Haber: Serra TAYLAN
(ELAZIĞ) - Zafer Partisi Genel Merkez Tarım Komisyonu Üyesi Fuat Gürdoğan, 'Bugün 1 kilo domatesin çiftçiye tarladaki maliyeti 25-30 lira arası değişiyor. Çiftçimiz geliyor, bunu 35 lira, en fazla 40 liradan veriyor, yani 10 lira karla çiftimiz 1 kilo domates üretimi yapıyor. Biz bunu marketlerden 140-150 liraya alıyoruz. Üreten, sorumluluğu alan, eziyetini çeken çiftçimiz fakat kazanan aracılar, haldeki komisyoncular. Özellikle büyük market zincirleri' dedi.
Elazığ'da ziyaretlerde bulunan Zafer Partisi Genel Merkez Tarım Komisyonu Üyesi Fuat Gürdoğan, tarımda girdi maliyetlerindeki artışı tamamen ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları sonrası başlayan savaşa bağlanmanın doğru olmadığını belirterek, geçen yıl tarım sektöründe yüzde 9'luk küçülme olduğuna işaret etti. Artan mazot fiyatlarının üreticiler için büyük bir sıkıntı haline geldiğini kaydeden Gürdoğan, şunları söyledi:
'Türkiye kaliteli gübre konusunda dışa bağımlı bir ülke, yüzde 80-90 oranında dışa bağımlıyız. Savaş tehdidi oluştuğu anda Türkiye'nin tedbirler alması gerekiyordu. Çünkü biz genelde İran'dan gübre hammaddesi konusunda alışveriş yapıyoruz. Farklı pazarlar arayışına girilebilirdi. Çin pazarına gidilebilirdi. Farklı tedarikçiler bulunabilirdi. Savaş tehdidine karşı yapılması gereken şuydu; bu rezervleri hızlı bir şekilde farklı ülkelerden temin edebilecek birtakım ithalat rotalarını değiştirmek gerekebilirdi fakat bu ne kadar yapıldı bilemiyorum.
'Hükümetin biran önce ulusal tarım komitesi kurarak önlemler alınması gerekiyor'
Mazot konusu da var. Mazot konusu giderler de çok büyük bir yekün teşkil ediyor çiftçiler açısından. Artık mazot zamlarını takip edemeyecek duruma geldik. İstikrarlı bir fiyat artışı da yok. Çiftçi ne yapacak? Bugün 1 kilo domatesin çiftçiye tarladaki maliyeti 25-30 lira arası değişiyor. Çiftçimiz geliyor, bunu 35 lira, en fazla 40 liradan veriyor, yani 10 lira karla çiftimiz 1 kilo domates üretimi yapıyor. Biz bunu marketlerden 140-150 liraya alıyoruz. Üreten, sorumluluğu alan, eziyetini çeken çiftçimiz fakat kazanan aracılar, haldeki komisyoncular. Özellikle büyük market zincirleri. Hiç değilse çiftimize karşı bu zamları yansıtmamak gerekiyor. En azından üretim aşamasında muaf tutmak gerekiyor. Savaş devam edecekse hükümetin biran önce ulusal bir tarım komitesi kurarak ivedi bir şekilde önlemler alınması gerekiyor.
'2025 yılında Türkiye'de tarım sektörü yüzde 9 oranında küçüldü'
2025 yılında Türkiye'de tarım sektörü yüzde 9 oranında küçüldü. Yüzde 9 demek üretimde tamamen düşme anlamına geliyor. Türkiye Gayrisafi Yurtiçi Hasılasının yüzde birinin mutlaka çiftçilere karşılıksız olarak verilmesi gerekiyor. Bu bir yasa. Yani çiftçilere karşılıksız verilmesi gereken miktar 570 milyar lira iken bugün açıklanan rakam 961 milyon, açıklanan hibe karşılıksız hibe değil. Bunun içerisinde çiftçiye verilecek olan krediler de dahil, karşılıksız vereceği ne kadar; 168 milyar lira. 570 milyar lira vermesi gerekirken çiftçimize 168 milyar yani dörtte biri kadar az veriyor. Bugün bakıyoruz Avrupa ülkelerine, yüzde 1,2 kesintisiz olarak çiftçisine destek veriyor. Bizim verdiğimiz oran binde dörde tekabül ediyor Çiftçimize kanunun gerektirdiği bu hibeleri versek bütün sorunlarımızı çözmüş olacağız.
'Tarım Kredi kooperatiflerine bakıyoruz holdingleşme yoluna doğru gidiyor'
Tarım Kredi Kooperatifini niçin kurdunuz? Toprak Mahsulleri Ofisi neden var? Çiftçiyi korumak için var. Tarım Kredi kooperatiflerine bakıyoruz holdingleşme yoluna doğru gidiyor. Halbuki bunların kuruluş amacı çiftçimizin borç batağından kurtarmak, tefecilerin elinden kurtarmak. Fakat ne yaptılar? Tarım Kredi Kooperatifleri'nin halini görüyorsunuz. Şu anda marketler gibi çalışmaya başladı. Tamamen bir holding gibi. Devletin bunlara bir çözüm üretilmesi gerekiyor Ben şuraya şu kadar para yatırdım demekle olmuyor. Tarım sektörü milli güvenlik meselesidir. 58-60 çiftçi yaş ortalaması var ülkede. 5 sene sonra ne olacak? Üretici bulabilecek misiniz? Soframızda ürünü kim üretecek? Bütün bunların planlaması gerekiyor. Sahadaki sorunların var olduğunu bilmek lazım, önce teşhis sonra tedavi uygulamak gerekiyor.
'Çiftçi emeklileri zaten üretemiyor artık topraklarını satmaya başladılar'
Ülkenin ekonomisi herkesin malumu çok iyi gitmiyor. Enflasyonun boyutlarını görüyoruz. Savaşta bir miktar enflasyon yükselmesi hayat pahalılığını etkileyebilir. Ama bu durum Türkiye'nin yeni sorunu değil. Yıllardan beri süregelen yanlış süreçlerden şu ana kadar gelen sorunları yaşıyoruz. En azından tarladaki emekli çiftçimiz için devletin alması gereken tedbirler var. Diğer emeklileri bıraktım, en azından üreten emeklerimize bir yardımınız olsun. KDV almayın, ÖTV almayın, Mazotta destekleri arttırın. Özellikle emekli çiftçilerimize yardımcı olun, bunlar üreten kesim. Çiftçi emeklileri zaten üretemiyor artık topraklarını satmaya başladılar. Türkiye'de beton sektörü, inşaat sektörü yüzde 13 büyürken, tarım sektörü yüzde 9 küçüldü. Beton tarımdan daha mı önemli? Bir ülkenin geleceğinden daha mı önemli?'