Haber: Nilgün Hande ÖZTÜRK - Kamera: Can KILINÇ
(ANKARA) - Türkiye ile İrlanda arasındaki diplomatik ilişkilerin 75'inci yıl dönümü dolayısıyla Ankara Esat Hal'de sanatçı Kathrina Rupit tarafından hazırlanan duvar resmi tamamlandı. İrlanda'nın Ankara Büyükelçisi Clare Brosnan, resmin tamamlanması dolayısıyla düzenlenen törende, 'iki ülke arasındaki ilişkiyi diplomatik formaliteler aracılığıyla değil, insanları ve kültürleri bir araya getiren sanat aracılığıyla kutladıklarını' söyledi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ise 'Diplomasinin dili bazen resmi metinlerde kalabilir ancak sanatın dili sınırsızdır, evrenseldir ve doğrudan insanın kalbine dokunur' ifadelerini kullandı.
İrlanda Ankara Büyükelçiliği ve Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin iş birliğiyle Türkiye ve İrlanda'nın diplomatik ilişkilerinin 75'inci yıl dönümü dolayısıyla sanatçı Kathrina Rupit tarafından Ankara Esat Hal'de duvar resmi çizildi.
Küratörlüğünü Attilla Güllü'nün yaptığı duvar resminin tamamlanması dolayısıyla tören düzenlendi. Törene İrlanda'nın Ankara Büyükelçisi Clare Brosnan ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da katıldı.
Törende konuşan Büyükelçi Brosnan, 'Bu yıl, İrlanda ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 75'inci yıl dönümünü kutluyor olmamız bugünkü etkinliği özellikle anlamlı kılıyor' dedi.
Brosnan, AB Konseyi Dönem Başkanlığı'nı yürütmeleri dolayısıyla 2026'nın ülkesi için özel bir yıl olduğunu belirten Brosnan, şöyle konuştu:
'Geçtiğimiz 75 yıl boyunca ülkelerimiz dostluk, karşılıklı saygı ve giderek güçlenen iş birliği temelleri üzerine kurulu bir ilişki geliştirmiştir. Bugün bu ilişkiyi diplomatik formaliteler aracılığıyla değil, insanları ve kültürleri bir araya getiren evrensel bir dil olan sanat aracılığıyla kutluyoruz. Yetenekli sanatçı Katrina Rupit tarafından yaratılan bu duvar resminin kalbinde, İrlanda'yı ve Türkiye'yi temsil eden iki kadın yer alıyor. Yan yana duran bu figürler, iki kültürün kimliklerini yansıtırken aynı zamanda paylaştığımız değerleri ve deneyimleri de bizlere hatırlatıyor.
Bu sanat eseri Kelt geleneklerinden Anadolu motiflerine kadar uzanan kültürel mirasımızın sembollerini, her iki ülkenin canlı renkleriyle bir araya getiriyor. Bu unsurlar, zengin tarih ve geleneklere sahip iki ulusun dostluk ve ortak bir kültür takdiriyle nasıl birbirine bağlandığını anlatan bir hikaye sunuyor. Bu çalışmanın Ankara'da kalıcı bir dostluk sembolü olarak kalacak ve buradan geçen herkes tarafından görülebilecek olmasından özellikle mutluluk duyuyorum.
Umarım bu duvar resmi, uzun yıllar boyunca halklarımız arasında merak, sohbet ve bağ kurma duygusuna ilham verir. Diplomatik ilişkilerimizin 75'inci yılını kutlarken, milletler arasındaki dostluğun yalnızca diplomasi yoluyla değil; insanlar, yaratıcılık ve paylaşılan deneyimler aracılığıyla inşa edildiğini bizlere hatırlatmasını temenni ediyorum. İrlanda ile Türkiye arasındaki dostluğumuz daim olsun.'
YAVAŞ: 'SANATIN DİLİ SINIRSIZDIR, EVRENSELDİR VE DOĞRUDAN İNSANIN KALBİNE DOKUNUR'
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Yavaş da Türkiye ile İrlanda arasındaki diplomatik ilişkilerin 75'inci yıl dönümünü kutlarken, bu dostluğun doğrudan vatandaşların nefes aldığı kamusal alanlarda hayat bulmasının son derece kıymetli olduğunu söyledi.
Yavaş, şunları kaydetti:
'Çünkü biliyoruz ki diplomasinin dili bazen resmi metinlerde kalabilir ancak sanatın dili sınırsızdır, evrenseldir ve doğrudan insanın kalbine dokunur. Bizler göreve geldiğimiz günden bu yana şunu söyledik; Ankara, Cumhuriyetimizin kurucu ruhunu, kültürünü, sanatını ve hoşgörüsünü temsil eden aydınlık bir başkenttir. Kentimizi güzelleştirirken sanatın meydanlara, duraklara, sokaklara ve işte bugün burada olduğu gibi ortak yaşam alanlarımıza taşınmasını arzu ediyoruz. Bir Ankaralı sabah işine giderken ya da akşam evine dönerken başını kaldırdığında sanatla karşılaşsın, sanatın yarattığı güzel duyguları gün boyu hissetsin istiyoruz.
