalarından kalkıp deprem bölgelerine gelsinler. Burayı gezsinler. Burayı gözlemlesin, burada yaşasınlar. Sağlık sistemini ona göre düzeltin. Türk Tabipler Birliği olarak diyoruz ki başka bir sağlık sistemi mümkün. Semaye değil topluma yönelik sağlık yönetimi mümkün diyoruz.'