İsrail, Lübnan'daki Rus Kültür Merkezi'ni vurdu
İsrail, Lübnan'daki Rus Kültür Merkezi'ni vurdu
İçeriği Görüntüle

Haber: Mehmet Duran ÖZKAN / Kamera: Erdal AKBUĞA

(MALATYA) - CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Şeker-İş Sendikası Malatya Şubesi'ni ziyaret etti. Ağbaba, şeker fabrikalarının önemine dikkati çekerek, 'Özelleştirme işçinin menfaatine, şehrin menfaatine değil; sadece bir grup azınlığın menfaatine olduğunu hep söyledik. Ama Malatyalılar bunu çok duymadı, çok dinlemedi' dedi.

Şeker-İş Malatya Şubesi'ne ziyarette bulunan Ağbaba'yı, Şeker-İş Malatya Şube Başkanı Nuri Murat, sendika yönetimi ve bir grup işçi karşıladı.

Ziyarette konuşan Şeker-İş Malatya Şube Başkanı Nuri Murat, Ağbaba'nın özelleştirme sürecinde şeker fabrikaları için önemli bir mücadele verdiğini belirterek, şunları söyledi:

'CHP Malatya Milletvekilimiz Sayın Veli Ağbaba, Türk Şeker için gerçekten emeği olan, büyük bir mücadele veren bir şahsiyet, bir kişiliktir. Bundan dolayı ben, tüm Türk Şeker çalışanları adına Sayın Vekilimizi gerçekten takdir ediyor ve bir kez daha teşekkür ediyorum. Çünkü özelleştirme sürecinde Türkiye'deki tüm fabrikaları tek tek gezip mücadelemizde bize destek olmuştu, bizim yanımızda olmuştu. Diğer taraftan da her zaman emeğin yanında, emekçinin yanında durdu. Ne zaman bir sorun ya da sıkıntı yaşasak Sayın Veli Bey'i hep yanımızda gördük. Gerçekten Veli Bey bu konuda gösterdiği çaba ve gayretle küçümsenmeyecek, takdire şayan bir mücadele veriyor.'

'Özelleştirmeler kent ekonomisine zarar verdi'

Ziyarette konuşan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ise geçmişteki özelleştirme örneklerini hatırlatarak şunları söyledi:

'Şeker fabrikası önemli. Başından beri bunu söyledik. Özelleştirmenin işçinin menfaatine, şehrin menfaatine değil; sadece bir grup azınlığın menfaatine olduğunu hep birlikte söyledik. Ama Malatyalılar bunu çok duymadı, çok dinlemedi. Bakın, hemen yanı başımızda iki özelleştirme var: Biri Sümerbank özelleştirmesi, diğeri Tekel özelleştirmesi. Hatırlayın, o zaman Sümerbank 5,9 milyon dolara özelleştirildi. İçindeki makineler de yaklaşık 3 milyon dolara satıldı. Şimdi paranın gücü yetmez, parayla güç yetmez ama herkes sessiz kaldı. Bir toplumsal algı yaratıldı.'

'Vereilen sözler tutulmadı'

Özelleştirmeler sonrası verilen sözlerin tutulmadığını söyleyen Ağbaba, şöyle devam etti:

'Tekel ile ilgili de Sümerbank ile ilgili de: Sanki bu insanlar, bu işçiler devletin üzerinde bir yükmüş, çalışmadan maaş alıyormuş gibi bir hava estirildi, hatırlarsanız. Ama Malatyalılar da eleştirilir; kendimizi de eleştirelim. Sesleri çıkmadı. Bakın, Tekel'in ve Sümerbank'ın hem kentin ekonomisine hem de üretime ne kadar faydası olduğunu hep beraber biliyoruz. Ne oldu? Özelleştirildi, sonra ne oldu? 'Yeni fabrika yapacağız' dediler. Hiçbir şey yapılmadığı gibi o fabrika satıldı, gönderildi ve yerine bir alışveriş merkezi yapıldı. Hatta iki tane alışveriş merkezi yapıldı. Özelleştirmede işçinin faydasına, memleketin faydasına bir şey olmuyor. Sadece para olarak üç beş kişinin faydasına oluyor.

Bir başka mesele de şu: Yüksek maaş alan emekliye ikramiye vermemek için çalışma yapılıyor. Hükümet vermemek için bir çalışma yapıyor. Burada da büyük bir yalan var. Bunu da dikkatinize sunmak isterim. Bakın, yaklaşık 17 milyon emeklimiz var. Çok yüksek maaş alan emekli sayısı 17 bini geçmez. Ama ortalama emekli maaşlarına bakın; en düşük emekli maaşı 20 bin lira ama ortalama emekli maaşı 23 bin 300 lira civarında. Çevrenize bir bakın, çok az kişi 30 bin liranın üzerinde maaş alıyor. Oranlara baktığımız zaman en düşük emekli maaşını alanların oranı yüzde 43 civarında. Yani 20 bin lira alan emeklilerin oranı yüzde 43 civarında. Öyle çok yüksek maaş alan emekli sayısı, hadi diyelim 80-100 bin; bir elin parmağını geçmez. Toplasanız bilemediniz 10 bin, bilemediniz 15 bindir.'

'Yargılama şeffaf yapılmalı'

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik davayala ilgili de değerlendirmelerde bulunan Ağbaba, şunları söyledi:

'Tam bir yıl geçti, yeni yargılama başlıyor. Bir insan suçluysa açarsın mahkemeyi, şeffaf şekilde herkes izler. Mahkemede insanların savunma hakkını kısıtlamazsın. Biz bunu Balyoz davalarında da gördük. Aynı şey orada da yapılmaya çalışıldı. Seyirciler salonlardan çıkarıldı. Türk Silahlı Kuvvetleri bu mahkemeler eliyle adeta terör örgütü gibi gösterildi. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin komutanı İlker Başbuğ ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı. O dönemde de Ergenekon ve Balyoz davalarında milletvekilleri dışarı çıkarıldı, seyirciler dışarı çıkarıldı, gaz sıkıldı. Bunların hepsi iddianamenin sağlam bir temele dayanmamasından, gerçekle bağının olmamasından kaynaklanıyordu.

Eğer hakimler ve savcılar iddianamelerine güveniyorsa, şeffaf ve açık bir yargılama yapılır. Biz hep söylüyoruz: Eğer içimizde bir hırsız varsa, bir namussuz varsa toplum da görsün. TRT'den canlı yayınlansın. Ama buna imkan verilmiyor. Ekrem İmamoğlu'nun savunma hakkı kısıtlanıyor. Hatırlayın, bu memleket hangi davaları gördü. Ama sonuçta hak yerini buluyor. Eğer aranızda bir pislik yoksa, sonunda siz kazanıyorsunuz. Biz buna inanıyoruz. Cumhurbaşkanı adayımızın da bu konudaki masumiyetine inanıyoruz. Diğer arkadaşlarımızın da masumiyetine inanıyoruz.'

Kaynak: ANKA