İnanıyorum ki bu eser, Esat sakinlerinin ve yolu buradan geçen tüm Ankaralıların hafızasında iki ülke arasındaki kalıcı dostluğun simgesi olarak yaşamaya devam edecektir. İlişkilerimizin nice 75 yıllar boyunca barış, iş birliği ve kültürel zenginliklerle sürmesini diliyor, hepinizi bir kez daha saygı ve muhabbetle selamlıyorum.'
RUPIT: 'HER İKİ ÜLKENİN KÖKLERİNİ VE GELENEKLERİNİ KUTLAMAK İSTEDİM'
Sanatçı Kathrina Rupit ise ANKA Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, Ankara'ya ikinci kez geldiğini bildirerek, 'Ankara'ya İrlanda Büyükelçiliği tarafından bu yılı anmak üzere davet edilmek büyük bir onur' dedi. Rupit, şunları söyledi:
'Her iki ülkenin köklerini ve geleneklerini kutlamak istedim. Bunun için iki karakter temsil ediliyor, bu iki karakter çok eski geleneklere dayanıyor. Bu iki ulusun tarihine, henüz bir ulus olarak adlandırılmadıkları dönemden önce baktığınızda bile bu geleneklere sahip olduklarını görürsünüz. Kadını doğurganlığın annesi olarak temsil ediyorlar. Türkiye'nin tarihine baktığımda, en eski kadın temsillerinden birinin Umay Ana olduğunu gördüm. Ve bunun, aynı zamanda doğurganlık tanrıçası olan Bridget ile eşzamanlılığını keşfettim.
Bunu seçtim çünkü doğurganlık bolluk anlamına gelir. Dolayısıyla bolluğu, geleneğin zenginliğini, kültürü ve dostluğu kutlamak istedim.Temsil ettiği iki kültürü simgeleyen sade renkler seçtim. Yeşil, çok İrlandalı ve tanınabilir bir renk. Türkiye için ise mavi ile nazar boncuğunu ve kırmızı renkleri kullanmak istedim. Ayrıca Bridget'in kırmızı rengi Türk bayrağının kırmızısıyla uyuşuyor.'
'MÜZELERİ VE ANTROPOLOJİK ALANLARI GEZMEYİ SEVİYORUM'
Duvar resmini yapmadan önce kültürleri arası araştırmalar yaptığını ve özellikle antropolojiye ilgi duyduğunu kaydeden Rupit, şu ifadeleri kullandı:
'Antropolojiyi gerçekten çok seviyorum ve bu yılın başlarında Türkiye'nin farklı şehirlerinde başka bir projede yer aldım. Biri Marmaris'teydi, diğeri ise başka bir yerde. Belki son yedi yıl içinde Antalya'da ve İzmir'de de başka projeler gerçekleştirdim. Buraya ne zaman gelsem müzeleri keşfetmeyi, antropolojik alanları gezmeyi, tüm kültürü keşfetmeyi ve bu konuda kitaplar okumayı çok seviyorum.
Tüm bu bilgilere sahip olarak eskiz defterlerime ve notlarıma geri baktım, tüm bu bilgileri özümsedim. Ardından, 'Bunları nasıl eşleştirebilirim ve ortaya nasıl bir eser çıkarabilirim' diye bir beyin fırtınası yaptım. İki arkadaşımı model olarak kullandım ve bir fotoğraf çekimi gerçekleştirdik. 'Nasıl temsil edebilirim' diye düşünerek onları giydirdim. Onları bir Türk halısının üzerine uzandırdım, arka planın bir kısmındaki Türk halısı tasarımı da buradan geliyor. Hatta bu detay ters duruyor çünkü yerde uzanıyorlardı ve kamera yukarıdan çekim yapıyordu; beyin fırtınası ve bu kombinasyonun fikri tam olarak böyle başladı.
Buraya en son geldiğimde pandemi dönemiydi. Bu yüzden antik sit alanlarına gitmek veya kültürü daha derinlemesine keşfetmek için pek zamanım olmamıştı. Bu sefer ise yerel yaratımları görmek harikaydı. İster müzisyenler ister ressamlar olsun, yerel sanatçıların çalışmaları çok etkileyiciydi. Bu mekanın pazar yeriyken bir sanat ve kültür merkezine dönüşmesi, son derece ilham verici. Böyle dönüşümleri görmek gerçekten çok ilham verici.'




