Gündem

Ümit Özdağ: 'Irak'ta, Suriye'de ve İran'da olanlardan ders alıp, ülkemizin milli güvenliğini sağlayacak adımları hızla atmalıyız'

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, İsrail ve ABD'nin, İran'a yönelik saldırılarına ilişkin, 'Biz Irak'ta, Suriye'de ve şimdi İran'da olanlardan ders alıp önümüzdeki yıllarda daha şimdiden Türkiye'yi ikinci İran ilan eden Netanyahu zihniyetine karşı ülkemizin milli güvenliğini sağlayacak adımları hızla atmalıyız. Devletler en kötü durum senaryosuna göre yönetilir. Pollyannacılık oynayarak, iyimserlikle devlet yönetemezsiniz. En kötü durum senaryosuna hazır olacaksınız ve ona göre kararlarınızı alacaksınız' açıklamalarında bulundu.

(KONYA) - Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, İsrail ve ABD'nin, İran'a yönelik saldırılarına ilişkin, 'Biz Irak'ta, Suriye'de ve şimdi İran'da olanlardan ders alıp önümüzdeki yıllarda daha şimdiden Türkiye'yi ikinci İran ilan eden Netanyahu zihniyetine karşı ülkemizin milli güvenliğini sağlayacak adımları hızla atmalıyız. Devletler en kötü durum senaryosuna göre yönetilir. Pollyannacılık oynayarak, iyimserlikle devlet yönetemezsiniz. En kötü durum senaryosuna hazır olacaksınız ve ona göre kararlarınızı alacaksınız' açıklamalarında bulundu.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Konya'da partisinin düzenlediği iftar programına katılarak, Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özdağ, yaşanan ekonomik sıkıntılara dikkati çekerek, şunları söyledi:

'Ne yazık ki bayramları bayram gibi kutlayabildiğimiz bir dönemden geçmiyoruz. Ramazan oruç ayı ama milletimiz sadece ramazanda oruç tutmuyor. 12 ay oruç tutmaya zorlayan bir fakirliğin hüküm sürdüğü bir dönemden geçiyoruz. Evet, ramazan sabır ayı, şükür ayı, kanaat ayı. Ama ramazanın aynı zamanda adalet ayı olması lazım. Kul hakkının yenmediği aylar olması lazım. Sadece ramazanın değil, 12 ayın adalet ayı ve kul hakkının yenmediği aylar olması lazım.'

'700 yılla yargılanıyor, o dışarıda. Rüşvet aldığı söylenenler de içeride'

Ülkedeki hukuk politikalarını da eleştiren Özdağ, şunları söyledi:

'Hal böyleyken biliyoruz ki ülkemizde ciddi bir adaletsizlik sorunu var. Vatandaşın bir bölümüne özellikle muhalefete düşman ceza hukuku uygulaması gerçekleşiyor. Böyle bir düşman ceza hukukuyla millet adaletsizlikle ayrıştırılırken bayramları da bayram gibi kutlama imkânımız ne yazık ki olmuyor. Silivri'de dün mahkemeler başladı. Bir adam var, oradaki birçok insana rüşvet verdiği iddia ediliyor. O 700 yılla yargılanıyor, o dışarıda. Rüşvet aldığı söylenenler de içeride. İşte bu, adaletsizlik arkadaşlar. Bu, düşman ceza hukuku. Bu adaletsizlik yaşanırken öbür taraftan bakıyoruz Mavi Çarşı'da çoğu çocuk 14 yurttaşımızı yakarak öldüren katil bir PKK'lı hapishaneden serbest bırakılmış Türkiye'yi dolaşıyor, gittiği illerde alkışlarla karşılanıyor ve Türk milletine demokrasi dersi veriyor. Bu mu adalet? Hayır. Bu adalet değil. Bu kabul edilebilir bir şey de değil. PKK'lılar böyle alkışlarla karşılanır toplu katliamcılar demokrasi dersi verirken ben de Türkiye'yi iftarlarla dolaşıyorum. 

'Kendinize sorun, en son ne zaman ailelerinizle birlikte yemeğe gittiniz?'

Adaletsizlik sadece mahkemelerde değil arkadaşlar. Adaletsizlik aynı zamanda pazarda, çarşıda, AVM'de, tarlada, esnafın dükkanında her yerde fakirleşen bir Türkiye'yle toplumsal eşitsizliğin arttığı bir Türkiye fotoğrafıyla karşı karşıyayız. En yüksek gelir grubundaki yüzde 10, bütün gelirlerimizin yüzde 32,8'ini yani yüzde 33'ünü kontrol ediyor. Geriye kalan 77 milyon ise ancak yüzde 67'sine ulaşabiliyor. 2015'ten bu yana orta direk adeta eziliyor, ortadan kalkıyor, fakirleşiyor. Şimdi kendi kendinize Allah aşkına sorun. En son ne zaman ailelerinizle birlikte yemeğe gittiniz? İnsanlar artık aileleriyle birlikte ayda bir bile yemeğe gitmekte zorlanıyorlar. Ama bir şehre gittiğim zaman bir kasabaya, ilçeye gittiğim zaman muhakkak 50-60 esnaf ziyaret ediyorum. Esnaf her yerde kan ağlıyor. İçinizde de vardır esnaf muhakkak. Esnaf arkadaşlar hem istihdam yaratır, vergisini verir, kendisi de çalışır fiziksel olarak, başkasına iş verdiği gibi. Parayı ve malı esnaf çevirir ekonominin içinde. Esnaf yoksa ekonomi durur.'

