İstanbul’da 1989 yılında evlenen çift, 2005 yılında anlaşmalı olarak boşandı. Boşanma duruşmasında taraflar, paylaşılacak malları ve eşya talepleri bulunmadığını beyan etti.
Ancak yaklaşık 20 yıl sonra eski eşler mal paylaşımı nedeniyle yeniden mahkemelik oldu.
Kadın, 2025 yılında açtığı davada, evlilik döneminde birlikte kurdukları şirketin boşanma sırasında iflasın eşiğinde olduğunu, geçen yıllar içinde ise şirketin kâr etmeye başladığını belirterek alacak talebinde bulundu.
Eski eşler karşılıklı dava açtı
Kadının açtığı davanın ardından erkek de evlilik süresince edinildiğini ileri sürdüğü taşınmazlar ve şirket hisseleri nedeniyle alacak davası açtı.
Davalar Küçükçekmece 2. Aile Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, tarafların anlaşmalı boşanma duruşmasında söyledikleri “paylaşılacak malımız yok” şeklindeki beyanı dikkate aldı.
Bu ifadenin mal paylaşımının tamamlandığını gösterdiği değerlendirmesinde bulunan mahkeme, her iki davanın da reddine karar verdi.
Kararın ardından tarafların itirazları üzerine dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşındı. İstinaf mahkemesi de ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygun bularak başvuruları reddetti.
Yargıtay kararı bozdu
Dosyanın Yargıtay’a taşınmasının ardından Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, boşanma protokolünde mal paylaşımına ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığına dikkat çekti.
Daire, duruşmada kullanılan “paylaşılacak malımız yok” ifadesinin tek başına mal paylaşımından vazgeçildiği anlamına gelmeyeceğine hükmetti ve yerel mahkemenin kararını bozdu.
İstinaf mahkemesinin kararında direnmesi üzerine uyuşmazlık Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun önüne geldi.
Hukuk Genel Kurulu son noktayı koydu
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin görüşünü benimseyen Hukuk Genel Kurulu, anlaşmalı boşanmanın tek başına mal paylaşımını sona erdirmeyeceğine karar verdi.
Kurul, mal rejiminin tasfiyesinin tamamlanmış sayılabilmesi için tarafların bu konuda açık ve net bir anlaşma yapması gerektiğine dikkat çekti.
Böylece boşanma sırasında yalnızca “paylaşılacak malımız yok” şeklinde beyanda bulunulmasının, tek başına mal paylaşımından vazgeçildiği anlamına gelmeyeceği yönündeki Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararı benimsenmiş oldu.




