(ANKARA) - YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, fon soruşturmasına ilişkin, 'Bugün istifası kamuoyuna yansıyan Taha Çakmak, açıklığa kavuşturulması gereken büyük bir ilişki ağının yalnızca bir halkası. Her şey herkesin gözü önünde yaşanırken bu kadar bağlantının, bu kadar yetkinin ve bu kadar sessizliğin nasıl bir araya geldiği açıklanmalıdır. Araştırılması gereken tam da şu: Vatandaşın parasına el uzatanlarla buna göz yumanlar, aynı ağın farklı noktalarında mı duruyordu? Hesaplaşma bir kişinin istifasıyla sınırlanamaz; parayı yönlendiren de kararı onaylayan da uyarıyı görmezden gelen de ortaya çıkarılmalıdır. Bir halka koptu diye zincirin geri kalanını unutturamazsınız' dedi.

YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, fon soruşturmasına ilişkin yaptığı açıklamada Taha Çakmak'ın istifasının daha geniş bir ilişki ağının araştırılması gerektiğini gösterdiğini savundu. Özlale, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

CHP'li Sevda Erdan Kılıç'tan Gürsel Tekin ve Mehmet Ali Yüksel'e başarı mesajı
CHP'li Sevda Erdan Kılıç'tan Gürsel Tekin ve Mehmet Ali Yüksel'e başarı mesajı
İçeriği Görüntüle

'Bir istifa, onlarca bağlantı, milyarlarca liralık soru: Taha Çakmak kim? Erişah Arıcan'dan Türkiye Sigorta'ya, kredi derecelendirmesinden yatırım fonlarına uzanan ilişkiler bize ne anlatıyor? İsim isim, kurum kurum anlattım. Bir halka koptu diye zincirin geri kalanını unutturamazsınız. Taha Çakmak'ın istifası ve bir ilişki ağının anatomisi. Bir istifa çok sayıda bağlantı. İstifası bugün kamuoyuna yansıyan ve haberlerde malvarlığına tedbir konulduğu belirtilen Taha Çakmak sıradan biri değil. Kendisi, Şahap Kavcıoğlu'nun TCMB Başkanı olduğu dönemde başkan yardımcılığı yaptı. Daha önce, 2016-2018 yıllarında TCMB Başkan Yardımcılığı yapan ve sonrasında TERA yönetiminde yer alan Erkan Kilimci de fon soruşturması kapsamında tutuklandı. Kilimci ile Çakmak aynı dönemde başkan yardımcılığı yapmadı; ancak farklı dönemlerde kamu finans yönetiminde görev alan bu isimlerin daha sonra hangi kurumlarda buluştuğunun araştırılması gerekiyor. Fon soruşturmasında adı geçen eski bakan yardımcısı Bülent Aksu'nun da bulunduğu bu çevrenin Berat Albayrak dönemiyle bağlantıları açıklığa kavuşturulmalıdır.

Yolların kesiştiği isim: Erişah Arıcan. Sayın Berat Albayrak tezini Erişah Arıcan ile yazmış. Erişah Hanım o kadar kıymetli biri ki kendisi hem Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı hem de Türkiye Varlık Fonu Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Lisans derecesini nereden aldığına dair çok bilgi yok ama sonrasında hep Marmara Üniversitesi'nde olmuş. Zaten kendisi aynı üniversitede öğretim üyesi olan Aydın Ayaydın'ın yeğeni. Erişah Hanım'ın çok başarılı tez öğrencileri var. Biri de yukarıda bahsettiğimiz Şahap Kavcıoğlu. Kendisinin başkanlık döneminde TCMB'de insan kaynakları genel müdürü olarak görev yapan Doğan Başar da Taha Çakmak'ın genel müdür olduğu Türkiye Sigorta'da genel müdür yardımcısı olarak görev yapıyor. Türkiye Sigorta'nın bir de teknik genel müdür yardımcısı var. Adı Çağrı Akpınar. Kendisi Marmara Finansal Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı Özgür Akpınar'ın kardeşi ve Erişah Arıcan'ın da doktora öğrencisi.

