Diş Hekimleri Dayanışma Platformu’nun hazırladığı rapor, Türkiye’de ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde uzun süredir biriken sorunları yeniden gündeme taşıdı. Raporda yer alan değerlendirmeler, artan sağlık talebine rağmen diş hekimliği alanında aynı ölçüde bir güçlenme sağlanamadığını ortaya koydu.
Rapora göre son yıllarda genel sağlık hizmetlerine başvurularda dikkat çekici bir artış yaşanırken, diş hekimine müracaat sayısındaki yükseliş oldukça sınırlı kaldı. Bu tablo, ağız ve diş sağlığının toplum sağlığı içindeki belirleyici rolüne rağmen yeterince önceliklendirilmediği yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.
Diş Hekimleri Dayanışma Platformu’nun değerlendirmesinde, kamudaki diş hekimi kadrolarının ihtiyacı karşılamaktan uzak kaldığı vurgulandı. Türkiye genelinde çok sayıda diş hekimi bulunmasına rağmen, kamu yönetimi ve planlama süreçlerinde mesleki temsilin düşük seviyede kalmasının hem hizmet kalitesini hem de sorunların çözüm kapasitesini olumsuz etkilediği ifade ediliyor.
Raporda bölgesel eşitsizlikler de öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Özellikle büyükşehirlerde bir diş ünitesine düşen nüfusun yüksekliği, randevu sürelerinin uzamasına ve hastaların tedaviye erişimde daha fazla güçlük yaşamasına yol açıyor. Bu durum, ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde bölgesel dengesizliğin giderek daha görünür hale geldiğini gösteriyor.
Diş hekimliği randevularının son dönemde en çok talep gören branşlar arasında yer almasına karşın, kamu hastanelerindeki hekim sayısının sınırlı kalması da dikkat çekiyor. Artan talep ile mevcut kapasite arasındaki farkın büyümesi, vatandaşların randevu bulmasını zorlaştırırken hizmet yükünü de ağırlaştırıyor.
Toplum ağız ve diş sağlığı açısından en dikkat çekici verilerden biri ise çürük oranlarının yüksekliği oldu. Özellikle çocukluk ve gençlik dönemindeki yaygın tablo, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin yeterince yaygınlaştırılamadığını ortaya koyuyor. Bu durum, sistemin daha çok tedaviye odaklandığı, önleyici yaklaşımın ise geri planda kaldığı yönündeki değerlendirmeleri öne çıkarıyor.
Diş Hekimleri Dayanışma Platformu’nun raporunda, ağız ve diş sağlığına ayrılan kamu yatırımlarının genel sağlık yatırımları içindeki payının düşük kaldığına da dikkat çekildi. Altyapı, ekipman ve fiziki kapasite alanındaki eksikliklerin giderilmesinde yaşanan yavaşlık, hizmet kalitesini ve erişilebilirliği doğrudan etkileyen başlıca sorunlardan biri olarak gösteriliyor.
Atama süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde ise diş hekimi ve uzman diş hekimi kadrolarının yetersiz kaldığı ifade edildi. Artan başvuru ve hizmet ihtiyacına rağmen açılan kadroların sınırlı tutulması, hem kamudaki açıkların büyümesine hem de genç meslek mensuplarının gelecek kaygısının artmasına neden oluyor.
Öte yandan raporda, çalışma koşulları ve mesleki gelecek güvencesine ilişkin belirsizliklerin diş hekimleri arasında yurt dışına yönelimi artırdığına işaret ediliyor. Bu yönelim, yalnızca yeni mezunlarla sınırlı kalmayan, deneyimli ve uzman isimleri de kapsayan bir insan gücü kaybı riski olarak değerlendiriliyor.
Çözüm önerileri arasında ise kamudaki diş hekimi kadrolarının güçlendirilmesi, yatırım planlamasında ağız ve diş sağlığına daha fazla yer verilmesi, koruyucu hizmetlerin yaygınlaştırılması ve mevcut sağlık tesislerindeki atıl alanların diş kliniklerine dönüştürülmesi öne çıkıyor.
Ortaya çıkan tablo, ağız ve diş sağlığının artık yalnızca bireysel bir sağlık meselesi olarak değil, doğrudan kamu politikaları ve sağlık planlaması kapsamında ele alınması gereken temel bir alan olduğunu gösteriyor. Diş Hekimleri Dayanışma Platformu’nun raporu da bu alandaki sorunların ertelenmeden, bütüncül ve kalıcı adımlarla ele alınması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.




