Haber: Beril KALELİ/Kamera: Belçim KILIÇKIRAN
(İSTANBUL) İBB CHP Grup Başkanvekili Ülkü İnanlı, Üsküdar Belediye Başkanvekilliği seçimi yenilenme sürecinde tutuklanan meclis üyesi 4 yaşında çocuk annesi Amine Cansu Çelik'in yaşadıklarını anlattı. Çelik'in davet üzerine savcılığa ve emniyete gittiğini belirten İnanlı, 'Bu kadın daha önce savcı çağırdığında devletim çağırdı, geldim. Yine çağırsın, yine gelirim dedi. (Emniyete) Yine çağırdı, yine geldik. Ayağımızla geldik... İfade dahi almadan nezarete koydunuz. Bize şu söylendi. Evinizden almadık ya. Daha ne istiyorsunuz? Arkadaşlar sorarım size. Devlet vatandaşına tuzak kurar mı?' diye sordu. İnanlı, cezaevinde yaşananları da 'Amine Cansu Çelik, tam 11 gün kızını görmedi. Çocuk ağlayarak annesine önce 'teyze' demiş. Orada bizim gözümüz doldu. İnfaz koruma memurları ağladı' diye anlattı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ülkü İnanlı, İBB Meclisi'nde Eylül ayı ilk oturumunda yaptığı konuşmada ilk olarak Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında kamuoyuna bugüne kadar yansımayan bir dava dosyasını açıkladı. İnanlı, eski Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı'ya hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında 2 yıl 1 ay hapis ve siyasi yasak cezası verilen Ekrem İmamoğlu ile ilgili açılan davalar hakkında açıklamalarda bulundu.
'KAMU ZARARINI ÖDEDİĞİ HALDE DAVA AÇILDI'
Konuşmasında İmamoğlu hakkında daha önce kamuoyuna yansımayan bir davayla ilgili ilk kez detay paylaşan İnanlı şunları söyledi:
'Ekrem Başkan 2013-15 yılında Beylikdüzü Belediye Başkanı olduktan sonra belediyeden makam aracı kiralamadı. Ayda 150-200 bin lira kira var. Benim kendi arabam var, şirketimin. Benim arabamı bilabedel vereyim, tahsis edeyim, ben kendi arabamı kullanayım dediği için kendi arabasına kendi şirketinin şoförünü koydu. Belediyenin şoförünü kullanmadı. Belediyenin arabasını kullanmadı. Ama neymiş efendim? Kendi arabasını belediye başkanlığı döneminde kullanıp belediyeden benzin koydurmuş, 4 tane de kış lastiği aldırmış diye kamu zararı çıkarıp ve bir de Asliye Ceza Mahkemesi'nde görevi kötüye kullanmadan dava açtılar. 122 bin lira benzin parası, 5 yılda 122 bin lira benzin parası. Bir de kış lastiği parası varmış, 39 bin. Bu gelince müfettiş raporu, Ekrem Başkan 2025'te 'ya ödeyin' demiş. Kendi arabamı kullandım, benzin parası. Ve bu da ödendi. Ekrem Başkan belediyenin arabasını kullanmadı. 5 yıl boyunca İBB başkanlığı döneminde de kullanmadı. Kendi arabasını kullanıp belediyenin benziniyle belediyenin işlerine gitti diye kamu zararı çıktı. Kamu zararını ödediği halde dava açıldı.'
