Haber: Seyfi ÇELİKKAYA

(YOZGAT)- Yozgat'ın Akdağmadeni ve Çayıralan ilçelerinde, temel geçim kaynakları hayvancılık olan göçerler, yüksek rakımlı, endemik bitki örtülü, bol oksijenli dağların yamaçlarında kendileri üretiyor, kendileri tüketiyor, sağlıklı, huzurlu bir yaşam sürdürüyor. Bu yıl yağışlardan dolayı gecikmeli olarak yaylaya çıkan besiciler, hayvanların besi maliyetinin ahırda besiciliğe göre çok daha düşük olduğunu belirtti.

Van Emekli-Sen'den Rahmi Koç hakkında suç duyurusu
Van Emekli-Sen'den Rahmi Koç hakkında suç duyurusu
İçeriği Görüntüle

Akdağmadeni ilçesi, 2077 rakımlı Nalbatnt geçidi bölgesinde yer alan yaylaları yaz aylarında mesken tutmaya devam eden Yukarı Çulhalı köylüleri, hayvanların endemik bitkilerle beslendiğini, etinin ve sütünün o nedenle çok kaliteli olduğunu söyledi.

Yaylada, babadan kalma tohumlarla ekip biçtikleri buğdayı, el yordamı ile un haline getirip, ekmek yapan, kendi yetiştirdikleri domatesi, maydanozu, biberi, yeşil soğanı tüketip, hayvanların sütünden yaptıkları çalkamayı konuklarına da ikram eden yaylacılar, bu geleneği çocuklarına, gelecek nesillerine de kabul ettirmeye çalışıyor ama gençlerin köyde kalmadığını, şehir hayatını tercih etmeleri nedeniyle kendilerinden sonraki nesillerin yaylaları tamamen terk edeceklerini belirtti.

Yayla sakinlerinden Kemal İbiş, 'Aile hayatımız bir taraftan güzel, bir taraftan çile' diyerek, yayladaki yaşamlarını şöyle anlattı:
'Yollarımız iyi olsa rahat olurduk. Yollarımız bozuk. Hayvanlarımız çok rahat burada. Sabah saat 06.30 gibi çıkarıyoruz. Akşam saat 16.30-17.00'de kendileri geliyor. Kekiklerin arasında yayılıyor. Peyniri, sütü kaliteli oluyor. Mayıs ayının sonuna doğru geliyoruz. Eylül ayında doğru ayrılıyoruz. 11 hanemiz var. Yaklaşık 300-350 hayvanımız var. Ailecek buradayız. Eşim, iki çocuk, ben. Herkes hemen hemen de ailesiyle burada.'

YAYLADA ÜRETTİKLERİNİ İLÇEDE SATIYORLAR

Yurdal Öçal ise yaylada ürettikleri ürünleri ilçeye götürüp sattıklarını ifade ederek, 'Hayvanlarımızı otlatmak için buzağılarımızı burada yetiştiriyoruz. Doğal peynir üretiyoruz. İlçe merkezine götürüyoruz, satıyoruz. Hayvancılıkla uğraşıyoruz. 25-30 tane hayvanım var. Damızlık hayvanlarımız. Üç obaya ayrıldık burada. Üç oba var. 300 hayvan burada var. 300 orada var. Herkes malını böyle sürer' diye konuştu.

'KÖYDE KALAN GENÇLERE KIZ VEREN OLMUYOR'

Yayla sakini Mehmet Turgut, ekonomik sorunlara dikkati çekerek, 'Köyde kalan gençlere kız veren olmuyor. İlla şehir olacak diyorlar. Şehirde geçim kolay değil işin doğrusu. Ev kirası, su parasıydı. Zaten asgari ücret 28 bin lira. Burada ahırda beslediğimiz hayvanı yaylaya çıkardığımız da besi maliyeti yarı yarıya düşüyor. Çünkü mera. Yayla geniş. Arazi güzel. 14 tane burada hane var, 11'i yerleşti. Okullar kapandıktan sonra buralar en az 400-500 kişi olur' ifadeleri kullandı.

'HAYVANLARIN TÜMÜNDE KENE VAR'

Ahmet Turgut, sabah saat 04.30-05.00 gibi hayvanların yayladaki ahırlara geldiğini, başlarında çoban bulunmadığını anlattı. Hayvanları sağımlarını yaptıktan sonra tekrar doğaya bıraktıklarını aktaran Ahmet Turgut, yayladaki kenelerden dert yanarak, 'Aşırı bir kene var. Şu anda hayvanların tümünde kene var. Her sene bu aylarda devletimiz kene ilacı dağıtırdı hayvancılara mal sayısına göre. Bu sene daha vermedi. Eğer yine yardımcı olursa devletimiz bu konuda memnun kalırız. Aşırı da pahalı. Şöyle ufak bir şişesi 700-800 lira kene ilacının' dedi.

'AYI VE KURTLAR ZARAR VERMİYOR'

Yayla sakini İsrafil Öçal, 'Sabah kalkıyor bu hayvanları yavrularını emziriyor. Biraz peynirlik süt sağıyoruz. Sonra hayvanları meraya salıyoruz. 62 yaşındayım şu ana kadar hiçbir tane hırsızlık görmedim. Sabah salıyoruz hayvanları, reisi var bir tane. 20-30 tane hayvanım var bir tane reis önüne düşüyor. Sabah götürüyor, akşam getiriyor. Ayı çok, kurt çok ama zarar vermiyor, şu ana kadar zarar vermedi' diye konuştu.

 

Kaynak: ANKA