Türkiye Sigorta'nın parası nereye gitti? Peki, daha önce hakkında tedbir kararı alındığı ve bu kararın saatler sonra kaldırıldığı ileri sürülen Türkiye Sigorta A.Ş. neden önemli? Fon vurgununu konuşurken neden bu kurumun yatırım kararlarını sorguluyoruz? Çünkü topladığı primlerle, tasfiyesine karar verilen fonlara ve soruşturmaya konu hisse senetlerine yüksek tutarlı yatırım yaptığına ilişkin iddialar var. Türkiye Sigorta'nın ana hissedarı, sermayesinin yüzde 76,1'ini elinde bulunduran TVF Finansal Yatırımlar AŞ. Kalan yüzde 23,9'luk pay Borsa İstanbul'da işlem görüyor. Dolayısıyla Borsa İstanbul'un hissedar olmasıyla şirket paylarının borsada işlem görmesi birbirine karıştırılmamalı. Buradaki temel soru, bu ölçekte kurumsal kaynağın hangi yatırım kararlarıyla, hangi riskler üstlenilerek kullanıldığıdır.

İşin bir de özel sektör tahvili tarafı var ki önlem alınmazsa ciddi bir piyasa riski doğurabilir. Sistemi, Adil Varlık Yönetim AŞ hakkında ileri sürülen iddialar üzerinden ele alalım. Şirketin ortaklık yapısı, Mustafa Yazıcı ve Ali Emre Ballı'yla bağlantıları, gerçekleşen tahvil ihraçları ve ihraç gelirlerinin kullanım yerleri birlikte ortaya konmalıdır. İncelenmesi gereken ihtimal şu: Bir şirket tahvil ihraç ederek topladığı parayı faaliyet veya yatırım yerine sorunlu fonlara yönlendirirse ne olur? Bu şirketin borçlanmaya erişiminde güçlü bir kredi notunun etkisi bulunabilir. İşte bu noktada devreye kredi derecelendirme kuruluşları giriyor. Bu alanda önemli bir yeri bulunan kredi derecelendirme kuruluşu JCR Eurasia'ya bakalım. Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdür Prof. Dr. Feyzullah Yetgin bilin bakalım kiminle doktora tezini yazmış? Doğru bildiniz: Erişah Arıcan ile: JCR Eurasia'nın yönetim kurulu üyelerinden biri kim? Server Demirci. Kendisi de Erişah Arıcan ile aynı üniversitede çalışmış ve ortak yayınları var. Şimdi asıl soruya dönelim: Adil Varlık ve benzeri ihraççıların kredi notları, gerçek borç ödeme kapasitelerini ne ölçüde yansıtıyordu? Şirketlerin faaliyet nakdi, fon yatırımları ve bu yatırımların nakde dönüşme riski yeterince değerlendirildi mi? Tahvillerini Türkiye Sigorta satın aldıysa hangi tutarda, hangi tarihte ve hangi yatırım değerlendirmesine dayanarak aldı? Aynı kurumun soruşturmaya konu paylara ve fonlara yaptığı ileri sürülen yatırımlar da bu incelemeye dahil edilmelidir.

Türkiye Sigorta'nın Hazine ve Emeklilik Operasyonları Genel Müdür Yardımcısı Gürol Sami Özer'in tahvil alımlarındaki karar, onay ve risk değerlendirme süreçlerindeki rolü de açıklanmalıdır. İhraç gelirlerinin TERA ve Pusula bağlantılı fonlara yönlendirilip yönlendirilmediği, tahvil satışı ile fon alımlarının tarih ve tutarları eşleştirilerek araştırılmalıdır. Burada Pusula ve Katılımevim çevresindeki iki isme dikkat edelim. Pusula'da genel müdürlük yaptığı belirtilen Ayşe Seher Aydın'ın doktora tez danışmanı Erişah Arıcan. Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ'nin kurucu ortağı Serdar Turhan ise zamanında Erişah Hanım'ın başında olduğu programda yüksek lisans öğrencisi olmuş bir isim. Bilgi notundaki umre ziyaretine ilişkin anlatım da bu çevrenin sosyal temaslarına işaret ediyor. Yurt dışına hisse transferiyle ilgili belgenin ise hesap sahibi, talimatı veren kişi, alıcı kuruluş ve işlemin gerçekleşip gerçekleşmediği yönünden ayrıca incelenmesi gerekiyor. Bir transfer talimatından hareketle hesabı belirli bir kişiye atfetmek veya işlemin tamamlandığını söylemek doğru olmaz.