'ÜSKÜDAR'DA SAVCININ ÇAĞIRDIĞI 4 İSİM DAHA SONRA AK PARTİ'YE KATILDI'
İnanlı, Üsküdar Belediyesi başkanvekili seçim sürecinde yaşananlara dikkat çektiği konuşmasında şunları söyledi:
'Bakın, Üsküdar'da dediniz ki, 'il başkanı baskı yaptı arada.' Ben size anlatayım. Seçim, 1. seçimden sonra il başkanı baskı yaptı dediniz. O seçimde baskı yapıldı diye il başkanınız, AKP'nin il başkanı, çıktı basın açıklaması yaptı. 'Baskı yapıldı' dedi, 'oylarımız geçersiz sayıldı' dedi, 'suç duyurusunda bulunacağız' dedi. Aynı gün Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, o seçimi yöneten Meclis 1. Başkan Vekili Üsküdar'ın ve meclis üyelerimizi ifadeye çağırdı. Ayhan Aydın, Ahmet Başbaydar, Hüseyin Kazan, Tahsin Epli, Amine Cansu Çelik, Mithat Özdemir. Bu isimleri savcı çağırdı ve 2. seçimden iptal edildikten sonraki seçimden sonra bu savcının çağırdığı 4 isim AKP'ye katıldı. Rozet takıldı. Savcı çağırdıktan 4 gün sonra. Tamamen irade. Birdenbire AKP de çok iyi meclis üyeliği yapacaklarına karar verdiler, birdenbire katıldılar.'
İnanlı, Üsküdar Belediye Meclisi ve İBB Meclis üyesi Amine Cansu Çelik'in tutuklanmasıyla sonuçlanan sürece ilişkin 'Devlet vatandaşına tuzak kurar mı? Bu devlet devlet vatandaşına tuzak kurar mı?' ifadelerini kullanarak şunları söyledi:
'İFADE DAHİ ALMADIN NEZARETE KOYDUNUZ'
'Amine Cansu Çelik o gün savcı çağırdı, Anadolu Cumhuriyeti savcısı. Dedi ki, Amine Cansu Çelik, 'Devletim çağırdı, geldim, yine çağırır, yine gelirim' dedi. Ve savcı o gün Amine Cansu'ya şunu söyledi: 'Anadolu Cumhuriyet Savcılığı, seni bu seçim için çağırdım ama seni ben bir daha çağıracağım, bu sefer böyle almayacağım. Bu cümleleri aynen kurdu. Mithat Özdemir ona bu cümleleri kurdu. Meclis 1. Başkan Vekilimiz Ali Aral'a bu cümleleri kurdu. Ve burada hiçbir tehdit yok, değil mi? Savcı sohbet etmeye çağırdı. Bu koşullar altında arkadaşlarımız seçime girdi. İşte bu koşullar altında bazıları AKP'ye giderken, Amine Cansu Çelik, Ekrem Baki aslanlar gibi dik durduğu için seçim günü tutuklandı ve Silivri'ye gönderildi. Amine Cansu Çelik, Mithat Özdemir, işte Nihat Doğan arkadaşlarımız Üsküdar'ın üç belediye meclis üyesi çağrılıyor. Cansu'yu arıyorum. Savcılık çağırmış. İfade alınacaksa avukatın avukata ihtiyacım vardır. Ben geleyim seninle diyorum. Çünkü çok sevdiğim dostum ve bir anne. Hayır, hayır dedi bana Cansu. Ben kendim giderim. Kimseden korkacak bir şeyim yok. Sabah bir telefon geliyor. Bu sefer Emniyet Müdürlüğü'nden. Hayır, savcılığa gitmiyorsun. Vatan Emniyet'e gel ifadeye. Bu kez Vatan Emniyet'te ifade alınacağı için avukatın lazım. Beraber gidelim diyorum ve biz Cansu, Amine Cansu Çelik'le Vatan Emniyet'in kapısında buluşuyoruz. İfadeye gidiyoruz. Kendi ayağımızla ifade vereceğim diye takım elbisesini giymiş gelmiş. Mali şubeye giriyoruz. Mali şube önümüze gözaltı kararını koyup apar topar ifade dahi almadan Amine Cansu Çelik'i nezarete atıyorlar. Mali şubede şunu söyledim. Ayağımızla geldik. Bu kadın daha önce savcı çağırdığında devletim çağırdı, geldim. Yine çağırsın, yine gelirim dedi. Yine çağırdı, yine geldik. Ayağımızla geldik. Ve siz bize gözaltı kararını önümüze koydunuz. İfade dahi almadan nezarete koydunuz. Bize şu söylendi. Evinizden almadık ya. Daha ne istiyorsunuz? Arkadaşlar sorarım size. Devlet vatandaşına tuzak kurar mı? Bu devlet devlet vatandaşına tuzak kurar mı?'





