(ANKARA) - Yeni Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, faiz üzerinden yapılan para ve servet transferlerine ilişkin, 'Ülke, büyüyor ama büyümenin önemli bir bölümü üretimden değil; finansal varlık sahiplerine akan getirilerden besleniyor.  Uygulanan politika, topluma 'Üretme, faiz al' mesajı veriyor. Türkiye'de oluşan dev faiz havuzu, serveti finansal varlığı olan kesime aktarıyor. Bu kaynak üretime, teknolojiye ve istihdama yönelmedikçe gelir dağılımı daha da bozulacak, servet serveti büyütecek, çalışarak zenginleşmek ise her geçen gün daha zor hale gelecektir. Her zaman şunu söylüyoruz' dedi.

Ebrar Sitesi G Blok davasında gerekçeli karar: Kamu görevlisi sanıklara iyi hal indiriminin gerekçesi 'sabıkasız geçmişleri' ve 'yargılama sürecindeki davranışları' oldu
Ebrar Sitesi G Blok davasında gerekçeli karar: Kamu görevlisi sanıklara iyi hal indiriminin gerekçesi 'sabıkasız geçmişleri' ve 'yargılama sürecindeki davranışları' oldu
İçeriği Görüntüle

Yeni Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, sosyal medya hesabından, 'Türkiye, faiz ekonomisine teslim oldu' diyerek, faiz üzerinden yapılan para ve servet transferlerine ilişkin rakamları paylaştı.

Karabat, paylaşımında, şu ifadeleri kullandı:

'Türkiye'de ekonomi yönetimi, yüksek faizi geçici bir ilaç olarak sundu. Gelinen noktada ise faiz, üretimden daha cazip bir kazanç kapısına dönüştü. Faiz üzerinden yapılan servet transferini gözler önüne serelim. Faiz getirileri, mevduat veya fonlar yoluyla elde ediliyor. Vadeli mevduatta 17,5 trilyon TL, para piyasası fonlarında 3,33 trilyon TL, serbest fonlarda 5,88 trilyon TL bulunuyor. Toplam büyüklük yaklaşık 26,7 trilyon TL, (Serbest fonlarda getiri garantisi olmayan fonlar var ancak çoğunluğu yüksek getiri sağlıyor). Yıllık ortalama getirinin vergi sonrası yüzde 35 olduğu varsayıldığında bu varlıklara bir yılda ödenecek faiz yaklaşık 9,3 trilyon TL ediyor. Bu, birçok bakanlığın bütçesini katlayan, başlı başına devasa bir servet transferi anlamına geliyor.

Yıl sonunda milli gelirin yaklaşık 100 trilyon TL olması bekleniyor. Yaklaşık 9,3 trilyon TL faiz ve fon getirisi, milli gelirin yüzde 9-10'una denk geliyor. Ülke, büyüyor ama büyümenin önemli bir bölümü üretimden değil; finansal varlık sahiplerine akan getirilerden besleniyor.  Bu sistemin en büyük sorunu, çalışmadan kazanmayı ödüllendirmesi. Fabrika kuran, yatırım yapan, ihracat için risk alan ile parasını faiz araçlarına park eden aynı ekonomik ortamda yaşamıyor. Ekonomi politikası, üretimi değil faizi daha cazip hale getiriyor.

Resmi kurumlar, tekil yatırımcı sayılarını ayrıntılı açıklamıyor. Ancak elimizdeki veriler yaklaşık olarak şunu gösteriyor, yaklaşık 3 milyon vadeli mevduat sahibi, 1,7 milyon para piyasası fonu yatırımcısı ve 626 bin serbest fon yatırımcısı var. Bu grupların önemli kısmı aynı kişilerden oluşuyor. Türkiye'nin nüfusu 86 milyon. Faiz ve benzeri finansal getiriden doğrudan yararlanan kitlenin toplam nüfus içindeki payı büyük olasılıkla yüzde 5 civarında. Buna rağmen uygulanan para politikalarının maliyeti enflasyon, yüksek kredi faizi ve düşük yatırım iştahı üzerinden toplumun tamamına yayılıyor.

Tartışmalar, genellikle bireysel mevduat sahipleri üzerinden yürütülüyor. Oysa perde arkasında 220 bin kurumsal yatırımcı, 4,12 trilyon TL fon portföyünü yönetiyor. Kurumsal yatırımcılar çeşitli vergi avantajlarından ve profesyonel finansal yapılardan yararlanarak, bu sistemin en büyük kazananları arasında yer alıyor. Yüksek faiz sadece tasarrufu ödüllendirmiyor. Sermayeyi üretimden uzaklaştırıyor. Yeni fabrika kurmak, makine almak, istihdam yaratmak yerine parayı faiz araçlarında değerlendirmek daha düşük riskli ve çoğu zaman daha karlı hale geliyor. Bu tablo sürdürülebilir büyüme üretmez.

Ekonomi yönetimi sık sık yatırım, üretim ve istihdam hedeflerinden söz ediyor. Ancak uygulanan politika, topluma 'Üretme, faiz al' mesajı veriyor. Bu nedenle özel sektör yatırımlarındaki zayıflık tesadüf değil.  Evet, yaklaşık veriler üzerinden durumu aktardık. Ama görünen tablo net. Türkiye'de oluşan dev faiz havuzu, serveti finansal varlığı olan kesime aktarıyor. Bu kaynak üretime, teknolojiye ve istihdama yönelmedikçe gelir dağılımı daha da bozulacak, servet serveti büyütecek, çalışarak zenginleşmek ise her geçen gün daha zor hale gelecektir. Her zaman şunu söylüyoruz... Türkiye fakir bir ülke değil, ancak kaynakları yağmalanan bir ülke... Yeni Parti olarak bu düzene dur demek, servet transferine son vermek ve adil gelir dağılımı sağlamak üzere yola çıktık. Hazırız, geliyoruz...'

Kaynak: ANKA