(ANKARA) - DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, AHBAP Derneği'ne yönelik soruşturmaya ilişkin, 'Kamuoyunda sürekli ismi geçen, bu kadar büyük paraların döndüğü bir dernek niçin denetlenmedi? Derneğin yapılanmasındaki kimi çatlaklara siyasi sebeplerle mi göz yumuldu? İktidarın yakınlarından birilerinin bu dernekle farklı ilişkisi mi vardı? Bu insanların at koşturduğu boşluk kendiliğinden oluşmadı, kurumları yıpratırsanız ortalığa böyle yapılar girer' dedi.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Partisi'nin TBMM'deki haftalık grup toplantısında konuştu. Babacan, konuşmasına FIVB Milletler Ligi finallerine yükselen Filenin Efeleri'ni ve Filenin Sultanları'nı tebrik ederek başladı.
Ali Babacan, YKS sonuçlarının açıklanmasının ardından öğrenci ve aileleri tebrik ederek sonuçların hayırlı olmasını diledi. Gençlerin emeklerinin tek bir sınavla ölçülemeyeceğini vurgulayan Babacan, her öğrencinin yetenek ve hayallerine uygun bir eğitim yoluna adım atmasını temenni etti. Babacan, bu yıl YKS'de iki sorunun iptal edilmesini eleştirerek, milyonlarca öğrenciyi ilgilendiren böylesine önemli bir sınavda soru hazırlama süreçlerinde çok daha fazla özen gösterilmesi gerektiğini söyledi. Yanlış sorular nedeniyle öğrencilerin zaman kaybederek mağdur olabildiğini belirten Babacan, benzer hataların bir daha yaşanmamasını diledi.
'AVRUPA PARLAMENTOSU 2025 TÜRKİYE RAPORU HAZIRLANIRKEN ELİNİZ ARMUT MU TOPLUYORDU?'
Babacan, geçen günlerde Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü nedeniyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni ziyaret ettiğini belirterek, 'Kıbrıs Türk halkının geleceğini, Doğu Akdeniz'deki son gelişmeleri ve bölgemizde kalıcı barışın nasıl tesis edilebileceğini muhataplarımızla bir kez daha değerlendirdim. Kıbrıs Türk halkının iradesini ve adadaki mevcut gerçekleri görmezden gelen hiçbir yaklaşım çözüm üretemez' dedi.
Avrupa Parlamentosu'nun yayımladığı 2025 Türkiye Raporu'ndaki Kıbrıs bölümüne eleştiriler yönelten Babacan, 'Avrupa Parlamentosu'nun tek taraflı dayatmalarına boyun eğecek halimiz yok. Son yıllarda bu raporların bu kadar pervasız bir içerikle yayımlanması, Türkiye tarafında sürece gerekli önem ve özenin verilmediğini bize gösteriyor. Belli ki bizim tarafta, iktidar tarafında ciddi bir ihmal söz konusu. Avrupa Birliği konusunda ciddi bir boş vermişlik var. 'Ya nasıl olmayacak kardeşim bu iş? Ne işle uğraşıyoruz?' gibi bir vurdumduymazlık da var. Evet, bu raporları yazanların, oylayanların sorumluluğu var. Ancak böylesine olumsuz raporların yayımlanmasını önleyemeyenlerin de sorumluluğu var. Öyle sadece karşı tarafı suçlayıp geçemeyiz. Biz iktidarı da sorgularız. Bu raporlar hazırlanırken eliniz armut mu topluyordu arkadaş? Niçin kendinizi anlatamadınız? Niçin gerçekleri savunamadınız? Niçin 1974'teki Barış Harekatı'nın üzerine 52 yıl sonra leke sürmeye çalışanlara karşı bizi savunmadınız? Niçin haklarımızı koruyamadınız? Soruyoruz ve iktidardan cevap bekliyoruz' diye konuştu.
Ali Babacan, Gazze'deki can kayıplarına ve uluslararası toplumun sessizliğine tepki göstererek, Türkiye'nin kalıcı ateşkesin sağlanması, insani yardımların ulaştırılması ve Filistin Devleti'nin uluslararası alanda tanınması için daha güçlü diplomatik girişimlerde bulunması gerektiğini, NATO Zirvesi'nin ise bu açıdan önemli bir fırsatın değerlendirilemediğini söyledi.
'BU KADAR BÜYÜK PARALARIN DÖNDÜĞÜ BİR DERNEK YILLARCA NİÇİN DENETLENMEDİ?'
DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, AHBAP Derneği'ne yönelik soruşturmaya ilişkin üç soru yönelterek, şu ifadeleri kullandı:
'Birincisi; kamuoyunda sürekli ismi geçen, televizyon haberlerinde adı anılan, açık ya da örtülü şekilde sürekli reklamı yapılan, bu kadar büyük paraların döndüğü bir dernek yıllarca niçin denetlenmedi? 'Bilmedik, duymadık, haberimiz yoktu' diyemezsiniz ki. Niçin yıllarca insanlardan bunların para toplamasına izin verildi? İyi bir denetçi... İnanın, şöyle defterleri, banka hesaplarını önüne koyun. Büyük rakamları da koyun. Deyin ki, '10 milyonun üzerindeki bütün hesap hareketlerini bir getirin bakalım.' On beş dakikada çözer bunu. Niye yapılmadı bugüne kadar? Niye bugünü beklediniz? İkinci sorum; Derneğin yapılanmasındaki kimi çatlaklara acaba siyasi sebeplerle mi göz yumuldu? İktidara yakın bazı isimlerin bu dernekle farklı ilişkileri mi vardı? Üçüncü sorum; 'Bekleyelim, bu iş yayılsın, ağı genişlesin. Asıl hedeflediğimiz insanlar var. O insanlar da bu ağa takılsın, ondan sonra operasyonu yapalım' diye mi düşünüldü? Aslında siz bunu belli bir siyasi amaç ya da belli şahıslar için mi kullanmaya çalışıyorsunuz?'
'Duymadık, bilmiyorduk'. Külahıma anlatsınlar. Böyle bir şey yok. Devletsen bileceksin. Devletsen denetleyeceksin. Görevin bu. Devletin en önemli görevi kural koymak, ardından da denetlemektir. Bu insanların at koşturduğu boşluk kendiliğinden oluşmadı. Bu ülkede devlet kurumlarına güven yıllardır aşınıyor. Eğer toplum Kızılay'a, AFAD'a, devlet kurumlarına güvenseydi, bunlar bu kadar rahat ve büyük çapta hareket edebilir miydi? Kurumları siz yıpratırsanız işte ortalığa böyle yapılar girer. Devlet kurumlarının oluşturduğu güven boşluğuna böyle üçkağıtçılar girer. Kaybeden depremzedeler olur. Kaybeden afet mağdurları olur. Kaybeden yardımsever vatandaşlarımız olur. Bu konunun yakın takipçisi olmaya ve soru sormaya devam edeceğiz.'




