Türkiye’de deprem tehlikesinin daha düşük olduğu bölgeler yeniden gündeme geldi. Ülkenin farklı noktalarında etkili olan fay sistemleri nedeniyle deprem tehlikesi bölgeden bölgeye değişirken, bazı iller büyük fay hatlarına uzak konumları ve jeolojik yapılarıyla öne çıkıyor. Yapılan coğrafi değerlendirmelerde Konya, Karaman, Niğde, Aksaray, Nevşehir, Mardin, Şanlıurfa, Kırklareli ve Edirne’nin belirli bölgeleri deprem tehlikesinin görece düşük olduğu alanlar arasında gösteriliyor.
Türkiye’nin büyük bölümü aktif tektonik hareketlerin etkisi altında bulunurken, özellikle İç Anadolu’daki bazı yerleşim merkezlerinde sismik hareketlilik daha sınırlı seviyelerde görülüyor. Bununla birlikte bir ilin deprem tehlikesinin düşük olması, o ildeki bütün yerleşim alanlarının aynı özellikleri taşıdığı veya depremden etkilenmeyeceği anlamına gelmiyor.
Türkiye’de deprem tehlikesi neden bölgelere göre değişiyor?
Türkiye, Kuzey Anadolu Fay Hattı, Doğu Anadolu Fay Hattı ve Batı Anadolu’daki aktif fay sistemlerinin etkisi altında bulunuyor. Bu fayların çevresinde meydana gelen tektonik hareketler, ülkenin farklı bölgelerinde deprem tehlikesinin değişmesine neden oluyor.
Aktif faylara yakın bölgelerde yer hareketlerinin oluşturabileceği tehlike daha yüksek olabilirken, büyük fay sistemlerinden uzakta bulunan bazı alanlarda sismik hareketlilik daha sınırlı kalabiliyor.
Deprem tehlikesinin değerlendirilmesinde fay hatlarına uzaklığın yanı sıra bölgenin jeolojik özellikleri ve geçmişte meydana gelen depremler de dikkate alınıyor.
Konya ve Karaman düşük deprem tehlikesiyle öne çıkıyor
İç Anadolu Bölgesi’nde bulunan Konya ve Karaman, deprem tehlikesinin görece düşük olduğu iller arasında gösteriliyor.
Konya Ovası ve çevresinde sismik hareketlilik bazı bölgelere kıyasla daha sınırlı görülürken, ilin batı kesimleri Batı Anadolu’daki aktif fayların etkisi altında bulunuyor. Bu nedenle Konya’nın bütün ilçeleri aynı deprem tehlikesi seviyesinde değerlendirilmiyor.
Konya ile benzer jeolojik özellikler taşıyan Karaman da büyük fay sistemlerine olan konumu nedeniyle deprem hareketliliğinin görece az olduğu şehirler arasında yer alıyor.
Niğde, Aksaray ve Nevşehir de listede
İç Anadolu’da deprem tehlikesinin nispeten düşük olduğu belirtilen diğer şehirler Niğde, Aksaray ve Nevşehir olarak sıralanıyor.
Niğde ve Aksaray’ın bazı bölgeleri, Türkiye’deki büyük fay sistemlerinden uzakta bulunmaları ve geçmişteki deprem hareketliliklerinin sınırlı olması nedeniyle öne çıkıyor.
Kapadokya bölgesinin önemli merkezlerinden Nevşehir de jeolojik yapısı ve görece düşük sismik hareketliliğiyle listede yer alıyor.
Ancak bu illerde de yerel fayların ve zemin koşullarının dikkate alınması gerekiyor.
Mardin ve Şanlıurfa’nın bazı bölgelerinde tehlike daha düşük
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Mardin ve Şanlıurfa’nın belirli kesimleri de deprem tehlikesinin görece düşük olduğu alanlar arasında gösteriliyor.
Mardin’de özellikle kent merkezi ve güney ilçeleri, jeolojik özellikleri bakımından öne çıkıyor. Şehrin farklı noktalarında zemin koşulları değişiklik gösterebiliyor.
Şanlıurfa’da ise kuzeybatı kesimleri dışında kalan geniş alanlarda deprem tehlikesinin nispeten daha düşük olduğu belirtiliyor.
Bununla birlikte Şanlıurfa’nın bütün ilçeleri aynı deprem tehlikesine sahip değil. Özellikle kuzeybatı kesimlerinin bölgedeki fay sistemleriyle ilişkisi nedeniyle ayrı değerlendirilmesi gerekiyor.
Kırklareli ve Edirne’nin bazı kesimleri listede yer aldı
Marmara Bölgesi’nde deprem tehlikesinin görece düşük olduğu alanlar arasında Kırklareli ve Edirne’nin bazı kesimleri bulunuyor.
Kırklareli’nin kuzeybatı bölgeleri ile Edirne’nin batı kesimleri, büyük fay sistemlerine uzak konumları nedeniyle öne çıkıyor.
Trakya’nın doğu kesimlerine doğru ilerledikçe deprem tehlikesinin arttığı belirtilirken, aynı il sınırları içerisinde farklı tehlike seviyelerine sahip yerleşim alanları bulunabiliyor.
Bu nedenle Kırklareli ve Edirne’nin tamamını tek bir deprem tehlikesi düzeyinde değerlendirmek mümkün olmuyor.
Dünyada deprem hareketliliğinin az olduğu bölgeler hangileri?
Türkiye’deki deprem tehlikesinin yanı sıra dünya genelinde sismik hareketliliğin daha sınırlı olduğu coğrafyalar da bulunuyor.
Avrupa’da İsveç, Norveç, Finlandiya, İrlanda, Almanya ve Polonya’nın bazı bölgeleri, aktif tektonik levha sınırlarına uzak konumlarıyla dikkat çekiyor.
Estonya, Letonya ve Litvanya gibi Baltık ülkeleri ile Grönland ve Faroe Adaları da deprem hareketliliğinin görece sınırlı olduğu alanlar arasında yer alıyor.
Kanada’nın geniş kesimleri ve Rusya’nın Sibirya bölgesi, eski ve büyük anakaya kütlelerinin bulunduğu coğrafyalar arasında bulunuyor.
Güney Amerika’da Brezilya’nın doğu kesimleri, Avustralya’nın geniş bölümleri ve Afrika’da Çad, Nijer, Burkina Faso ile Fildişi Sahili’nin bazı alanları da aktif levha sınırlarından uzaklıkları nedeniyle daha düşük sismik hareketlilik gösteriyor.
Deprem tehlikesinin düşük olması güvenli bina anlamına gelmiyor
Deprem tehlikesi ile deprem riski birbirinden farklı kavramlar olarak değerlendiriliyor. Deprem tehlikesi, belirli bir bölgede meydana gelebilecek yer hareketleriyle ilgiliyken deprem riski; yapıların dayanıklılığı, nüfus, zemin koşulları ve olası kayıplar gibi unsurları da kapsıyor.
Bu nedenle aktif faylardan uzakta bulunan bir yerleşim merkezinde de yapıların deprem güvenliği önem taşıyor.
Türkiye’de bir adresin deprem tehlikesi, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) Türkiye Deprem Tehlike Haritası üzerinden incelenebiliyor. Ancak bu harita tek başına bir binanın depreme dayanıklı olup olmadığını göstermiyor.
Deprem tehlikesinin görece düşük olduğu belirtilen dokuz ilde de güvenli yapılaşma ve yerel zemin özelliklerinin değerlendirilmesi önemini koruyor.




