(İSTANBUL) - EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, İstanbul'daki ünlülere yönelik uyuşturucu soruşturmasında 22 kişinin gözaltına alınmasına ilişkin, 'Yapılan operasyonun toplumu sindirmeye, toplumu korkutmaya, halkın üzerinde baskı kurmanın bir aracı haline geldiğini görmek gerekir. Eğer uyuşturucuya karşı mücadele ediyorsanız, yapacağınız işler bellidir. Öncelikle uyuşturucu ticareti yapanların, baronların yakalanarak gözaltına alınması ve uyuşturucu trafiğinin kesilmesi gerekir' dedi.
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Aslan, İstanbul'daki ünlülere yönelik uyuşturucu soruşturması kapsamında 22 kişinin gözaltına alınmasına ilişkin şunları söyledi:
'Uzun zamandır sanatçılara yönelik bu tür operasyonlara hep tanık oluyoruz. Bu operasyonların perde arkasında ne oluyor, ne bitiyor, neler yaşanıyor? Bunları halkımızın bilmesi gerekir. 24 yıllık bir AKP iktidarı dönemini geride bırakıyoruz ve sadece sanatçılara dönük operasyon yapılıyor; uyuşturucu kullandıkları için ya da aracılık ettikleri için. Peki, esas olarak bu uyuşturucu nereden Türkiye'ye geliyor? Kimler getiriyor? Bu uyuşturucu baronları nerede? Bunun ticaretini kimler yapıyor? Kimler bunlara yol veriyor? Hangi yol ve yöntemlerle Türkiye'ye uyuşturucu getiriyorlar meselesine gelince, iktidarın hiçbir açıklaması yok. Yani baronlar istediği gibi uyuşturucu getirecekler, onun ticaretini yapacaklar, gençleri ve çocukları zehirleyecekler, bu ülkenin evlatlarını uyuşturucuya alıştıracaklar; ama sadece sanatçılara operasyon yapılacak.
Ya da bu ülkede resmi araçlarla uyuşturucuyu taşıyan güvenlik görevlileri yakalandığında, bunun arkasından gidilmediğini gördük. O yüzden yapılan operasyonun toplumu sindirmeye, toplumu korkutmaya, halkın üzerinde baskı kurmanın bir aracı haline geldiğini görmek gerekir. Eğer uyuşturucuya karşı mücadele ediyorsanız, yapacağınız işler bellidir. Öncelikle uyuşturucu ticareti yapanların, baronların yakalanarak gözaltına alınması ve uyuşturucu trafiğinin kesilmesi gerekir. Kamu içerisinde buna aracılık edenlerin, buna yol verenlerin de açığa çıkarılarak tespit edilmesi ve gerekli adli işlemlerin yapılması gerekir. Ama bu iktidarın böyle bir niyetinin olmadığını da görmemiz gerekir.'
'ÇIPLAK ARAMA GİBİ YÖNTEMLERE SON VERİLMELİ'
Seyit Aslan, İBB soruşturması kapsamında tutuklanan Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker'in çıplak arama iddiasına dair şöyle konuştu:
'Türkiye'de çıplak arama, bu iktidarın bir yöntemi, insanların onurunu kırmanın bir aracı haline geldiğini söylemek gerekir. Bugün Şebnem Korur Fincancı'nın yazısında, Türkiye İnsan Hakları Vakfı'na gelen şikayetlerin yüzde 48'inin onur kırıcı davranışlar, yani tutuklu ve hükümlüler üzerinde onur kırıcı davranışlardan biri olan çıplak aramanın yapıldığı yönünde olduğunu söylüyor. Bu iktidar ne diyordu? 'İşkenceye sıfır tolerans. İşkence yok. Bu ülkede işkenceyi asla kabul etmiyoruz.' Ama görüyoruz ki cezaevlerinde tutsaklar işkence görüyor, çıplak aramaya tabi kalıyor ve yeniden psikolojik bir travmanın içerisine sokuluyor. O yüzden bu çıplak arama da dahil olmak üzere insan onurunu kırıcı her türlü işkenceden vazgeçilmesini; cezaevlerinde yaşanan bu çıplak arama gibi yöntemlere son verilmesi gerekir.'
Aslan, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü'ne dikkat çekerek Türkiye'de çocuk işçiliğinin resmileştiğini, 2 milyona yakın çocuk işçi bulunduğunu ve MESEM kapsamında 560 bin çocuğun atölye ve fabrikalarda çalıştığını ileri sürerek, çocuk işçiliğinin arttığını ve çocukların iş cinayetlerine kurban gittiğini söyledi.
ERDOĞAN'IN ÇAY-SİMİT HESABINI HATIRLATTI
Aslan, işçilerin, kadınların, gençlerin, üreticilerin ve küçük esnafın ekonomik durumun iyi olduğunu söylemediğini belirterek, 'Saray düzeni ekonominin iyi gittiğini ifade ediyor ama gerçek öyle değil' dedi.
1993'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın asgari ücret üzerinden yaptığı çay-simit hesabını hatırlatan Aslan, günümüzde bir çay fiyatını 30 TL, simidi ise 25 TL olarak hesapladıklarını, buna göre beş kişilik bir ailenin sadece çay ve simitle üç öğün beslenmesi halinde aylık giderin 24 bin 750 TL'ye ulaştığını, asgari ücretin ise 28 bin 75 TL olduğunu ifade etti. Aslan, kira, doğal gaz ve elektrik faturaları ile çocukların eğitim ve sağlık giderleri eklendiğinde tablonun daha da ağırlaştığını belirtti.
EMEP'li Aslan, 'Buradan Erdoğan'a şunu söylemek istiyoruz: 1993'te 'Bu zalimler bize bunu yaşatıyor' demişti. Şimdi zalimin kendisi olmuş durumda. Kendisi bin 150 odalı sarayda şatafat içerisinde yaşarken, arabalar, uçaklar ve filoların hesabını vermezken; öbür tarafta işçi ailelerinin içinde bulunduğu koşullar ortadadır. Bunu kabul etmiyoruz' diye konuştu.




