(ANKARA) - Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu Antalya'da yaptığı açıklamada, 'Tayyip Bey 2002'de 'faiz, enflasyon, işsizlik, satın alma gücü' demiş, şimdi aynı şeyleri ben söylüyorum. 2026'dayız, simit diyorum. 24 yıldır aynı şeyi konuşuyor olmamamız lazım. Ben adalet, kalkınma diyorum. O, partisinin adını Adalet ve Kalkınma koymuş; ben de adalet ve kalkınma için parti kurdum. İsmi farklı olan, sorumluluğu aynı olan bir parti kurmuş olduk. 'Bu kadar parti varken siz niye kuruldunuz?' diyorlar. Bu kadar çok parti olmasından gocunmayalım, memnun olalım. Asıl korku, teslimiyete konu olacak şekilde hiç parti kurulmamasıdır. Milletin evlatları 'daha iyisini yaparız' diye toplanıyorsa, bu millet için kıymetli bir alternatif, kıymetli bir faaliyettir.' şeklinde konuştu.
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Antalya Gazeteciler Cemiyeti ziyaretinde gazetecilerle bir araya geldi. Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı İdris Taş ve cemiyet yönetiminin ev sahipliğindeki programa, Anahtar Parti Antalya İl Başkanı Mustafa Güneş ile il teşkilatı da katıldı.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, şunları kaydetti:
'Tayyip Bey 2002'de 'faiz, enflasyon, işsizlik, satın alma gücü' demiş, şimdi aynı şeyleri ben söylüyorum'
'Yeni bir parti, bildiğiniz hikâyesiyle teşkilatlanacak. Programını yapacak, programını yürütüp millete sunacak. 'Daha iyisi mümkündür' diyerek yola çıkan bir partiyiz. Bu kısmı rutin. Ne ilk kurulan ne de son kurulan partiyiz. Devamlı aynı şeyi yapmaktan mahcubuz. Çok uzun zamandır maruz kaldığımız sorunların, partiler değişse bile hayatımızın içinde olmasından mahcubiyet duyuyoruz. Özal da Demirel de Erdoğan da enflasyondan dolayı parti kurmuş. E hâlâ enflasyon hayatımızın ortasında. Bu kadar senedir enflasyon, faiz, işsizlik, planlama sorunları var. Bu sorunların sürekli siyasetin planlamasında, ağzımızda olması mahcubiyettir bizim için. Devamlı aynı şeyleri konuşmak Türk milleti için ayıptır.
Türk; üreten, bilen, çalışabilendir. Türk'ün mütemmimi diye bir şey saymaya başlarsanız, ilk sıralarda bunların olması gerekir. Ancak siyasetin işini doğru yapamamasından dolayı aynı sorunları konuşuyoruz. Tayyip Bey 2002'de 'faiz, enflasyon, işsizlik, satın alma gücü' demiş. Şimdi aynı şeyleri ben söylüyorum. 2026'dayız, simit diyorum. 24 yıldır aynı şeyi konuşuyor olmamamız lazım. Ben adalet, kalkınma diyorum. O, partisinin adını Adalet ve Kalkınma koymuş; ben de adalet ve kalkınma için parti kurdum. İsmi farklı olan, sorumluluğu aynı olan bir parti kurmuş olduk.
'Bu kadar parti varken siz niye kuruldunuz?' diyorlar. Bu kadar çok parti olmasından gocunmayalım, memnun olalım. Asıl korku, teslimiyete konu olacak şekilde hiç parti kurulmamasıdır. Milletin evlatları 'daha iyisini yaparız' diye toplanıyorsa, bu millet için kıymetli bir alternatif, kıymetli bir faaliyettir.
Siyasi alışkanlıklar basındaki görünürlüğü etkiliyor. 50+1 sistemi kutuplaşmayı mecbur ediyor. Kimin tarafındaysanız, onun imkânlarıyla hemhâl oluyorsunuz. Siyaset kurumunun bize yaptığı en kötü şey bu. Adalet bozuk değil, siyaset bozuyor.
Basında da öyle; basın bozuk değil, siyasetin basına 'siz vazifenizi iyi yapın, biz sizin şartlarınızı iyileştirelim' demeyip, 'siz bizden olun, biz Basın İlan Kurumu'nu da ayarlarız' demesiyle bozuluyor. Aslında her şeyi siyaset bozuyor.'