Özdağ, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun raporuna ilişkin de şu eleştirilerde bulundu:

'Bütün bunlar olurken ramazan boyunca da narkoterör örgütünün lideri, elebaşısı Abdullah Öcalan'la ve PKK'yla pazarlıkların devam ettiğini ve bu pazarlıkların Meclis Öcalan Komisyonu'nun ortaya koyduğu bir raporla Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'na adeta hangi yasaları çıkartacakları doğrultusunda bir talimatlandırmanın verildiğini görüyoruz. Bu raporun çıkmasından sonra önce MHP Genel Başkanı, sonra DEM Eş Genel Başkanı, Abdullah Öcalan için statü istiyorlar. Abdullah Öcalan'ın statüsü belli. Terör örgütü elebaşısı ve İmralı'da müebbet hapse mahkûm olmuş bir narkoterörist. Daha buna ne statü olacak? Olacak şey şu. Onu da Öcalan kendisi söylüyor son açıklamasında. 'Ben bu İmralı'daki mahkum statüsünü bırakıyorum, başmüzakereci ve yeniden kurulacak cumhuriyetin kurucu eş başkanlarından birisi olacağım' diyor.'

'Anayasada Türk vatandaşlığıyla oynayan Türk vatanıyla da oynuyor demektir'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'a yönelik 'statü' söylemine de tepki gösteren Özdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

'1976'dan 2026'ya kadar on binlerce insanın ölmesine daha fazla insanın yaralanmasına çok daha fazla insanın babalarını yitirmesine ailelerinin dağılmasına neden olan bu terörist, şimdi 'Türkiye'ye huzur getirecek' deniyor ve buna bir statü aranıyor ve bu adam da İmralı'dan yaptığı açıklamada diyor ki 'Cumhuriyeti Atatürk yanlış kurdu'. Üstelik diyor hata Atatürk'le de başlamadı. ll. Mahmut'tan bu yana diyor. Hata üstüne hata yapıldı ve sonra bize Abdullah Öcalan adlı terörist devleti nasıl kurmamız gerektiğini anlatıyor. Nasıl bir demokrasi uygulamamız gerektiğini anlatıyor. Hukuku nasıl değiştirmemiz gerektiğini anlatıyor. Ve vatandaşlığı nasıl yeniden tanımlamamız gerektiğini bir terör örgütünün elebaşısı anlatıyor. Bunları anlatan adam 1987 senesinin başında şu emri vermişti teröristlere: 'Beşikteki bebeği, kümesteki tavuğu hepsini öldüreceksiniz'. Şimdi bu katil geliyor Türk devletine ve Türk milletine anayasasını nasıl yapacağını anlatıyor. Biz buna müsaade etmeyeceğiz. Buradan Konya'dan, Bursa'dan, Adana'dan, Gaziantep'ten, Amasya'dan seslendiğimiz gibi yarın Burdur'dan, Denizli'den, İzmir'den, Eskişehir'den, Kayseri'den, Malatya'dan bütün Türkiye'den sesleneceğimiz gibi sesleniyoruz. Anayasada Türk vatandaşlığıyla oynayan Türk vatanıyla da oynuyor demektir. Türk milleti bunu kabul etmez, buna razı gelmez, vatandaşlığıyla ve vatanıyla oynatmaz.'

'İsrail bir hayal görüyor'

İsrail ve ABD'nin, İran'a yönelik saldırılarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, şunları kaydetti:

'Ülkemizin yoğun gündemi bir de bölgemizde gerçekleşen ABD ve İsrail'in İran'a saldırısıyla başlayan savaşla daha da önemli bir yükü üzerine aldı. Nasıl Irak işgal ve iç savaşla bölündüyse nasıl Suriye bir iç çatışmayla iç savaşla bölündüyse şimdi de önce Amerikan-İsrail bombardımanı ve bu bombardımandan sonra da İran'ın bir iç savaşa sürüklenmesi hedefleniyor. Kafalardaki hayal şu: Bu 3 devlet bölündükten sonra sıra Türkiye'ye gelecek ve Türkiye'nin 22 ilini kapsayan bir bölge, bu 3 bölgeyle birleştirerek bir büyük Kürdistan oluşturulacak. İsrail bir hayal görüyor. Bu hayal Nil Nehri'nden Dicle ve Fırat'a kadar uzanan alanın vaat edilmiş topraklar olduğu hayali. Biz bu olandan ne ders almalıyız? Biz Irak'ta, Suriye'de ve şimdi İran'da olanlardan ders alıp önümüzdeki yıllarda daha şimdiden Türkiye'yi ikinci İran ilan eden Netanyahu zihniyetine karşı ülkemizin milli güvenliğini sağlayacak adımları hızla atmalıyız. Devletler en kötü durum senaryosuna göre yönetilir. Pollyannacılık oynayarak, iyimserlikle devlet yönetemezsiniz. En kötü durum senaryosuna hazır olacaksınız ve ona göre kararlarınızı alacaksınız.'