Araştırılması gereken mekanizmayı sadeleştirelim: Şirket yüksek kredi notuyla borçlanmaya erişiyor; tahvilini Türkiye Sigorta gibi kurumsal yatırımcılara satıyor; elde ettiği parayı yüksek getiri beklentisiyle fonlara yönlendiriyor. Getiri borçlanma maliyetinin üzerinde kaldığında aradaki fark şirkete kazanç sağlıyor. Ama çark tersine döndüğünde fonun muhasebedeki değeri, tahvil ödeme gününde kullanılabilecek nakit anlamına gelmiyor. Fon payları satılamazsa veya değer kaybederse şirketin kupon ve anapara ödemesi zorlaşabiliyor. Şirketin faaliyet nakdi de yetersizse risk, tahvili taşıyan sigorta şirketine veya başka fonlara yayılabiliyor. Bu, belirli şirketler bakımından işlem kayıtlarıyla sınanması gereken bir risk zinciridir. Adil Varlık'a ilişkin ödeme aksaması iddiası da doğru tüzel kişi, vade, tutar ve ödeme bildirimi üzerinden netleştirilmelidir. Ekonomi yönetimine uyarımız açık: Fonlardaki sorunun tahvil piyasasına yayılmasını beklemeyin; ihraç gelirlerinin kullanımını, ödeme takvimlerini ve kurumsal portföylerin riskini şimdi inceleyin.

O zaman şu soruyu da sormak gerekiyor. Bütün bunlar olurken Borsa İstanbul'da manipülasyon şüphesi taşıyan işlemleri rapor etmekle görevli birimler ne yapıyordu? Anlatalım: Borsa İstanbul'un genel müdür yardımcılarından biri Sayın Güzhan Gülay zaten Erişah Arıcan'ın doktora öğrencisi. Borsa İstanbul'da en önemli birimlerden biri olan Denetim ve Gözetim Kurulu'nun Başkanı Sayın Filiz Demirkıran. Kendisi bu senenin başına kadar kimin özel kalemiydi? Erişah Arıcan'ın: Tabii bir de Borsa İstanbul'da İç Kontrol ve Risk Yönetimi Birimi var kurum içindeki kontrol süreçlerinin yeterliliğini değerlendiren. O birimin başında da Sayın Elvan Altıkulaç var. Kendisinin doktora tez danışmanını söylemeye bilmem gerek var mı? Elvan Hanım'ın eşi Ertan Bey de Ziraat Bankası'nda Uluslararası Bankacılıktan sorumlu ve tabii ki kendisi de eşi gibi doktora tezini Erişah Hanım ile yazmış!

Burada piyasa işlemlerinin gözetimi ile kurum içi kontrolün aynı görev olmadığını da ayıralım. Sorulması gereken, ilgili birimlerin hangi uyarıları hazırladığı, bu uyarıları kime ilettiği ve yönetimin hangi kararları aldığıdır. Tedbirlerin varlığı kadar zamanlaması, kapsamı ve sonuçları da incelenmelidir. Bugün istifası kamuoyuna yansıyan Taha Çakmak, açıklığa kavuşturulması gereken büyük bir ilişki ağının yalnızca bir halkası. Her şey herkesin gözü önünde yaşanırken bu kadar bağlantının, bu kadar yetkinin ve bu kadar sessizliğin nasıl bir araya geldiği açıklanmalıdır. Araştırılması gereken tam da şu: Vatandaşın parasına el uzatanlarla buna göz yumanlar, aynı ağın farklı noktalarında mı duruyordu? Hesaplaşma bir kişinin istifasıyla sınırlanamaz; parayı yönlendiren de kararı onaylayan da uyarıyı görmezden gelen de ortaya çıkarılmalıdır. Bir halka koptu diye zincirin geri kalanını unutturamazsınız.'

 

 

Kaynak: ANKA